Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/78 K.2025/267

🏛️ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/78 📋 K. 2025/267 📅 06.02.2025

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/78 - 2025/267
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/78
KARAR NO : 2025/267
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : .... Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACILAR : 1-. velayeten ... ve ... (...)-
2-... -
3-... (...)-
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :1- ... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2- ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3-... Sigorta A.Ş. -
VEKİLİ :Av.
DAVALI/ MÜTEVEFFA
... -
MİRASÇILARI:
DAHİLİ DAVALILAR; 4-... ( ) velayeten ... -
5-... ( ) velayeten ... -
6-...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 7- ... Sigorta A.Ş.
İHBAR OLUNAN : ... Sigorta A.Ş.
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : ... ... -
DAVA : Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 06.02.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06.02.2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.09.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 22/10/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ... ... Sigorta A.Ş' ye ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile davalı ...'ya ait davalı ... Sigorta A.Ş.'ye kasko poliçesi ile kaza tarihini kapsayacak şekilde sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde ... plaka sayılı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan davacıların desteği 2015 doğumlu ... ...'in vefat ettiğini, davacılar ... ve ...'nın müşterek çocukları, ...'in kardeşi olan müteveffa ...' in gerçekleşen trafik kazası nedeniyle yaşamını yitirdiğinde henüz 1,5 yaşında olduğunu, böylesine üzücü bir kaza neticesinde gerek anne ve baba gerekse küçük kardeşin mutsuzluklar yaşadığını, ömürleri boyunca da bu olayın doğurduğu sıkıntı ve kederle yaşamak zorunda kalacaklarından manevi zarar görmüş olduklarını, davalılardan ... ... Sigorta A.Ş.'ye 04/11/2016 tarihinde yapılan başvuru neticesinde sigorta şirketinin kendi yaptığı hesaplar sonucunda davacı anne ...'e 10.354,00 TL, davacı baba ...'e 4.030,00 TL kısmi ödeme yaptığını, diğer davalı sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş.'ye 17/11/2016 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak yasal süre içerisinde taleplerine yanıt verilmediğini beyan ederek, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacı ... ve ... için ayrı ayrı 500,00'er TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen, her bir davacı için 50.000,00'er TL olmak üzere toplamda 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla davalı gerçek şahıslardan müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH : Davacılar vekili 29.04.2019 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat davası yönünden davacı ... için 31.849,53 TL',e davacı ... için 91.281,99 TL'ye olmak üzere toplamda 123.131,52‬ TL'ye ıslah etmiştir. (Davalı ... Sigorta'nın sorumluluğunun davacı ... için 25.729,74 TL, davacı ... için 73.983,29 TL olmak üzere toplamda 99.713,03‬, davalı ...'nın sorumluluğunun ise davacı ... için 6.119,79 TL, davacı ... için 17.298,70 TL olmak üzere toplamda 23.418,49 TL ) ıslah etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ruhsat sahibi müvekkili ... olduğunu ancak müvekkilinin aracı ... ... isimli kişiye kiraladığını, kazada aracın sürücü konumunda bulunan ... ...' ın kiracı olduğunu ve dolayısıyla kanun ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda işleten durumunda olduğunu, müvekkiline husumet yönlendirilemeyeceğini, aracın kiracısı konumunda bulunan ... ...'a davanın ihbarını talep ettiklerini, ayrıca davacının zararının zorunlu trafik sigortası tarafından ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davanın, 12/04/2016-12/04/2017 tarihlerini kapsar şekilde ... sayılı trafik sigortası poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş ne ihbarını istediklerini, öncelikle dava dilekçesinin HMK'nun 119.maddesindeki şekil şartlarına uymaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına, müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığından müvekkili yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı ... ... Sigorta A.Ş. cevap dilekçesinde özetle: dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete ... numaralı ZMMS poliçesi ile teminat altında alındığını, müvekkili şirketin kaza tarihindeki poliçe teminat limitinin 310.000,00 TL olduğunu, kazadan sonra müvekkili şirket tarafından hesaplama yapılarak davacı tarafa 14.384,00 TL ödeme yapıldığını, kusur oranlarının tespiti bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazada tek kusurlu olmadığını, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, aksi taktirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin trafik sigortası genel şartları gereğince teminat dışı kalan hallerden olması nedeniyle bu talebin reddi gerektiğini beyan ederek, davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 22/10/2016 tarihinde müvekkili ... adına kayıtlı ve müvekkili ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı davalıların akrabası olan ... ...' ın Sevk ve İdaresinde bulunan ... plakalı aracın yan arkadan çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacılar ... ve ...'in çocukları ...'in hayatını kaybettiğini, davacıların ise basit şekilde yaralandığını, müvekkilinin yol boyunca trafik kurallarına uyduğunu, kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, bir kişinin ölmesi ile sonuçlanan kazada müvekkilinin elem ve üzüntü içerisinde olduğunu, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ... aleyhine açılan ve devam eden .