İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/350 K.2024/788
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/350
KARAR NO : 2024/788
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10.01.2024
NUMARASI : 2021/119 E.
TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 19.04.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19.04.2024
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10.01.2024 tarih 2021/119 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : Davalı vekili, ihtiyati tedbir kararının davacı tarafça kötü niyetle talep edildiğini, kararın infazı nedeniyle 10.000.000-TL zarar oluştuğunu, davacı tarafın kendisine yediemin olarak teslim edilen malları üçüncü kişilere sattığını, inkar edilen imzanın davacıya ait olduğunu belirterek; tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 14/11/2023 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı tarafın yargılama neticesinde bu sebeple uğrayabileceği muhtemel zararlara karşılık olmak üzere davalı tarafça mahkeme veznesine yatırılmak üzere 250.000-TL tutarında teminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararlara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, talepleri üzerine 14.11.2023 tarihinde davalı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbirin uygulanması için davalıya ait adreste yapılan incelemede 84 palet tecavüze konu ürün bulunduğunu, davalının tecavüze konu ürünleri üretmeye devam ettiğini, ikinci kez ihtiyati tedbirin uygulanması için aynı adrese tekrar gidildiğinde tecavüze konu 1155 adet koli bandı, 1407 adet baskılı şişe, 2000 adet zarf ve 85 adet koli ele geçirildiğini, bekletici mesele yapılan dava dosyasının eldeki davadaki hükmü geciktirmek için haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, markanın davacı şirket yetkilisi ... tarafından kendisine devredildiğinden bahisle adi yazılı bir sözleşme dayanıldığını, söz konusu adi yazılı sözleşmenin aslının ibraz edilmediğini, söz konusu sözleşmenin sahte olduğunu, gerçek olsa dahi işbu belgeye itibar edilerek tedbir kararının kaldırılması mümkün olmadığını, marka devir sözleşmesinin resmi yazılı şekilde yapılması gerektiğini, davalı ile davacı şirket devri hususunda bir kez görüşülmüş ise de davalı üstüne düşen ücret ödeme edimini yerine getirmediği için görüşmelerin durduğunu, bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesinin davalı için telafisi imkansız zarara uğrayatanacağını, mahkemece her ne kadar tazminat talebi bulunmaması sebebiyle tedbir kararının kaldırıldığı belirtilmiş ise de davacı tarafından karşı yan aleyhine tazminat davası açılarak bu dosya ile birleştirilmesi talep edildiğini, dava açıldığı tarihte hak sahibi davacı şirket olup söz konusu şirketin tamamının da ...'a ait olduğunu, karşı yanın ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını bir fırsata çevirerek söz konusu kararın kaldırılması sebebiyle sanki davayı kazanmışçasına davacı şirketin tüm müşterilerini tehdit etmeye başladığını, yaklaşık ıspat koşullarının mevcut olduğunu, tüm dosyaların birleştirilerek yeni bir rapor alınıp ihtiyati tedbir kararı hakkında karar verilmesi gerektiğni, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin kabulüne karar verilmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. 6100 sayılı HMK'nın 394/1. maddesinde karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği belirtilmiş, aynı yasanın 394/4. maddesinde mahkemece ilgililer davet edildikten sonra itiraz hakkında karar verilebileceği, 394/5. maddesinde de itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinde ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.
3. Kanun koyucu ihtiyati tedbire ilişkin kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını da özenle, açıkça ve ayrıntılı şekilde düzenlemiş olup HMK’nun 391. ve 394. maddelerinde yer alan kanun yollarına ilişkin düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolu açık değildir. Kanun koyucu bu yöndeki iradesini hem kanun yoluna başvurulabilecek tedbir kararlarını açıkça belirterek, hem de bunların dışındaki kararlara karşı kanun yollarına başvurulmasını yasaklayarak düzenlemiştir. HMK’nun 391. maddesinde sadece ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş iken HMK’nun 394. maddesinde ise sadece taraflar dinlenmeden verilen ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulacağı düzenlenmiştir. Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 395. maddenin 3. fıkrası ile durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkin 396. maddenin 2. fıkrasında, kanun yollarını düzenleyen HMK’nun 394. maddesinin 5. fıkrasına bilinçli olarak atıf yapılmamıştır. Kanun koyucunun, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunu açma gibi bir iradesinin olmadığı HMK’nun 395. ve 396. maddelerinin gerekçesinden de açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle HMK’nun 396. maddesine karşılık gelen Hükümet Tasarısının 400. maddesinin gerekçesinde bu husus çok açık ve ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir. Gerekçede belirtildiği üzere; ihtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir. Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez. Kanun yolu incelemesinde bu husus da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânı kapalı değildir.(Yargıtay 11. HD'nin 04/06/2012 tarih ve 2012/6529 E. -2012/9660 K., 30/10/2013 tarih ve 2013/14149 E. - 2013/19141 K. )
Bu durumda, istinafa konu edilen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararın istinaf yoluyla incelenmesi HMK'nın 396. maddesi kapsamında istinafı kabil bir karar niteliğinde olmamakla, istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-İhtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme ara kararının HMK'nın 396. maddesi uyarınca istinafı mümkün olmadığından davacnın istinaf dilekçesinin REDDİNE,
2-İstinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 19.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.