Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2025/38 K.2025/968

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/38 📋 K. 2025/968 📅 08.05.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/38 - 2025/968
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/38
KARAR NO : 2025/968
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/09/2024
NUMARASI : 2023/432 E. - 2024/321 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/09/2024 tarih ve 2023/432 E. - 2024/321 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2022/063176 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin kötü niyet gerekçesiyle yaptığı itirazı üzerine, TÜRKPATENT'in 2023-M-10625 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-10625 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı şirketin 2022/002685 başvuru sayılı markası ile ilgili olarak, SMK 6/9 maddesine göre başvurunun kötü niyetli yapılmadığı iddialarının doğru olup olmadığı, TÜRKPATENT'in 2023-M-10594 sayılı YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu, dava konusu "..." ibaresinin 03. sınıf emtialarda tescili amacıyla 01.05.2022 tarih ve 2022/063176 numarası ile başvuru konusu edildiği, davacının davalı markasından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerekirken böyle davranmayıp, davalı markası ile birebir aynı yazım şeklini içerir markayı tescil ettirmek istemesinin davacı başvurusunun kötü niyetle yapılmış olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilince 23.01.2024 tarihli dilekçenin ekinde sunulan deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkemece tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunup bulunmadığı yönünde hiçbir değerlendirme yapılmadığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davalının kötü niyet iddiasının dayanağının olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK.’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK.’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK.’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, gerekçeli karar kısmında davanın, davacının 2022/002685 sayılı marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK'nın 2023-M-10594 sayılı kararının iptali istemine ilişkin olduğu belirtilmiş, karar gerekçesinde de anılan YİDK kararına yer verilmiş, devamında da davanın reddine karar verilmiştir. Oysa eldeki davanın konusu, davacıya ait 2022/063176 sayılı marka tescil başvurunun reddine dair YİDK'nın 2023-M-10625 sayılı kararının iptali istemine ilişkindir. Sonuçta mahkemece davanın reddine karar verildiğinden, eldeki davada kararın gerekçe kısmında yapılan bu yanlışlık, infazda tereddüt yaratacak nitelikte bir maddi hatadır. Nitekim aynı taraflar arasında Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/12/2024 gün ve 2023/433 Esas - 2024/483 Karar sayılı dosyasında, davacının 2022/002685 sayılı marka tescil başvurusunun reddine dair YİDK'nın 2023-M-10594 sayılı kararının iptali istemine ilişkin olarak ayrı bir dava görülmekte olup, mahkemece o davada, işbu eldeki davanın derdest bulunduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/1(ı) maddesi uyarınca, dava şartına aykırılık dolayısıyla davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bu durumda somut olayda da kararı gerekçesinin davanın konusu ile ilgili olmadığı açıkça anlaşılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın dava konusuna uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, önceki karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak gerekçe ile davanın konusu arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi ve davanın konusu arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle Dairemizce HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/09/2024 gün ve 2023/432 E. - 2024/321 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.