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dava dosyasının 22/12/2016 tarihli duruşma tutanığının 3. sayfasında yer alan davacı ... ...in beyanında da anlaşılacağı üzere müvekkilinin ailesinin kazadan sonra davacılara 15.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu hususun hesaplama yapılırken dikkate alınması gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Plakalı aracın kaza tarihini de kapsayacak şekilde müvekkili tarafından kasko sigortasının yapıldığını, davacının talep ettiği destek zararlarının ve manevi zararın teminat kapsamı dışında olduğunu, kasko poliçesinden dolayı ölüm halinde kişi başına azami sorumluluk limitinin 5.000,00-TL olduğunu, ancak müvekkilinden hangi sebeple tazminat istendiğinin açıklanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, 17/06/2022 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin davacılarla sulh olduğunu ve sulh gereğince ödeme yapıldığından bahisle vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, maddi tazminat talepleri yönünden; davacı ...'in, ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları hakkındaki maddi tazminat talebinin reddine, ... hakkındaki maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, ... Sigorta A.Ş hakkındaki maddi tazminat talebinin reddine, 3.548,50 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsil edilerek davacı ...'e ödenmesine, davacı ...'in, ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları hakkındaki maddi tazminat talebinin kabulüne, ... hakkındaki maddi tazminat talebinin kabulüne, ... Sigorta A.Ş hakkındaki maddi tazminat talebinin reddine, 73.983,29 TL maddi tazminatın ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen, 17.298,70 TL maddi tazminatın ise ...'dan tahsil edilerek davacı ...'e ödenmesine. Hükmedilen maddi tazminatlara ... Sigorta A.Ş yönünden 22/11/2016 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminat talepleri yönünden; davacı ...'in manevi tazminat talebinin reddine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e ödenmesine, davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 35.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e ödenmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kusur oranı göz önünde bulundurularak davacılar için hesaplanan toplamda 14.384,00 TL tazminatın 29.11.2016 tarihinde davacılara ödeyerek söz konusu borçtan ibra edildiğini, sorumlu oldukları miktar ödendiğinden poliçe teminatı dahilinde başkaca sorumlulukları bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesaplaması yapılacak olması halinde dilekçesinde bildirdiği yönetmeliğe göre hesaplama yapılmasının gerektiğini ve hatalı yönetmeliğe göre hazırlanan dosyadaki bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müteveffanın gelirinin asgari ücret üzerinden hesaplanması gerekirken neye istinaden asgari ücretin üzerinde tespit edilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren başlamasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olmakla beraber açık bir şekilde anlaşılamamakta olduğunu, dosyada bilirkişilerin eksik inceleme yaparak hukuka aykırı kusur oranı atfetmiş olduklarından, dosyanın ATK'ya gönderilmesini ve buradan rapor alınmasını talep ettikleri halde, taraflarınca yapılan itirazların değerlendirilmemesinin usule aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, taraflarca keşif deliline dayanıldığı halde yerel mahkemece keşif yapılmamasının usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında müvekkiline yüklenen kusur oranın fazla olduğunu, dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini talep ettikleri halde gönderilmemiş olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, ceza yargılaması sırasında davacılara ödeme yapıldığını ve bu ödemenin öncelikle manevi zararların giderimi için yapılan ödemeler olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince tereke mallarının davacılara sağladığı gelirin tazminattan mahsubu ile indirim yapılması gerektiği halde yerel mahkemece bu hususta inceleme yapmadan hüküm kurduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; husumet itirazları olduğunu, kusur bilirkişi raporuna göre müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu aracın kiracısı ve sürücüsü olan ... ... olayda % 20 oranında kusurlu bulunduğunu, sürücünün kusuruna denk gelen maddi tazminat hesaplanmış ve bu tazminat taraflarınca davanın ihbar edildiği ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından davacılara ödendiğinden ve 17.06.2022 tarihli sulh dilekçesi sunulduğundan müvekkili yönünden maddi tazminatın reddi gerekirken sanki ödeme yapmamış gibi müvekkili yönünden maddi tazminat hükmü kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu, dosyadaki kusur raporuna göre müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu aracın sürücüsü ... ...'ın olayda % 20 oranında kusurlu bulunmuş, diğer aracın sürücüsü olan davalı ...'in ise % 80 oranında kusurlu bulunmuş olmasına rağmen, müvekkilinin tüm manevi tazminattan sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı/ müteveffa ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olmakla beraber açık bir şekilde anlaşılamamakta olduğunu, dosyada bilirkişilerin eksik inceleme yaparak hukuka aykırı kusur oranı atfetmiş olduklarından, dosyanın ATK'ya gönderilmesini ve buradan rapor alınmasını talep ettikleri halde, taraflarınca yapılan itirazların değerlendirilmemesinin usule aykırı olup bozmayı gerektirdiğini, 3- müteveffa ...'in vefatı sonucunda müvekkilleri dahili davalıların çalışmadığını, karar verilmeden taraf sıfatı olarak eklenmiş olduklarını ve sosyal ekonomik araştırma yapılması gerekirken yapılmadığını, tazminat belirlenirken bu hususun önem arz ettiği halde yerine getirilmemiş olmasının usule aykırı olduğunu, müteveffa ...'in mirasçıları müvekkilleri dahili davalılara duruşma gününün karar duruşması olduğu ile ilgili ihtar içerikli duruşma günü tebliğ edilmemiş, beyanları alınmadan karar verilmiş olduğunu ve bu hususun hukuka ve usule aykırı olduğunu, taraflarca keşif deliline dayanıldığı halde yerel mahkemece keşif yapılmamasının usule aykırı olduğunu, müteveffa ...'in mirasçıları müvekkillerinin olayla ilgili şahsi sorumlulukları bulunmadığından davanın reddini talep ettiklerini, müteveffa ... açısından yerel mahkeme kararı ve bilirkişi raporunda kusur yüklenilmediği halde diğer davalı gibi müvekkiline yüklenen %80 oranındaki kusur oranının hatalı olduğunu, dosyanın ATK'ya gönderilmesini ve buradan rapor alınmasını talep ettikleri halde gönderilmemesinin hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, gerekçeli kararda ... ...'a düşük bir kusur belirlenerek davacılara yükletilmesi hususunun bilirkişiler tarafından da beyan edilmesine rağmen yerel mahkemenin bu hususa ilişkin olarak karar vermemesinin, gerekçeli kararın açık olmamasının usule ve esasa aykırı olduğunu, ceza yargılaması sırasında davacılara ödeme yapıldığını ve bu ödemenin öncelikle manevi zararların giderimi için yapılan ödemeler olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı/ müteveffa ... mirasçıları dahili davalılar ..., ... ve ... vekili istinaf etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı/ müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvuru dilekçelerinde özetle müvekkillerinin ekonomik durumlarının istinaf harç ve yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını ve bu nedenle adli yardım talebinde bulunduklarını beyan etmiş olup, yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekili ve davalı/ müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ... vekilinin adli yardım talebinin HMK'nın 336/2. maddesinde öngörülen gelir kaynakları ve zorunlu giderleri dikkate alındığında kabulüne ve dava kesinleşene kadar, sonradan haksız çıkan tarafa yüklenilmek üzere yapılan masrafın suç üstü ödeneğinden karşılanmasına, bu davalıların istinaf başvurularının esastan incelenmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili sulh sözleşmesine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Davalı ... vekilince istinaf başvuru dilekçesinde dosyadan düzenlenen kusur bilirkişi raporuna göre müvekkilinin ruhsat sahibi olduğu aracın kiracısı ve sürücüsü olan ... ... olayda % 20 oranında kusurlu bulunduğunu, sürücünün kusuruna denk gelen maddi tazminat hesaplanmış ve bu tazminat taraflarınca davanın ihbar edildiği ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından davacılara ödendiğini beyan etmiş olup, dosya içerisinde mevcut 10.06.2022 tarihli sulh protokolü, ibraname, feragatname ve makbuz isimli belgede ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı olan ... plaka sayılı aracın sürücüsü ... ... ve işleteni ... yönünden hesaplanan maddi tazminatın ödendiği ve bu hususta ibraname verildiği ve davacılar vekilince verilen ibranamede vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı bildirilmiş ayrıca ... Sigorta A.Ş. tarafından sunulan 23.11.2022 tarihli dilekçe ile sigortalı araç sürücüsü ve işleten yönünden sulh nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği ve vekalet ücreti ile yargılama talebinde bulunmadıklarının beyan edildiği görüldü.
"6100 sayılı HMK'nun 314. maddesi "Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2)(Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.
(3)(Ek:22/7/2020-7251/30 md.) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir" düzenlemesini içermektedir.
Dosyadaki 10.06.2022 tarihli sulh protokolünce davacı tarafın ihbar olunan tarafça yapılan ödeme ile davalı ... ile sulh olduğu görüldü.
Eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince 27.09.2022 günlü karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve dosya dairemize gönderilerek 2023/78 Esasa kaydedilmiş olup, davacılar vekilince sunulan 10.06.2022 tarihli dilekçeden davacı tarafın davalı ... yönünden tüm zararının karşılandığı ve davanın davalı ... yönünden konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'nın istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile; maddi tazminata ilişkin sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı ... vekili, dahili davalılar ..., ..., ... vekilinin ve davalı ... vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna, kusur oranına ve keşif yapılması talebine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, ... davalı sürücü ... ... plakalı kamyon sürücüsü D-815 karayolu Karataş-Adana istikametine km 9. km.de bulunan ... isimli iş yerinderi D-815 karayoluna Adana istikametine doğru kontrolsüz bir şekilde çıkmak isterken aracının yan kısmı ve yakıt deposu kısmına; D-815 karayoluna takiben Karataş istikametinden Adana istikametinde seyreden sürücü ... ...'ın kullanmış olduğu ... plakalı aracın ön kısmı ile çarpması sonucu ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan ... ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ... ... yaralanması ve ...'in vefatı ile ölümlü yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının nieydana geldiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamındaki mevcut verilere göre yukarıda açıklaması yapılan kaza tetkikinde; davalı sürücü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57/B-7 ve aynı kanuna bağlı karayolları trafik yönetmeliğinin 109/B-7 maddelerinde belirtilen, mülkten karayoluna çıkan sürücülen karayolundan geçen araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorunlu olan kuralını ihlal ettiğinden % 80 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ... ...'ın ise 2918 sayılı Karayollır Trafik Kanunun 32/Bve aynı kanuna bağlı karayolları trafik yönetmenliğini 101/B mağidelerinde belirtilen sürücüler araçlarının hızını görüş, yol, hava ve trafiğin, durumun gerektirdiği şartlara uydurmak zorunda olduğu kuralını ihlal ettiğinden %20 oranında kusurlu, Nihayet ... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda bulunan ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ..., ... ... İle vefat eden ...'in meydana gelen kazada kural ihlali bulunmadığı anlaşılmıştır.
Kazanın gerçekleşme biçimi yönünden tarafların istinaf başvurusu bulunmadığı, istinaf konusunun gerçekleşen kazada sürücülerin eylemlerin atfedilen kusur oranı olduğu dikkate alındığında, ayrıca keşif yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, kaza tespit tutanağı ve soruşturma aşamasında toplanan deliller üzerinden kusur oranı değerlendirmesi yapılması yeterli görülmüştür.
Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, dahili davalılar ..., ..., ... vekilinin ve davalı ... vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna ve müterafik kusur indirimine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Destekten yoksunluk zararının hesabında, desteğin kaybı nedeniyle uğranılan gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle desteğin gelirinin ve desteğin başlangıç tarihinin doğru saptanması gerekir. Destek payları hesaplanırken, Yargıtayın ve dairemiz uygulamalarına göre 18 yaşında gelir elde etmeye başladığı kabulü ile askere gideceği, askerlik görevini tamamladıktan sonra 2 yıl içinde evleneceği ve bir yıl sonra bir çocuğu daha sonra ikinci çocuğunun olacağı varsayılarak hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği yerleşik uygulaması gereğidir. Hükme esas alınan 16.05.2022 havale tarihli hesap bilirkişi raporu bu husular gözetilerek hazırlanmıştır.
Yine bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 16.05.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacıların destekten yomsun kalma zararları belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitler ve desteğin gelirinin asgari ücret olduğunun kabulü ile davacıların zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin itiraz haklı görülmemiştir.
Nihayet, hesap bilirkişisi ... 16/05/2022 tarihli ek raporunda; öncelikle ... Sigortanın ödeme yaptığı 29/11/2016 tarihi itibariyle hesaplama yapmış, davalı gerçek şahısların ödediği 15.000,00-TL (ödemenin 22/11/2016 tarihinde yapıldığı kabul edilmiştir.) ödemeyi 29/11/2016 tarihine güncellemiş ve bu ödemenin yarısının davacı ...'in, yarısının da davacı ...'nın maddi zararları için yapıldığı kabul edilerek, müterafik kusurdan dolayı %30 oranında indirim yapılmış, daha sonra ödemelerin mahsup edildiği ve ödemelerin zararı karşılamadığı anlaşıldığından ek rapor tarihine göre yeniden hesaplama yapılmış, yetiştirme giderleri anne ev hanımı olduğu için davacı baba ...'den düşülmüş, hem sigorta hem de davalı şahısların yapmış olduğu ödemeler ek rapor tarihine güncellenerek davacılar ... ve ...'nın maddi tazminat alacaklarından düşülmüştür. Müteveffanın askerlik süresi hariç tutulmuş, destek süreleri ve pay oranları içtihatlara uygun şekilde oluşturulmuştur. Ek raporda sonuç itibariyle ... plakalı aracın davalı sürücüsü ...'in %80 oranındaki kusuruna göre ..., ölü davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş'nin müteselsilen sorumlu olduğu tutarın; davacı ... için 73.245,03-TL olduğunu, diğer davacı ...'in için ise bu davalılardan talep edebileceği bakiye zararının bulunmadığını, dava dışı ... ...'