İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2025/1161 K.2025/895
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1161
KARAR NO: 2025/895
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/573 (Derdest)
DAVA TARİHİ: 01/07/2025
ARA KARAR TARİHİ: 02/07/2025
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalıya iletişim ve danışmanlık hizmeti verdiğini, bu hizmetinin yanısıra davalı için satın almalar yaparak etkinlikler düzenlediğini ve davalıyla anlaştıkları şekilde eksiksiz biçimde hizmet sunduğunu, verilen hizmete karşılık faturaların davalıya gönderildiğini ve itiraza uğramadığını, davalının 3 ay boyunca aldığı tüm iş ve hizmetlere karşılık hiçbir ödeme yapmadığını, borç ödenmediği için davalı hakkında... İcra Müdürlüğü'nün ... . sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptalini ayrıca davalının, borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesi ve mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışması kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğundan telafisi imkânsız zararların önüne geçebilmek için davalının taşınır ve taşınmaz mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faturaların borcu ispata yeterli olmadığını, davacı tarafından verildiği iddia olunan hizmetin ispatlanması gerektiğini, bu yönde bir delil sunulmadığını, faturaya konu hizmetlerin temin edilmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, müvekkilinin faturaya dayalı bir borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu faturada belirtilen hizmetlerin davacı tarafından ifa edildiği varsayılsa dahi fatura bedeline yansıtılan fiyatların piyasa rayiçlerinin üzerinde olduğunu, müvekkilinin gerçekte sunulmuş olması ihtimali kabul edilen hizmetler karşılığında makul ve piyasa koşullarına uygun bir bedele katlanmakla yükümlü tutulmasının kabul edilebileceğini, taraflar arasında ne faiz oranına ne de alacak vadesine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, faiz oranlarına da bu nedenle itiraz ettiklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; "...somut olayda, davacının davalıdan alacağının olup olmadığı ve alacak miktarı yargılamayı gerektirmekte olup, dosyada bu aşamada bulunan deliller,ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat ölçüsünü sağlayacak nitelikte değildir.Dolayısıyla alacağının varlığı ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla İİK 257/2 maddesindeki şartların yaklaşık olarak ispat edilememiş olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki ve sözleşme kapsamında müvekkilinin 2025 yılının Şubat ayından itibaren davalıya tam zamanlı olarak iletişim ve danışmanlık hizmeti verdiğini, müvekkil şirketin bu hizmetinin yanısıra davalı için satın almalar yaptığını, etkinlikler düzenlediğini, davalıyla anlaştıkları şekilde eksiksiz biçimde hizmet sunduğunu, bu hizmetler karşılığında takibe konu edilen toplam 1.350.000,00 TL bedelli 3 adet fatura tanzim ederek davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ ettiğini, davalının bu faturaları kabul ettiğini, dilekçe ekinde yer alan e-posta yazışmalarındaki ... ve ... uzantılı e-posta adresleri davalı şirkete ait olup iki ayrı şirket için müvekkilinin hizmet sunduğunu, yine dilekçe ekinde yer alan Ticaret Sicili Gazetesi örneklerinden de görüleceği üzere ... ve ... şirketlerinin sahibinin aynı kişiler olduğunu, faturalara konu hizmetin davalıya verildiğini, müvekkilinin davalı için yaptığı işlerin tamamında davalıdan onay alarak çalıştığını, davalının ve müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesiyle alacağın varlığının net biçimde ispat olunacağını, şu aşamada sunulan evrakların ise yaklaşık ispata yeterli olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde alacağın tahsilinin tehlikeye gireceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve takdir edilecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Talep; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen ve ödenmeyen fatura bedellerine dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İstem mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle reddedilmiştir. Uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan "…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…." hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.) İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Somut dosya incelendiğinde, ihtiyati talep eden tarafından, karşı tarafa; -28/02/2025 tarihli ve ... numaralı "Şubat Hizmet bedeli" açıklamalı 450.000,00 TL,- 01/03/2025 tarihli ve ... numaralı "Mart Hizmet bedeli" açıklamalı 450.000,00 TL, - 01/04/2025 tarihli ve ... numaralı "Nisan Hizmet bedeli" açıklamalı 450.000,00 TL, Olmak üzere toplam 3 adet 1.350.000,00 TL bedelli e-fatura düzenlendiği, dosya kapsamında yer alan davalı şirkete ait BA formlarına göre takibe konu faturaların davalı tarafından kabul edilerek vergi dairesine bildirildiği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla 1.350.000,00 TL üzerinden, %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin reddedilmiş olması isabetli görülmemiştir.İİK'nın 261/1.maddesinde; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar. " hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.). İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir.Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten..."ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. 5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde;"Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur." hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; "Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı" olarak tanımlanmıştır.Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 10/09/2025 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir. Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden "e-imza" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür.Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde..." ibaresindeki "kararın verildiği tarihin", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin "kararın verildiği tarih" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir. Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; "...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği..." yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir. Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince % 15 teminat karşılığı ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmiştir. İİK'nın 261/1. maddesi gereğince kararın verildiği tarihin, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarih olarak kabulüne ve 10 gün içinde talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/573 E. sayılı ve 02/07/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,2-İhtiyati haciz talep eden davacı şirketin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN İİK'nın 257. maddesi uyarınca KABULÜ ile 1.350.000,00 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 202.500,00 TL teminat tutarı, ihtiyati haciz talep eden tarafından nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, 1.350.000,00 TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 3-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE,4-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına,5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 6-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.10/09/2025