Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/2097 K.2025/1155

🏛️ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2097 📋 K. 2025/1155 📅 11.12.2025

T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/06/2024
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/12/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... tarihinde, davalı ...a ait ve diğer davalı ...idaresindeki ...plaka sayılı sigortasız aracın yolun karşısına geçmeyen çalışan yaya vaziyetteki davacıya çarptığı ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, kazadaki yaralanması sonucu davacının malul kaldığı, uzun süren tedavi mühletince yatağa bağımlı yaşadığı, kaza tarihi itibariyle aracın geçerli trafik sigortası bulunmadığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 50.000,00 TL manevi tazminatın araç maliki ve sürücüsü olan davalı gerçek kişilerden temerrüt tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06/05/2024 günlü ıslah dilekçesinde bilirkişi raporuna göre maddi tazminat miktarını artırmak suretiyle 6.579,86 TL geçici ve 400.707,52 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 5.855,40 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 413.142,78 TL'ye yükseltmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı Güvence Hesabı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili kuruma yapılan müracaat sırasında sunulan sağlık raporundaki maluliyet oranın iki yıl süreli olduğu, kati maluliyet raporu sunulmadığı, tazminat hesaplamasına esas tüm belgelerin ibrazı zorunlu olduğundan dava öncesi başvuru koşulunun usulünce yerine getirilmediği, ayrıca geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri talepleri bakımından müvekkili kusurum sorumluluğunun bulunmadığı, kusurun ve zararın ispatı gerektiği, kazaya ilişkin SGK tarafından davacıya yapılan tediyelerin tespiti ile hesaplanacak tazminattan mahsubu icap ettiği, dava öncesi yasada öngörülen usule uygun biçimde müvekkili kuruma başvuru yapılmadığından temerrütte oluşmadığı, müvekkili aleyhine belirlenecek zarar tutarının sigorta genel şartlarına göre belirlenmesi ve dava tarihinden işleyecek faiz ile sınırlı sorumlu tutulması lazım geldiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER :
Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2019 gün, ... esas ve ...sayılı kararı, trafik kazası tespit tutanağı, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu trafik kazasına ilişkin adli trafik bilirkişisinden alınan rapora göre davacı yayaya KTK 68/1-b madde ve bendinde düzenlenen kural ihlalinden dolayı davalı sürücüye ise KTK 73. maddesinde düzenlenen trafik kuralına riayet etmemesi nedeniyle kusur yüklendiği, ancak tarafların kusur oranları hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %24 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, iyileşmesinin olay tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği ve bu mühletin 12 ayında başkasının bakımına ihtiyaç duyacağının mütalaa edildiği, tazminat bilirkişisi raporunda, oransal kusur tespiti yapılmadığından bu husustaki takdirin mahkemeye bırakıldığı, devamında davacının %24 daimi iş göremezlik oranı ile 18 ay geçici iş göremezlik süresi, 12 aylık bakım ihtiyaç mühleti, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömrü, asgari ücret düzeyindeki gelirine göre 26.319,44 TL geçici ve 832.660,88 TL daimi iş görmezlik zararı ile 23.421,60 TL bakıcı gideri hesaplandığı, itiraz üzerine düzenlenen ek raporda bilirkişi geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine dair zarar kalemlerinde herhangi bir değişiklik yapmadığı, sürekli iş göremezlik zararını ise 1.094.816,25 TL olarak tespit ettiği, ikinci kez hazırlanan ek raporda yine aynı şekilde bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararında değişiklik yapmaksızın sadece daimi iş göremezlik zararı yönünden yapılan hesaplamada bu kez sürekli iş göremezlik zararının 1.602.830,11 TL olarak bulunduğu, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, öte yandan oransal kusur değerlendirmesi bakımından resen yapılan tespite göre davacının %75 ve davalı sürücünün %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, böylece maddi zarar iddiasının sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden olayın meydana geliş biçimi, kusur durumları, davacının yaralanmasının boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal konumlarına göre manevi tazminat talebinin haklı ve makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.579,86 TL geçici ve 400.707,52 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 5.855,40 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 413.142,78 TL maddi tazminatın 09/09/2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmedilen maddi tazminattan davalı Güvence Hesabı'ndan sorumluluğunun 330.000,00 TL teminat limitiyle sınırlı tutulması ve 06/06/2018 temerrüt tarihinden faiz uygulanmasına, manevi tazminat davasının kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın 09/09/2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .. den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki bir çok evrakın müvekkiline gönderilmesine ilişkin tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu, dosya kapsamında alınan maluliyet raporlarının farklılık arz ettiği ve bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kaza mahalli yere 100 metre mesafede yaya geçici bulunduğu halde davacının yaya geçici olmayan alandan karşıya geçmeye çalıştığını, müvekkiline isnat olunan kural ihlalinin kazanın oluşuyla