ın %20 oranındaki kusuruna göre, işleten araç sahibi davalı ...'nın sorumlu olduğu tutarın davacı ... için 3.548,50-TL, davacı ... için 24.966,33-TL olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre müterafik kusurdan dolayı %20 oranında indirim yapılması gerekirken, %30 oranında indirim yapılmıştır. Ancak bu rapora davacılar itiraz etmediği için bu yönüyle davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu kabul edilmiştir. Diğer taraftan davalı ... tarafından yapılan 15.000,00 TL ödemenin hangi zararın (maddi mi, manevi mi) karşılığı olduğu belli değildir. Taraflar arasında bu ödemenin hangi tazminatta sayılacağı konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Ancak her iki tarafta bu ödeme yapıldığı sırada hangi zararın karşılığı olduğunun konuşulmadığını, ödemenin davacı ...'e yapıldığı konusunda mutabıktır. Yerleşik yargı kararları gereğince bu ödemenin yarısının ...'in maddi zararlarına karşılık, yarısınında manevi tazminat alacağına karşılık olduğu kabul edilmelidir. Buna göre bilirkişi raporunda tespit edilen ve raporun 18. sayfasında belirlenen sürücülerin kusur oranlarına isabet eden zararlar üzerinden önce usuli kazanılmış hak gereğince %30 oranında müterafik kusur düşülerek, kalan tutardan sigortanın yaptığı ödemenin güncellenmiş değeri düşülmüş, daha sonra ... yönünden, ...'in yaptığı ödemenin güncellenmiş değerinin yarısı düşülerek hesaplama yapıldığında;
- Davacı ...'in, davalılar ... Sigorta A.Ş, ... ve ... mirasçılarından sorumlu oldukları kusur oranına göre talep edebileceği maddi tazminat 20.277,17 TL olduğu, iş bu miktardan %30 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde 14.194,01-TL bakiye alacak bulunduğu, iş bu miktardan 6.008,73-TL sigortanın ödemesi ile 11.182,50-TL ...'in ödemesinin güncellenmiş değerinin yarısı düşüldükten -2.997,21 TL fazla ödeme yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Yine davacı ...'in ...'dan sorumlu olduğu kusur oranına göre talep edebileceği maddi tazminat 5.069,29 TL olduğu, iş bu miktardan %30 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde 3.548,00-TL bakiye tazminat alacağı bulunduğu anlaşılımıştır.
- Davacı ...'in, davalılar ... Sigorta A.Ş, ... ve ... mirasçılarından sorumlu oldukları kusur oranına göre talep edebileceği maddi tazminat; 142.664,76 iş bu miktardan %30 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde 99.865,33-TL bakiye alacak bulunduğu, iş bu miktardan 15.437,81TL sigortanın ödemesi ve 11.182,50-TL ...'in ödemesinin güncellenmiş değerinin yarısı neticesinde nihayetinde 73.983,29 TL tazminat alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Yine davacı ...'in, davalı ...'dan sorumlu oldukları kusur oranına göre talep edebileceği maddi tazminat 35.666,19 TL olduğu, iş bu miktardan %30 müterafik kusur indirimi yapılması neticesinde 24.966,32-TL tazminat alacağı bulunuluğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle taraf vekillerinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin hükmedilen faiz başlangıç yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmüştür.
Davalı ... vekili, dahili davalılar ..., ..., ... vekilinin ve davalı ... vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 22.10.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü, diğer ölü davalı ...'in işleteni olduğu ... plakalı aracın, davacılar murisine içinde yolcu olarak bulunduğu, KASKO poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş. ve işleteni davalı ... olan ... plakalı çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde tüm davalıların müteselsilen % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle, davalı ... tarafından ceza yargılaması esnasında yapılan 15.000,00 TL ödemenin hangi zararın (maddi mi, manevi mi) karşılığı olduğu belli değildir. Taraflar arasında bu ödemenin hangi tazminatta sayılacağı konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Ancak her iki tarafta bu ödeme yapıldığı sırada hangi zararın karşılığı olduğunun konuşulmadığını, ödemenin davacı ...'e yapıldığı konusunda mutabıktır. Yerleşik yargı kararları gereğince bu ödemenin yarısının davacı ...'in maddi zararlarına karşılık, yarısınında manevi tazminat alacağına karşılık olduğu kabul edilmelidir. Bu nedene yapılan bu ödeme dikkate alınarak, davacı ...'in manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan diğer davacılar yönünden, vekilleri dava dilekçesinde açıkça müteselsil talep de bulunduğu dikkate alındığında eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, müterafik kusur durumu kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı/ müteveffa ... mirasçıları dahili davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının REDDİNE, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.09.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2-Davacıların maddi tazminata yönelik davasının kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile;
a-Davacı ...'in, ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ..., ... Sigorta A.Ş. hakkındaki maddi tazminat talebinin REDDİNE,
b-Davacı ... (...) ...'in, ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat talebinin KABULÜNE, 73.983,29 TL maddi tazminatın ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ... (...) ...'e ÖDENMESİNE, hükmedilen maddi tazminatlara ... Sigorta A.Ş yönünden 22/11/2016 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
c-Davacılar ... ve ...'in davalı ... yönelttiği maddi tazminat talepleri yönünden sulh sözleşmesine bağlı olarak davanın konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davacıların manevi tazminata yönelik davasının kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile;
a-...'in manevi tazminat talebinin REDDİNE,
b-...'in manevi tazminat talebinin KABULÜ ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e ÖDENMESİNE,
c-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin kısmen KABULÜ ile, 35.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e ÖDENMESİNE,
Harç yönünden:
4-a-)Maddi tazminat davası yönünden; maddi tazminat taleplerinin kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 5.053,79 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 515,75 TL harcın maddi tazminatlara isabet eden 3,40 TL'sinin ve maddi tazminat taleplerinin artırılması için ödenen 417,00 TL'nin mahsubu ile kalan 4.633,39 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 27.09.2022 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine,
c-)İlk derece mahkemesince harcın davalılardan tahsil edilmiş olması halinde, davalı ... yönünden dairemizce red kararı verildiği gözetilerek ilk derece mahkemesince bu davalı yönünden hükmedilen 1.331,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde bu davalıya iadesine,
d)İlk derece mahkemesince diğer davalılar ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten tahsiline karar verilen 4.725,82 TL harcın tahsil edilmiş olması halinde ise, bu davalılar yönünden yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına ancak ilk derece mahkemesince fazla hesaplandığı anlaşılan 92,43 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde bu davalılara iadesine,
5-a-)Manevi tazminat davası yönünden; manevi tazminat taleplerinin kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 5.806,35 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 515,75 TL harcın manevi tazminatlara isabet eden 512,30 TL'sinin mahsubu ile kalan 5.294,05 TL harcın, davalılar ... ve ... mirasçıları olan ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
b-)İlk derece mahkemesince 27.09.2022 günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, harcın tahsil edilmiş olması halinde ise harç miktarının değişmediği dikkate alınarak yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına,
Yargılama giderleri yönünden:
6-Maddi tazminat yönünden; davacıların peşin ödedikleri 420,40 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine,
7-Manevi tazminat yönünden; davacıların peşin ödedikleri 512,30 TL harcın, davalılar ..., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan 5.246,00 TL yargılama giderinden davaların kabul edilen kısımları gözetilerek 3.453,98 TL'sinin ... Sigorta A.Ş. dışındaki diğer davalılardan tahsil edilerek davacılara ödenmesine, kalan masrafın davacıların üzerinde bırakılmasına,
9-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine,
Vekalet ücreti yönünden:
10-Maddi tazminat davası yönünden;
a-)Maddi tazminat taleplerinin kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 11.837,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e ödenmesine.
b-)Sulh sözleşmesi uyarınca davalı ... lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
c-)Davacı ...'in, ... Sigorta A.Ş., ..., ... mirasçıları hakkındaki maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması nedeniyle hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'e ödenmesine,
d-)Talep edilmediği için ... Sigorta A.Ş. lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
11-Manevi tazminat davası yönünden;
a-)Manevi tazminat taleplerinin kabul edilen kısmı üzerinden Davacı ... İçin hesaplanan 9.200,00 TL ve davacı ... için hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... ve ... mirasçıları ..., ... ve ...'ten müteselsilen tahsil edilerek davacılar ... ve ...'e ödenmesine,
b-)Davacı ...'in manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması nedeniyle hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... ve ...'ya ödenmesine,
İstinaf giderleri açısından;
12-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
13-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gereken 5.053,79 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin yatırılan toplamda 1.181,45‬ TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 3.872,34 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
14-Davalı ...'in adli yardım talebi kabul edildiğinden bu davalının harç yatırmadığı dikkate alınarak, alınması gereken 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 10.860,14 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplamda 12.543,24‬ TL harcın karar kesinleştiğinde bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
15-Davalı/ müteveffa ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ... ve ...'in adli yardım talebi kabul edildiğinden bu davalıların harç yatırmadığı dikkate alınarak, alınması gereken 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 10.860,14 TL istinaf nispi karar harcı olmak üzere toplamda 12.543,24‬ TL harcın karar kesinleştiğinde bu davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
16-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
17-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan tebligat ve dosyanın istinafa gönderme ücretine ilişkin yargılama giderinin bu davalının üzerinde bırakılmasına,
18-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesi kararından sonra yapılan tebligat ve dosyanın istinafa gönderme ücreti toplamı 209,60 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine,
19-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,
Dair, Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 Esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki temyiz sınırı dikkate alınarak, Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 Hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk dairesine TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy çokluğu ile karar verildi. 06.02.2025
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
(Karşı oy)
KARŞI OY ŞERHİ
Her ne kadar, Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından davacının hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna süresinde itiraz etmemiş olması nedeni ile usulü kazanılmış hak oluştuğu kabul edilerek buna davacıların belirlenen tazminat miktarlarından %30 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak bu şekilde hüküm kurulmuş ise de dairemizin kararındaki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.
