Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/465 K.2025/700
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/465 - 2025/700
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/465
KARAR NO : 2025/700
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02.12.2022
NUMARASI : 2022/248 Esas 2022/854 Karar
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 22.05.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 30.05.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 12.11.2017 tarihinde davalı ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacı ...'ün eşi, diğer davacıların babası ...’ün ağır şekilde yaralandığını ve 19.11.2017 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine başvuru üzerine 05.04.2018 tarihinde 215.608,00 TL ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, ibranamenin makbuz hükmünü taşıdığını ve ödemenin yetersiz olduğunu, ayrıca davacıların manevi olarak zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen tazminatın eksik olması sebebiyle davacı ... için 50,00 TL, davacı ... için 1.350,00 TL, davacı ... için 1.200,00 TL, davacı ... için 1.200,00 TL ve davacı ... için 1.200,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile bilikte davalılardan tahsiline, her bir davacı için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’dan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., ceza dosyasında kazada tarafların kusur oranlarını belirlemek amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdii edildiğini, delillerin incelenmesi neticesine kazaya asıl sebebiyet verenin ...'ın sevk ve idaresindeki araç olduğunu, karşı taraftaki aracın aşırı süratli olduğunu, istenen manevi tazminatın son derece fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davaya konu kaza nedeniyle davalı şirket tarafından davacılara 215.608,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını ve bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle kazada kusur oranlarının tespiti gerektiğini, davalı şirketin sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafından sigortalının kusuru ile zarar arasındaki illiyet bağı bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında aktüeryal tazminatın hesaplanması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 14.05.2019 tarihli ve 2018/352 Esas, 2019/352 Karar sayılı karar ile destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin kısmen kabulüne, manevi tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla Dairenin 17.03.2022 tarihli, 2019/2868 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda 02.12.2022 tarihli ve 2022/248 Esas, 2022/854 Karar sayılı karar ile davanın trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce 05.04.2018 tarihinde 215.608,00 TL, 16.10.2018 tarihinde ise 12.130,00 TL ödeme yapıldığı, 01.09.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamaya göre davacılar için hesaplanan tazminat tutarının 269.580,58 TL olduğu, müteveffanın alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracına binmiş olmasından dolayı müterafik kusur nedeniyle, olayda hatır taşıması bulunması nedeniyle ayrı ayrı %20 oranında indirim yapılması durumunda davalı sigorta şirketi yönünden bakiye tazminat alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, 10.09.2019 tarihli hükmün yalnız davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiği, diğer davalı ... tarafından istinaf edilmediği gerekçeleriyle davalı ... yönünden mahkemece verilen 14.05.2019 tarihli karar kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 12.11.2017 tarihinde meydana gelen kazada davacı ...'ün eşi, diğer davacıların babası ...’ün vefat ettiğini, hâkimin tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerektiğini, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin indirim yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, ...’ün vefatıyla geriye kalan eşi ve çocuklarının ruh sağlığı zarar gördüğünü, hatır taşıması olmaması nedeniyle davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, davalı ...'ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacıların desteği ...'ün vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 7.03.2022 tarihli, 2019/2868 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda davalı ... yönünden mahkemece verilen 14.05.2019 tarihli karar kesinleşmiş olmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararların tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Yerel mahkeme kararı, bölge adliye mahkemesi kararı ile birlikte ortadan kalkıp hukuki geçerliliğini yitirmektedir. Kaldırılmasına karar verilen ilk karar, sonraki kararın eki niteliğinde de değildir. Bu nedenle kurulacak yeni hüküm 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine uygun şekilde oluşturulmalıdır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2014 tarihli ve 2013/9-1989 E., 2014/657 K.; 29.03.2017 tarihli ve 2017/11-76 E., 2017/570 K. sayılı kararı ile 05.04.2017 tarihli ve 2017/19-909 E., 2017/622 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır. Ne var ki, infaz edilecek olan karar son karar olup ilk karar da bunun eki niteliğinde olmadığından, yeni hükmün kesinleşen yönler de dikkate alınmak suretiyle infazda tereddüt yaratmayacak açıklıkta kurulması gerekmektedir (Yargıtay HGK, 19.12.2019 tarihli, 2018/22-579 Esas, 2019/1406 sayılı kararı.)
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 12.11.2017 tarihinde meydana gelen kazada desteğin vefatı nedeniyle davalı ... ve davalı sigorta şirketine husumet yöneltilmek suretiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunulduğu, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin 14.05.2019 tarihli ve 2018/352 Esas, 2019/352 Karar sayılı karara davalı sigorta şirketi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 17.03.2022 tarihli, 2019/2868 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Daire kaldırma kararıyla önceki hükmün ortadan kaldırıldığı, kaldırma kararı uyarınca yapılacak yargılama sonunda davadaki taleplerden her biri hakkında ayrı ayrı taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açıkça gösterir şekilde hüküm oluşturulması gerekirken 6100 sayılı HMK'nin 297. maddesine aykırı olarak davalı ... yönünden mahkemece verilen 14.05.2019 tarihli kararın kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına şeklinde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu durumda trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada, davadaki taleplerden her biri hakkında 6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine uygun olarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şekilde gösterildiği, infazda tereddüt yaratmayacak biçimde hüküm oluşturulmak üzere kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.