alakasının bulunmadığını, kusur tayininin kazanın oluşuna etki eden kural ihlaline göre yapılması gerektiğini, olaya ilişkin Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda müvekkili sürücüye tali kusur yahut kusur oluşturabilecek bir kural ihlali yaptığı yönünde tespit bulunmadığı halde ilk derece mahkemesinin müvekkilini tali kusurlu saydığını, olaya ilişkin yürütülen savcılık soruşturması sırasında alınan kusur raporunda müvekkiline KTK 52/1-b maddesinde düzenlenen trafik kural ihlalinden dolayı kusur yüklendiğini, ceza davası sırasında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ise davalı sürücüye dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma kural ihlalinden dolayı alt düzeyde tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ öğretim üyelerinden kusura ilişkin mütalaa alınmasının istendiğini, hatalı ve gerçekle bağdaşmayan kusur ve maluliyet durumlarına istinaden ve bu raporlardaki tespitler esas alınarak hazırlanan tazminat bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidildiğini, kusur oranlarına nazaran talep olunan tazminattan tenzilat yapılması gerekirken aynen hüküm altına alındığı, beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ....istinaf dilekçesinde özetle; kendisine gönderilen tebligatların usulsüz tebliğ edildiğini, maluliyete ilişkin raporlar arasında afaki ve fahiş fark bulunduğunu, üst kuruldan yeniden rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kaza yerine yaklaşık 100 metre mesafede yaya geçici olduğu halde davacının yaya geçici olmayan yol üzerinden karşıya geçmeye çalıştığını, davalı sürücüye atfedilen kusurun somut uyuşmazlık konusu kazayla bir ilgisinin bulunmadığını, kusur tayin ve tespitinin oluşa ve trafik mevzuatına göre tarafların ihlal ettiği trafik kurallarına göre belirlenmesi gerektiğini, kusura ilişkin İTÜ heyetinden yeniden rapor alınması icap ettiğini, kusur durumlarına göre manevi zarar miktarının belirlenmesi ve hüküm altına alınması gerektiği halde yerel mahkemenin talebin tamamını kabul ettiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava öncesi müvekkili kuruma başvuru yapılmasına ilişkin dava şartının usulünce yerine getirilmediğini, davacının maluliyet oranının kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken rapor düzenleme tarihinde yürürlükte olan yönetmelik dikkate alınarak hazırlandığını, ayrıca maluliyet raporun bu konuda yetkili kurum tarafından ve davacıdaki arazların niteliğine göre alanında uzman hekimler tarafından hazırlanması gerektiğini, yine davacının maluliyeti ile kazadaki yaralanması arasında illiyet bağı kurulmasının şart olduğunu, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, aksi durumda ise fiilen bakıcı tutulduğunun ispatlanması gerektiğini, eksik belgeyle yapılan müracaatın usulsüz olması nedeniyle dava öncesi temerrüt oluşmadığını, müvekkili kurumunun kaza tarihinde geçerli olan azami teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğunu, SGK tarafından davacıya yapılan ödeme varsa tespit edilmesi ve hesaplanacak zarar tutarından mahsubu gerektiğini, tazminat hesaplamasında %1,65 iskonto ve yine teknik faiz yönteminin kullanılmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAFA CEVAP :
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kaza yapan aracın olay tarihinde geçerli bir trafik poliçesi bulunmadığından dava öncesi Güvence Hesabına başvuru yapıldığı ve ödeme alınamadığını, böylece hem bu yöne ilişen dava şartının yerine getirildiği hem de davalı kurumun temerrüte düşürüldüğünü, kusur ve maluliyet raporlarına yönelen itirazların haksız ve yersiz olduğu, trafik kazası sonucu müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, hayati tehlike geçirdiği, Denizli Devlet Hastanesinden alınan rapora göre davacının %49 oranında sürekli engeli bulunduğunun rapor edildiğini, dosyada alınan raporda ise davacıya %24 oranında daimi maluliyet tayini yapıldığını, maluliyet raporu yönünden kararın yerinde olmadığı, eksik tazminata hükmedildiğini, davalı sürücünün düz alanda ve önü açık ve görüş alanı içerisinde yola giren yayayı fark edip etkili firen tedbirine başvurmayıp sebebiyet verdiği kazada kusurlu bulunduğunu, davalının kusurlu olduğunda herhangi bir şüphe bulunmadığını beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.
G E R E K Ç E
Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Güvence Hesabı, kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmaması veya aracın tespit edilememesi halinde maddi zarardan 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince sorumludur.
Davacı, yaya vaziyette yolun karşısına geçmeye çalıştığı sıra davalı .. ın idaresindeki aracın çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, geçici ve daimi iş göremezliğe maruz kaldığını, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle iş göremezlik ve bakıcı giderinden dolayı maddi zarara uğradığını ileri sürerek ve zarara neden olan aracın trafik sigortası bulunmadığından Güvence Hesabına da husumet yöneltildiğini belirterek kaza sonucu oluşan maddi zararlarının tüm davalılardan, manevi zararını ise yaralanmasına neden olan aracın kayıt maliki ve sürücüsü olan davalı gerçek kişilerden tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı ...tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/07/2019 gün, ... esas ve ....sayılı kararı ile .. nin davacıya karşı işlediği taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK'nun 89/1, 89/2-b-e, 62 ve 52. maddeleri gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı).
Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
1-)Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
Davalı .. ın ilk derece mahkemesi karar tarihinden ve karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra 13/01/2025 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Ölüm henüz karar kesinleşmeden ve istinaf yasa yoluna başvurulduktan sonra gerçekleştiğinden davanın halen devam ettiği kabul edilmelidir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 6100 Sayılı HMK’nın 50. maddesinde tanımlanan gerçek kişilerin taraf ehliyeti ve 4721 Sayılı TMK'nın 28/1. fıkrası uyarınca ölümle son bulur. Kural olarak bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. 6100 Sayılı HMK'nın 55. maddesi hükmü dikkate alınarak ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Bu halde mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcuttur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21/09/2021 gün ve 2021/18641 esas, 2021/5093 karar ve 29/11/2022 gün ve 2022/8710 esas, 2022/15729 karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı gibi karar tarihinden sonra istinaf incelemesi sırasında taraf sıfatı sona eren davalı .. ın tüm mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması için kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
2-)Somut davaya konu olayla ilgili kaza tespit tutanağında, yaya geçidi olmayan yerde araçların geçişine dikkat etmeden yaya olarak karayoluna girerek kazaya neden olan davacının asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği; ceza dosyasında soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan trafik bilirkişisi ve ATK raporları ile somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan raporlarda ise, yaya geçidi olmayan yerde araçların geçişine dikkat etmeden yaya olarak karayoluna girerek kazaya neden olan davacının asli kusurlu olduğunun, yaya sol şeride kadar ilerlediği sırada kaza meydana geldiğinden davalı araç sürücüsünün hızını yolun gereklerine uygun şekilde ayarlamadığı gerekçesiyle davalı sürücünün de tali kusurlu olduğunun bildirildiği; somut dosyada alınan trafik bilirkişisi raporunda kusur oranları yönünden bir tespite yer verilmediği, ilk derece mahkemesince başkaca bir oransal kusur raporu alınmadan, gerekçeli kararda hakim tarafından yapılan değerlendirme ile davacının % 75, davalının ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür. Oysa, somut dosyada taraflara itiraz imkanı verecek şekilde oransal kusur raporu alınmadan mahkemece gerekçeli kararda kusur oranı takdir edilmek suretiyle hüküm kurulması yoluna gidilmesi doğru değildir.
Bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken iş; kusur tespiti konusunda uzman olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden, ceza dosyası ve somut dosyada alınan önceki kusur raporları da değerlendirilerek, tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarını belirleyecek şekilde denetime elverişli ve gerekçeli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
3-)Yargıtay 4. Hukuk Dairesince maluliyete ilişkin alınacak raporların kazanın meydana geldiği tarihe göre; 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik'e uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının maluliyetine ilişkin olarak Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen ek raporda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor sunulduğu, bu haliyle ek raporda kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre rapor düzenlendiğinden bu raporda bu yön itibariyle isabetsizlik yoktur. Asıl rapor ile ek rapor farklı yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinden iki rapor arasında çelişki bulunduğundan da bahsedilemez. Buna karşın, Pamukkale Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından sunulan ek rapordan anlaşıldığı üzere davacının asıl ve ek rapor tarihleri arasında arazları yönünden iyileşme olduğu ve bu durumun maluliyete etki ettiği anlaşılmakla, davacının gelinen aşamada tespit edilecek maluliyet durumu ile davanın sonucu değişebileceğinden güncel maluliyet durumunun tespiti amacıyla, maluliyet tespiti konusunda uzman olan ATK ilgili İhtisas Dairesinden rapor alınarak hüküm kurulması için kararın kaldırılması gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumu ve oranı yönünden, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak rapor alınması ve alınacak raporun sonucuna göre değerlendirme yapılıp, sonrasında gerekirse yeniden hesap (aktüer) raporu da alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı .. ın istinaf istemlerinin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, istinaf eden davalıların diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekili, davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı .. ın kusur ve maluliyet raporlarına yönelen istinaf istemleri bakımından ve yargılama sırasında davalı .. ın vefatı nedeniyle taraf teşkilinin sağlanması için kamu düzeni yönünden istinaf başvurularının KABULÜNE,
2-Denizli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 07/06/2024 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalıların diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
5-Davalı ... , davalı ... ve davalı Güvence Hesabı tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, (427,60 TL + 6.628,40 TL) 7.056,00 ‬TL istinaf karar harcının davalı Güvence Hesabına, (7.056,00 TL + 854,00 TL + 854,0 TL) 8.764,00 TL istinaf karar harcının davalı ...mirasçılarına, (7.056,00 TL + 854,00 TL) 7.910,00 TL istinaf karar harcının davalı .. ye istekleri halinde iadesine,
6-İlamın icrasının geri bırakılması için davalı Güvence Hesabı tarafından Denizli İcra Dairesinin ...sayılı takip dosyasına sunulan teminatın talebi halinde bu davalıya iadesine,
7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade ve teminatın geri verilmesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.