Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/1058 K.2025/884
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1058 Esas - 2025/884 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1058
KARAR NO : 2025/884
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara karara karşı kayyım atanmasını talep eden davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili 15.05.2025 tarihli duruşmada taraflar arasında menfaat çatışması bulunduğundan davalı şirketin yönetimine bir temsilci kayyımı atanmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 20/05/2025 tarihli ara karar ile; yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat ve alacak davasında davalı şirkete tedbiren temsilci kayyım tayin edilmesini talep etmiş ise de sicil kayıtlarının tetkikinde davalı şirkette yönetim organı boşluğu bulunmadığı gibi tedbiren kayyım atanması talebinin iş bu tazminat ve alacak davasının niteliğine de uygun düşmediği gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararında şirketin yönetim organı boşluğu bulunmadığı gerekçe gösterilerek tazminat ve alacak davasının niteliğine uygun düşmediği nedeniyle talebi reddetmiş olduğu görüleceğini, açmış oldukları dava incelendiğinde dava sonucunda yöneticinin sorumluluğu nedeniyle açılan davanın kabul görmesi halinde oluşacak tazminatın şirkete ödenmesine karar verileceği, böyle bir durumda ise şirket yönetim başkanının ve imza yetkilisinin davalı ... olması nedeniyle şirkete ödenecek olan paraların yine ... kullanımına verileceği yani tazminat taleplerinin kabul görmesi halinde ... bir taraftan tazminatı şirkete ödeyerek bir taraftan da yine dilediği gibi kullanımında olacağı kaçınılmaz olduğunu, bu sebeplerle dava dilekçenin mahiyeti niteliği gereği dava konularından birinin yöneticinin sorumluluğu nedeniyle tazminat davası olması ve bu sonuçta tazminatın şirkete ödenmesi halinde şirkete kendisi tarafından ödenecek tazminatın kendisi tarafından kendi menfaatine kullanabileceği yaklaşık ispat değil daha önce bu durum gerçekleştiğinden bariz bir şekilde ortada olduğunu, davalı şirkette şirket hissedarı olan ... vefaat etmiş olup yönetim kurulu düştüğünü, mirasçıları olan davacılara şirket hisselerinin intikali davalı ... tarafından yapılmadığını, bu nedenle de şirkette yönetim boşluğu oluştuğunu, şirket hissesi olarak ...'ın payının yüksek olması nedeniyle kendisi tarafından dilediği gibi karar almakta ve davacıların haklarının korunmadığını ve kendi menfaatine göre hareket ettiğini, davacılar ile şirket yetkilisinin ... olmasından dolayı menfaat çatışması olacağı aşikar olduğundan taraflarından kayyım/temsilcisi atanmasını ihtiyati tedbir olarak değerlendirdiğini ve yaklaşık ispat koşulunu öne sürdüğünü, dava dosyası incelendiğinde ...'ın şirkete ait gayrimenkulleri dilediği gibi sattığı, taşınmazların gerçek bedellerini şirket hesaplarına aktarmadığı, kendi menfaatine yönelik satışlar yaptığı, şirket hesabındaki paraları dilediği gibi kullandığı, yöneticilik görevini kötüye kullandığı aşikar olup dava kazanılması halinde şirkete ödemesi gerekecek olan paraları da kendisi tarafından kötüniyetli olarak kendi menfaatine kullanacağı ortada olduğundan yaklaşık ispat dava dosyasından anlaşılmakta olup yaklaşık ispat dışında bariz bir gerçeklik sunulduğunu, dava yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı olarak açılmış olup bilirkişi raporunda da şirkete ait gayrimenkullerin gerçek bedelleri üzerinden satışları şirkete aktarmadığı, sorumluluk gerektiren nitelikte keyfi hareket ettiği, şirketinde davadan sonra bu haliyle malvarlığını dilediği gibi kullanabileceği açıkça ortada olup, şirkette yönetim kurulu ...'ın ölümü nedeniyle düşmüş olması ve intikallerinde henüz yapılmamış olması nedeniyle şirket yönetiminde boşluk oluştuğundan şirketler hukuku gereğince şirkete temsilci/kayyım atanması gerekirken taleplerinin reddedilmesi hukuka aykırılık teşkil ettiğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep, TTK'nun 553. maddesi gereğince açılan sorumluluk ve ortaklar arasındaki alacak davasında şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Somut olayda, mahkemece yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat ve alacak davasında davalı şirkete tedbiren temsilci kayyım tayin edilmesini talep etmiş ise de sicil kayıtlarının tetkikinde davalı şirkette yönetim organı boşluğu bulunmadığı gibi tedbiren kayyım atanması talebinin iş bu tazminat ve alacak davasının niteliğine de uygun düşmediği gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmakla ilk derece mahkemesinin davacıların ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi gözetildiğinde ara karar usul ve yasaya uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kayyım atanması talebinin reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacılardan alınması gerekli olan 615,40-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.11/09/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi