İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/1714 K.2024/2293
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2024/1714
KARAR NO: 2024/2293
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
NUMARASI: 2023/472 Esas - 2023/879 Karar
DAVA: Yargılamanın İadesi
KARAR TARİHİ: 26/12/2024
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davalı vekili yargılanmanın yenilenmesi dilekçesinde özetle;İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/71 E. 2022/569 K. Sayılı ilamına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince 2022/2345 E. - 2023/657 K. Sayılı karar ile istinaf taleplerinin esastan reddine kesin olarak karar verildiğini, söz konusu kararda davacıların desteğinin kendi kusuru neticesinde oluşan zararın müvekkil şirketten tazminine karar verildiğini, yerel mahkeme kararına karşı davacıların 3. kişi olmadıkları ve destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat tutarının müvekkil şirketten talep edilemeyeceği yönünde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, kararın hatalı olduğunu, verilen kararların sonrasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından söz konusu olay ile ilgili görüş değişikliği olduğunu ve poliçe tarihine bakılmaksızın sürücünün kendi kusurundan doğan zararın teminat dışı kaldığını, iş bu kararın HMK m.375/1-ğ maddesi gereği yargılamanın yenilenmesini gerektirdiğini belirterek yargılamanın iadesine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı taraf davacılar ... ve ... vekili yargılamanın iadesi talebine cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin Yargıtay HGK tarafından verilen 18/05/2022 tarih 2020/10-124 e.2022/672 sayılı kararı gerekçe göstererek yargılamanın yenilenmesi taleplerinin tamamen yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, iş bu dava açısından HMK 375/ğ maddesindeki yargılamanın iadesi sebeplerinin mevcut olmadığının açıkça ortada olduğunu, Hukuk Genel Kurulu kararlarının sadece görülmekte olan dava açısından bağlayıcı olup iş bu dava açısından bağlayıcılığı olmadığını, ayrıca davalı tarafın atıfta bulunduğu HG kararı yargılama devam ederken çıkmış olup davacı vekilinin istinaf dilekçesinde bu karara atıfta bulunduğunu, HG kararının iş bu dava açısından bağlayıcı olmadığı BAM tarafından da kabul edilmiş olup davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verildiğini belirterek yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karşı taraf davacılar ... ve ... adına velayeten ... vekili yargılamanın iadesi talebine cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yargılamanın iadesi kanun yoluna başvurulabilmesi için gerekli koşullar huzurdaki dosya bakımından mevcut olmadığından bu talebin reddi gerektiğini, davacı tarafın iddialarında yer alan Yargıtay ilamının ise bambaşka bir dosyaya ait bambaşka bir karar olduğundan Hukuk Genel Kurulunca verilmiş olsa dahi bu kararın dosyadaki hükme esas alınan ilamı ortadan kaldırma kudretini haiz olmadığını HMK'nin 375. maddesinde sıralanan diğer gerekçeler ile 1. fıkranın ğ bendinde açıklanan gerekçe de huzurdaki dava bakımından gerçekleşmediğinden davalı tarafın yargılamanın iadesi talebinin esasa girilmeden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Yargılamanın iadesi talebinin asıl dava dosyası ile birleşen dava dosyası yönünden ayrı ayrı usulden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı yargılanmanın yenilenmesini talep eden davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta, davacıların desteğinin kendi kusuru neticesinde oluşan zararın müvekkil şirketten tazminine karar verildiğini, ilgili Yerel Mahkeme kararına karşı davacıların 3. kişi olmadıkları ve destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat tutarının müvekkil şirketten talep edilemeyeceği yönünde istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, 18.05.2022 tarihinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 2020/10-124 E. 2022/672 K sayılı 18.05.2022 tarihli kararda poliçe tarihi 01.06.2015 öncesi olan trafik kazasında da desteğin kusuru teminat dışı bırakıldığını, Yargıtay'ın son kararı ile poliçe tarihi ayrımı yapılmaksızın tüm desteğin kusurundan kaynaklanan zararlar teminat dışı olarak kabul edildiğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müteveffa sürücü, kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu durum poliçe teminatı dışında yer aldığını, kazadan dolayı müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacı yanın, destek açısından destekten yoksun kalma tazminatı istemi TBK'nın 52. maddesi hükmü hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi gereği reddi gerektiğini Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Yerel Mahkemenin kabul kararından sonra verilen Hukuk Genel Kurul kararı dikkate alınmadan istinaf taleplerinin esastan redine karar verilmesi hatalı olduğunu, ilgili karar kesin nitelikte olduğundan HMK madde 374 - 381 hükümleri gereğince yargılamanın iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda: Dava, hukuki niteliği itibari ile; HMK 374 ve devamı maddelerinde tanımlanan yargılanmanın yenilenmesi istemine dayanmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talep edilen ve Mahkemece ilk verilen asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30/12/2020 tarih, 2018/4426 Esas ve 2020/4214 Karar sayılı kararı ile " ... Dosya kapsamından, 21/03/2015 tarihinde davalı sigorta şirketine 11/12/2014-2015 tarihleri arasında davalı ... Sigorta A.Ş.'ye ZMSS poliçesi ile sigortalı olan mütevaffa ... yönetenindeki ... plakalı aracın karıştığı çift kaza da davacıların miras bırakanı sürücü ...'un vefat ettiği, davacıların bu vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulundukları anlaşılmıştır. ...Davacılar desteğinin sürücüsü olduğu araç ile 21/03/2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kaza neticesinde vefat ettiği, poliçe tanzim tarihi 11/12/2014 olduğu, poliçe tarihinde yürürlükte bulunmayan Yeni Genel Şartlar hükümlerinin, dava konusu olayda uygulanması mümkün olmadığı, davacıların, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulundukları, bu nedenle murisin kusurunun, davacılara yansıtılamayacağı, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebilecekleri anlaşıldığından davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin Dairemiz kararından sonra asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nın 375. ve 376. maddelerinde sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar dışındaki bir sebepten dolayı yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz. Somut uyuşmazlıkta, yargılamanın iadesini talep eden davalı sigorta şirketi vekili, dilekçesinde yargılamanın iadesi sebebi olarak HMK 375/1-ğ maddesinde düzenlenen "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması" sebebine dayandığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Yargıtay içtihat değişikliğinin HMK 375/1-ğ maddesi kapsamında yargılamanın iadesi sebebi olamayacağı; kaldı ki 01.06.2015 tarihli yeni ZMSS Genel Şartları'nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas- 2012/92 Karar, HGK'nın 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas- 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere davacılar, 3. kişi sıfatı ile yansıma yolu ile oluşan destekten yoksun kalma zararlarını talep edebilecektir. Davacılar talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacılara yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğinden (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/15379 E.- 2022/7547 K., 2021/13342 E.- 2022/1821 K., 2022/5153 E. - 2022/10663 K. sayılı kararları) Bu nedenlerle; İlk Derece Mahkemesince "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından görüş değişikliğine gidildiği iddiasına dayanılarak bu sebeple ile yargılamanın iadesi talep edilmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüş değişikliğine gidilmiş olması HMK'nın 375. Maddesinde sınırlı sayıda sayılan yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmadığı gibi bu husus 375/1-ğ maddesinde tanımlanan "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması." yargılamanın iadesi sebebini teşkil etmemektedir. Zira ilgili yargılamanın iadesi sebebi birbiri ile bağlantıları bulunup sebep sonuç ilişkisi bağlamında birbirini etkileyen ve dayanak ilamın ortadan kalkması bahsi için(örneğin manevi tazminat davasında dayanak ceza dosyasındaki mahkumiyet kararının kaldırılması gibi) düzenlenmiş olup içtihat değişikliği sınırlı sayıda sayılan yargılamanın iadesi sebepleri arasında yer almadığından, sınırlı sayıda belirtilen ve lafzı gereği sınırlayıcı hüküm niteliği taşıyan yasa hükmünün yorum yoluyla genişletilmesi de mümkün olmadığı gibi aksinin kabulü hükmün düzenlenme amacına ve gerekçesine aykırılık teşkil edecektir. Tüm bu sebeplerle yargılamanın yenilenmesi talebinde dayanılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüş değişikliğine gidilmiş olmasının HMK'nın 375. Maddesinde sınırlı sayıda sayılan yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmadığı ve bu hususun 375/1-ğ maddesinde tanımlanan "Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması." yargılamanın iadesi sebebini teşkil etmediği kanaatiyle HMK 375. Maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin dosya kapsamında oluşmadığı " gerekçesiyle HMK m.379/1.c ve HMK m.379/2 maddeleri gereğince yargılamanın iadesi isteminin esasa girilmeden usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/12/2024