Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1667 K.2024/1475

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1667 📋 K. 2024/1475 📅 19.12.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1667 Esas - 2024/1475 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1667
KARAR NO : 2024/1475
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2024
NUMARASI : 2024/1119 Esas (Ara Karar)
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN
DAVACILAR
VEKİLİ
ALEYHİNE TEDBİR
TALEP EDİLEN
DAVALI
TALEP : İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ : 03/10/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2024
İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürünün şirket ortağı olan müvekkillerine hesap vermediğini, şirket hesaplarını şahsi menfaatleri için kullandığını, davacıları şirkete sokmadığını, defterleri incelemelerine engel olduğunu, şirketi kötü yönettiğini, şirketin menfaatini kendi lehine kullandığını, yıllardır kar payı ödemesi yapılmadığını, şirketin olağan genel kurul toplantılarının yapılmadığını, şirket ortakları arasında husumet bulunduğunu iddia ederek davacıların davalı şirket ortaklığından ayrılmasına ve TTK'nun 641.maddesi uyarınca ayrılık akçesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, şirket müdürü ile şirket müdürü arasında menfaat çatışması ortaya çıktığından şirkete tedbiren yönetim ve temsil kayyımı atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 01/11/2024 tarihli ara karar ile dava konusu edilen şirketin organsız kalmadığı, dolayısıyla şirkete bu aşamada kayyım atanmasını gerektirecek hukuki bir sebep olmadığı, bundan başka davacı tarafın taleplerinin yargılamayı gerektirdiği, yargılamanın geldiği aşama itibariyle de kayyım atanmasını gerektirecek bir şekilde organ boşluğunun olmadığı gerekçeleriyle şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakim ortak olan müdürün huzurdaki davada alacaklarının tahsilini imkansızlaştırmak adına şirketin içini boşalttığını, dava dışı hakim ortağın muhtelif zamanlarda şirket hesabından para çektiğini, yüksek miktarda para çekilmiş olmasının (transfer ya da eft değil) taraflarınca şüpheli bulunarak akıbetinin sorulduğunu ancak cevap alınamadığını, şirket müdürünün muhtelif tarihlerde bankadan nakit para çektiğini, bu nedenle ivedilikle TTK m. 638/2 uyarınca tedbir kararı verilmesi gerekmekte iken talebimizin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, tek talepleri kayyım atanması olmadığı gibi uygun görülecek diğer tedbirlere de karar verilebileceğini, şirketin araç ve gayrimenkulleri de bulunduğunu, alacakarının teminat altına alınması adına araç ve gayrimenkullere tedbir konulması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir.
Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.
Somut olayda, şirket müdürü görevde olup yönetim boşluğu bulunmadığı anlaşılmakla ve mahkemece yazılı gerekçe ile davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...