Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2024/1792 K.2024/1516
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 03/06/2024 ve 26/06/2024 tarihli ara kararlar
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 30/10/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Davalı şirketin 01.04.2024 tarihli Genel Kurul'unda alınan 5 no'lu ara kararın şirket sözleşmesine ve hukukun genel ilkelerine ve davacı ortağın şirketteki hak ve menfaatlerine aykırılık oluşturduğundan bahisle, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 445 vd.maddeleri gereğince, Genel Kurul kararının öncelikle yoklukla ve butlanla malul olduğunun tespitine ya da iptaline karar verilmesini, şirket ortakları arasında niza bulunduğundan dolayı da davanın esası hakkında karar verilinceye kadar davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARLARININ ÖZETİ:
Mahkemece 03/06/2024 tarihli ara karar ile, "... Eldeki davanın, Genel Kurul Kararının yoklukla veya butlanla malul olduğunun tespitine ya da iptaline karar verilmesi istemiyle açıldığı, şirkette organsızlık halinin(yönetim boşluğunun) bulunmadığı, şirketin hali hazırda genel kurul tarafından atanan yöneticiler/müdürler tarafından idare olunduğu ve davacı tarafça sunulan deliller itibariyle, davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını gerektirir yasal koşulların mevcut olmadığı, diğer bir ifadeyle, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı anlaşılmakla, Davacı tarafın, davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına yönelik İhtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.
Mahkemece 26/06/2024 tarihli ara karar ile, "...Davacı tarafça sunulan deliller ve davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati tedbir talebinin kabulünü gerektirir şekilde HMK'nın 390/3.maddesi anlamında yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde davacı tarafın ciddi bir zararının doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın dava konusu genel kurul kararlarının yürütülmesinin tedbiren durdurulması yönündeki taleplerinin reddine, Davalı şirketin 01.04.2024 tarihli olağan genel kurulunda alınan 5 no'lu kararın icrasının 6102 Sayılı TTK'nın 449.maddesi gereğince geri bırakılması yönündeki tedbir taleplerinin reddine," karar verilmiştir.
Ara kararlara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin 26/06/2024 tarihli celsede verdiği ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararını, 03/06/2024 ve 26/06/2024 tarihli gerekçeli ara kararlarını istinaf ettiklerini, müvekkili ve davalı şirketin müdürleri, davalı şirketin kurucu ortakları ve eşit oranda hissedarları olduğunu, müvekkilinin müdürlük görevinden azli; diğer iki ortağın şirketi zayıflatarak müvekkilini zarara uğratmaları, şirketin öz varlığını müdür maaşı olarak iktisap etmeleri amacıyla gerçekleştirilmek üzere alınan bir karar olduğunu, iptali istenen genel kurul kararı hakkında tedbir kararı verilebilmesi için yeterli ve gerekli koşulların mevcut olduğunu, müvekkilinin müdürlükten azli yönünde bir genel kurul kararı bulunmadığını, diğer yönetici ortakların müvekkilinin hisselerini pek az bir bedelle iktisap etmeyi hedeflediklerini ve müvekkili buna icbar etmek uğruna onu yönetimden uzaklaştırdıklarını, yerel mahkemeye sundukları 24/06/2024 tarihli ek beyan dilekçesiyle mevcut müdürlerin; şirketin hasılatının hemen hemen tamamını getiren personeli işten çıkardıklarını, şirketi iş göremez hale getirmeye çabaladıkları delilli biçimde ortaya konduğunu, davalı şirket her bir müdüre ayrı ayrı aylık 370.000,00 TL net ücret ödediğini, bu ücretin gerçekte 110.000,00 TL'si maaş, geri kalan kısmı ise kar payı avansı olduğunu, mailler incelendiğinde de müdür maaşlarının birikmiş yedek akçeyi tüketecek şekilde olağanüstü artırılmak istendiğini, kar payı dağıtımı yoluyla toplu para çıkışı yerine maaş yoluyla daha küçük parçalar halinde şirket kasasındaki parayı ortaklara dağıtma yolunun tercih edilmek istendiğini, şirket müdürlerinin, şirketi kasten zarara uğratmak adına hasılatın kaynağı olan şirket çalışanlarını işten çıkardıklarını, bu çalışanların yerine kimseyi işe almadıklarını, şirketin karlılığı hemen hemen tamamen ortadan kalktığını, bu aşamada müdürlere aylık net 370.000,00 TL ücret ödenmesi hali, şirketin öz sermayesinin müdürlere maaş olarak ödenmesi mahiyetinde olduğunu, yüksek müdür maaşlarının; 110.000,00 TL olarak belirlenmesi şeklinde yürütmesinin geriye bırakılması kararı verilmesinin elzem olduğunu, müdür maaşlarına zam yapılması usulü hakkında alınan genel kurul kararının yürütmesinin geriye bırakılması talebinin ise TÜFE oranının ziyadesiyle yüksek olması gibi doğrudan orana muhalefet değil oranın belirlenmesi serbestisinin müdürler kuruluna bırakılması olduğunu, müdürlere ödenecek ücretin TTK m. 616/1-f düzenlemesi gereğince genel kurul tarafından belirlenebileceğini, dava konusu genel kurul kararında ise "TÜFE oranını aşmayacak şekilde makul yuvarlama yapılarak artış yapılmasına" şeklinde bir düzenleme yapıldığını, müdürlere ödenecek ücretin tespitinin ancak ve ancak genel kurul tarafından kullanılabilecek bir yetki olduğunu, genel kurul haricindeki bir organ yahut kimse tarafından yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ara kararlarının kaldırılarak; davalı şirketin 01/04/2024 tarihli genel kurulunda gündemin 5. maddesinde görüşülüp karara bağlanan "Şirketin müdür seçimi, temsil ve ilzamı ile ilgili daha önce alınmış olan kararların iptal edilmesine, aksi bir karar alınana kadar görev yapmak üzere yapmak üzere şirket müdürü olarak ... ve ...'in olumlu, ...'in muhalefeti ve muhalefet şerhi ile birlikte oy çokluğuyla seçilmiştir." kısmının öncelikle yokluğunun tespitine, bu yerinde görülmezse butlanına ve bu talep de yerinde görülmezse iptaline ve esas hakkında karar verilinceye dek müdürler kurulunun 01/04/2024 tarihli genel kurul öncesindeki hali ile teşekkül ettirilmesi şeklinde yürütmesinin geri bırakılmasına, davalı şirketin 01/04/2024 tarihli genel kurulunda gündemin 5. maddesinde görüşülüp karara bağlanan "Müdürlük görevi sona eren ...'e ücret ödenmemesine, müdürler ... ve ...'e Nisan 2024'den itibaren ayrı ayrı aylık net 370.000,00 TL ücret ödenmesine," kısmının öncelikle butlanına bu talep yerinde görülmezse İPTALİNE ve esas hakkında karar verilinceye dek müdürlere ayrı ayrı aylık net 110.000,00 TL ücret ödenmesi şeklinde yürütmesinin geri bırakılmasına, Davalı şirketin 01/04/2024 tarihli genel kurulunda gündemin 5. maddesinde görüşülüp karara bağlanan "yeni bir genel kurul kararı alınıncaya kadar müdürlerin net ücretlerine her yıl ocak ayında açıklanan TÜFE oranını aşmayacak şekilde makul yuvarlama yapılarak artış yapılmasına ... ve ...'in olumlu, ...'in muhalefeti ve muhalefet şerhi ile birlikte oy çokluğu ile karar verilmiştir." kısmının öncelikle butlanına bu talep yerinde görülmezse iptaline ve esas hakkında karar verilinceye dek yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin 01/04/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların öncelikle yokluk ve butlanla malul olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İstinafa konu edilen talep ise, davaya konu genel kurul toplantısında alınan 5 no'lu genel kurul kararının müdürlere ayrı ayrı aylık net 370.000,00 TL ücret ödenmesi ve "yeni bir genel kurul kararı alınıncaya kadar müdürlerin net ücretlerine her yıl ocak ayında açıklanan TÜFE oranını aşmayacak şekilde makul yuvarlama yapılarak artış yapılmasına" ilişkin kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına yöneliktir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece bu yöndeki ihtiyati tedbir talebi davalı şirketin yönetim kurulunun görüşü alınmadan ya da dava dosyasına cevap dilekçesi sunulmadan önce talep üzerine tensip ile değerlendirildiği usulü yönden yasaya aykırı olduğu açık ise de, davalı tarafın bu yönde istinafı bulunmadığı ve cevap dilekçesinin istinaf incelemesinden önce dosyaya sunulmuş olması nedeniyle esasa etkili olmayacağından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nun 390/2. maddesine göre de, tedbir talep eden taraf dilekçesine dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.
Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.
Mahkemece 5 no'lu genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin talepler yönünden dosyada toplanan deliller dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 03/06/2024 ve 26/06/2024 tarihli ara kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.30/10/2024
...