Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2024/2984 K.2025/218
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2984 - 2025/218
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/2984
KARAR NO : 2025/218
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2024
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 29/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/02/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.06.2021 tarihinde ... İlçesi ... Mahallesi ... Caddesi üzerinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in ... Caddesinden Belediye Binası istikametine doğru seyir halindeyken yolun sol tarafında bulunan park alanına geçmek isteyen ...'a çarpması sonucu çift taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini belirterek 5.800,00-TL daimi maliyet tazminatının 100,00-TL geçici iş göremezlik ve 100,00-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 6.000,00-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 14.06.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; taleplerini geçici iş göremezlik ve kalıcı maluliyet tazminatı yönünden toplam 450.614,34-TL olarak belirlemişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; hukuki dayanaktan yoksun haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararı olarak poliçe üst limiti olan 430.000,00 TL'nin 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Türkiye Sigorta A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik süresi içerisinde müvekkilinin halen tedavisinin devam ettiğini, bu nedenle iyileşme döneminde kalan geçici iş göremezlik süresinde ödenecek tazminatın iyileşme gideri kapsamında değerlendirilmesi ve tedavi giderlerinden karşılanması gerektiğini, sürekli iş göremezlik ile geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatının farklı teminatlardan karşılanması gerektiğini, bu yönüyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin hak kaybına uğramaması amacı ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde çalıştığını, bu nedenle geçici iş göremezlik talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kaza anında emniyet kemerini takmadığını, bu nedenle kazanın artmasında müterafik kusurunun bulunduğunu ve hükmolunan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karardan sonra davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup Dairemizdeki esası almakla davacı vekili tarafından sunulan 22.01.2025 günlü dilekçesi ile yapılan sulh anlaşması doğrultusunda davadan feragat edildiği ve feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davacı vekilinin incelenen vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu saptanmıştır.
HMK’nın 310. Maddesinde feragat veya kabul hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda karar verileceği; 311. maddede ise feragatin kesin hükmün gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır.
Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. İstinaf edilen karar, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.
Açıklanan nedenlerle davacı tarafından açılan tazminat davasında davacı vekilinin hükümden sonra vekaletnamedeki feragat yetkisini kullanmak sureti ile 22.01.2025 günlü dilekçesi ile davadan feragat ettiği dikkate alınarak, davanın feragat nedeniyle reddine, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, bu yönüyle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı KAnunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci, 362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de,
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Bu nedenle her ne kadar Dairemizin karar tarihi olan 29.01.2025 günü itibari ile kesinlik sınırı 544.000,00 TL ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı gereğince Dairemizin karar tarihindeki kesinlik sınırının uygulanması imkanı bulunmamaktadır. Dosyamız davalısı tarafından İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2024 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olmakla bu tarihteki Temyiz sınır olan 378.290,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu sonucuna varılmış bu nedenle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-DAVANIN FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,
3-a)-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcın ıslah harcı ile birlikte peşin alınan 2.005,49 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.390,09 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b)-İlk derece mahkemesince 19.09.2024 günlü karar ile davalıdan tahsiline karar verilen 27.427,11 TL harcın davalıdan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c)-Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacının davalı ile yapmış olduğu sulh sözleşmesi nedeni ile davasından feragat ettiği, söz konusu feragatin hakkın özünden vazgeçme niteliğinde olmadığı yapılan ödeme nedeni ile davadan feragat edildiği anlaşılığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
İstinaf giderleri yönünden;
7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
10-Tarafların yargılama gideri talebi olmadığından taraflar lehine yargılama gideri takdirine yer olmadığına,
Dair, Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 Hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesi nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 04.02.2025
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır