Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2023/1160 K.2025/1297
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1160 - 2025/1297
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1160
KARAR NO : 2025/1297
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12.07.2023
NUMARASI : 2017/372 Esas 2023/523 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 30.10.2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 28.11.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 05.07.2016 tarihinde sürücü ... idaresinde olup davalı şirkete ait ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacılar ... ve ...’ın oğlu, diğer davacıların kardeşi ...’ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde sürücü ile birlikte yolun bakım ve onarımından sorumlu ... Genel Müdürlüğünün de sorumlu olduğunu, müteveffanın yolcu konumunda olup kusuru bulunmadığını, ceza soruşturmasında sürücünün kusurlu olduğunun belirtildiğini, ...’ın 17 yaşında vefatı ile anne ve babası olan davacıların destekten yoksun kaldığını, davalı sigorta şirketine müracaat üzerine çok cüz’i bir miktar ödeme yapıldığını, ayrıca davacıların büyük üzüntü duyduklarını ve manevi zarar gördüklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 500,00 TL, davacı ... için 500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL ve diğer davacılar için ayrı ayrı 20.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini davacı ... için 51.753,19 TL, davacı ... için 59.323,30 TL olarak ıslah etmiş, davalı ... Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın tefrikine karar verilmiş, daha sonra birleştirme kararı verilmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, kaza nedeniyle davacılara 02.09.2016 tarihinde 31.480,00 TL ödeme yapıldığını ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun son bulduğunu, kusur oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, kazanın araç sürücüsünün tedbirsizce araç kullanmasından kaynaklandığını, idare tarafından yol çalışması yapılan yolda, hız sınırlamalarına uyulduğu takdirde kaza riski bulunmayacağını, gerekli işaretlemelerin yapıldığını, kusur durumu ve illiyete ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kazanın meydana geldiği yol ile ilgili protokol gereği yapılacak çalışmalar ve projesinde belirtilen işlerin tamamlanmaması nedeniyle kesin kabulünün yapılmadığını ve idareye devri gerçekleşmediğini, davalı idarenin sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı ... Genel Müdürlüğü hakkında açılan dava tefrik edilip yargı yolu yönünden verilen görevsizlik kararının Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından kaldırılması üzerine tekrar birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dava ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 20.05.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'nun % 100 oranında kusurlu olduğu, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurumun kusursuz olduğunun belirtildiği, 05.06.2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar ile manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre asıl dava yönünden ... Pastacılık ve Gıda San. Tur. İth. İhr. Ltd. Şti yönelik açılan davanın açılmamış sayılmasına, maddi tazminat davası yönünden; davacı ... için 51.753,19 TL, davacı ... için 59.323,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... mirasçıları ...'dan 05.07.2016 olay tarihinden, davalı sigorta şirketinden 18.08.2016 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat yönünden ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL'nin 05.07.2016 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, birleşen mahkemenin 2020/39 Esas sayılı dosyası yönünden davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı KGM’nin meydana gelen kazada kusuru yönünden karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğunu, 01.04.2021 tarihli raporda davalı kurumun kusuru bulunmadığının belirtildiği, ancak % 70 eğimli şeve sahip yolda otokorkuluk yapılması gerektiği kanaatinin belirtildiğini, kazada davalı kurumun kusuru bulunduğunu, kazadan sonra kazanın meydana geldiği yerde bariyer konulduğunu, davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının davacıların zararını tam olarak karşılamadığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına itiraz ediklerini, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre manevi tazminatın belirlenmesi gerektiğini, davalı KGM lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davacılar için hükmedilen manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hüküm altına alınan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, müteveffa veya sürücünün alkollü olup olmadığı, emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılmadığını, kaza esnasında yolcu konumundaki müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığını ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın yolcu konumunda olup hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığında ödemenin yeterli olacağının anlaşılacağını, davacıların kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve ödemelerin tazminattan mahsubu gerektiğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağını, tazminat hesabının Genel Şartlar uyarınca yapılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın davacılara destek olduğunun kanıtlanması gerektiğini, hükme esas alınan kök ve ek raporların hatalı olup aktüer tarafından hesaplama yapılması gerektiğini, davalı şirketin temerrüdü söz konusu olmadığını, aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi ve faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, 05.07.2016 tarihinde sürücü ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada yolcu konumunda olan davacılar ... ve ...'ın oğlu, diğer davacıların kardeşi ...'ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece 06.03.2019 tarihli duruşmada davalı ... Genel Müdürlüğü hakkında açılan davanın tefrikine karar verilerek ayrı esasa kaydedilmiş, daha sonra birleştirme kararı verilerek yargılamaya devam edilmiş ve toplanan delillere göre asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin olarak verilen hükme karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden kaza tespit tutanağına göre sürücü ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken viraja geldiğinde aracının hızını azaltmaması sonucunda direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun gidiş yönüne göre sol tarafına geçerek taşkın ikaz direğine çarptığı ve 60 metrelik uçurumdan düşerek Çoruh Nehri içerisinde ters dönmesi şeklinde kaza meydana geldiği, sürücü ...'nun 2918 sayılı Kanun'un 52/1.a maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, İspir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/328 sayılı soruşturmasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10.07.2017 tarihli raporda üçüncü kişiler veya kuruluşa atfı kabil kusur bulunmadığı, sürücü ...'nun da kazada vefat ettiği gerekçeleriyle 25.04.2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 25.06.2021, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 20.05.2022 tarihli raporlarda kazanın meydana gelmesinde davalı KGM'nin kusuru bulunmadığı, sürücü ...'nun % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporları esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin kusura ve birleşen davanın reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
2-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Somut olayda 05.07.2016 tarihinde meydana gelen kazada sigortalı araçta yolcu olarak bulunan ...'ın vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın anne ve babası olan davacılar ... ve ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapordaki tespitler ile davacılar vekilinin talebi nazara alınarak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
3-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Davalı sigorta şirketi vekili, sigortalı araçta yolcu konumunda olan müteveffanın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirlenerek müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kazanın aracın yoldan çıkarak 60 metrelik uçurumdan nehre düşmesi şeklinde gerçekleştiği, kazanın meydana geliş şekli, ceza soruşturması içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre desteğin vefatı ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur.
4-Davalı sigorta şirketi vekili, müteveffanın araçta hatır için taşındığını bu nedenle TBK’nın 51 ve 52. maddeleri uyarınca tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığından davalı sigorta şirketi tarafından hatır taşıması iddiası cevap dilekçesi ile ileri sürülmediğinden hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.
5-Davacılar vekilinin asıl davadaki manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2016) paranın alım gücü nazara alındığında davacılar ... ve ...'ın oğulları, diğer davacıların kardeşi ...'ın vefatı nedeniyle davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarının uygun takdir edildiği anlaşılmıştır.
6-Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin hükümde vekalet ücretine ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6100 sayılı HMK'nın İhtiyari dava arkadaşlığı başlıklı 57.maddesinde “Birden çok kişinin, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması halinde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu başlıklı 58. Maddesi gereğince ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğu ve dava arkadaşlarından her birinin diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacıların davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle ayrı ayrı dava açabilecekken usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, bu durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına göre vekil ile temsil edilen davacılar lehine için ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.
Davacılar yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her bir davacı yönünden asıl davada kabul edilen manevi tazminat miktarına göre ayrı ayrı davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken gerekirken davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiş, bu hususa yönelik davacılar vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüş, tazminat miktarına ilişkin hükümde değişiklik yapılmadığından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir.
Birleşen davada ise davalı ... Genel Müdürlüğü hakkında asıl davada davalı olarak dava açıldıktan sonra mahkemece tefrikine karar verilerek yargı yolu yönünden reddine dair verilen kararın Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından kaldırılmasından sonra tekrar asıl dava ile birleştirilmiş olması ve red sebebinin farklı olması nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmiş olması ve takdir edilen vekalet ücretinin istinaf kanun yoluna başvuran davacılar lehine olması nedeniyle aleyhine değerlendirme yapılamamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusunun manevi tazminata ilişkin vekalet ücreti yönünden kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN,
1-... Pastacılık ve Gıda San. Tur. İth. İhr. Ltd. Şti yönelik açılan davanın açılmamış sayılmasına,
-Maddi tazminat davası yönünden;
-Davacı ... için 51.753,19 TL, davacı ... için 59.323,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... mirasçıları. ...'dan 05.07.2016 olay tarihinden, davalı sigorta şirketinden 18.08.2016 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, manevi tazminat yönünden ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL'nin 05.07.2016 olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 18.517,23 TL harçtan peşin alınan 376,00 TL ıslah harcı, 549,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 925,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.591,33 TL'nin maddi tazminat yönünden 7.208,23 TL'sinin davalılar ... Sigorta A. Ş' den ve ... mirasçıları ...'dan manevi tazminat yönünden 10.383,09 TL'sinin davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacılar vekille temsil olunduğundan maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 17.661,47 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş 'den ve davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacılar yargılamada vekille temsil olunduğundan manevi tazminat yönünden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan davacı ... için 9.200,00 TL, davacı ... için 9.200,00 TL, Davacı ... için 9.200,00 TL, davacı ... için 9.200,00 TL ve davacı ... için 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 376,00 TL ıslah harcı, 549,90 TL peşin harç ve 419,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.345,80 TL harcın maddi tazminat yönünden 551,445 TL'sinin davalı ... Sigorta A.Ş 'den ve davalı ... mirasçıları ...'dan, manevi tazminat yönünden 794,34 TL'sinin davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 8.014,20 TL yargılama giderinin maddi tazminat yönünden 3.283,90 TL'sinin davalı ... Sigorta A.Ş 'den ve davalı ... mirasçıları ...'dan, manevi tazminat yönünden 4.730,29 TL'sinin davalı ... mirasçıları ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 75,00 TL'nin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
9-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının ve delil avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
B-BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2020/39 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 269,80 TL peşin harç ve 269,80 TL başvurma harcı olmak üzere toplamı 539,60 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalı ... Genel Müdürlüğü vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 25.150,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
III - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 1.124,00 TL yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsil edilerek davacılara verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 7.587,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.069,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.517,75 TL harcın davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın olarak taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 30.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.