İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1889 K.2024/1986
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1889
KARAR NO:2024/1986
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:11.11.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI:2024/677 E.
DAVANIN KONUSU:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasında görülen ticaret sicil memurunun kararına itiraz talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir isteminin reddine dair verilen 11.11.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uluslararası inşaat alanında 2006 yılından beri faaliyet gösteren ve kurulduğu tarihten bu yana hissedarlar, aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... ve ...olan bir şirket olduğunu, ayrıca ... ve ...'un şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, şirketin kurulduğu tarihten bu yana pay sahipliğine, yönetim kurulu üyeliğine başka kimsenin atanmadığını, temsilci değişikliği/devrinin hiçbir zaman yapılmadığını, hal böyle olmakla birlikte,Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı gazetesinin ... numaralı sayfasında sahte bir şekilde sanki yönetim kurulu kararı varmış gibi, ... isimli müvekkil şirketçe hiç tanınmayan bir şahsın şirketin yetkilisi olduğuna dair gerçeğe aykırı ilan çıktığını, ilan metni incelendiğinde esasen alınan kararın bir yönetim kurulu kararı değil, ortaklar kararı olduğunun anlaşıldığını, ancak bilindiği üzere anonim şirketlerde ortaklar kararının ancak genel kurul kararıyla mümkün olduğunu, sahte bir şekilde ortaklar kararı şeklinde alınan bir kararın yönetim kurulu kararı gibi incelenmeksizin tescil edilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ilgili ilandan 15.10.2024 tarihinde Üsküdar .... Noterliği tarafından aranarak haberdar olduğunu, ilgili şahsın sahte bir kararla ve belgelerle Üsküdar... Noterliği'ne giderek müvekkili şirketin temsilcisi olduğunu iddia ederek sahte imza sirküleri çıkartmaya çalıştığının tespiti üzerine imza sirküleri hazırlanırken noterin şüphelenmesi neticesinde müvekkilinin telefonla noter tarafından haberdar edildiğini, şüphelinin işlemi yapamadan noterden kaçtığını, bunun üzerine derhal müvekkili şirket tarafından ilgili şahıs/lar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/262434 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, ilgili dosya kapsamında ... isimli şahsın tutuklandığını, soruşturmanın halen devam ettiğini, Kadıköy .... Noterliğinin 10.10.2024 tarihli, ... yevmiye numaralı sahte ve gerçeğe aykırı olarak şirketi resmi dairelerde, bankalarda, kamu kurum ve kuruluşlarda, tapuda her türlü işlemi yapmak için kendisinin münferiden temsilci olarak atandığına dair sahte bir karar düzenlendiğini, ilgili karar incelendiğinde de, kişinin şirket ortağı olmamasına rağmen şirket ortakları tarafından alınmış bir karar olduğu ve kişinin şirket ortağıymış gibi imza attığı...ın isminin İlke olarak yazıldığı, diğer tüm müvekkili şirket üyelerinin imzalarının sahte olarak atıldığının görüldüğünü, Kadıköy .... Noterliği tarafından hazırlanan 04.11.2024 tarihli yazıda noterliğin 10.10.2024 tarih ve ... yevmiye numarası ile işlem olmadığı, suret üzerinde kaşelerin noterliğe ait olmadığı, noterlik kaşesi altında ilgili isimlerde ve noterin de halen noterlikte çalışmadığı, evrakın tamamen sahte şekilde hazırlandığının da belirtildiğini, ilgili şahıslar tarafından ...'ya ayrıca başvuru dilekçesi, görev kabul beyanı ve yönetim kurulu karar defteri sureti sunulduğunu, şüphelinin başvuru dilekçesinde ise, sunulan karara göre müdür olarak atandığını belirttiğini, oysaki anonim şirketlerde yönetim kurulu belirlenirken, başkan ve üyelerin listesinin sunulacağını, müdür olarak atama anonim şirketlerde söz konusu olmaması rağmen ... tarafından bu evraklarda herhangi bir inceleme yapılmadığının da anlaşıldığını, ilgili evrakların ekinde yine sahte olarak düzenlenen yönetim kurulu karar defteri nüshası incelendiğinde ise tasdik üzerinde ... ve ... şeklinde çift yevmiye numarası olduğu, oysa ki karar defterinin açılışında tek yevmiye kaydı olması gerektiğini, alınan kararın tasdikinin ise ayrı bir yevmiye numarası olması gerektiğini, ilgili kayıtların da davalı kurum tarafından hiçbir şekilde incelemeye konu edilmediğinin de anlaşıldığını, yönetim kurulu karar defter kapağında da müvekkili şirketin vergi dairesi, adresi, karar defterine ilişkin bilgilerin gerçeğe aykırı olarak hazırlandığını, sunulan başvuru dilekçesinde müvekkili şirket adına sahte kaşe düzenlendiğini, adresin dahi ... sokak olması gerekirken ... sokak olarak belirtildiğini, görev kabul beyanı ve başvuru dilekçesi aynı kişi tarafından imzalanmasına rağmen her iki belgede farklı imzalar atıldığını, farklı telefon numaralarının beyan edildiğini, işbu işlemler tespit edilip suç duyurusunda bulunulması sonrasında, davalı kuruma dilekçe ile başvurularak 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı gazetenin ... numaralı sayfasındaki ilanın kaldırılmasının talep edildiğini, ayrıca müvekkili şirketin, 3.kişileri ve şirketin zararına işlemler yapılmaması adına, usulüne uygun olarak derhal genel kurul yaptığını ve genel kurulda yönetim kurulu seçimine karar verdiğini, işbu genel kurul kararı sonrası genel kurulun ve yönetim kurulunun ilanı davalı kurumdan talep edildiğini, davalıya ilan yapılması için bizzat sunulan kararlarda da açık bir şekilde ''...'ın 10.10.2025 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu yönünde gerçeğe aykırı bir karar ilan edilmişse de şirketimizce bu yönde alınan bir karar olmadığından, şahıs şirketimizce de tanınmadığında, söz konusu ilan şirketimiz tarafından yapılmadığından ve kararda yer alan tescile delil olan belgeler de gerçeği yansıtmadığından ...’ın şirkette görev yaptığını hiçbir şekilde kabul, onay ya da ikrar anlamına gelmemek üzere zaten yok hükmünde olan bu kararın ve karar doğrultusunda ticaret sicil gazetesinde gözüken görevinin şirketimizi koruma tedbiri amacıyla sonlandırılmasına, bu konuda ... ve tespit edilecek diğer şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına'' şeklinde karar alındığını, işbu kararların da davalı kurum tarafından yayınlanması için 16.10.2024 tarihinde talepte bulunulduğunu, ancak davalı kurumun tescil başvurusunda 16.10.2024 tarihinde, 11187 sayılı gazetede belirtilen evrakların aksine, tescili sanki ilgili şahsa daha önce verilen bir yetki ve görev varmış ve bu görev sonlandırılmış gibi ilan yaptığını, işbu tescilin dahi davalı kurum tarafından tescil başvurusunun aksine ve başvuru ile ilgisi olmayan bir içerikle yayınlandığını, bu şekilde bir ilanın 3. kişiler arasında karışıklık yaratacağı, bir işlem yapılmış olması halinde müvekkili şirketin zor duruma düşüreceğinin de açıkça ortada olduğunu, zira ilgili ilanların halen yayında olduğundan ilgili şahsın sahte kararın alındığı 10.10.2024 ve ilanın yayınlandığı 14.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine kadar şirketin yetkilisi olarak göründüğünü, ilanların yayında olması nedeniyle riskin halen devam ettiğini, bunun yanı sıra, işbu durumun müvekkili şirket tarafından öğrenilmesi üzerine şirket aleyhine bankalarda, noterlerde, tapularda işlem yapılmasının önüne geçilmesi adına 46 farklı bankaya, davalı kurumun yanı sıra, Türkiye Bankalar Birliği Başkanlığına, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığına, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne ihtarnameler gönderilerek ...'ın davacı şirketle alakası olmadığına dair zaruri bildirimler yapıldığını, sahte ilanlar nedeniyle müvekkili şirket hem maddi hem manevi zarara uğradığını, işbu ihtarnamelerin ilgili kurumlara gönderilmesi ve ilanın düzeltilmesi için toplamda 88.372,45 TL masraf yapıldığını, bunun yanı sıra sicilin yanlış tutulmasından dolayı uğrayacakları tüm zararları talep hakkının da saklı olduğunu, davalı kurumun talebe aykırı olarak matbu metinlerle yapmış olduğu ikinci ilanda belirtildiği şekilde sahte evraklar hazırlayan...'