İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/2236 K.2025/899
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2236 Esas
KARAR NO:2025/899 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2021/299 Esas-2022/572 Karar
TARİHİ:21/09/2022
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ:29/05/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/01/2021 tarihinde davalı şirket merkezinde davalı şirketin 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, davacının, davalı şirketin toplam 5.000.000 adet hissesinin 1.658.300 adedine sahip olduğunu, bahsi geçen genel kurul toplantısında haksız, yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı olarak bir takım kararlar alındığını, genel kurul toplantısında alınan haksız kararların, yine bir kısmının TTK 447 uyarınca butlanına, bir kısmının TTK 445 mad uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiğini, genel kurul toplantısının 4,5,6 ve 7.maddelerinde alınan ve işbu dava ile butlanı ve/veya iptali talep edilen (4.ve 5maddeye ilişkin alınan kararların) butlanla sakat olduğun tespiti, bu mümkün olmadığı takdirde iptali gerektiğini, genel kurulda faaliyet raporlarının oy çokluğu ile onaylandığını, davacının özel denetçi tayini talebinin ise haksız ve hukuka aykırı şekilde oylamaya sunulmadığını, davacının talebinin yok sayıldığını, özel denetçi talebine ilişkin olarak oy kullanılmamasının davacının pay sahipliğinden doğan haklarının kısıtlanması ve/veya ortadan kaldırılması anlamına geldiğini, bu nedenle mezkur kararın butlanla sakat olduğunu, davalı şirketin hesaplarında bir takım usulsüzlükler yapıldığını, yasaya usule aykırı işlemler ihtiva eden finansal tabloların onaylanmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi ile ilgili gündemin 5.maddesinin de hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kararın bilançoların gerçeği yansıtmaması ve davalı şirket hesaplarında yapılan usulsüzlükler nedeniyle geçersiz olup, söz konusu geçersizliğin tespiti gerektiğini, iptali talep edilen kararlara davacı tarafından muhalefet şerhi konulduğunu, genel kurul kararlarına ilişkin davacının olumsuz oy kullanarak muhalefetini toplantı tutanağına derç ettiğini, şirket organı olan yönetim kurulunun kanun ve esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi ve pay sahibi olan davacıyı zarara uğrattığını beyanla, davalı şirketin 26/01/2021 tarihnide yapılan 2018-2019 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların TTK 447 uyarınca butlanla sakat olduklarının tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde iptaline, 6 ve 7 nolu kararların haksız ve kanuna aykırı olduğundan dolayı TTK 445 ve 446 mad uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının ihtarname marifetiyle 2018 ve 2019 yıllarına ait şirket olağan genel kurul toplantılarının süresi içinde yapılmadığını, toplantının 02/12/2020 tarihinde veya uygun görülecek bir gün ve saatte yapılması için gerekli kararların alınmasını ihtar ettiğini, 10/11/2020 tarihinde toplanan şirket yönetim kurulunun aynı gün 2020 /3 numaralı kararla 2018 ve 2019 yılları olağan genel kurul toplantısının 18/12/2020 tarihinde yapılması yönünde karar alarak, keyfiyetin davacı dahil bütün ortaklara tebliğ edildiğini, 18/12/2020 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısı gündeminin yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarının okunması maddesine geçildiğinde davacıyı temsilen toplantıda hazır bulunan Av....'in TTK madde 420 uyarınca toplantının bir ay sonraya ertelenmesi talebinde bulunduğunu ve bunun üzerine toplantı başkanınca erteleme talebinin kabul edildiğini, yönetmeliğin açık hükmüne karşın davacı vekilinin hiçbir itiraz ve gerekçe ileri sürmeksizin keyfi olarak toplantının ertelenmesi talebinde bulunduğunu, davacı erteleme süresi içinde davalı şirketten hiçbir bilgi ve belge talebinde bulunmadığını,TTK madde 420nin konuluş amacının dürüst resim verme ilkesi çerçevesi içerisinde davacının bilgi alma hakkını kullanabilmesini sağlamaya dönük olduğu düşünüldüğünde, davacının bu hakkını dürüstlük ilkesine aykırı olarak kullandığını, bu itibarla usul ve yasaya aykırı davacının talebinin reddi gerektiğini, ayrıca iptal davası açma şartlarının oluşmadığını, davacı tarafın, iptali istenen genel kurula katıldığını ve eleştiri düzeyinde kalan beyanlarda bulunduğunu, görüşmelerde aksi görüşler bildirmiş kararlara açık bir şekilde muhalif olmadığını, muhalefetin görüşülen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiğini, genel kurul tutanağına şerh verilen muhalefet şerhinden hangi karara muhalif olduğu belli olmadığından geçerli bir muhalefet şerhinden bahsedilemeyeceğini, dava dilekçesinde yer alan iddiaların asılsız olduğunu ve iptali gerektirecek nitelikte olmadığını, ayrı bir tespit davasının konusunu oluşturacak butlan iddiasının iptal davası içinde ileri sürülmüş olmasının usul bakımından hatalı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, davacının genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran bir genel kurul kararının alınmadığını, genel kurul toplantısı esnasında davacının özel denetçi tayin edilmesi talebinin oylanmamış olmasının zaten zımni olarak talebin reddi anlamına geldiğini, özel denetçi isteme hakkının özellikle azlık pay sahipleri tarafından çoğuluk pay sahiplerini bezdirecek bir şekilde kullanılmamasının da gerektiğini, aksine bir davranışın yasal bir hakkın amacı dışında katılmasına sebebiyet vereceğini beyanla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/09/2022 tarih ve 2021/299 Esas-2022/572 Karar sayılı kararında;"......Dava, davalı şirketin 26/01/2021 tarihinde yapılan 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6 ve 7 nolu kararların butlanı, olmadığı takdirde iptaline yönelik genel kurul iptali davasıdır.6102 sayılı TTKnun 418.maddesinde:"(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir" denilmektedir. TTKnun 422.Maddesinde " (1) Tutanak, pay sahiplerini veya temsilcilerini, bunların sahip oldukları payları, gruplarını, sayılarını, itibarî değerlerini, genel kurulda sorulan soruları, verilen cevapları, alınan kararları, her karar için kullanılan olumlu ve olumsuz oyların sayılarını içerir.Tutanak, toplantı başkanlığı ve Bakanlık temsilcisi tarafından imzalanır; aksi hâlde geçersizdir.(2) Yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhâl ticaret sicili müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür; tutanak ayrıca hemen şirketin internet sitesine konulur." denilmektedir. Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının savunması, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 26/01/2021 tarihinde davalı şirketin 2018-2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı yapıldığı, davacının davalı şirketin toplam 5.000.000 adet hissesinin 1.658.300 adedine sahip olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, genel kurul toplantısının 4,5,6 ve 7.maddelerinde alınan kararların butlanı veya mümkün olmadığı takdirde kararların iptali noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Davalı şirketin 26/01/2021 tarihinde yapılan 2018-2019 faaliyet yılları olağan genel kurul toplantı tutanağında 4,5,6 ve 7.maddelerinde şu kararlar alınmıştır.4.Maddede; 2018-2019 yıllarına ilişkin bilanço ve gelir tablolarının okunması ve müzakere edilmesi gündemine ilişkin olarak ...'ın 1658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet oyla onaylanmasına karar verilmiştir.5.Maddede; Yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin olarak yapılan oylamada yönetim kurulu üyeleri; -..., ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 2.008.299 oyla, -..., ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 2.008.299 oyla, ..., ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 2.008.299 oyla, ..., ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 2.008.299 oyla ibra edilmişlerdir. 6.Maddede; Yönetim kurulunun karın dağıtımıyla ilgili teklifi görüşülerek 2018 yılı karının dağıtılmasına, 2019 faaliyet dönemi net kararının %5 oranında asgari tutarının dağıtılmasına, ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet oyla oy çokluğuyla karar verilmiştir. 7.Maddede; Yönetim kurulu üyelerine net 6.000TL aylık net ücret ödenmesine ...'ın 1.658.300 adet olumsuz oyuna karşılık 3.333.300 adet oyla oy çokluğuyla karar verilmiş, davacı vekilinin anılan kararlara muhafelet şerhi toplantı tutanağına işlenmiştir.Genel kurul kararları, hukuki bir işlem olduklarından kurucu unsurlarının bulunması durumunda yokluk yaptırımı ile malul olurlar.Genel kurul kararının kurucu unsurları, toplantıya çağrının yetkili olanlarca çağrı yapılması, toplantı ve karar nisabıınn oluşması, toplantı tutanağının yetkililerce imzalanmasıdır. 26/01/2021 tarihli genel kurul toplantısı incelendiğinde; toplantıya davetin yönetim kurulu tarafından yapıldığı, asgari toplantı ve karar nisabının sağlandığı ve toplantı tutanağının başkanlık divamı tarafından imzalandığı tespit edilmiştir. Davaya konu genel kurul toplantısının Bakanlık temsilcisinin bulunmasını gerektiren bir genel kurul toplantısı olmadığından bakanlık temsilcisinin imzası da gerekmemektedir. Bu nedenlerle 26/01/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yokluğunu gerektiren bir sebep bulunmamaktadır.26/01/2021 tarihli genel kurulun toplantısında alınan kararların butlanına ilişkin olarak; Genel kurul kararlarının butlanı TTK 447.maddede düzenlenmiştir. Buna göre; "1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır" denilmektedir. Butlan, kararın alınış şekli veya usulü ile değil, kararın içeriği ile ilgilidir.Dolayısıyla emredici de olsa usule ilişkin kuralların ihlali, kararın butlanı sonucunu doğurmaz.Toplantı ve karar yeter sayısına aykırılıklar ise yokluk yaptırımı sonucunu doğurur.Dava konusu 26/01/2021 tarihli genel kurulda bu içerikte kararlar alınmadığı, pay sahibinin bilgi alma hakkı bağlamında sorduğu sorulara, dürüstlük kuralına uygun olarak özenli ve gerçeğe uygun cevap verilmemesi, bu şekliyle karar alınması hususları kararın butlanını değil, iptal edilebilirliği sonucunu doğuracağı, bu bağlamda 26/01/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların butlanını gerektirir sebeplerin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Genel kurul kararlarının iptali, TTK 445 ve 446 maddesinde, butlan ile ortak hükümleri ise TTKnun 448 ve 451 mad arasında düzenlenmiştir.TTKnun 445.maddesinde " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. " denilmektedir. TTKnun 446.maddesinde iptal davası açabilecek kişiler ile ilgili olarak: "(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir" denilmektedir.Anonim ortaklık genel kurul kararının iptalinin istenebilmesi için,TTK 446.maddede bir takım ön şartların bulunduğu, buna göre, iptal isteminde bulunan pay sahibinin genel kurul toplantısına katılması, alınan karara olumsuz oy kullanması ve muhalefetini toplantı tutanağına geçirmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta bu şartların yerine getirilmiş olduğu ve bu bakımdan davacıların genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabileceği tespit edilmiş, iptali talep edilen 4,5,6 ve 7 nolu genel kurul kararları tek tek incelenmiştir:4.numaralı Gündem Maddesi (Finansal tabloların onaylanması) yönünden; davacı vekili tarafından, gündemin 4.maddesinde, kasa hesabına, ortaklardan alacaklar hesabına, yaygın inşaat ve onarım maliyetleri hesabına, maddi duran varlıklar altında bulunan binalar hesabına, alınan sipariş avansları hesabına olmak üzere 5 adet başlıkta bilgi alma talebinde bulunulduğu, yönetim kurulu üyesi ... tarafından, sorulara cevap verildiği, ... vekili tarafından TTK 438.mad gereği özel denetim talebinde bulunulduğu, ancak bu talebin genel kurulca oylanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin 2018 ve 2019 yılları finansal tablolarının gerçeği yansıttığının belirtildiği dolayısıyla finansal tabloların onaylanmasının iptalini gerektirir TTK 515.mad aykırı bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.5.numaralı Gündem Maddesi yönünden ;Davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ...,..., ..., ... olduğu, ...'ın 66.699, ...'ın 58.300,...'ın 800.001, ...'ın 400.001 oyunun bulunduğu, bunların toplam oylarının 1.325.001 oy olduğu, tüm bu payların oy haklarının yönetim kurulu üyelerinin ibrasında sayılmadığı, böylelikle ibra kararının kanuna uygun bir şekilde alındığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan bilirkişi raporunda davalı şirketin finansal tablolarının gerçeği yansıttığının tespit edildiği de dikkate alındığında, ibra kararının kanuna uygun bir şekilde alındığı ve iptalini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşılmıştır. 6.Numaralı Gündem Maddesi yönünden; 18 Eylül 2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 2948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, TTK Geçici 13.maddedeki sürenin 3 ay uzatılmasına karar verilmiştir. Bu durumda süre 31/12/2020 tarihine kadar geçerlidir. 26/01/2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı,TTK 420.mad uyarınca erteleme üzerine yapılan genel kurul toplantısıdır. Ertelenen genel kurul toplantısının ise 18/12/2020 tarihli olduğu, erteleme üzerine yapılan genel kurulun, önceki genel kurulun devamı niteliğinde olduğundan, 2018 faaliyet yılı kararının dağıtılmamasına ve 2019 faaliyet dönemi için de net karın %5'inin dağıtılmasına ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından, kararın iptalini gerektirir bir sebep olmadığı kanaatine varılmıştır.7.Numaralı Gündem Maddesi yönünden; davalı şirketin, 2017 faaliyet yılına ilişkin 12/04/2019, 2015, 2016 faaliyet yıllarına ilişkin 12/01/2018 tarihli genel kurul toplantılarına bakıldığında, yönetim kurulu üyelerine aylık net 6.000TL ücret ödenmesine karar verildiği, davalı şirketin 2018 ve 2019 faaliyet dönemleri karlarına bakıldığında da 6.000TL net ücretlerin büyük bir meblağ tutmadığı, bu durum karşısında belirlenen ücretlerin kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamı ve tanzim olunan ve mahkememizce kabul gören bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından iptali talep edilen 4,5,6 ve 7 numaralı kararların iptalini gerektirir sebeplerin bulunmadığı,her ne kadar davacı tarafından genel kurulun 4.maddesinin görüşülmesinde davacı tarafından özel denetçi tayini talebinde bulunulduğu ancak talebin oylamaya sunulmadığı belirtilmiş ise de, özel denetçi tayini talebinin özel denetim davasının konusunu oluşturduğu anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur....."gerekçesi ile,'' 1-Davacının davasının SÜBUT BULMADIĞINDAN REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin özel denetçi talebinin oylamaya sunulmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, 2018-2019 yılları hesap dönemine ilişkin finansal tabloların okunması, müzakeresi ve onaya sunulması ile ilgili 4. maddenin görüşülmesinde müvekkil tarafından birtakım sorular yöneltildiğini ve TTK'nın 438. maddesi uyarınca özel denetçi atanması talep edildiğini, ancak bu hususta bir oylama yapılmadığını, müvekkilin talebinin yok sayıldığını, müvekkilin pay sahipliğinden doğan haklarının kısıtlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda detaylı hiçbir finansal değerlendirme ve gerekçeye yer verilmediğini, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının kaldırmayı gerektirdiğini, yine bilirkişi raporunda şirketin kasa hesabında 2018 yılında 771.151 TL, 2019 yılında 862.644,19 TL olduğunun görüldüğü kasa hesabının gerçek durumla uyuşup uyuşmadığı dolayısıyla anılan tutarların kasada gerçekten bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, yalnızca davalı şirket kayıtları esas alınarak kasa kayıtlarının doğru olduğu kanaatine evrak üstünde ve eksik incelemeyle varıldığını, hükme esas alınan raporun 8. sayfası ve devamında yalnızca kayıtlara ilişkin görüntüler eklendiğini, tarafınlarınca talep edilen hesap muavinlerinin dahi incelenip rapora eklenmediğini, bilirkişi tarafından tutarın 1 sene içerisinde 11.376,11-TL artış gösterdiği tespitiyle yetinildiğini, yaklaşık 2 yıl içerisinde 30.000.000 (otuz milyon) TL ve 40.000.000 (kırk milyon) TL artışın gerçek durumla bağdaşıp bağdaşmadığının araştırılmadığını, buna rağmen eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, ayrıca bilirkişi raporunda sipariş avansları hesabı incelemesine hiç yer verilmediğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak 26.01.2021 tarihinde yapılan 2018-2019 yılları Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 4 numaralı kararın TTK m. 447 uyarınca butlanla sakat olduğunun tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde iptaline karar verilmesi gerektiğini,Bilançonun gerçeği yansıtmadığını, dolayısıyla ibranın geçersiz olduğunun mahkemece gözetilmediğini, ibranın geçersiz olduğu yönünde karar verilmesi gerektiğini, bilançonun gerçeği yansıtmadığı durumlarda kâr dağıtımına ilişkin kararların iptalinin de mümkün olduğunu,2018 faaliyet yılı kararının ağıtılmamasına ve 2019 faaliyet dönemi için net karın %5'inin dağıtılmasına ilişkin kararın iptalinin gerektiğini, buna ilişkin taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, hiçbir finansal değerlendirme ve gerekçeye yer verilmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bu kapsamda ortaklara daha fazla kar dağıtımı mümkün iken asgari tutarının dağıtılmasında isabet bulunmadığını, şirket faaliyetlerinde açıklanmaya ve düzeltmeye muhtaç ciddi hususlar bulunduğundan ücret ödenmesine ilişkin genel kurul kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davalı şirketin 26/01/2021 tarihinde yapılan 2018-2019 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 numaralı kararların TTK 447 madde uyarınca butlanla sakat olduklarının tespiti ile bu mümkün olmadığı takdirde iptaline, 6 ve 7 nolu kararların ise TTK 445 ve 446 mad uyarınca iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine,karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece, bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında,davalı şirketin 26/01/2021 tarihinde yapılan 2018-2019 yılları olağan genel kurul toplantısında alınan 4,5, 6 ve 7 nolu kararların butlan ve iptalini gerektirir sebeplerin bulunmadığı anlaşılmakla; Mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.