İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/763 K.2025/673
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/763 Esas
KARAR NO: 2025/673 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/756 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 28/02/2025
İHTİYATİ TEDBİR TALEP
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın, davalı ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olup şirket hisselerinin %50'sine sahip olduğunu, davalı şirketin usulüne uygun şekilde yapılmayan çağrı ile genel kurul toplantısı yaptığını, toplantıda kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eden kararlar alındığını, söz konusu kararların müvekkilinin ve şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu beyanla usulsüz çağrı ile toplanan genel kurulda alınan 02/08/2024 tarihli genel kurul kararlarının tamamının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/756 Esas ve 24/02/2025 tarihli ara kararında; "... Talep, genel kurul kararının iptali davasında 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararlarının uygulamasının tedbiren geriye bırakılması istemine ilişkindir.. İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi için öncelikle 6102 Sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alınması gerektiğinden, yönetim kurulu üyelerine usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir beyanda bulunmadıkları anlaşılmıştır. İddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama ile elde edilecek sonucun yargılamanın başında tedbirle elde edilmesine yol açacak şekilde karar verilemeyeceği, dava konusu iddiaların yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulan delillerle bu aşamada yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, şirket işleyişinin devamlılığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zarar doğacağına yönelik emareler bulunmaması, tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki ara karar kurulmuştur..."gerekçesi ile İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 02/08/2024 tarihli genel kurulda aldığı kararların iptali istemiyle açılan davanın İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında derdest durumda olduğunu, TTK 449. maddesinde özel olarak düzenlenen genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması tedbirini talep ettiklerini ancak Mahkemenin tedbir talebini 28/02/2025 tarihli ara kararıyla usul ve yasaya aykırı şekilde reddettiğini, işbu dilekçe ile söz konusu ara karara karşı istinaf yasa yoluna başvurduklarını; Müvekkili ...'nın, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olup şirket hisselerinin %50'sine sahip olduğunu, iki ortaklı davalı şirkette usulüne uygun şekilde yapılmayan çağrı ile genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantıda kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil eden kararlar alındığını, alınan kararlar nedeniyle hem müvekkilinin hem de şirketin zarar ettiğini, bu kapsamda hukuka aykırı genel kurul kararlarının iptaliyle birlikte telafisi imkansız zararların doğmaması adına tedbir talep etmek gerektiğini, ancak TTK'nın 449. maddesinde özel olarak düzenlenmiş olan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına yönelik tedbir talebinin reddedildiğini; Davanın görülmekte olduğu ilk derece mahkemesince kararda; yargılama ile elde edilecek sonucun yargılamanın başında tedbirle elde edilmesine yol açacak şekilde karar verilemeyeceğinden bahsedildiğini, huzurdaki dosya için bu yaklaşımın kabul edilemeyeceğini, böyle bir kabulün şirket genel kurul kararlarının iptali istemli tüm davalarda tedbir taleplerinin reddedilmesi anlamına geleceğini, oysa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen ihtiyati tedbir müessesinden farklı olarak Türk Ticaret Kanununda sırf genel kurul kararlarının iptaline yönelik davalara özel bir tedbir müessesesi düzenlendiğini, şirket genel kurul kararlarının iptali istemli davalarda, kararların yürütülmesinin geri bırakılması görünürde yargılama ile elde edilecek sonucun elde edilmesi gibi dursa da esasen idare hukukundaki yürütmeyi durdurma müessesine benzer farklı bir tedbir türü olduğunu, dolayısıyla dava konusu kararların dava süresince yürütülmesinin geri bırakılması bir sonucun elde edilmesi manası taşımayacağından ilk derece mahkemesinin mezkur değerlendirmesinin isabetsiz olduğunu; Tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu, davalı şirketin 02/08/2024 tarihli genel kurul öncesinde müvekkiline usulüne uygun davetiye göndermediğini, davaya cevap veren davalı şirket, müvekkiline noter kanalıyla davetiye gönderildiğini iddia etse de buna dair kayıtları sunamadığını, kendileri tarafından yapılan araştırmaya göre müvekkiline tebliğ edilmiş bir davetiye olmadığını, ilk derece mahkemesinden noterlik ve ... kayıtlarının celbini talep ettiklerini ancak söz konusu kayıtların halen daha dosyaya celp edilmediğini, müvekkiline usulüne uygun genel kurul davetiyesinin tebliğ edilmemiş olmasının yapılan genel kurulun iptalinin gerektiğini yani davada haklı olduklarını ispatladığını; ... kayıtlarının, ... barkod numarası ile sorgulanabileceğini, bu sorgu yapıldığında tebligatın hiç yapılmadığının çok açık bir şekilde ortada olduğunu, nitekim tebligat yapılması istenen adresin, müvekkilinin adresi de olmadığını, bu kadar önemli bir hususun Yerel mahkeme tarafından gözden kaçırıldığını düşündüklerini, zira usulüne uygun tebligat yapmadan genel