Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/395 K.2025/471
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 20/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
DAVA: İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 20/05/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, muris ...ile davacı banka arasında destek kredisi sözleşmeleri imzalandığını, ...iş bu sözleşmelerden ...numaralı kredi için akdedilen sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, imzalanan sözleşme gereğince kredi tesis edilerek kullandırıldığını, ancak hayat sigortasının ihtiyari olduğu için muris...nın sigorta poliçesi priminin ödemesini yapmadığını, buna dair müsait bir ödeme aracı tesis etmediğini, bu nedenle hayat sigortası poliçesinin tahsilatsızlık nedeniyle iptal edildiğini, kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine davalılara Kartal 28. Noterliği’nin 12.06.2023 tarihli... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide olunmak suretiyle hesap kat edildiğini, keşide edilen ihtara rağmen, borcun ödememesi üzerine Serik İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyası ile kefil ve mirasçılar aleyhine ilamsız takibe başlandığını, davalı borçluların borca itiraz ettiğini ve takip durdurulduğunu, belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, murisin tacir değil tüketici olduğunu, görevli mahkeme tüketici mahkemesi olduğunu, harcın eksik yatırıldığını, davacının sigorta poliçesinin ödemesinin yapılmaması nedeniyle feshedildiğini öne sürmüşse de sigortanın tek taraflı olarak feshedilmesinin mümkün olmadığını, davalının sigorta primlerini ödediğini, ödememiş olduğu primin varlığı halinde dahi sigortanın tek taraflı feshedilmesine dair herhangi bir ihtar veya dava bulunmadığını, bankanın, hayat sigortasını kredi için zorunlu kıldığı ve ...şirketi aracılığı ile davalıya poliçesi ile ilgili kredileri kapsayan hayat sigortası yaptırıldığını, bankanın alacağını sigorta şirketinden tahsil etmesi gerektiğini, kredi tutarından sorumlu olan tarafın sigorta şirketi olduğunu, bankanın hayat sigortasından haber olması nedeniyle davalılardan alacak talep etme imkanı bulunmadığını, kefilin sorumluluğunun kefalet miktarı ile sınırlı olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...davacı miras bırakan tarafından kullanılan kredi nedeniyle ödenmeyen kredi taksitlerinin tahsiline yönelik mirasçılar ve kefil aleyhine icra takibi başlatmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Kredinin ticari kredi olması nedeni ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-f. maddesi gereğince mahkememizin görevli olması nedeni ile dava esastan incelenmiştir. Dava dışı ... dava konusu kredi sözleşmeleri ile bağlantılı olarak hayat sigortası yapmıştır. Vefat üzerine sigorta şirketi "beyansızlık" nedeni ile ödeme yapmayı reddetmiştir. Sigorta poliçeleri, davacı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Muris, kullandığı krediye teminat oluşturmak üzere davacı bankanın talebiyle hayat sigortası yaptırmıştır. Sigorta poliçesinde lehtar, davacı olup hayat sigortasında sigortanın birinci derece hak sahibinin borcu ve ferilerini geçmemek üzere davacı banka olduğu açıkça yazılmıştır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde, bankanın poliçe teminatı kapsamında kalan bakiye kredi alacağını, öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekir. Sigorta şirketi lehtar konumunda ki bankaya karşı sigortalının sağlık sorunları olduğunu, örneğin, KOAH hastalığını gizlediğini ileri süremez. Çünkü sigorta poliçesini düzenleyen, sigorta şirketinin kendisi veya yetkili acentesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine göre; herkes, haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bankanın elinde hayat sigortası poliçesi gibi kolayca alacağını tahsil etme imkanı varken, sigorta şirketinin ödeme talebini geri çevirdiği şeklindeki bir gerekçeyle, poliçe limiti kapsamında kalan alacağı için icra takibi başlatması veya dava açması dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bu nedenle banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından sigortalının mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için sigortalının mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın sigortalının ölümü nedeniyle, sigortalının mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Davacı banka tarafından sigorta şirketine karşı tüm hukuki yollar tüketilmeden davalılara karşı takip başlatılamayacağından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri gereği usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın sigorta şirketine başvurulmadığı için hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiğini, bu gerekçeyi kabul etmemekle birlikte davalı ... numaralı kredi için müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, ...'nın mirasçısı olmadığını, hükümdeki gerekçenin bu davalı için yerinde olmadığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla bu ilişkiden bağımsız olarak kefil olunan krediden kaynaklanan borçtan sorumlu olduğunu bu nedenle hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle...yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili banka tarafından sigorta şirketine müracaat edildiğini ve olumsuz cevap alındığını, müracaatları sonucunda taleplerinin reddedildiğini, sigorta şirketine müracaat edilmemiş bile olsa dosyadan yapılan incelemeler ve alınan rapor uyarınca sigorta şirketinin ödeme yapmamasının yerinde olduğunun tespit edildiğini, artık sigorta şirketine müracaatın hukuki menfaatinin bulunmadığını, sigorta şirketine müracaat edildiğinin belgelerle sabit olduğunu, dosyadan yapılan incelemeler ve alınan rapor gereği sigorta şirketinin ödeme yapmamasının yerinde olduğunun tespit edildiğinden yerel mahkemenin kararının hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, alacağın tahsili için dava dışı sigorta şirketine karşı tüm hukukî yollar tüketilmeden açılan davanın erken açılan dava niteliğinde olduğu, bu davaların açılmasında davacı bankanın henüz hukukî yararının bulunmadığı gözetilerek, mahkemece davanın “hukuki yarar yokluğu” nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına, bu hususun kefil için de geçerli olmasına, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarih, 2021/(19)11-416 Esas ve 2022/1767 Karar sayılı ilamı), HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 20/05/2025
...