Şöyle ki ; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından verilen ... ve ... başvurusu Başvuru Numarası: ... başvuru numaralı 21.12.2023 tarihli kararda usulü kazanılmış hak ilkesine ilişkin olarak;
" 48. Usule ilişkin kazanılmış hak ilkesi, usul hukukuna ilk olarak Yargıtayın içtihadı birleştirme kararlarıyla girmiştir (bkz. §§ 25, 26). Söz konusu içtihadı birleştirme kararlarıyla çizilen çerçeveye göre bu ilke; ilk derece mahkemeleri bakımından mahkemenin bozma kararına uyması hâlinde artık bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve/veya hüküm vermek zorunda olmasını, ayrıca bozma kararı dışında kalan kısım hakkında yeniden inceleme yaparak karar verememesini, temyiz mercii yönünden ise bozma kararında belirtilen bozma gerekçeleriyle kendisinin de bağlı olmasını ve bozma kararı dışında kalan kısım hakkında tekrar inceleme yapamamasını ifade etmektedir (bazı farklarla birlikte bkz. AYM, E.2019/115, K.2020/31, 12/6/2020, §§ 3, 4).
49. Anılan ilkenin uygulama alanının zaman içinde yine içtihat yoluyla genişletildiği ve yukarıda belirtilen içtihadı birleştirme kararlarıyla oluşturulan ilk çerçevesinin ötesine geçirildiği, bu bağlamda sadece bozma ve bozmaya uyma kararları ekseninde uygulanan bir usul kuralı olmaktan çıkarılarak bu ilkenin uygulanması suretiyle yargılama sürecinde taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından yapılan herhangi bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan böyle bir hakkın oluştuğundan söz edilebileceği yönünde bir yaklaşımın benimsendiği görülmüştür. Nitekim bu kapsamda yargılama sürecinde taraflardan birinin bilirkişi raporuna itiraz etmemesinin -bilirkişi raporunun süresi içinde itiraz etmeyen taraf aleyhine kesinleştiği kabulünden hareketle- itiraz eden taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturmasının da Yargıtay içtihadıyla kabul edilerek anılan ilkenin uygulama alanına dâhil edilen hâllerden biri olduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 28).
50. Bununla birlikte medeni yargılama usulüyle ilgili yürürlükteki mevzuatta usule ilişkin kazanılmış hak ilkesini bu lafzıyla ya da içtihat yoluyla geliştirilen uygulama biçimleri itibarıyla bir usul kuralı olarak açıkça düzenleyen herhangi bir kanun hükmü yoktur. Nitekim Yargıtay da anılan ilkeyi uyguladığı kararlarında bu hususu dile getirmiş, usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir yasal hükmün bulunmadığını, konunun yargı içtihadı ile geliştiğini belirtmiştir." şeklindeki gerekçe ile 6100 sayılı yasa hükümlerinde usulü kazanılmış hak ilkesinin kanuni bir dayanağının bulunmadığı, belirtilmiştir.
Bu konuya ilişkin (Usulü kazanılmış hak ilkesine ilişkin olarak ) bir Yargıtay İçtihatları birleştirme kararı olmadığı sadece Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 4/2/1959 tarihli ve E.1957/13, K.1959/5 sayılı kararının ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 9/5/1960 tarihli ve E.1960/21, K.1960/9 sayılı kararının Yargıtay Hukuk daireleri tarafından yorumlanması ile usulü kazanılmış hak uygulamasının genişletildiği anılan kararın 48 ve 49 numaralı paragraflarında belirtilmiştir. Buradan hareketle Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından söz konusu uygulamanın kanuni dayanağının olmadığını ve bu durumun netice olarak kişilerin mahkemeye erişim hakkının ihlaline neden olduğu kabul edilmiştir
Anayasa Mahkemesi anılan kararında "59. Bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edilmemesine, karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil edeceği sonucunun bağlanmasını, yargılamanın taraflarca titizlikle takip edilmesi suretiyle usul ekonomisinin temin edilmesi amacına yönelik olduğu söylenebilir. Diğer yandan bu nitelikteki bir müdahalenin diğer amacı da bilirkişi raporuna itiraz eden tarafın kendi itirazı dolayısıyla daha aleyhe oluşabilecek bir durumun önüne geçilmesi, başka bir ifadeyle rapora itiraz şeklinde bir usul işlemini yapan tarafın bu işleminden kendisinin değil karşı tarafın -itirazı yapan aleyhine- yararlanmasının önüne geçilmesi ve bu suretle itiraz edenin haklarının korunması olabilir. Zira rapora itiraz eden taraf kendi itirazı sonucunda itiraz öncesi duruma nazaran daha aleyhine olacak bir durumla karşılaşacak olursa bu, onun itiraz hakkını kullanmaktan imtina etmesine yol açabilecektir.