ın görevinin sona erdirilmesi değil ilgili ilanın gerçek olmadığının ilan edilmesi noktasında olduğunu, ancak davalı kurumun bu talebin aksine, çıkarmış olduğu ilanda ...'ın önceki görevinin sona erdirilmesi şeklinde ilan ettiğinin anlaşıldığını, işbu durumun 10.10.2024 - 16.10.2024 arasında sanki ...'ın yöneticiliğinden şirketin bilgisi varmış ve 16.10.2024 tarihinde sona erdirilmiş gibi bir algı oluştuğunu, bu noktada, şüphelinin belirtilen tarihlerde müvekkili şirketi temsilen atacağı imzalarda 3.kişilerin söz konusu ilanların varlığından bahisle müvekkili şirketten hak talebinde dahi bulunabileceklerini, hali hazırda sahte belgelerle müvekkil şirketi dolandırmayı amaçlayan 3.kişinin söz konusu eylemi yapmasının önünde hiçbir engel olmadığı gibi, geriye dönük belgelerle müvekkili şirketi borç altına sokan belgelere imza atması, neticeten durumdan haberdar olmayan ya da haberdar olsa da bu kişiyle iştirak halinde olan 3.kişilerin işbu sicil kayıtlarını bahane göstermek suretiyle müvekkili şirket aleyhine işlem yapacağının kuşkusuz olduğunu, dolayısıyla ilk ilanın sicilden silinmesinin zorunlu olmakla birlikte işbu ikinci ilanın da talep edildiği şekilde ve talep edilen karar doğrultusunda tescil edilmesi ve yayınlanması zorunluluğunu davalının atladığını, 14.10.2024 tarihli sahte ilanın kaldırılması ve 16.10.2024 tarihli ilanın içeriğinin düzenlenmesi talebi ile davalı kurum ve TOBB Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğü'ne 18.10.2024 tarihinde ihtarnameler gönderildiğini, davalı kurumun cevabi ihtarnamesinde sicil müdürlüklerince tescil edilmiş olguların resen değiştirilmesi veya silinmesinin mümkün olmadığı, kararın iptalinin ancak kesinleşmiş yargı kararı ile mümkün olduğu gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, davalı kurumun işbu kararının 04.11.2024 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, bu nedenlerle, ilgili ilanların müvekkili şirket ve 3.kişiler arasında karışıklık yaratabileceğinden, ilgili şahıs halen belirtilen tarihlerde gerçeğe aykırı olarak şirketin temsilcisi olarak gözüktüğünden müvekkil şirket ve 3.kişiler aleyhine müvekkili şirketi borçlandırıcı ve zarara uğratıcı geriye dönük işlemler yapılabileceğinden 14.10.2024 tarihli ilgili ilanın Ticaret Sicil Gazetesi'nden terkini ile 16.10.2024 tarihli ilanın terkini/değiştirilmesi suretiyle düzeltilmesi için bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin ve 3.kişilerin suçtan zarar görmemesi ya da herhangi bir suça konu olayın ortaya çıkmaması adına, sahte olarak hazırlanan 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı, ... sayfa numaralı ilanın Ticaret Sicili Gazetesinden terkin edilmesine veya kaldırılmasına, 16.10.2024 tarihli kararın, kararda bulunan ...'ın görev suresinin sonlandırılmasına dair 14.10.2024 tarihli kararı engellemek amaciyla alındığından 14.10.2024 tarihli kararın kaldırılmasına ve terkinine karar verilmesi halinde, 16.10.2024 tarihli kararda "...in gorevinin sonlandirildigina dair" kısmın da kaldırılmasına ve terkinine, mahkeme aksi kanaatte ise, 16.10.2024 tarihli, 11187 sayılı sicil gazete kaydının terkin edilmesi veya değiştirilerek, ilanın müvekkili şirket tarafından alınan 16.10.2024 tarihli 2024/05 karar no'lu yönetim kurulu ve 16.10.2024 tarihli genel kurul kararları uyarınca yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ilgili ilanların halen herkese açık Ticaret Sicil Gazetesinde yayında bulunması, ilgili şahısların o tarihlere ilişkin geriye dönük olarak şirket adına resmi senet, belge imzalaması vb işlemlerde bulunması ve 3.kişileri yanıltması, müvekkili şirketi ve 3.kişileri zarara uğratması kuvvetle muhtemel olduğundan sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek şekilde 14.10.2024 tarih, 11185 sayılı ve 16.10.2024 tarih, 11187 sayılı yayınların bulunduğu ... ve ... sayfalarındaki ilgili yayınlara ilişkin erişimin engellenmesi ile müvekkil şirketin 16.10.2024 tarihli başvurusuna göre ilanın düzenlenmesi şeklinde tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince 11.11.2024 tarihli ara kararda özetle; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının ihtiyatı tedbir istediği konu davanın mahiyetini çözer nitelikte olduğundan ve davacının haklılığı yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağından ihtiyati tedbir istemini reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur... '' gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 14.10.2024 tarihli ilana konu kararın ve içeriğinin sahte olarak hazırlandığını, kararın sahte olduğu noterlikçe de tespit edildiğini, ayrıca 16.10.2024 tarihli kararın da davalı kurum tarafından içerik değiştirilmek suretiyle ilan edilmiş olduğundan müvekkili şirketle hiçbir alakası olmayan ... isimli şahsın kararın alındığı 10.10.2024 tarihinden 16.10.2024 tarihine kadar müvekkili şirketin münferiden temsilcisi gibi gözüktüğünü, ancak davalı kurumun talebinin aksine, çıkarmış olduğu ilanda ...'ın önceki görevinin sona erdirilmesi şeklinde ilan ettiğinin anlaşıldığını, işbu durumun 10.10.2024 - 16.10.2024 arasında sanki ...'ın yöneticiliğinden şirketin bilgisi varmış ve 16.10.2024 tarihinde sona erdirilmiş gibi bir algı oluştuğunu, bu noktada, şüphelinin belirtilen tarihlerde müvekkili şirketi temsilen atacağı imzalarda 3.kişilerin söz konusu ilanların varlığından bahisle müvekkili şirketten hak talebinde dahi bulunabileceklerini, hali hazırda sahte belgelerle müvekkil şirketi dolandırmayı amaçlayan 3.kişinin söz konusu eylemi yapmasının önünde hiçbir engel olmadığı gibi, geriye dönük belgelerle müvekkili şirketi borç altına sokan belgelere imza atması, neticeten durumdan haberdar olmayan ya da haberdar olsa da bu kişiyle iştirak halinde olan 3.kişilerin işbu sicil kayıtlarını bahane göstermek suretiyle müvekkili şirket aleyhine işlem yapacağının kuşkusuz olduğunu, dolayısıyla ilk ilanın sicilden silinmesinin zorunlu olmakla birlikte işbu ikinci ilanın da talep edildiği şekilde ve talep edilen karar doğrultusunda tescil edilmesi ve yayınlanması zorunluluğunu davalının atladığını, ihtiyati tedbir istenilen konunun davanın mahiyetini çözer nitelikte olduğu tespitinin hukuka aykırı olduğunu, erişimin engellenmesi ile yargılama sonunda verilecek karara göre ilanların yayından kaldırılması kavramlarının birbirinden farklı olduğunu, içeriğin engellenmesi yöntemi ile esasen kullanıcının bir içeriğe erişiminin kısıtlandığını, ancak içeriğin yayından kaldırılması yer sağlayıcılar tarafından içeriğin sunuculardan yahut mevcut içerikten ayrılması/çıkarılması anlamına geldiğini, bu durumda, içeriğin yayından kaldırılmasına kadar olan süreçte, yani yargılama süresince, içeriğe erişimin engellenmesinin bir tür tedbir olarak verilebildiğini, bu gibi durumlarda, içeriğin yayından kaldırılmasına kadarki süreçte öncelikli bir koruma tedbiri olarak içeriğe erişimin engellenmesi yoluna başvurulmasının mümkün olduğunu, bu kapsamda, tedbiren bir internet içeriğine erişimin geçici olarak engellenebildiğini, hukuki bir uyuşmazlık var ise ihtiyati tedbir kapsamında yahut bir suçun mevcudiyetinde koruma tedbiri kapsamında bu yola başvurulduğunu, ihtiyati tedbir istenilen konu (erişimin engellenmesi) ve davanın konusu ( ilanların yayından kaldırılması) birbirinden farklı olduğunu, haklılığın yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağı gerekçesinin de hatalı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli olduğunu, ispat ölçüsünün yaklaşık ispat kuralına göre belirleneceğini, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, erişimin engellenmesi talep edilen ilanlara konu kararların sahte olduğunun Kadıköy .... Noterliği tarafından da yazılı olarak teyit edildiğini, noterlik tarafından Savcılık, Ticaret sicil müdürlüğü gibi tüm ilgili kurumlara bildirimler yapıldığını, bunun yanı sıra, erişimin engellenmesi talep edilen ilanlara konu kararları çıkaran şahsın kamera kayıtları vb. ilgili delillerle tespit edilerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/262434 Soruşturma numaralı dosyasında tutuklanmasına karar verildiğini, ilgili ilanların çıkmasına sebebiyet veren tüm şüpheli şahısların araştırılmasının savcılık dosyasında devam ettiğini, bu durumda müvekkili şirketin haklılığının daha ne şekilde- yaklaşık olarak bile ispat etmesi gerektiğinin anlaşılamadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraz istemine; istinaf ise ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 11.11.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; Ticaret Sicil Gazetesi'nin 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı ve ... numaralı sayfasında müvekkili şirket adına yer alana ilanın sahte şekilde alınan yönetim kurulu kararına dayandığını, bu kararda ve ilanda müvekkilini temsile yetkili ...'ın müvekkili şirketi temsile yetkili olmadığı gibi şirketle ilgisi bulunmadığını, bu durumdan şahsın noterlikte sahte evraklarla işlem yaparken tespit edilmesi üzerine noterlikten müvekkili aranarak haberdar edildiğini, bu durumun sakıncalarını gidermek için müvekkili davacının 16.10.2024 tarihinde genel kurul toplantısı yaparak adı geçen kişinin şirketle ilgisi olmadığına, 14.10.2024 tarihli ilanın gerçeğe aykırı evraklarla ilan edildiğine dair karar alındığını, yine yönetim kurulu kararı da alınarak ...'ın temsile yetkili olduğuna dair karar aldığını, davalıdan bu genel kurul kararı ile yönetim kurulu kararının ilanının talep edildiğini ancak davalının bu kararları 16.10.2024 tarihinde, 11187 sayılı gazetede belirtilen evrakların aksine, tescili sanki ilgili şahsa daha önce verilen bir yetki ve görev varmış ve bu görev sonlandırılmış gibi ilan ettiğini ileri sürerek, Ticaret Sicil Gazetesinin 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı ve 1296 sayfadaki ilanın terkinine, 16.10.2024 tarihinde, 11187 sayılı ve 1449.sayfadaki ilanın değşitirilerek ilgili yönetim kurulu ve genel kurul kararları uyarınca ilanın yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca 14.10.2024 tarih, 11185 sayılı ve 16.10.2024 tarih, 11187 sayılı yayınların bulunduğu ... ve ... sayfalarındaki ilgili yayınlara ilişkin erişimin engellenmesi ile müvekkilinin 16.10.2024 tarihli başvurusuna göre ilanın düzenlenmesi şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir.Somut olayda mahkemece, davacının ihtiyatı tedbir istediği konunun, davanın esasını çözer nitelikte olduğu ve davacının haklılığının yargılama sonucunda ortaya çıkacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbir istemini reddine karar verilmiştir.Davacı şirket tarafından sahte olduğu iddia edilen ilanın sakıncalarını gidermek üzere aldığını belirttiği 16.10.2024 tarihli genel kurul kararında ''1- Her ne kadar 14.10.2024 tarih ve ... numaralı Ticaret Sicil gazetesinde ... Kimlik no'lu İstanbul/Beyoğlu adresinde ikamet eden ...'ın 10.10.2025 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu yönünde gerçeğe aykırı bir karar ilan edilmişse de şirketimizce bu yönde alınan bir karar olmadığından, şahıs şirketimizce de tanınmadığından, söz konusu ilan şirketimiz tarafından yapılmadığından ve kararda yer alan tescile delil olan belgeler de gerçeği yansıtmadığından ...’ın şirkette görev yaptığını hiçbir şekilde kabul, onay ya da ikrar anlamına gelmemek üzere zaten yok hükmünde olan bu kararın ve karar doğrultusunda ticaret sicil gazetesinde gözüken görevinin şirketimizi koruma tedbiri amacıyla sonlandırılmasına, bu konuda ... ve tespit edilecek diğer şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, 2-Türkiye uyruklu ... Kimlik numarası ile İstanbul/Kadıköy adresinde ikamet eden ...'un (Yön.Kur.Başkan Yar.) (Münferiden temsile yetkilidir.) ve Türkiye uyruklu ... kimlik numaralı ...ın mevcut görev sürelerinin 16.10.2027 (Yönetim Kurulu Başk.)(Münferiden temsile yetkilidir.)tarihine kadar uzatılmasına... '' şeklinde karar alındığı görülmektedir.Dava konusu olan ve Ticaret Sicil Gazetesinin 14.10.2024 tarihli, 11185 sayılı ve ... numaralı sayfasında davacı adına yer alan ilana dayanak belgelere ilişkin yevmiye kaydı ve kaşesi bulunan Kadıköy ...Noterliğince İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/262434 sayılı dosyasına gönderilen cevabi yazıda ilanın dayanağı yönetim kurulu kararındaki yevmiye sayısının noterliğe ait olmadığı, noterlik kaşesi altında yer alan ilgili isimlerin de noterin de noterlikte çalışmadığının bildirildiği, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacının davalıya TOBB'ne başvuruları bir bütün olarak nazara alındığında dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispatın sağlandığı görülmektedir. Sahte olduğu iddia edilen ilan kapsamında ...'ın davacı ... temsile yetkili olmadığı ve ilana dayanak belgelerin sahte olduğunun tespiti halinde davacı açısından telafisi güç zararların önüne geçilebilmesi amacıyla, ilana ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekirken mahkemece talebin reddi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.Ancak Ticaret Sicil Gazetesi yayımlanıp basılması, aynı sayfada davacı dışındaki tacirlere ilişkin ilanların bulunması, ilgili sayfada sadece davacıya adına olan ilana erişimin engellenmesinin mümkün olmaması sebebiyle, davacı vekilinin belirttiği gibi Ticaret Sicil Gazetesi'nin ilgili sayfalarına erişimin engellenmesi mümkün olmadığından dava konusu olan 16.10.2024 tarihli ilanın dayanağı olan davacı şirketin 16.10.2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağının tam metninin, masrafı davacı tarafça karşılanmak kaydıyla, Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmiştir. Söz konusu ihtiyati tedbir kapsamında davalı Kurumun zarara uğrama ihtimali bulunmadığından, HMK'nın 392/1 maddesi uyarınca takdiren teminat alınmamasına karar verilmiştir. Öte yandan, davacı tarafından dava İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesine ve bu müdürlük vekilince davaya cevap dilekçesi sunulmasına rağmen ara karar başlığında ve UYAP sisteminde ''İstanbul Ticaret Odası'' nın davalı olarak yer alması da hatalı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353.1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 11.11.2024 tarihli ara kararının kaldırılarak, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin Dairemizce kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair istinafa konu 11.11.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile davacı şirketin 16.10.2024 genel kurul kararlarının tam metninin, masrafı davacı tarafça karşılanmak kaydıyla, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanınına, 2- HMK'nın 392/1.maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,3- HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının bu kararın davacı vekiline tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmesi, aksi hâlde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına, kararın tebliğinin ihtar yerine geçmesine,4-Tedbir talebi dava içinde olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,5-Davacının, erişimin engellenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine,6-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,c-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.