Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1354 K.2024/1141
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1354 Esas 2024/1141 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1354
KARAR NO : 2024/1141
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/05/2024
NUMARASI : 2023/509 Esas 2024/374 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 25/07/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün, davalı ... İnşaat... Anonim Şirketi'nin ortağı olup, müvekkilinin davalı şirketten kar payı alacakları bulunduğunu, söz konusu kâr payı ödemesinin 02.06.2023 tarihinde diğer ortaklara yapıldığını, ancak müvekkilinin kâr payı ödemesi yapılmadığını, davalı şirkete buna dair gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2023/16928 Esas sayılı icra takip dosyasında başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu iddia ederek itirazın iptaline takibinin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketçe kar payı dağıtımı kararının alınmasından sonra yönetim kurulu tüm ortaklara kar payı dağıtımı için bir yazı gönderdiğini, davacı ...' e gönderilen yazılarda da görüleceği üzere ortakların toplam alacağının, alacağın yatırılacağı banka hesabının, güncel adres, telefon ve e-mail bilgilerinin tamamlanarak şirket muhasebe servisine verilmesi gerekli bilgilendirmenin yapılmaması durumunda ödeme yapılamayacağının bildirildiğini, şirketin diğer ortaklarının söz konusu evrakı doldurarak müvekkili şirkete teslim etttiklerini ve bildirdikleri hesaba kar payları ödendiğini, davacı ...'ün ise söz konusu bilgileri doldurmadığı gibi şahsına ait ödemenin yapılacağı banka hesap numarasını bildirmediğinden kendisine ödeme yapılamadığını, kar paylarının ödenememesinin tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, davacı ...'ün banka hesap numarası bildirmediği gibi, çekilen ihtarnamede "davacının banka hesabına para yatırılmaması bu hesapları kullanamayacağı"nın belirtildiğini, müvekkili şirkete Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünden 21.06.2021 tarihli bir yazı geldiğini, bu yazıda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 21.05.2021 Tarih ve 2020/226741 soruşturma sayılı yazısı kapsamında ... ...A.Ş. nin pay defterlerinin ... isimli şahısla ilgili sayfalarının onaylı bir sureti ve şirket nezdindeki pay defterinin elden teslim edilmesi istenildiğini, davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Bürosunca terör şüphelisi sıfatıyla soruşturma yapıldığını, çekilen ihtarnamede banka hesaplarını kullanamayacağı belirtilerek vekilinin hesabına para yatırılmasının istenilmesi üzerine müvekkil şirket yönetim kurulu üyesi vekili tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak izlenecek yolun bildirilmesi istenildiğini, müvekkil şirket yönetimi bütün bu hususları birlikte değerlendirdiği ve yasal olmayan bir sonuca yol açmamak adına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma bürosundan cevap gelmedikçe davacıya ödeme yapılmamasına, bundan böyle doğacak kar paylarının açılacak bir banka hesabına yatırılmasına karar verildiğini, bu husus davacının keşide ettiği 08.06.2023 tarihli ihtarnameye karşı verdiğimiz Ankara 40.Noterlik 14.06.2023 tarih ve 14668 yevmiye no'lu cevabi ihtarnamede de davacıya açıkça bildirildiğini, buna rağmen icra takibine geçildiğinden terör soruşturmasına zarar vermemek adına "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bir cevap gelene kadar söz konusu meblağın banka hesabına yatırıldığı" belirtilerek borca itiraz edildiğini, işbu itirazın tamamen iyi niyetle ve yasalara aykırı bir duruma yol açmamak için yapıldığını, müvekkili şirketin borca itirazı tamamen haklı gerekçelere dayandığını, gerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yazıları ve gerekse asile ait banka hesaplarının kullanılamayacağı iddiası, bu hesaplar üzerinde bir tedbir veya benzeri durumun bulunduğunun tevilen ikrarı mahiyetinde olduğundan itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere davacıya ait kar payı ayrılarak banka hesabına yatırıldığını, bu nedenle alacak ve icra inkar tazminatı talebi yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı hakkında ceza yargılamasının devam ettiği, Ankara 23.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/25 Esas sayılı dosyasında 24.04.2024 tarihli ara kararı ile soruşturma aşamasında verilen Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı tedbir kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbir kararlarının aynen devamına karar verildiği, Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tedbir kararının CMK'nun 128/1 maddesi geriğince taşınmazlarına kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulmasına,.." şeklinde karar verildiği, davanın konusunu teşkil eden şirket ortaklık payı alacağının da "her türlü hak ve alacaklara el konulması" kararı içerisinde değerlendirilmesinin gerektiği, sulh ceza hakimliğince verilen ve ağır ceza mahkemesince de devamına karar verilen tedbir niteliğindeki el koyma kararının davacının mal varlığı hakkında CMK'nun 128/1 maddesi geriğince verilen el koyma tedbirine karşı davacı tarafça ceza mahkemelerinde itiraz yolunun açık olduğu, CMK'nun 128/8 maddesi gereğince de elkoyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır... düzenlemesinin bulunduğu, davalının sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemesi kararları gereğince davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği kar payını ödememesinin haklı bir sebebinin bulunduğu, aksi durumda kendisi hakkında da ceza soruşturmasına başlatılabileceğinden davacı alacağının istenebilir olmadığı, davacı hakkında ceza yargılamasında verilen tedbir kararı devam ederken hali hazırda takip başlatmakta ve dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 D.iş sayılı kararı ile alakalı müvekkilin yargılamasının devam ettiği Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/25 E. sayılı dosyasında bu kararda verilen tedbirlerin devamına karar verildiğini, Ter. Müc. Kanunu 20/A uyarınca yapılan itiraz neticesinde en son Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/441 D. İş sayılı 12/06/2024 tarihli kararı ile kaldırıldığını, kararın kesin olduğunu, yargılama sürecinde buna ilişkin beyanlar mahkemeye sunulmasına rağmen sayın mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, hasılı, davalının, kendisine tebliğ dahi edilmeyen, resmi bir yazı ile bilgilendirilmediği, hukuk yargılaması devam ederken haberdar olduğu ve sonrasında kesin kararla kaldırılan bir karara dayanarak müvekkilin kar payı alacağını ödemediğini, müvekkilinin uzun yıllardır davalı şirketin ortağı olup, şirket hissesi üzerinde herhangi bir dosya üzerinden konulan bir tedbir bulunmadığını ve kar payı alacağını hak ettiğini, müvekkilinin şirket hisseleri üzerinde davalının itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nun 2020/226741 numaralı dosyası üzerinden konulmuş bir tedbir bulunmadığını, gerekçeli kararda bahsi geçen Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 D.iş sayılı kararının davalı şirkete tebliğ edilmediğini, davalı şirkete ne mahkeme ne savcılık tarafından bir tedbir yazısı gönderilmediğini, icra takibine konu 608.610,20-TL asıl alacak ve fer'ileriyle toplam tutarın her açıdan önemli bir miktar olduğunu, tacir olan müvekkilinin, alacağı ile yeni bir projeye yatırım yapabileceğini, taşınır-taşınmaz alıp satabileceğini, mülk edinebileceğini, ticari faaliyette bulunabileceğini, dövize çevirebileceğini. ülkemiz ekonomik koşulları da göze alındığında müvekkilininin böyle bir kâr payından mahrum bırakılması ve bu durumun bile isteye gerçekleştirilmesinin müvekkil açısından büyük zararlar doğurmuş olup mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, kesinleşmemiş ceza yargılaması ara kararının iş bu davanın gerekçeli kararında esas alınamayacağını, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan dosyasında birçok kere "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 20/A maddesi gereği Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliği 2016/ 4767 D.İş sayılı 08/09/2016 tarihli kararının "kaldırılmasına veya devamına" yönelik hüküm kurulması gerektiği" belirtildiğini ve nihayet Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/25 Esas sayılı dosyasının 12/03/2024 tarihli son duruşmasında verilen (3) no.lu ara karar ile " Geçen celse 3 nolu ara karardan dosya kapsamına göre dönülmesine, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/669 esas ve Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/412 esas sayılı dosyalarına dosya kapsamında soruşturma kapsamında Ankara 3. SCH'nin 08/09/2016 tarih, 2016/4767 D.İŞ sayılı kararı ile CMK'nun 128/1 maddesi gereğince sanığın taşınmazlarına, kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklarına, kıymetli evraklarına, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer mal varlığı değerlerine el konulmasına karar verildiği,, bu tarihten sonra şerhin konulduğu tarihten itibaren 2 yıl içerisinde şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyadi haciz veya ihtiyadi tedbir kararının dosya kapsamında bulunmadığı, hukuk mahkemesinden alınmış kararın ibraz edilmemesi halinde şerhin kendiliğinden terkin edileceğinin düzenlendiği bilgisinin mahkemelere gönderilmesine, " şeklinde hüküm kurulduğunu, hüküm gereği müvekkili hakkında devam eden bir tedbir bulunmadığına dair ara karara ilişkin müzekkerenin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından dosyaya gönderildiğini, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması" başlıklı Madde 20/A- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/31 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/27 md.) hükmünde yer alan "Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir." şeklinde yer bulan ifadelerden de açıkça anlaşıldığı üzere, savcılık talebi üzerine sulh ceza hakimi ya da kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından şüpheli veya sanıkların kendilerine ait malvarlığı üzerine tasarruf yetkisinin kısıtlanması amacıyla şerh düşülmesi sonrası 2 yıl içerisinde hukuk mahkemelerince şerhin devamına yönelik mahkeme kararı verilmemesi durumunda kendiliğinden düşeceğinin düzenlendiğini, daha sonra Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yukarıda verilen ara karardan dönülmesine ve müvekkil hakkında yukarıda anılan Sulh Ceza Hakimliğince verilmiş tedbirlerin devamına şeklinde hüküm kurulduğunu, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin "Mahkememizin 2022/25 Esas sayılı dosyasının 12/03/2024 tarihli 3 'nolu ara kararından dönülerek, Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbirlerin aynen devamına, ..." şeklindeki kararına karşı itiraz edildiğini, itirazı neticesinde Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/377 D. İş sayılı 17/04/2024 tarihli kararı ile; "Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/25 Esas sayılı dosyasında 29/03/2024 tarihli kararı ile verilen C. Savcısı ...'in itirazının kabulüne dair karar verildiği, sanık ... müdafi Av. ...'ün 05/04/2024 havale tarihli dilekçesiyle yapılan itirazın kabulüne, 28/03/2024 tarih, 2022/25 Esas sayılı ara kararın kaldırılmasına" kesin olarak oy birliği ile karar verildiğini, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan 17/04/2024 tarihli kesin kararına rağmen, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından savcılıktan mütalaa yazısı istenmiş akabinde 24/04/2024 tarihli karar ile yeniden "Ankara 3. SCH'nin 08/09/2016 tarih, 2016/4767 D.İŞ sayılı tedbir kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbir kararlarının aynen devamına" şeklinde hüküm kurulduğunu, bu haksız ve hukuka aykırı karara karşı yeniden itiraz edilmesi üzerine, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2024/441 D. İş sayılı 12/06/2024 tarihli kararı ile; " Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/25 Esas sayılı dosyasında 24/04/2024 tarihli kararı ile verilen sanık ... müdafi Av. ...'ün 04/06/2024 havale tarihli dilekçesiyle yapılan itirazın kabulüne, 24/04/2024 tarih, 2022/25 esas sayılı kararın kaldırılmasına" dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu isteme aykırı, itiraz üzerine kesin nitelikte oy birliği ile karar verildiğini, kısaca, ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuksuz olduğunu, zira müvekkilin menkul, gayrimenkul, nakdi ve diğer her türlü alacağı üzerinde daha önceden konulan bir tedbir olduğu kabul edilse bile, dava konusu takibin yapıldığı tarihte bu tedbirlerin 3713 sayılı terörle mücadele kanunu'nun "zararların tazmini amacıyla tedbir konulması" başlıklı madde 20/a maddesi hükmü gereği 2016 yılı karar tarihinden itibaren 2 yıl sonra kendiliğinden kalktığı ve 2023 yılında müvekkilin kar payı alacağı üzerine konulmuş hiçbir tedbir olmadığının gözetilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkilinin takip yoluyla talep ettiği kar payı alacağı üzerinde takip tarihinde bir tedbir olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığını, halen kovuşturması devam eden ve itiraz incelemesi sürmekte olan Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/25 Esas sayılı ceza davasında "tedbirlerin devamına yönelik kesin olmayan ve itirazı kabil ara kararı" hukuk yargılamasında dayanak alarak müvekkilin haklarına erişmesine engel olunduğunu, söz konusu savcılık dosyalarının huzurdaki dosyalar ile bir alakası bulunmadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nun 2020/226741 numaralı dosyası üzerinden konulmuş bir tedbir olmadığı, halihazırda müvekkilin şirket kar payı alacağı üzerinde Mahkemelerce verilmiş bir tedbir veya el koyma kararı da bulunmadığını, müvekkil hakkında devam eden ceza yargılaması davasında da bu minvalde verilmiş güncel bir karar olmadığına ilişkin beyanlarının gözetilmediğini, hâl böyle iken bahse konu icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edilmesi ve itiraz gerekçesi olarak müvekkilin hak etmiş olduğu kâr payına hak kazanmasına engel teşkil etmeyecek sebeplerin öne sürülmesi ve bu sebeplerin ilk derece mahkemesince karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; 2023 yılı Haziran ayına ilişkin kar payı alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/04/2024 tarihli ara kararı, Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli 2024/377 D. İş sayılı kararı, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/03/2024 tarihli ara kararı, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı ve 2022/86 D.İş sayılı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 18/12/2023 tarih 2020/226741 soruşturma no'lu yazısı, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2023 tarihli yazısı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun 19/03/2021 ve 05/12/2022 tarihli 2015/153198 sayılı yazıları, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/5231 D. İş sayılı, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı kararları, ticarete sicil kayıtları, Ticaret Bakanlığı görüş yazıları, Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/12/2022 tarihli 2022/25 Esas sayılı yazısı vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara 5. İcra Müdürlüğünün 2023/16928 Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı şirkete karşı "2023 Yılı Haziran Ayı Kar Payı Alacağı" açıklamasıyla 68.610,20 TL asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının süresi içerisinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Taraflar arasında davacının, davalı şirket ortağı olduğu ve 2023 yılı Haziran ayı ortaklık payına ilişkin 608.610,20-TL alacağının bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık; davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı Terör Suçları Bürosunca terör şüphelisi sıfatıyla soruşturma yapıldığı, soruşturma aşmasında Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 ve 2016/ 5231 D.iş sayılı kararı ile verilen el koyma kararı sebebiyle davacıya kar payının ödenip ödenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 D.iş sayılı kararında;".... Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 08/09/2016 tarih ve 2016/111244 soruşturma sayılı yazısıyla;
15/07/2016 tarihinde FETÖ - PDY silahlı terör örgütünün bir kısım Asker ve Sivil munsuplarının birlikte hareket ederek Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek, Meclisi ortadan kaldırmaya teşebüs etmek ve meşru seçimlerle gelmiş hükümeti cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeleri, Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırıda bulunmak ve çok sayıda polisi ve sivil vatandaşları helikopterlerden, tanklardan, uçaklardan ateş ederek öldürülmesi ile ilgili olarak TCK'nun 309, 310, 311, 312, 313, 314 maddeleri kapsamında yapılmakta olan soruşturmayla ilgili olarak;
667 sayılı KHK'nin 2/1.a Maddesi gereğince milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespid edilen Fethullahçı Terör örgütüne ( FETÖ - PDY ) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenip kapatılmasına karar verilen ve bu yapı ile birlikte hareket ettiği hususunda haklarında kuvvetli suç şüphesi mevcut olan Turgut Özal ve İpek Üniversitesi mütevelli heyeti üyeleri ve üniversitede üst düzey yöneticilik yapan aşağıda açık kimlik bilgileri yazılı olan şüphelilerin CMK'nun 128/1 maddesi geriğince taşınmazlarına kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine EL KONULMASINA karar verilmesi talep olunmakla;
Şüpheliler;...
48-...'ün
CMK'nun 128/1 maddesi geriğince taşınmazlarına kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulmasına,.." şeklinde karar verildiği,
Soruşturmanın devamında davacı hakkında Ankara 23.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/25 E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerine alınan 28/03/2024 tarihli ara karar ile; "...mahkememizin 2022/25 Esas sayılı dosyasının 12/03/2024 tarihli 3 'nolu ara kararından dönülerek, Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbirlerin aynen devamına.." şeklinde karar verildiği,
Bu ara karara davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; Ankara 24.Ağır Ceza Mahkemesinin 17/04/2024 tarih ve 2024/377 D.iş dosyasında itiraz üzerine verilen kararda; "...itirazın kabulüne ve 23.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2024 TARİHLİ, 2022/25 ESAS sayılı ara kararının kaldırılmasına karar verildiği,
Bunun üzerine dosyayı yeniden ele alan Ankara 23.Ağır Ceza Mahkemesi 2022/25 E. sayılı dosyasında 24.04.2024 tarihli ara kararı ile tekrardan; "...mahkememizin 2022/25 Esas sayılı dosyasında soruşturma aşamasında verilen Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı tedbir kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbir kararlarının aynen devamına.." şeklinde karar verdiği anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere davacı hakkında ceza yargılamasının devam ettiği, Ankara 23.Ağır Ceza Mahkemesi 2022/25 Esas sayılı dosyasında 24.04.2024 tarihli ara kararı ile soruşturma aşamasında verilen Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/4767 D.iş sayılı tedbir kararı ve dosya kapsamındaki tüm tedbir kararlarının aynen devamına karar verildiği, Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tedbir kararının "CMK'nun 128/1 maddesi geriğince taşınmazlarına kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba, gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, kıymetli evraka, ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, kiralık kasa mevcutlarına ve diğer malvarlığı değerlerine el konulmasına,.." şeklinde karar verildiği, davanın konusunu teşkil eden şirket ortaklık payı alacağının da "her türlü hak ve alacaklara el konulması" kararı içerisinde değerlendirilmesinin gerektiği, sulh ceza hakimliğince verilen ve ağır ceza mahkemesince de devamına karar verilen tedbir niteliğindeki el koyma kararının davacının mal varlığı hakkında CMK'nun 128/1 maddesi geriğince verilen el koyma tedbirine karşı davacı tarafça ceza mahkemelerinde itiraz yolunun açık olduğu, CMK'nun 128/8 maddesi gereğince de el koyma kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır... düzenlemesinin bulunduğu, davalının sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemesi kararları gereğince davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği kar payını ödememesinin haklı bir sebebinin bulunduğu, aksi durumda kendisi hakkında da ceza soruşturmasına başlatılabileceğinden davacı alacağının istenebilir olmadığı, davacı hakkında ceza yargılamasında verilen tedbir kararı devam ederken hali hazırda takip başlatmakta ve dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin ekine koyduğu Ankara 24.Ağır Ceza 2024/441 D.iş Esas sayılı ve 12/06/2024 tarihli kararı, ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra olmakla birlikte incelenmesinde 3713 Sayılı Yasa'nın 20/A.maddesi uyarınca davacı ...'ün taşınmazları ve mal varlığı üzerine konulan tedbir ile Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 05/01/2022 tarih ve 2022/86 D.iş Esas sayılı kararıyla CMK 248.maddesi gereğince konulan kararın irdelendiği ve sonuç itibariyle Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 D.iş Esas sayılı kararının dayanak alınarak verilen Ankara 23. Ağır Ceza 2022/25 Esas sayılı dosyasındaki 24/04/2024 tarihli karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verildiği ve anılan kararın kaldırıldığı görülmüştür.
Öte yandan, Dairemizin 21/12/2022 tarih ve 2021/1326 Esas 2022/1689 Karar sayılı kararı ile davacı şirket ortağı ... hakkında Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih 2016/4767 D. İş sayılı kararı ile CMK 128 maddesi gereğince "... İnşaat Taahhüt Ticaret Anonim Şirketi ortaklık paylarına el konulmasına karar verildiği" ve aynı mahkemece 10/10/2016 tarihinde 2016/5231 sayılı karar ile ... hakkındaki 2016/4767 D.iş sayılı kararın devamına karar verildiği, CMK 128. Maddesi gereğince verilen el konulması kararı kaldırıldığına dair bir mahkeme kararı bulunmadığı sulh ceza mahkemesi kararlarının 3713 sayılı yasanın 20/A maddesine atıf ile kendiliğinden kalktığına dayalı karar verilmesine yer olmadığı niteliğinde olduğu, doğrudan el konulması kararlarının kaldırıldığına ilişkin karar olmadığı bu hali ile şirketteki ortaklık paylarına el konulması kararları sonuçlarının devam ettiği ve bu tedbirin tescile engel teşkil ettiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmediğinden davalının vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2024 tarih ve 2023/2406 Esas 2024/4891 Karar sayılı kararıyla onandığı anlaşılmakla, anılan kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere CMK'nun 128/1.maddesine dayalı olarak Ankara 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarih ve 2016/4767 D.iş esas sayılı kararıyla verilen şirketteki ortaklık paylarına el konulmasına dair kararın 10/10/2016 tarih ve 2016/5231 sayılı karar ile devamına karar verildiği, sonraki süreçte bu kararın kaldırıldığına ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığından Dairemizin ortaklık paylarına el konulması kararlarının sonuçlarını devam ettiği gerekçesine dayalı onanan kararından ayrılması gereken bir hukuki durum da bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/10/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.