kurul yapıldığını ve tamamen müvekkili aleyhine kararlar alındığını, alınan bu kararlar ile halen daha şirketin yönetilmeye devem ettiğini, bu haliyle her geçen günün müvekkili aleyhine işlediğini, hal böyleyken tedbir taleplerinin çok haklı ve yerinde olduğunu; Dava konusu genel kurul kararlarının hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/726 esas sayılı dosyası muhteviyatı ile tam olarak ispatlandığını, söz konusu mahkeme dosyasının müvekkili ...nın davalı şirkete ve diğer ortak/şirket müdürü ...'a karşı şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin devam etmekte olan davası olduğunu, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/726 esas sayılı dosyası; şirkette uzun yıllardır genel kurul toplantılarının yapılmaması, müdürler kurulunun başına buyruk şekilde şirketi yönetmesi ve şirkete ciddi zararlar vermesi, kar payı dağıtımının yapılmaması, vefat eden şirket müdürünün ticaret siciline bildirilmemesi, müvekkilinin ortaklıktan doğan haklarının kullandırılmaması gibi birtakım hukuksuzluklar hakkında olduğunu, söz konusu derdest dosyada yargılama devam ederken davayı konusuz bırakma amacıyla alınan her şeyden evvel şirket müdürü ...'un kendi kendini ibra ettiği genel kurul kararlarının hukuka ve dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu, üstelik İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bahsi geçen dosyayı celp ettiğini, yani şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin devam etmekte olan davayı gördüğünü, buna rağmen tedbir talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; Davalı şirketin diğer ortağı ...'un usul ve yasaya aykırı genel kurul toplantısında kendi kendisini ibraladığını, bu hususun yaklaşık ispatın da ötesinde açıkça ortada olduğunu, yani TTK m. 436/2; ''Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.'' açık hükmüne aykırı şekilde diğer ortak ...'un kendisini ibra etmesinin hukuka aykırı olduğunu, yüksek mahkeme içtihatlarının da bu gibi durumlarda TTK m. 449 gereği tedbir kararı verilmesi gerektiği yönünde olduğunu; Ayrıca genel kurul toplantısında, diğer şirket ortağı ...'un oğlu ...'u dışarıdan şirket müdürü olarak atadığını, kötü niyetli şekilde müvekkiline davetiye göndermeksizin genel kurul toplantısı yapan ...'un kendi oğlunu şirket müdürü olarak atayan genel kurul kararını aldığını, geniş yetkileri haiz limited şirket müdürlüğüne şirket ortağı olmayan ...'un atanması ve bunun şirketin %50'sine sahip olan müvekkilinin muvafakati olmaksızın yapılmasının kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu; Tedbir kararı verilmemesi halinde hem şirket hem de müvekkili açısından ciddi zararlar doğacağını, her şeyden evvel, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/726 esas sayılı dosyasında devam etmekte olan davanın konusuz bırakılmasının amaçlandığını, bu nedenle müvekkilinin hak kaybına uğramasının muhtemel olduğunu, şirkete verilen zararların ve yapılan şüpheli harcamaların hesabının sorulabilmesi için usul ve yasaya aykırı genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini, üstelik uzun yıllardır müvekkilini şirketten soyutlayan, ortaklıktan doğan haklarını kullanmasını engelleyen ...'un kendi oğlunu müdür olarak atamakla şirket üzerindeki kontrol ve himayesini pekiştirdiğini, şirket faaliyetlerinin, finansal tablolarının vs. müvekkili tarafından denetlenmesini engellediğini, haliyle şirketin içinin boşaltılması ve hortumlama yapılması tehlikesinin mevcut olduğunu, ayrıca hak ve menfaatler dengesinin de tedbir kararını gerektirdiğini; Zira müvekkilinin şirkete erişimi ve şirketteki haklarını kullanmasının engellendiğini, dolayısıyla müvekkili şirkette ne olup ne bittiğini öğrenemediğinden tedbir kararı verilmesinin bu dönemde müvekkilinin menfaatlerinin zedelenmemesi açısından mühim olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/756 Esas sayılı dosyasında verilen 28/02/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve 02/08/2024 tarihli genel kurul kararlarının tamamının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, limited şirket ortaklar kurulunun 02/08/2024 tarihli toplantısında alınan kararların yürütmesinin tedbiren durdurulmasına ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararları aleyhine iptal davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Maddede mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi hükmünden anlaşılacağı üzere; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartların da varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, TTK'nın 449. maddesi uyarınca şirket müdürüne görüşünü bildirmek üzere tebligat çıkarılmış, şirket müdürünce görüş bildirilmediği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre ortaklar kurulu gündemi Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş ve davacı adına tebligat çıkarılmıştır. Davacı adına çıkarılan tebligatın tebliğ edilip edilmediği, davacının toplantıdan haberdar olup olmadığı, toplantıya katılamamasının alınan kararlar yönünden etkisi, bu minvalde TTK'nın 446. maddesi ve alınan kararların esası yönünden TTK'nın 445. maddesinde sayılan koşulların bulunup bulunmadığı yönünden Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğine dair emare ve delilin de bulunmadığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yürütülmenin durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddi kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.