İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2021/1453 K.2021/1321
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1453
KARAR NO: 2021/1321
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARI VEREN
MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla )
TARİHİ: 02/06/2021 ( Ek Karar )
DOSYA NUMARASI: 2020/260 Esas - 2020/369 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/09/2021
İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından ... numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile sigortalanan Sigortalı ... SANAYİ A.Ş.‘ye ait Gazlı Piston cinsi emtiaların, borçluların sorumluluğunda, Çin’den; aktarmalı olarak ..., ... ve ... (...) gemileri ile Türkiye’ye nakliyesi esnasında ıslanmak suretiyle hasara uğradığını, nakliye işleminin davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak 19.279,91 TL (asıl alacak) sigortalı zararının müvekkili şirket tarafından tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe hükümleri ile Banka ödeme dekontu halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilinin TTK ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalıya rücu hakkı doğduğunu, müvekkil sigortalısına emtiaların, sigortalı tesisinde tahliyesi esnasında emtiaların hasara uğradığı tespit edildiğini ve firma yetkililerince 15.11.2018 ve 22.11.2018 tarihlerinde Hasar Tutanakları tutulduğunu ve davalılara 14.12.2018 Tarihinde İhtarname gönderildiğini, emtiaların nakliye esnasında hasara uğradığının tartışmasız olduğunu, oluşan hasarın tesptine müteakip ekspertiz çalışması yapıldığını ve Eksper Raporu düzenlendiğini, raporda; 15.11.2018 Tarihinde tahliyesi yapılan emtianın Konteyner tabanında yer alan kolilerin ıslandığı ve ıslanmadan dolayı deforme olduğunu,134 Adet Koli emtianın ıslak olduğunu, koliler içerisindeki 13.400 adet Gazlı Piston cinsi emtiada ıslanmadan kaynaklı oksitlenme meydana geldiğini, konu ile ilgili sovtaj durumu hasar hesabında dikkate alındığını, Hasarın konteynerın Çin'den Türkiye'ye yapılan taşıma esnasında konteynerin aktarmalar esnasında liman sahasında açık alanda kalması, aşırı yağan yağmur veya aşırı su birikintisi içerisinde beklemesi neticesinde meydana gelmiş olabileceğinin tespit edildiğini beyanla; Dava konusu icra takibinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile 06.09.2019 tarihinde başlatılmış olup davalının 24.09.2019 tarihinde borca itiraz ettiğinin, beyanla; müvekkilinin davalılardan olan 20.441,52 TL alacağına ilişkin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İddia edilen hasarın, konteynerin Çin’den Türkiye’ye yapılan taşıma esnasında, konteynerin aktarmalar esnasında liman sahasında açık alanda kalması, aşırı yağmur veya aşırı su birikintisi içerisinde beklemesi sebebiyle oluştuğuna dair bir kanaat ve iddia olduğunu, buna sebep olarak ise yapılan gümüş nitrat testlerinde tatlı su tespit edilmesinin gösterildiğini, ancak bunun konteynerin illaki yağmur altında ya da aşırı su birikintisi içinde beklemiş olduğu anlamına gelmediğini, konteynerin kapak fitillerinde, yağmur suyunu içeri alabilecek kadar bir sızdırma olsaydı nakliyenin yapıldığı Eylül 2018 – Ekim 2018 aylarında kuzey yarım küredeki sonbahar mevsiminden dolayı okyanuslarda yaşanabilen fırtınalarda, konteyner içerisine deniz suyu da girmesinin ve bunun da gümüş nitrat testince çıkması gerektiğini, önemli olanın yükün konteynere ne şekilde yüklendiği olduğunu, malları konteynerin içerisine yükleyicinin kendisinin yüklediğini, saydığını ve konteyneri yine yükleyicinin kendisinin mühürlediğini, taşıtıcı tarafından yüklenen ve onaylanan ve taşıyıcılar tarafından kontrol ve tasdik edilmemiş sevkiyat yükleme ve adet sayım bilgilerinin mal sahibinin sorumluluğunda olduğunu, hasarın taşıyanın sorumlu olduğu bir olayın neden olduğu ispatlanmadığı sürece; meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin ana taşıyıcı değil, ara taşıyıcı olduğunu, ana taşıyıcının ... LTD firması olduğunu ve Türkiye acentesinin de ... A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin Çin’deki acentesi olan ... Limited firmasının, ... firmasından kiraladığı konteyneri Çin’in Huangpu limanında yükleyiciye boş, temiz ve nakliyeye uygun olarak teslim ettiğini, konteynerın ihracatçı firmanın organize ettiği nakliye firması tarafından kamyon ile fabrikaya götürüldüğünü, orada yükleme yapıldığını ve dolu olarak ihracat limanı olan Huangpu’ya getirildiğini, müvekkil firmanın ... (Teslimat Acentası) olarak göründüğünü, konşimentonun ... Ltd. firması tarafından Çin’de düzenlenmiş olup, davalının bu konşimento ile ilgili tek bağlantısının yükün ilgili ve yetkililere doğru bir şekilde teslim edilmesi ve navlun tutarının doğru bir şekilde tahsil edilmesi ile görevli olduğunu belirten ... (teslimat acentesi) olarak belirtilmiş olduğunu, Konşimentoyu düzenleyen ve imzalayan ... Ltd. firması iken ve dahi konşimentonun antetinde ... Ltd. logosu bulunmaktayken, konşimentonun müvekkili şirket tarafından düzenlemiş olduğunu ifade etmenin gerekli dikkat ve özen gösterilmeden aleyhe çıkarımlarda bulunulduğunu ortaya koyduğunu, tarafsız olması gereken ekspertiz raporlarının da tarafları yanlış yönlendirdiğini beyanla davanın usulden ve esastan reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı kararı ile; " Tüm dosya kapsamı itibariyle, davacı vekilinin 27/11/2020 tarihli dilekçesi ile dava dışı ... ile yapılan sulh anlaşması kapsamında dava konusu bedelin ödendiği, dosyaya yatırılan harç ve avansların uhdesinde kalmasını talep ettiği, davalı tarafın vekalet ücreti talebi olmaması şartıyla vekalet ücreti taleplerinin olmadığına dair beyanda bulunduğu, davalı tarafın da 14/12/2020 tarihli dilekçesi ile davacıdan yargılama gideri ve icra tazminatı talebinin olmadığına ilişkin beyanda bulunduğu görülmekle dava konusu bedelin ödendiğine ilişkin davacı beyanı doğrultusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, tarafların icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin olmadığına ilişkin beyanları dikkate alınarak icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı yönünden de karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleri ile; "1-Dava konusu bedelin ödendiği beyan edilmekle, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 2-Davacı vekilinin icra inkar tazminatı ve davalı vekilinin kötü niyet tazminat taleplerinin tarafların beyanları doğrultusunda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 3- Karar harcı olan 54,40.TL'nin peşin alınan 246,89.TL'den düşümü ile artan 192,49.TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE, 4- Tarafların beyan ve kabulleri dikkate alınarak taraflar lehine vekalet ücreti ücreti ve yargılama gideri takdirine YER OLMADIĞINA, ... " karar verilmiş, Yine yerel mahkemenin 21/05/2021 tarihli Kesinleşme Şerhi ile; "Mahkememizden verilen işbu 22/12/2020 tarihli hüküm, taraf vekillerine 06/04/2021 tarihinde tebliğ olunmuş, Tarafların Karar ile ilgili olarak İstinaf Kanun Yoluna başvurmaması üzerine hükmün, 21/04/2021 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur. " açıklaması ile gerekçeli kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı Ek kararı ile; " 6200 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. Bendinde " bu madde uyarınca Arabuluculuk Bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılmaması halinde ise, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükmüne, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddesinde " Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşmamaları halinde iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Bakanlık bütçesinden ödenir... Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan Arabuluculuk ücreti, yargılama giderinden sayılır. Dava açılması halinde mahkeme tarafından dava incesi ödenen Arabuluculuk ücreti makbuz dosyaya eklenir..." hükmüne yer verilmiştir. HMK 6100 sayılı 326. maddesinde yargılama giderlerinden sorumluluk halleri düzenlemiştir. Bu halde yasa ile ilgili yönetmelikte dava şartı olan rabuluculukda tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan iki saate kadar ki arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak 6183 sayılı kanuna göre tahsil edileceği düzenlenmiş olmakla bu kapsamdaki arabuluculuk ücretinin resen dikkate alınması gerekmektedir. Mahkememizce yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı dava şartı olan arabuluculuk ücretinden sorumluluğa ilişkin Gerekçeli kararın hüküm kısmında hüküm kurulmadığından bu konuda resen ek karar alınmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2019/3105 Esas ve 2019/1827 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) " gerekçeleri ile; " Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davada, dava konusu bedelin dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığı, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,..." karar verilmiş ve verilen ek karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin ek kararının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece hüküm verildikten ve kesinleştikten sonra, taraf talebi dahi olmaksızın dosyanın re'sen ele alınarak ek karar verilemeyeceğini, hukuka aykırı olduğunu, 6100 S. HMK- Hükmün tamamlanması MADDE 305/A- (Ek:22/7/2020-7251/27 md.)- (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Ek karar tesisi için 3 şart bulunmakta olduğunu: 1-Taraf talebi olması gerektiğini, 2-Nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde istenilmesi gerektiğini, 3-Yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen karar verilmemiş olması gerektiğini, Bu 3 şartı karşılamayan 'ek karar'ın hukuka aykırı düşmekte olduğunu, Davacının, davasından vazgeçmiş (geri almış ) olduğunu, bu vazgeçmeyi kabul ettiklerini, aleyhlerine bir karar- durum olmadığını, ki arabuluculuk ücretinin kendilerine yüklenmemesi gerektiğini, Davacının 27/11/2020 tarihli dilekçesinde "dava dışı ... firmaları ile yapılan sulh anlaşmasının, davalı taraf için de geçerli olarak kabul edilmesini, dosyaya yatırılan harç ve avansların uhdemizde kalmasını, davalı tarafın vekalet ücreti talebi olmaması şartıyla vekalet ücreti talebimizin olmadığını, sulh sebebi ile davalı tarafa vekalet ücreti tahakkuk ettirilmemesini, davalı taraf söz konusu sulh anlaşmasını kabul etmemesi durumunda, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini" talep ettiğini, davacının bu beyanı ile davasından vazgeçmiş olduğunu, Kendilerinin