60. Ancak bilirkişi raporunda eksiklik, hata ya da açıklığa kavuşturulması gereken hususlar olduğunun düşünülmesi üzerine yeniden bilirkişi raporu alınmasını istemenin sadece davanın taraflarına sağlanmış usuli bir güvenceden ibaret olmayıp aynı zamanda uyuşmazlığı çözmekle ve bu bağlamda maddi gerçeği ortaya çıkarmakla yükümlü olan mahkemeye verilmiş yargısal bir görev ve yetki olduğu da dikkatten kaçmamalıdır. Başka bir anlatımla mahkemenin gördüğü lüzum üzerine resen yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna gitmesi biçimindeki bir ihtimalin varlığı da gözetilmelidir. Bu bağlamda yargı merciinin maddi gerçeği ortaya çıkarması ve uyuşmazlığı sağlıklı bir şekilde çözümlemesi gerekliliği yukarıda belirtilen amaçların elde edilmesi pahasına görmezden gelinemez. Zira uyuşmazlıkların çözümü için öncelikle maddi vakıanın/gerçekliğin aydınlatılması devletin ilgili hakları gerçekleştirme ve koruma yükümlülüğünün bir gereğidir. Kanuna dayalı haklı nedeni gösterilemediği takdirde uyuşmazlığın esasıyla ilgili olarak mahkemenin vakıayı aydınlatarak ulaştığı sonuçtan tarafların veya onlardan birinin yararlanamayacağı ileri sürülemez.Aksinin kabulü ile maddi hak talebinin kısıtlanması, usul hukukunun adil yargılanma hakkı güvenceleri içinde maddi hukukun gerçekleşmesine, başka bir deyişle hakların korunmasına hizmet etme amacına da aykırı olacaktır. Öte yandan devletin hakları koruma ve gerçekleştirmeye ilişkin yükümlülükleriyle ve adil yargılanma hakkının gerekleriyle bağdaşmayan, maddi gerçekliğin usule feda edilmesi anlamına gelen böyle bir yoruma dayanılması hukuk devleti ilkesini de zedeleyecektir." şeklindeki gerekçe ve kabul ile karşı tarafın itirazı olmasa dahi hakimin maddi gerçeği araştırma görevinin olduğu ve bu kapsamda rapora itiraz etmeyen yönünden ortada maddi bir gerçek var ise bu maddi gerçeğe rağmen usul hükümleri gerekçe gösterilerek karar verilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı ve söz konusu müdahalenin ölçülü olmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından belirlenen zarar miktarından %30 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Öncelikli olarak TBK 52 maddesi gereğince müterafik kusurun varlığı ve bu konuda indirim yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirinde olan bir durumdur. Bu nedenle bilirkişinin görevini aşarak müterafik kusur konusunda değerlendirme yapılmış olması başlı başına hatalıdır öte yandan davacı başvuranı bu duruma itiraz etmemiş olması davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz zira belirtildiği gibi müterafik kusurun varlığı ve uygulanıp uygulanmayacağını hakim karar aşamasında değerlendirir ve buna göre kuralı uygular. Bu noktada bilirkişi raporunda belirtilen müterafik kusur durumunun somut olayda gerçekleşmemiş olması halinde hakim tarafından belirlenen tazminattan herhangi bir indirim yapılmayacaktır. Davacıların sırf bilirkişi raporuna itiraz etmedikleri için usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi ile müterafik kusur durumunun var olduğu ve buna göre tazminattan indirim yapılması doğru değildir.
Kaldı ki olayda vefat eden destek ... kaza tarihinde henüz 1,5 yaşında olup kazanın oluşumunda yada zararın artmış olmasında müterafik kusurunun var olduğunu söylemek mümkün değildir.
Öte yandan yerleşik yargıtay içtihatlarına göre müterafik kusur durumunun varlığı halinde belirlenen tazminattan sadece %20 oranında indirim yapılabilmektedir. Bu oranın üzerinde bir indirim yapılması Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırıdır. Yine sadece davacıların bu rapora ve bu orana itiraz etmedikleri gerekçesi ile usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahisle iş bu dosyada belirlenen tazminattan %30 oranında indirim yapılmasına ilişkin karar verilmesi Dairemizin Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin içtihatları ile uyumlu olan kararlarına da aykırı olmuştur.
Bu dosyada Dairemizce istinaf incelemesinde yapılması gereken Yargıtay içtihatları, ve Dairemizin bu içtihatlar ile uyumlu istikrarlı kararları gereğince davacıların destek tazminatlarının TRH 2010 Yaşam tablosu ve Prograsif Rant yöntemine uygun şekilde belirlenmesi, dosyada davacı desteğin müterafik kusuru bulunmadığından belirlenen tazminattan bu yönde bir indirim yapılmaksızın davacılara yapılan ödemelerin güncellenmek sureti ile mahsubu ile davacıların gerçek destek zararlarının tespiti ile buna göre karar verilmesinden ibarettir. Belirlenecek sonuç tazminat miktarı ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan tazminat miktarının üzerinde olması durumunda ise bu noktada davacıların istinafının bulunmaması ve istinaf eden aleyhine hüküm kurulamayacak olması ilkesine uygun şekilde yeniden karar verilmesi gerekecektir. Buna rağmen heyetimizin sayın çoğunluğu tarafından Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik istikrarlı uygulamalarına aykırı şekilde belirlenen tazminat miktarından %30 oranından müterafik kusur indirimi yapılarak verilen karara bu yönü ile iştirak etmemekteyim.
BAŞKAN
KARŞI OY
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır