Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/2058 K.2025/2328
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2058 - 2025/2328
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2058
KARAR NO : 2025/2328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/04/2023
NUMARASI : 2022/312 E. - 2023/136 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/312 E. - 2023/136 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2014/42486, 2019/126977, 2019/49447 sayılı "...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/90415 sayılı "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvurduğunu, müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına yapılan itirazın kısmen reddine karar verildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin tescilli "...” ibareli markaları ile davalı şirketin başvuru konusu "... ..." markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, taraf markaları arasındaki benzerliğin davalı Kurum kararında da kabul edildiğini, müvekkilinin markalarındaki “kuruyemiş” emtiası yönünden itirazın kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin “...” markası ile davalı şirketin başvuru konusu “... ...” markasının aynı sınıfta yer aldığını ve birebir aynı emtiaları kapsadığını ileri sürerek, ... YİDK'nun 2022-M-7323 sayılı kararının 29. sınıfta yer alan “Kuruyemiş” emtiası yönünden kısmen iptali ile dava konusu 2020/90415 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın 29. sınıfta yer alan “Kuruyemiş” emtiası kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin markasının "... sözcük+şekil" markası olup ... nezdinde uzun yıllardır tescilli bulunduğunu, “... ...” markasının ayırt edici nitelikte ve özgün bir marka olduğundan, taraf markalarının benzemediğini, müvekkiline ait “... ...” ibaresi ile davacının “...” markası arasında iltibas olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusunun kısmen reddine mesnet alınan davacı markalarından 2014/42486 tescil numaralı markanın kapsamında yer alan “kuru yemişler” malları ile davalı şirketin markasının tesciline karar verilen mallar arasında yer alan “kuru yemişler” mallarının aynı olduğu, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı şirketin markası ile dava konusu YİDK kararında başvurunun kısmen reddine mesnet alınan markalardan 2014/42486 tescil numaralı markanın kapsamında yer alan “kuru yemişler” mallarının aynı olduğu, dava konusu marka ile davacının 2014/42486 tescil numaralı markası arasında işaret benzerliğin bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nun 2022-M-7323 sayılı kararının 29. sınıf "kuruyemişler" emtiası ile sınırlı olarak kısmen iptaline, 2020/90415 sayılı markanın 29. sınıf "kuruyemişler" emtiası ile sınırlı olarak kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaların başvuru kapsamında kalan mallar açısından görsel, işitsel ya da kavramsal yönden ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin olmadığını, taraf markaların benzemediğini ve dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, taraf markaları arasında fonetik, görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak izlenim bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin müvekkilinin hem ticaret unvanının asli unsuru olduğunu hem de birçok markasında çatı marka olarak tercih edildiğini, "..." ibaresinin de ürünlerin niteliğine vurgu yapmak amacıyla kullanıldığını, bu nedenle "..." ibaresine "..." ibaresi ile ayırt edicili nitelik kazandırdığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, karar duruşmasında "davanın kısmen kabulüne" karar verilip, "fazlaya dair istemlerin reddine" dendiği ve "kuruyemişler" emteası için dava konusu YİDK kararının kısmen iptaline karar verildiği, dava konusu marka da kısmen hükümsüz kılındığı halde, davacı vekilinin tashih talebi kabul edilip, tashih şerhi düzenlenmiş ve duruşma tutanağının 1. bendi "davanın kabulüne" şeklinde düzeltilmiş, 4. bendinden de "fazlaya dair istemlerin reddine" kısmının çıkartılmasına karar verilmiş, gerekçeli karar da bu tashih şerhine uygun yazılmıştır.
Oysa HMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ancak "hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların" hükmün tashihi suretiyle düzeltilmesi mümkün olup, duruşma tutanağında taraflara açıklanan kısa kararın bu şekilde bir tashih şerhi ile düzeltilmesi mümkün değildir. Mahkeme bu şekilde karar verilmesi ile kısa kararla gerekçeli karar arasında fark oluştuğu açıkça anlaşılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi ve hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde, HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 gün ve 2022/312 E. - 2023/136 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.