de bu beyan üzerine, söz konusu taleplerinden rücu ederek, davacının da beyanı doğrultusunda davacıdan yargılama gideri ve icra inkar tazminatı talepleri olmadığını bildirdiklerini, Aleyhlerine ikame edilen davanın da haksız ve redde mahkum bir dava olduğunu, sırf davacı da davasından vazgeçmiş iken nizanın uzamaması adına bu vazgeçmeyi yargılama gideri dahi talep etmeyerek kabul ettiklerini, üzerlerine arabuluculuk ücreti yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, YARGITAY 15.Hukuk Dairesi'ninE: 2018/ 2877 K: 2019 / 2169 T: 08.05.2019 tarihli ilamının "davacı vekilinin 04.09.2015 tarihli dilekçesinin HMK'nın 123. maddesi gereğince davanın geri alınması niteliğinde olduğu davalının da dosyada muvafakatının bulunduğu anlaşıldığından HMK'nın 123. maddesi gereğince davanın geri alındığının kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına, davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken" şeklinde olduğunu, Davacının, kendilerinin yargılama gideri talebi olmaması şartıyla davasından vazgeçtiğini ( geri aldığını ), kendilerinin de yargılama gideri talep etmediklerini ve vazgeçmeyi kabul ettiklerini, dosyanın karara çıkarıldığını, kararın kesinleştiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle, 02/06/2021 tarihli ek kararın kaldırılmasına, yargılama giderinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, rücuen tazmin talebiyle başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı kararı ile; Dava konusu bedelin ödendiği beyan edilmekle, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yönelik karar verildiği ve tarafların İstinaf Kanun Yoluna başvurmaması üzerine kararın 21/04/2021 tarihinde kesinleştiği tesbit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı Ek kararı ile;Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davada, dava konusu bedelin dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığı, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,..." karar verilmiş ve verilen ek karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Uyuşmazlık, gerekçeli kararın kesinleşmesinden sonra tarafların talebi olmadan gerekçeli kararda hüküm altına alınmayan arabuluculuk ücreti konusunda mahkemece resen dosyanın ele alınarak karar verilmesinin mümkün olup olmadığı noktasındadır.HMK'nın 304/1 maddesi "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir."hükmünü içermektedir. HMK'nın 305/1. maddesi "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir", HMK'nun 305/2. maddesi ise "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.'' hükmünü içermektedir.28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7521 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 27. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na “Hükmün tavzihi” başlıklı 305. maddesini takiben; “Hükmün tamamlanması” başlığıyla 305/A sayılı yeni bir madde eklenmiştir.6100 Sayılı HMK. nın 305/A Maddesinde (Ek:22/7/2020-7251/27 md.);'' (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir, ” hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı kararı ile; dava konusu bedelin ödendiği beyan edilmekle, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar verildiği, verilen kararın davacı vekiline ve davalı vekiline 06/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve tarafların İstinaf Kanun Yoluna başvurmaması üzerine kararın 21/04/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece dosya resen ele alınarak 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı Ek kararı ile, gerekçeli kararın hüküm fıkrasına zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsiline dair ibare eklenmiştir. 6100 Sayılı HMK. nın 305/A Maddesinde açıkça düzenlendiği üzere nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde tarafların başvurması şartıyla yargılamada ileri sürülen veya mahkemece kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken ancak hüküm verilmeyen talepler hakkında mahkemece ek karar verilebileceği hüküm altına alınmış olup gerekçeli kararın davacı vekiline ve davalı vekiline 06/04/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 1 aylık süre içinde taraf vekillerinin talebi olmadan mahkemece kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken ancak hüküm verilmeyen arabuluculuk ücreti konusunda ek kararla hüküm altına alınması HMK'nın 304/1 maddesinde düzenlenen hükmün tashihi kapsamında kalmadığı gibi HMK'nın 305/A Maddesinde düzenlenen “Hükmün tamamlanması” kapsamında da kalmadığı anlaşılmakla; verilen ek karar usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle ek kararın kaldırılması gerekmektedir. Asıl karar istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden asıl karar yönünden arabuluculuk yargılama giderine ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı Ek kararının HMK. 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) verilen 02/06/2021 tarih ve 2020/260 Esas - 2020/369 Karar sayılı Ek Kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş-dönüş gideri 23,63 TL olmak üzere; toplam 185,73 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4- Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/09/2021 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.