İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/728 K.2025/853
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/728
KARAR NO: 2025/853
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05.02.2025 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2024/1045 Esas
DAVANIN KONUSU: Şirket genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından 15.10.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3. (2024 yılından itibaren yönetim kurulu üyelerine sağlanmakta olan mali hakların görüşülmesi ve karara bağlanması) ve 4. (Şirketin halka açılma sürecinin ekonomik ve hukuki altyapısının oluşturulması için yönetim kuruluna yetki verilmesi) maddelerine ilişkin kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 05.02.2025 tarihli ara kararıyla; "...davacı vekili, davalı şirketin 15.10.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan "3. (2024 yılından itibaren yönetim kurulu üyelerine sağlanmakta olan mali hakların görüşülmesi ve karara bağlanması) ve 4. (Şirketin halka açılma sürecinin ekonomik ve hukuki altyapısının oluşturulması için yönetim kuruluna yetki verilmesi)" kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 Tarih ve 2023/2363 E. - 2023/2050 K. Sayılı benzer mahiyetteki ilamı.) gerektiği sonucuna varılarak.. "Davacı vekilinin, davalı şirketin 15.10.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan "3. (2024 yılından itibaren yönetim kurulu üyelerine sağlanmakta olan mali hakların görüşülmesi ve karara bağlanması) ve 4. (Şirketin halka açılma sürecinin ekonomik ve hukuki altyapısının oluşturulması için yönetim kuruluna yetki verilmesi)" kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Tedbir taleplerinin reddine dair yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını, bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiğini, Bakırköy 3. ATM'nin 2024/860 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, toplantının 2.kez ertelenme taleplerinin reddedildiğini, oydan yoksunluk hükümlerinin gözetilmediğini, yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan ücret ile emsal şirketlerde yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret arasında fahiş derecede fark olduğunu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine derdest davadan kurtulmak maksadıyla alınan kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, üyelere ödenmesine karar verilen ücretin muğlak şekilde belirlendiğini, TTK 408/2 hükmüne aykırı olduğunu, TTK 449.maddesinde; kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilebileceğinin düzenlendiğini, geri bırakma kararı verilmemesi durumunda davaya ilişkin süreç tamamlanana kadar ilgili pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin alınan kararlar doğrultusunda kendilerine hukuka aykırı ve haksız şekilde karar sağlamalarının önünün açılmış olacağını, şirket ve azınlık pay sahipleri aleyhine telafisi mümkün olmayan zararlar doğabileceğini, oydan yoksunluk hükümlerinin ihlal edildiğinin açıkça ortada olduğunu, toplantının 2.kez ertelenme talebinin genel kurul oylamasına dahi sunulmamasının somut delillerle ispatlandığını, sermayenin %13'e tekabül etmek suretiyle TTK 420. maddesi uyarınca müvekkilinin açık erteleme talebine karşın hukuka aykırı şekilde toplantıya ve ilgili kararların görüşülmesine karar verildiğini, bilgi alma hakkının ihlal edildiğinin açıkça ortada olduğunu, bu konuda açılan davanın derdest olduğunu, yönetim kurulu üyelerine ödenecek kazanç payının dolaylı kar dağıtımı olduğunu, denetim raporu incelendiğinde yönetim kuruluna ödenecek kazanç payının 687 milyon TL ye denk geldiğinin dava dilekçesinde açıklandığını, şirketin 2023 yılı faaliyetleri sonucunda elde ettiği net karın 395 milyon TL olduğu gözetildiğinde yönetim kurulu üyelerinin şirketin tüm mal varlığını ücret adı altında kendilerine aktarmayı, dolaylı kar dağıtımı yapmayı amaçladıklarını, tedbir talep edilen kararların uygulanması halinde müvekkilinin hissedarı olduğu şirketin çok ciddi tutarda zarara uğrayacağını iddia ederek, 05.02.2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve TTK'nın 449.maddesi uyarınca talebin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 447. maddesi gereğince AŞ olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yokluk ve butlanların tespiti, aksi hâlde iptali ile TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların yürütülmesinin geri bırakılması (ihtiyati tedbir) istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine dair 05.02.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacının davalı şirketin %13 oranında hissedarı olduğu, şirketin 15.10.2024 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısını gerçekleştirdiği, davacı tarafça olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 nolu kararların butlanı, olmadığı takdirde iptali ile yürütmesinin geri bırakılmasını talep ettiği, taraflar arasında başkaca hukuki uyuşmazlıkların mevcut olduğu anlaşılmıştır. 15.10.2024 tarihinde yapılan dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının 3. gündem maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin tartışıldığı, çok sayıda ortağın söz aldığı, davacı vekilinin söz alarak yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretlerle ilgili TTK 436.madde uyarınca oydan yoksunluk halinin söz konusu olduğunu, maddi menfaatlerle ilgili taraflarınca Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/781 Esas sayılı dosyasında üç yönetim kurulu üyesine husumet yöneltilerek dava ikame edildiğini, oydan yoksunluk halinin bulunduğunu ve diğer açıklamalara yer verdiği, divan başkanı tarafından davacı vekilinin oydan yoksunluk talebinin reddine karar verildiği, gündemin 3.maddesine ilişkin 3 farklı önerinin genel kurula getirildiği , tek tek oylanması sonucunda 3.maddeye ilişkin olarak oy çokluğu ile karar alındığı, söz konusu kararın 10.07.2024 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmemesine karar verildiği, bununla birlikte tüm yönetim kurulu üyelerine profesyonel, aktif emek ve gayretleri ile şirket performansına olan ciddi katkıları karşılığında 2024 senesi içerisinde ödenmiş ve ödeneceklerden başlamak ve görev sürelerinin sonuna kadar geçerli olmak üzere yönetim kuruluna toplam net mali hak ödemelerinin yıllık konsolide satışların %6'sını aşmayacak şekilde yapılacağının belirtildiği, davacı vekili söz alarak karara muhalefet edildiği, gündemin 4.maddesinin şirketin halka arz sürecinin gerek şirketin gerekse ortakların yararına olacağı düşünüldüğü ifade edilerek söz konusu maddenin genel kurul gündemine eklendiği belirtilerek görüşmelere geçildiği, davacı vekilinin yeniden söz aldığı, gündemin görüşülmesi sonucunda şirketin halka açılma sürecinin ekonomik ve hukuki alt yapısının oluşturulması için yönetim kuruluna yetki verilmesi hususunun 217.500 olumlu oya karşılık 32.500 olumsuz oyla kabul edildiği, davacı vekili tarafından söz konusu gündem maddesine muhalefet edildiği, muhalefet şerhinin tutanağa yazdırıldığı, davacının şirketteki hisse adedinin 32.500 olduğu, sermaye miktarının ise 32.500,00 TL tutarında olduğu, söz konusu toplantıya vekaleten katılmış olduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389. ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü; aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir. Buna göre, genel kurul kararlarının iptali veya butlanı davalarında TTK'nın 445 - 447. maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşmiş olduğunun, yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesi, yürürlüğün geriye bırakılması talebini, şirket yöneticilerinin görüşü alındıktan sonra değerlendirilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar vermiştir. Dosya kapsamına göre, ara kararın verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.05.2025