Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2025/2155 K.2025/2131
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2155 - 2025/2131
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/2155
KARAR NO : 2025/2131
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/05/2025
NUMARASI : 2022/282 Esas ve 2025/476 Karar
DAVACI : ... HAŞERE KONTROL SAĞLIK SOSYAL HİZMETLER KİMYEVİ MADDELER SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ... HAVACILIK EĞİTİM BAKIM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 20/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/10/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih, 2022/282 Esas ve 2025/476 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile dava dışı ... Tarım Uçakları ... aleyhine açılan alacak davasının .... Ticaret Mahkemesinin 2014/430 E. 2020/569 K. Sayılı ilamı ile sonuçlandığını, dava, birleşen ve karşı davalarla birlikte müvekkil alacağının 2.062.198,55 USD alacağa ulaştığını, bu ilamın ....İcra Müdürlüğünün 2021/2317 E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ilama ilişkin icra emrinin davalı şirkete tebliğ edildiğini, ancak tebliğden itibaren gerekli kanuni süre geçmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin kayıtlı sermayesinin 7.175.000,00.TL olduğunu, sermaye şirketi niteliğine haiz tüzel kişilikten beklenenin, ödeme emrinin tebliğinden sonra mal beyanında bulunmak ve kayıtlı sermayenin varlığını göstermek olduğunu, bunun dahi yapılmadığını, bu durumun TCK'nun 161.maddesinde belirtilen hileli iflasa ait suç unsurların varlığını gösterdiğini belirterek, tebliğ edilen ilama ilişkin icra emrini ödemeyen iflasa tabi davalı borçlunun İİK'nun 177/4.maddesi gereğince doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davaya konu edilen ....Asliye Ticaret Mahkemesinin söz konusu ilamının müvekkilince temyiz edildiğini ve dolayısıyla ilamın kesinleşmediğini, davacının müvekkili şirkete yönelik olarak hileli iflas suçuna ilişkin iddialarının da haksız ve kötü niyetli olup, müvekkili şirketin itibarını zedelemek maksadıyla yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih, 2022/282 Esas ve 2025/476 Karar sayılı kararında, İİK'nun 177/4.maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmiş olmasına gerek olmadığını, ayrıca bu maddeye dayanan iflas davalarında depo emri tebliğine de gerek bulunmadığını, sadece İİK'nun 177/4.maddesi uyarınca iflası istenen şirket yetkilisinin dinlenmesinin yeterli olmadığını, davalı tarafından istinaf mahkemesinden veya Yargıtay'dan "İcranın geri bırakılması" kararı da dosyaya sunulmamış olması nedeniyle davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanunu m.43/2 kapsamında da doğrudan iflas istenebilmesi için, alacağın; *kesin, muaccel ve likit olması, *Dayanak ilamın kesinleşmiş olmasının gerekli olduğunu, oysa bu dosyada, ilam henüz infaz kabiliyetinin kazanmadığını, Yargıtay incelemesinde olan bir ilam, kesin hüküm teşkil etmediğinden, ilamlı icra takibinin sonuçlanmadığını, bu durumda, borcun kesinliği ve iflasa elverişli nitelikte olduğunun söylenemediğini, ilk derece mahkemenin, kesinleşmeyen bir karara dayanarak borçlunun iflasına karar vermesi, Anayasa m.36’da düzenlenen adil yargılanma hakkı ile ölçülülük ve orantılılık ilkesine de aykırı olduğunu ve davalı müvekkilinin, henüz varlığı kesinleşmemiş bir alacağa dayanılarak verilen işbu iflas kararı ile telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi büyük bir zarara uğramış olduğunu, ailevi ve ticari hayatının sekteye uğradığını, işbu dava dosyasında ilk karar da, Adana BAM 9.HD. 04.02.2022 tarih 2021/2432 esas, 2022/93 sayılı kararı ile " dayanak davanın sonucu beklenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi " gerekçesi ile kararının kaldırılmasına karar verildiğini, ilk derece mahkemenin kabul kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemenin yapıldığını, bu sebeplerle istinaf talebinde bulunduğunu, ....Asliye Ticaret Mahkemesi 28.05.2025 tarih 2022/282 E. 2025/476 sayılı iflas kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi, talep etmiştir.
DELİLLER :
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih, 2022/282 Esas ve 2025/476 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, 2004 sayılı İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca ilama dayalı olarak açılmış doğrudan iflas istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından .... Ticaret Mahkemesinin 2014/430 Esas, 2020/569 Karar sayılı dosyası ile davalı aleyhine açılan alacak davasının müvekkili lehine sonuçlandığını ve işbu alacak ilamının .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/2317 Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, ilama ilişkin icra emrinin davalı şirkete tebliğ edildiğini, ancak ödeme yapılmadığını belirterek davalı-borçlunun İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ise davaya konu edilen mahkeme ilamının henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulü ile davalının iflasına karar verilmiş olup, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 2021/2432 Esas, 2022/93 Karar sayılı kararı ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından Dairemizin kaldırma kararı uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş olup, işbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırık halleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Yapılan incelemede; iş bu davanın dayanağı olan .... İcra Müdürlüğü'nün 2021/2317 Esas (yeni esas numarası 2025/14271 Esas) sayılı dosyasında, alacaklı ... Haşere Kontrol ... Ltd. Şti. tarafından davalı ... Uçakla Zirai İlaçlama ... Ltd. Şti. (Yeni ünvanı ... Havacılık Eğitim Bakım Tic. Ltd. Şti.) ve ... aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/430 Esas, 2020/569 Karar sayılı kararı olduğu, işbu kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/5149 Esas, 2021/12612 Karar sayılı kararı ile bozma kararı verildiği, mahkemece Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama neticesinde 2022/162 Esas, 2024/894 Karar sayılı karar ile esas dosyada ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/850 Esas sayılı dosyasında açılan davaların kısmen kabul, kısmen reddine, birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/647 Esas sayılı dosyasında açılan davanın ise reddine karar verildiği, iş bu kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesinin henüz sonuçlanmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesinde"Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir.
1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa;
2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa;
3-308 inci maddedeki hal varsa;
4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağrılır" hükmü yer almaktadır.
Bir ilamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi, haciz yolu ile takibini İİK'nın 43/2 maddesine göre iflas yoluna çevirmeden ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir.
İflasa karar verilmesinden sonra, davacı alacaklının iflas davasından feragat etmesi geçersizdir. (İİK m. 165/2) Yani alacaklının iflas davasından feragat etmesiyle iflas davası son bulmaz. İflasa karar verilmesinden sonra davacı alacaklının alacağının ödenmesi ile de iflas hali son bulmaz. İflasa karar verilmesinden sonra iflas ancak İİK'nın 182. maddesine göre kaldırılabilir. Ticaret Mahkemesi de, iflasa karar verdikten sonra, iflas kararı Yargıtay'ca bozulmadıkça, hangi nedenle olursa olsun, iflas kararından dönerek yeni bir karar veremez. Fakat iflas kararı Yargıtay tarafından bozulduktan ve mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davacı iflas davasından feragat edebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, Sh. 1125)
Öte yandan alacaklının, doğrudan iflas davası açabilmesi için, hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Ancak, icraya konan hükmü temyiz etmiş olan borçlu, İİK'nın 36. maddesine göre icra dairesinden bir süre almak ve HUMK'nın 443. maddesi uyarınca Yargıtay'dan icranın geri bırakılması hakkında karar getirmek suretiyle, hükmün kesinleşmesine kadar, iflas davasının ertelenmesini sağlayabilir. Borçlu, Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı almamışsa, ticaret mahkemesi, iflasa karar vermeden önce, hüküm borçlu lehine bozulacak olursa, iflas davası olduğu yerde durur. (İİK m. 40)
Borçlu, Yargıtay'dan icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı alıp ticaret mahkemesine ibraz edince, ticaret mahkemesi, hükmün kesinleşmesine kadar iflas davasını erteleyerek, hükmün kesinleşmesini, iflâs davasında bekletici sorun (HMK m. 165) yapar. Borçlu aleyhine verilen hüküm kesinleşirse, ticaret mahkemesi, borçlunun iflâsına karar verir. Buna karşılık, hüküm Yargıtay'ca borçlu lehine bozulur, bu defa borçlunun hiç borçlu olmadığına (borçlu aleyhine açılmış olan alacak davasının reddine) karar verilir ve bu hüküm kesinleşirse, ticaret mahkemesi iflâs davasını reddeder.(bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/4394 Esas, 2015/1653 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; davacı-alacaklı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/162 Esas, 2024/894 Karar sayılı kararına istinaden başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2025/14271 Esas sayılı icra takibinde davalı-borçluya gönderilen ödeme emrinin tebliğine rağmen takibe konu borcun ödenmediği, yukarıda da ayrıntılı olarak değinildiği gibi alacaklının, doğrudan iflas davası açabilmesi için, hükmün kesinleşmesine gerek olmadığı, kaldı ki davalı-borçlu tarafından icranın geri bırakılması kararı da sunulmadığı, bu sebeple ilk derece mahkemesince İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca verilen iflas kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1)-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/05/2025 tarih, 2022/282 Esas ve 2025/476 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2)-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL karar ve ilam harcı peşin alındığından YENİDEN HARÇ ALINMASINA YER OLMADIĞINA,
3)-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
4)-HMK. 333 maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5)-İnceleme duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 20/10/2025 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır