İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/1819 K.2024/739

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2020/1819 📋 K. 2024/739 📅 08.05.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1819
KARAR NO: 2024/739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/07/2020
NUMARASI: 2016/1326 E. - 2020/362 K.
DAVANIN KONUSU: Şirket genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarını iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin iki ortaklı davalı şirkete 2008 yılında pay devri ile ortak olduğunu, ortaklar arasında zaman zaman sorunlar yaşandığını, 2010 yılından itibaren şirketin iki ortaklı olarak faaliyetini sürdürdüğünü, 04.12.2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile diğer ortak ... müdür olarak atandığını, 2013, 2014 ve 2015 yıllarının genel kurulunun müvekkilinin ısrarı 07.09.2016 tarihinde toplandığını, ancak genel kurulun 5, 7 ve 8. maddeleri ile alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, gündemin 5. maddesi ile şirket müdürü ... kendi kullandığı olumlu oy ile ibra edildiğini, TTK'nın 619/1.maddesine göre şirket yönetimine katılmış olanların müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarını, genel kurulun 8. maddesinde TTK'nın 616/2-e bendi uyarınca şirket müdürünün, bağlılık yükümlülüğü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmesi için izin verilmesi hususunun müzakere edilerek, davacının ret oyuna karşılık şirket müdürü ...'ın olumlu oyu ile ve oy çokluğuyla kabul edildiğini, TTK'nın 619/3.maddesi uyarınca ilgili ortağın bu kararda oy kullanamayacağını, kararın TTK'nın 621/1-g bendinde sayılan önemli işlerden olması nedeniyle nitelikli çoğunlukla alınması gerektiğini, genel kurulun 7. maddesinde şirket müdürüne maaş bağlanması hususunun müzakere edildiğini, bu kararın da müvekkilinin muhalefeti ve ret oyu ile diğer ortağın oyu ile alındığını, karar ile şirket müdürüne aylık 7.000 TL maaş bağlandığını, dağıtılabilir karın ... İnşaat'a yatırım avansı olarak aktarıldığının ve 2013 ve 2015 yıllarında şirketin zarar ettiğinin beyan edilmesine rağmen müdüre maaş bağlanmasının çelişki yarattığını ileri sürerek, genel kurulun 5,7 ve 8. maddelerinin iptaline karar verilmesini, genel kurul kararlarının yürütülmesinin tedbiren durdurulmasını ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; yabancı uyruklu olan davacının teminat yatırması gerektiğini, kayyım atanması gerekli şartların oluşmadığını, ...'ın 14.12.2010 tarihinde davacının da katıldığı ortaklar kurulu toplantısında on yıllığına şirket müdürü seçildiğini, müdürün bütün mesaisini şirkete harcadığını, davacının sorumluluk almaktan kaçındığını, buna rağmen davacının şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemcsi'nin 2016/246 Esas sayılı dosyası ile müdür aleyhine dava açtığını, davacının uzun süredir payını diğer ortağa satarak ortaklıktan ayrılmak istediğini ve davaları bu amaçla baskı için kullandığını, davacının şirket müdürünü ibra etmemekte haklı olup olmadığının açtığı sorumluluk davası sonunda değerlendirileceğinden İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, genel kurulda sadece şirket müdürüne değil tüm ortaklara TTK m.616/2 uyarınca rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde izin verilmesinin görüşüldüğünü, davacının da bir şirketin Katar Şubesinin müdürlüğünü yaptığını, bu şirket ile davalı şirketin faaliyet alanının aynı olduğunu, müdürün tecrübe ve yeteneğine göre aylık 7.000 TL ücretin normal olduğunu, müdürün aktif olarak şirkette çalıştığını, davalı şirketin 31.12.2016 tarihi itibarıyla aktif büyüklüğünün 4.356.624 TL öz varlığının ise 4.356.624 TL'sına ulaştığını, buna rağmen davacının huzursuzluk yaratmak maksadıyla ücrete itiraz ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili davalı şirketin 07-09-2016 tarihinde yapılan 2013,2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan 5, 7 ve 8 numaralı kararların ipialine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, istanbul Ticaret Sicili Müdürlüğümde ... sicil numarasıyla kayıtlıdır. Şirket, 27-07-2007 tarihinde tescil edilerek kurulmuştur.Şirket iki ortaklı olup, davacının hisse oranı % 45. diğer ortağı ...'ın hisse oram da % 55 dir. Davaya konu olan dönemde şirket müdürü ... olup. görev süresi 14-12-2020 tarihine kadardır. Davalı şirketin 2013 - 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı 07-09-2016 tarihinde yapılmıştır. Toplantıya davalı şirketin iki ortağı da katılmış, bu şekilde % 100 oranında toplantı nisabı sağlanmıştır, Davacı toplantıda vekili tarafından temsil edilmiştir.Türk Ticaret Kanunumun 622 inci maddesine göre; bu Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümleri, kıyas yoluyla limıted şirketler de uygulanır, TTK. m, 446'da genel kurul kararlarının iptalinin hangi durumlarda ve kimler tarafından talep edilebileceği açık biçimde düzenlenmiştir. Maddeye göre toplantıda bulunup karara olumsuz oy veren bu durumu toplantı tutanağına geçirten pay sahipleri ile toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasına etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulunun ve kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.T.T.K.'nun 445.maddesinde de; '446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler' denmektedir.Dava 06-12-2016 tarihinde süresi içinde açılmıştır. Toplantıya katılan davacının vekili yukarıda yazılı üç kararda da olumsuz (red) oyu kullanmış, muhalefet beyanında bulunmuş ve gerekçesini tutanağa yazdırmıştır.İptali talep edilen genel kurlun 5.maddesi ile 2013, 2014 , 2015 yılları faaliyetlerinden dolayı Müdürün ibrası görüşülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nun 619. maddesinin 1. fıkrasına göre; herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar, Kanunun bu açık hükmüne rağmen, şirket müdürü ve imza yetkilisi olan ..., kendi olumlu oyu ile ibra edilmesini sağlamıştır. Dolayısıyla 5 numaralı karar Kanuna aykırıdır.Genel kurulun 7.maddesi ile şirket müdürüne ücret ödenip ödenmemesi ve ödenecek miktar görüşülmüştür ve genel kurulda 7 inci maddede; şirket müdürüne 7.000.- TL ücret ödenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir.TTK'da lımited şirket müdürüne ücret ödenmesi zorunluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna karşın anonim şirketlere ilişkin TTK m. 394' e göre esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak kaydıyla yönetim kurulu üyelerine ücret ödenebileceği düzenlenmiştir. Ancak madde bu ücret ödenmesini bir zorunluluk olarak düzenlenmemiş, esas sözleşmede ya da genel kurulda bu konuda bir düzenleme olmasına bağlamıştır. Limited şirketlere ilişkin hükümlerde bu yönde bir açık düzenleme olmadığı gibi TTK m, 394'de bir yollama yapılmamıştır. Buna rağmen limited şirket genel kurulunun devredilemez görevlerini sayan TTK m. 616'da müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi genel kurulun devredilemez görevleri arasında sayılmıştır. Dolayısıyla müdürlere ücret ödenip ödenmeyeceğine ve bunu miktarına karar vermeye yetkili organ genel kuruldur. Genel kurulda ücret 7,000,- TL olarak belirlenmiştir, Ancak, nasıl ödeneceği (Aylık mı? Yıllık mı? Toplantı başına mı?)ve belirlenen bedelin brüt mü, net mi olduğu belirtilmemiştir. Bu sbelirsizlikler nedeniyle iptali gerekmektedir. Genel kurulda 8.maddede; şirket müdürü ile ortaklara TTK 616/2 (e) bendi gereğince şirkete karşı bağlılik yükümü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmeleri için oy çokluğuyla izin verilmiştir, Türk Ticaret Kanunu'nun 621/1-g bendinde; 'müdürlerin ve ortakların, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmalarına genel kurul tarafından onay verilmesi' önemli kararlar arasında sayılmıştır. Bunun için de kararın temsil edilen oyların en az üçte ikisinin oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınması' gerekmektedir. Ancak genel kurulda 8. maddede alınan karar da kanunda öngörülen nisaba uygun değildir,bu durum kanuna aykırıdır..." gerekçesiyle davalı şirketin 07.09.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 5,7 ve 8 numaralı kararlarının iptaline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 07.09.2016 tarihli olağan genel kurulda alınan 5.,7. ve 8. maddelerin kanuna, anasözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, mahkemece çelişkili raporlar esas alınarak eksik inceleme ile karar verildiğini, Türk vatandaşı olmayana davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, mahkemece re'sen yabancılık teminat tutarının belirlenerek yatırtılmadan davaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, Kök ve ek raporda müvekkilinin savunmalarının değerlendirilmediğini, raporların uyuşmazlığı aydınlatmadığını, hükmün tefhim edildiği duruşmada varılan sonucun nedenleri hakkında açıklama yapılmadığını, mahkemece yasanın aradığı şekilde gerekçe yazılmadığını, bu nedenle kararın incelenerek, belirtilen ve istinaf sırasında re'sen dikkate alınacak nedenlerle kaldırılması gerektiğini, Şirket müdürünün 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin faaliyetinden ibra edilmesine ilişkin kararın iptali için şirket müdürü aleyhine İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/426 Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davasının sonucunu beklenmesi gerektiğini, davalı şirketin 40.000 adet hissesinin 18.000 adetinin davacıya, kalan 22.000 adet hissenin ise diğer ortak ve müdür ... ait olduğunu, 5.madde ile müdürün anılan yıllara ilişkin faaliyetleri nedeniyle ibra edildiğini, çoğunluk hisse sahibi şirket müdürünün kendi ibrasına katılamaması halinde şirketler hukukuna egemen olan çoğunluk ilkesinin ihlal edilerek azınlığın bu şekilde çoğunluk üzerinde tahakküm kuracağına dair fiili durumun mahkemece dikkate alınmadığını, ibranın şirket dışındakilere etkisi olmayan, tümüyle şirket içi hukuki bir işlem olması nedeniyle pay sahiplerinin zarar nedeniyle dava hakkının sona ermeyeceğini, genel kuruldan önce müdürün şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla davacı tarafından İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/426 Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davasında ibranın haklı olup olmadığını değerlendirileceğini, bu nedenle mahkemece öncelikle bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini; Şirket müdürünün fiilen çalışması nedeniyle ücret alması gerektiği, kanuna ve Yargıtay içtihatlarına uygun olmasına rağmen, davacının talebi içerisinde yer almayan ve uyuşmazlık konusu olmayan hususların dikkate alınarak kanuna aykırı ve çelişkili değerlendirmelerle 7 numaralı kararın maaş yönünden iptalinin hatalı olduğunu, bu karar ile müdüre ücret ödenmesinin önünün kapatıldığını, müdürün uzun yıllar bir çok yabancı firmada proje direktörlüğünü, proje müdürlüğünü, bölge direktörlüğünü ve genel müdürlüğünü yaptığını, ayrıca 25.07.2009 tarihinden itibaren şirket ortağı olarak o tarihteki diğer yönetici ve ortaklarla beraber 14.12.2010 tarihi itibariyle de davalı şirketin tüm sorumluluklarını tek başına yüklendiğini, müdürün 28.03.2017 tarihine kadar şirketten herhangi bir ücret almadığını, müdürün şirketin kredileri ve borçlarına karşı şahsi kefaletini koyması nedeniyle mal varlığının haczi ile karşı karşıya olduğunu, şirketin bilançosuna göre verilen ücretin normal olduğunu, aylık 7.000 TL ücrete itiraz etdilmesinin de davadaki kötü niyeti gösterdiğini, bu maddeye ilişkin raporlarda kök ve ek bilirkişi raporlarında, davacının talepleri arasında dahi yer alamayan hususlar yönünden yapılan hukuka aykırı değerlendirmelerin esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu; Genel kurulun 8.maddesi ile "bağlılık yükümü ve rekabet yasağının" kaldırılması yönündeki kararın iptalinin de hatalı olduğunu, bekletici mesele yapılmayan İstanbul 6.ATM'nin 2016/426 Esas sayılı dosyası incelenmeden ve davalı şirketi ile müdür ...’ın müdürü olduğu diğer şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğuna ilişkin değerlendirme yapılamdan eksik inceleme ile karar verildiğini, şirket müdürünün aynı zamanda ... Ltd. ve ... Ltd. şirketlerinin de müdürü olması, müdürün şirket müdürünün bağlılık yükümü ve rekabet yasağına aykırı davrandığı ve ...’e zarar verdiğinden bahisle İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2016/426 Esas sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığını, mahkemece bu dosyanın beklenmeden karar verilmesinin bu madde yönünden da yerinde olmadığını, oysa davalı şirketin yatırımcı bir firma olarak faaliyette bulunduğunu ve ithalat, ihracat yaptığını, ... Şirketinin, cam üretimi ve buna ilişkin dekorasyon alanında faaliyetti bulunduğunu, ... Şirketinin ise Bodrum’da inşaat alanında faaliyette bulunduğunu, bu şirketlerin farklı alanlarda faaliyette bulunması nedeniyle aralarında rekabet oluşturacak bir durum bulunmadığını, kaldı ki davacı, şirket müdürünün 26.06.2007 tarihinden itibaren ilgili şirketlerin müdürü olduğunu sicil kayıtları ve ilanlardan bilindiğini, tarafların uzun süren arkadaşlık ve iş ilişkisine rağmen bu iddianın sonradan ileri sürülmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 07.09.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5,7 ve 8 nolu kararların TTK'nın 622. madde yollaması ile TTK'nın 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan tahkikat işleminde eksiklik bulunduğu ve bu eksikliğin Dairemizce düzeltilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nın 356. maddesi uyarınca, istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmıştır.Davacının İtalya vatandaşı olması nedeniyle; yabancılık muafiyetine ilişkin 1954 tarihli sözleşmenin 17. maddesinin uygulanmasında gerçek ya da tüzel kişi ayrımı bulunmamaktadır. Sonuç olarak davacının İtalya uyruklu olduğu ve İtalya devletinin Lahey Sözleşmesine taraf olması sebebi ile teminat muafiyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 12.HD'sinin Hollanda uyruklu kişi hakkında verdiği 14/12/2017 tarih, 2017/8463 E. 2017/15601 K.sayılı ilamı). Davalı şirket iki ortaklı olup sicil kaydına göre davacının 450.000 TL, ...'ın 550.000 TL sermayeye sahip olup, ... 14.10.2010 tarihli kararla on yıl süreyle şirketi münferiden temsile yetkili kılınmıştır. Şirket genel kurulu TTK'nın 623. maddesine uygun olarak şirket müdürünce toplantıya çağrılmıştır. Her iki ortağın katılımıyla yapılan 2013, 2014, 2015 yılı olağan genel kurul toplantısı 07.09.2016 tarihinde yapılmıştır. TTK'nın 622. Maddesinde, limited şirketin genel kurul kararlarının butlanı ve iptali bakımından, anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 445. maddesinde, ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler'' hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 445 ve 446. maddelerine göre, maddede belirtilen kişiler kanun veya ortaklık ana sözleşmesi hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde, ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal dava açabilirler. TTK'nın 446. maddesine göre, limited şirket ortakları, müdürler kurulu ve kararlarının yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğa sebep olacaksa müdürler kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir. Maddede ayrıca, ortakların açabileceği iptal davası bakımından da çeşitli ayrımlar yapılmıştır. Buna göre genel kurul toplantısına katılan ortakların nasıl iptal davası açabileceği hususunun iş bu uyuşmazlıkta tartışılması gerekmektedir. TTK'nın 446/1-a maddesinde göre toplantıda hazır bulunan ve iptal davası açmak isteyen ortaklar, kural olarak olumsuz oy vermeli ve bu muhalefetlerini genel kurul toplantı tutanağına geçirtmedirler. Bu şekilde genel kurul toplantısına katılan ortağın iptal davası açabilmesi için karara olumsuz oy vermesi ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirtmesi, ortak tarafından açılan iptal davasında özel dava şartı niteliğindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.11.2017 tarihli 2016/7360 Esas 20176347 Karar sayılı emsal ilamında da genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava açılabilmesi için dava açan ortağın iptali istediği kararın alındığı genel kurula katılıp kararlar aleyhinde oy kullanması ve oylamadan sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirmesi gerektiği belirtilmiştir. Genel kurul kararlarının yokluğu hâli ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir. Yokluk hâli, hukukun genel ilkelerine göre dikkate alınması gereken bir husustur. Kararın oluşması için gerekli kurucu şekli unsurlar yoksa, örneğin, çağrısız yapılan ve TTK'nın 416.maddesindeki çağrısız genel kurulun şartlarını taşımayan bir toplantı genel kurul toplantısı olarak kabul edilemeyeceği gibi böyle bir toplantıda alınan kararlar da yok hükmünde olacaktır. o karar yok hükmündedir. Yine, kararın alınması için gerekli toplantı ve karar nisaplarını içermeyen kararların da yok hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Yokluğun tespiti, hukuki menfaati olanlar tarağından ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir ve yokluk, mahkemece de resen dikkate alınır. Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde:İptali talep edilen 5. madde ile şirket müdürünün ibrası görüşülmüş olup, maddenin görüşülmesi sırasında davacı vekilinin söz alarak müdür hakkında İstanbul Anadolu 6.ATM'nin 2016/46 E. Sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığının belirtildiği, yapılan oylamada şirket müdürünün hâli hazırda müdür olan kişinin olumlu oyu ve oy çokluğuyla ibra edildiği, maddenin devamında davalı vekilinin söz alarak TTK'nın 619. maddesi gereğince, şirket müdürünün kendi ibrasında oy kullanamayacağı belirtilerek muhalefet şerhinin tutanağa yazdırdığı görülmüştür. TTK'nın 619/1. maddesinde, her hangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibrasında oy kullanamazlar. Diğer bir deyişle, bir şirket müdürünün kendi ibrasında oy kullanması mümkün değildir. Dava konusu karar sadece müdür olan ortağın olumlu oyuyla alınmış olduğundan, ortada geçerli bir kararın varlığından söz edilemez. Ortada usulüne uygun alınmış bir karar bulunmadığından, İstanbul Anadolu 6.ATM dosyasında açılan sorumluluk davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı gibi, şirket müdürünün şirketi zarara uğratıp uğratmadığı gibi, şirketle rekabetinin bulunup bulunmadığının tespitine dahi gerek bulunmamaktadır. Anılan karar yönünden geçerli bir nisapla alınmış bir karar bulunmadığından, 5 nolu kararın yoklukla malul olduğu açıktır. Yokluk, mahkemece resen gözetilmesi gereken bin durumdur. İptal davasına konu bir genel kurul kararının yok hükmünde olduğu tespit edilirse, iptale değil, yokluğun tespitine karar verilmelidir. Bu nedenle mahkemece genel kurulun 5. nolu gündem maddesiyle alınan ibra kararı bakımından yokluğun tespitine karar verilmesi gerekirken, kararın iptaline dair verilen karar hukuka aykırı olmuş ve ilk derece mahkemesi kararının bu yönden HMK'nın 33 , 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen düzeltilmesi gerekmiştir.Genel kurulun 7. gündem maddesi ile şirket müdürüne ücret ödenip ödenmemesi ve ödenecek ücretin tespiti hususunun görüşüldüğü ve ücret ödenmesine karar verildiği, ödenecek ücretin 7.000 TL olduğunun tespit edildiği, bu kararında dava davacının ret oyuna karşılık diğer ortağın olumlu oyu ve oy çokluğuyla alındığı, davacı ortağın vekilinin, şirket müdürünün % 55 payı ile kendi kendine ücret bağlatmasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin mali durumu ile ilgili ortağın beyanlarının ücret kararı ile çeliştiği belirtilerek karara muhalif kalınmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacı tarafın, şirketin mali yapısı ile ilgili nedenleri ileri sürerek ücret hususuna karşı çıktığı, şirket müdürünün kendi ücretiyle ilgili kararda oy kullanarak kişisel çıkar elde ettiğini ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Tüzel kişilerin yönetiminde görev alan ortakların bu faaliyetleri nedeniyle ücret alması Anayasa'daki çalışma özgürlüğünün bir gereği olup, esasen angaryanın da yasak olması nedeniyle yöneticiye emek ve mesaisine karşılık ücret takdir edilmesi gerekir ise de takdir edilecek ücretin, yöneticinin emek ve mesaisi ile şirketin büyüklüğü ve iş hacminin dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Müdüre ücret ödenmesi limited şirket genel kurulunun, TTK'nın 616. maddesinde düzenlenen devredilemez yetkisi kapsamındadır. İlk derece mahkemesinin bu konuda yaptığı inceleme yetersiz görüldüğünde, Dairemizce istinaf aşamasında7 nolu karar bakımından, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporundaki tespitlere göre, şirketin mali yapısı gereğince karar tarihi itibariyle kararlaştırılan ücretin, şirketin mali yapısı ile şirket için harcanacak emek ve mesaiye uygun olmadığı, gayri faal olan bir şirket için takdir edilen bu ücretin fazla olduğu, ücretin aylık mı, yıllık mı olduğu hususunun da belirtilmediği, kararın bu nedenlerle dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin bu madde gündem maddesiyle alınan genel kurul kararı hakkında verdiği iptal kararının sonucu itibariyle isabetli olduğu anlaşıldığından, bu maddeye yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Genel kurulun 8 numaralı gündem maddesi ile şirket müdürü ile ortaklara TTK'nın 616/2.e maddesi gereğince şirkete karşı bağlılık ve rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmesi için, müdür olan ortağın olumlu oyu ve davacının olumsuz oyu ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu maddeye ilişkin olarak da davacı vekili, TTK'nın 619/3. maddesine göre yönetici ortağın oy kullanamayacağını belirterek tutanağa yazdırmıştır. Buna rağmen yönetici ortağın olumlu oyuyla bu kararın alındığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 616/2.e maddesinde; "Şirket sözleşmesinin 613 üncü maddenin dördüncü fıkrası uyarınca ortakların onayını yeterli görmemesi hâlinde, müdürlerin ve ortakların şirkete karşı bağlılık yükümü veya rekabet yasağı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunabilmelerinin onayı için gereken iznin verilmesi." genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. 613/4. maddesinde ise; bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı düzenlenmiş olup, "Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 619/3 maddesi uyarınca, ortağın bağlılık yükümüne ve rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda, ilgili ortak oy kullanamaz. Somut olayda ortağa ve yöneticiye rekabet izni veren kararın, aynı zamanda şirket yetkilisi de olan ve çoğunluk hisseye sahip diğer ortağın olumlu oyuyla alındığı anlaşılmaktadır. Yani oydan yoksun olan olan ortağın olumlu oyuyla alınan karar, yok hükmünde bir karardır. Bu karar bakımından da tıpkı 5 nolu kararda olduğu gibi, ilk derece mahkemesince genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken iptal kararı verilmesi hukuka aykırı olmuş, bu nedenle kararın Dairemizce resen düzeltilmesi gerekmiştir. Yokluk söz konusu olduğundan, bu maddenin iptali için, davacı tarafından açılan sorumluluk davasının sonucunun beklenmesi gerekmediği gibi, şirket müdürünün ortağı olduğu diğer şirketlerin davalı şirketle aynı faaliyet alanında çalışıp çalışmadığının da araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 356.maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 356/2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının re'sen düzeltilesi gerektiğinden, kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 356. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davalı şirketin 07.09.2016 tarihli genel kurulunda gündemin 5 ve 8 numaralı maddeleri ile alınan kararların, yeterli bir nisapla alınmadıkları anlaşıldığından, yok hükmünde olduklarının tespitine, 2-Davalı şirketin 07.09.2016 tarihli genel kurulunda gündemin 7. maddesi ile alınan kararın TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 398,40‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ile 29,20 TL peşin harcın toplamı olan 58,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 4,30 TL vekaletname harcı ile yapılan 286,90 TL tebligatlar gideri ile 1.000,00 TL bilirkişi inceleme gideri olmak üzere toplam 1.291,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde, yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a)Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm kurulduğundan, davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b) Davalının yaptığı kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 20.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı, oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.