Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/792 K.2024/1689

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 📁 E. 2020/792 📋 K. 2024/1689 📅 11.12.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2020/792
KARAR NO : 2024/1689
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2020
ESAS-KARAR NUMARASI : 2017/558 E.-2020/44 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
Davalı mirasçıları vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacı vekili; davalı kooperatif ortağının müvekkiline ortaklıktan kaynaklanan borcunun bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2017/10195 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; ödeme emrinde borcun sebebinin ve dayanağı olan herhangi bir belgenin gönderilmediğini, 1997 yılından yaklaşık 2015 yılına kadar aidat ödenen yapı kooperatif inşaatına 2012 yılında başlanıldığını, bu süre zarfında 4 kişilik yönetime her ay huzur hakkı adı altında 1000'er TL olmak üzere toplam aylık 4000-TL ödendiğini, bunun dışında fahiş şerefiye bedelleri ve dayanağının ne olduğu bilinmeyen birçok ödeme yapıldığını, nihayetinde ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesi için yönetim tarafından bakiye borçların üyelere bildirildiğini ve bildirilen tutarlar haricinde bir ödemenin kalmadığının söylendiğini, yönetimce bildirilen 100.500-TL'yi bankadan kredi çekerek ödediğini, bu ödeme sonrasında taşınmazın tapu devri yapılarak adına tescil edildiğini, uzunca bir süre sonra hiçbir gerekçe ve sebep gösterilmeden ödemesi gereken miktar olduğunun söylendiğini, hiçbir hukuki dayanağı olmayan borca bir de fahiş miktarda gecikme tazminatı uygulanarak tarafına ödeme emri gönderilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, talep edilen aidat, şerefiye gideri ve diğer ödemeleri eksiksiz ödediğini, genel kurul toplantıları ve alınan kararların, faaliyet raporlarının üyelere usulüne uygun olarak bildirilmediğini, böylece genel kurul kararlarına itiraz etme hakkının elinden alındığını, kabul anlamına gelmemek üzere gecikme faizi oranının fahiş olduğunu, bu hususta alınmış bir genel kurul kararı varsa yok hükmünde olduğunu, talep edilen alacağın hangi yıllara ait olduğu bilinmediğinden varsa dahi bu borcun zamanaşımına uğradığını, yine kabul anlamına gelmemek üzere borcun likit ve belirlenebilir olduğundan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine, haksız ve kötüniyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davalı ...'nun davacı kooperatif üyesi olduğu, davacı kooperatifin 1996 yılından 2017 yılına kadar düzenli olarak her yıl genel kurul toplantısının yapıldığı, yapılan genel kurul toplantılarında usulüne uygun şekilde aidatların ve üyeler tarafından yapılacak ödemeler ile gecikme halinde uygulanacak gecikme cezasına ilişkin oranların belirlendiği, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre Ekim 1996 ayı ile 2013 yılı Şubat ayı arasında davalı ... tarafından yapılması gereken ödeme miktarının 88.790,00 TL olmasına rağmen davalı ... tarafından toplamda 81.840,00 TL ödemenin yapıldığı, 17/05/2008 tarihli genel kurul toplantısında ve 21/06/2009 tarihli genel kurul toplantısında üyelerin gecikme cezalarının silinmesine ayrıca 21/06/2009 tarihli genel kurul toplantısında üyelerden gecikme faizi alınmamasına karar verildiği, 17/02/2013 tarihine kadar yapılan genel kurul toplantılarında da faiz alınmamasına yönelik uygulamanın devam ettirildiği, 17/02/2013 tarihli genel kurul toplantısında % 2, 21/06/2015 tarihli genel kurul toplantısında ise % 1,50 oranında gecikme cezası alınmasının kararlaştırıldığı, genel kurullarda alınan kararlar gereğince 2013 yılı Şubat ayı itibari ile davalının bakiye borcu 6.950,00 TL kabul edilmek ve bu tarihten sonra ödemesi gereken aidatlar ve şerefiye bedelleri dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde davalının bakiye 8.927,00 TL borcunun kaldığı, kooperatif genel kurul kararlarının üyeler ile kooperatif arasında yapılmış sözleşme niteliğinde olduğu, genel içerikli kararların ortaklara tebliğ edilmesinin zorunlu olmadığı, kooperatif ile ortak arasındaki ilişkinin süreklilik arz eden nitelikte bulunması karşısında zaman aşımına yönelik itirazın yerinde olmadığı, kooperatif genel kurul kararları ile belirlenen gecikme faizi oranının usulüne uygun olduğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 8.927,00 TL asıl alacak (aidat), 4.739,13 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.666,13 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 18 oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak miktarı üzerinden % 20 oranında hesaplanan 1.785,40 TL icra inkâr tazminatının davalı mirasçılarından alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarında itirazlarının dikkate alınmadığını, mahkemece dosyanın farklı bilirkişiye tevdi talepleri dikkate alınmadan son ek raporun hükme esas alındığını, davacı kooperatif kayıtlarında eksik olan, müteveffa müvekkili tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekont örneklerinin okunaklı olmadığı gerekçesi ile hiçbir aşamada bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, ilgili bankalara müzekkere yazılarak müvekkili tarafından kooperatife yapılan ödemelere ilişkin hesap hareketlerinin celbi taleplerinin mahkemece görmezden gelindiğini, sonuç olarak toplam 3.680,00 TL dekontların okunaklı olmadığı gerekçesiyle bilirkişi ve yerel mahkeme tarafından yok sayıldığını, Yasa ve Yargıtay içtihatları gereği ve bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği üzere genel kurul kararına aykırı bir şekilde uygulama yapılmasının mümkün olmadığını, buna rağmen bilirkişi tarafından fazla tahakkuk ettirilen miktarların müvekkilinden tahsil edilmiş olması nedeniyle benimsendiği düşüncesiyle alacak tutarına eklendiğini, varsayıma dayalı bilirkişi kanaatinin kabulü ile hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, TBK'nın 147/1-4 bendi gereğince kooperatifle ortağı arasındaki alacak hakkının beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, bu durumda davacı kooperatifin ancak zamanaşımına uğramamış alacaklarını talep edebileceğini, hüküm altına alınan %18 faiz oranının fahiş olduğunu, icra inkâr tazminatı yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kooperatif yönetim ve denetim kurulu tarafından usulsüzlük yapıldığı gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2019/40698 soruşturma numaralı dosya ile şikayette bulunulmuş olup, bu soruşmanın bekletici mesele yapılması taleplerinin yerel mahkeme tarafından gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
I-Dava, aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazı iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davalı mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davalı mirasçıları vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 933,53 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 233,40 TL'nin mahsubuyla kalan 700,13 TL.'nin davalı mirasçılarından alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı mirasçıları tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
11.12.2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 12/12/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza