Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2024/655 K.2025/611
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/02/2022
DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 23/05/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin... nolu bağımsız bölümde... numaralı üyesi olduğunu, davalı kooperatifin 08/08/2020 tarihinde genel kurul yapıldığını, müvekkil ile kooperatif arasında ödeme konusunda anlaşmazlık bulunduğunu, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden muarazanın giderilmesi için menfi tespit davası açıldığını, ihracın önlenmesinin talep edildiğini, ihtiyati tedbir kararı verildiğini, genel kurulda müvekkilinin ihraç edilen üyeler arasında sayıldığını, faaliyet raporunda da ödeme yapmama nedeniyle ihraç edildiğinin bildirildiğini, müvekkil hakkında verilen ihraç kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yönetimin müvekkilden ödeme yapması gereken tutardan fazlasını istediğini, müvekkilin itiraz ettiğini, genel kurulda alınan ve ihtiyati tedbir kararına rağmen müvekkilin ihracının mümkün olmadığını, genel kurul kararının 10.maddesinin iptalinin gerektiğini, ayrıca aynı gelen kurulun 8. Maddesinde mali yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesi ile üyelikten çıkarılma kararları kesinleşinceye kadar üyeliklerinin muhafaza edilmesi kaydı ile tercih etmiş oldukları konut tahsislerinin hesaplarındaki mevcut bakiye aidatlarına göre düzenlemesi için yönetim kuruluna karar verilmesinin kararlaştırıldığını, bununda hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalı kooperatifin 08/08/2020 tarihli kooperatif genel kurulunda alınan 8 ve 10 numaralı genel kurul kararlarının iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının üyelikten çıkarılmadığını, yönetim kurulu tarafından davacının üyelikten çıkarıldığına dair alınan bir karar bulunmadığını, kararın bulunması halinde kendisine noter kanalıyla bu kararın bildirilmesi ana sözleşmenin amir hükmü olduğunu, davacının üyelikten çıkarılmadığını, genel kurul tarafından oylanarak kabul edilen gündemin 8.maddesinin hukuka uygun olduğunu, 1163 sayılı kooperatifler kanununun 16/5 maddesinde haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder şeklinde düzenlendiğini, genel kurul tarafından alınan karar da kanunun bu maddesine uygun olup herhangi bir aykırılık teşkil etmediğini, kooperatifin amacının ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamak olarak belirlendiğini, kooperatifte asıl olan üyeliğin korunması olduğunu, hakkında çıkarma kararı bulunan üyelerin mağdur olmamaları amacıyla bakiyelerindeki miktara uygun bir konu tahsisinin yapılmasının kararlaştırıldığını, ilgili genel kurul kararının hukuka ve hakkaniyete son derece uygun bir karar olduğunu, iptal edilmesi ise inşaatın tamamlanmasında yaşanacak olan gecikmelerden ötürü kooperatif üyeliğinden kaynaklanan sorumluluğunu harfiyen yerine getirmiş üyelerin zarar görmesine neden olacağını, genel kurul tarafından kabul edilen 8.maddenin usul ve yasaya uygun bir karar olduğunu, alınan kararın davacı ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, genel kurul tarafından kabul edilen 8. ve 10. maddelerin hukuka uygun olduğunu, iptalini gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığını belirterek davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Davacının davalı kooperatif üyesi olduğu ve dava konusu genel kurula katılarak 8 ve 10 numaralı kararları mualif olarak muhalefetin kayıda geçirdiği ve davanın süresinde olduğu, dava hakkının da bulunduğu sabittir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi dava konusu 8 ve 10 numaralı kararların mutlak butlan ile sakat olmadığı, kararların çağrı, ilan, davet, gündem, toplantı ve karar nisapları yönünden yasaya ve ana sözleşmeye uygun olduğu sabittir.
Dava konusu kararların incelenmesinden 8 numaralı kararda, üyelere tahsis edilen bağımsız bölümlerin ödedikleri aidat tutarına göre yönetim kurulunca değiştirilebilmesinin hüküm altına alındığı anlaşılmakla davacının kazanmış haklarını etkileyecek nitelikte olup, kendisine önceden yapılan tahsisin iptali sonucunu doğurup hak kaybına uğratacağı gibi 1163 sayılı kooperatifler kanunu ve kooperatif ana sözleşmesinin üyelik ve tahsise ilişkin düzenlemelerine aykırı olduğundan dürüstlük kurallarına aykırılık nedeniyle iptalinin gerektiği, bu madde yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, 10. Madde ise ihraç kararlarının onaylanmasına ilişkin olup, davacı hakkında kooperatifçe alınmış bir ihraç kararı bulunmadığından davacıyı ilgilendiren bir yönü olmadığından.." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 10 numaralı genel kurul kararının iptali istemlerinin reddine karar verildiğini, verilen bu kısmen ret kararı sonucu olarak da taraflarına yargılama gideri ile vekillik ücreti yüklendiğini, bu kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, şöyle ki; davada tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkil ile ilgili ihraç kararının bulunmadığının beyan edildiğini, oysa kooperatif olağan genel kurulunda müvekkilin isminin ihraç edilen üyeler arasında sayıldığını ve iptalini istedikleri 10 numaralı genel kurul kararının oylaması sırasında müvekkilin isminin açıkça ihraç edilen üyeler arasında sayıldığını, yine üyelere dağıtılan Kooperatif faaliyet raporunda müvekkilinin ihraç edilmiş gibi gösterildiğini, bu durum üzere müvekkilinin, Kandıra Noterliği’nden çektiği 20 Ağustos 2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile hakkında ihraç kararı olup olmadığı ilgili kooperatiften sorduğunu ve üç gün içerisinde bu konuda kendisine bir cevap bildirilmesini istediğini, bu ihtarnamenin kooperatife tebliğ edilmesine rağmen davalı kooperatifçe davacı müvekkile cevap verilmediğini, buna istinaden davacı hakkında eğer varsa ihraç kararının hukuka aykırı olacağı ve iptal edilmesinin taraflarınca talep edildiğini, bu durumda müvekkilinin iş bu davayı açmakta haklı olduğunu ve iş bu davanın açılmasına davalı kooperatifin sebep olduğunu, aleyhlerine vekillik ücretine ve yargılama gideri yükletilmesine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf başvurularının kabulü ile Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararının davanın reddine ilişkin kısmı ile aleyhlerine yargılama gideri ve vekillik ücreti yüklenmesine ilişkin kısmının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tamamen reddinin gerektiğini, genel kurulda alınan karar iyi incelendiğinde bahse konu kararın üyelikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile hakkında üyelikten çıkarma kararı alınan üyeler için alındığının görüleceğini, yani bu kararın standart üyeler için değil istisnai üyeler için alınmış bir karar olduğunu, karar metninden açıkça anlaşılacağı üzere üyelerin üyelikleri muhafaza edildiğinden üyelerin herhangi bir hak kaybına uğramalarının söz konusu olmadığını, bahse konu karar alınmazsa tam tersi şekilde üyelikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirenlerin hak kaybına uğrayacaklarını, kooperatif tarafından alınan genel kurul kararının kanun ve ana sözleşmenin hangi maddesine açıkça aykırı olduğunun kararda ve bilirkişi raporunda yazılmadığını, kazanılmış hak kavramının mali müşavir bilirkişinin uzmanlık alanı dışında bir kavram olduğunu, bilirkişinin bu kavramı yanlış yorumladığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın, subjektif hakkı ihlal edilen kişinin, mahkemeden verilecek bir hükümle, bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması dileği olmasına (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), somut uyuşmazlıkta ise davacı hakkında kooperatifçe alınmış bir ihraç kararı bulunmadığından subjektif hakkının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceğinden, mahkemenin ihraç kararının onaylanmasına ilişkin 10'uncu madde yönünden ret kararı vermesinin ve buna mukabil yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda HMK m. 326/2 gereği değerlendirme yapmasının yerinde olmasına göre davacı tarafın bu yönden istinaf taleplerinin yerinde görülmemesine, yine 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16/son maddesi hükmünce, çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamamasına, bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülüklerinin çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam etmesinin gerekmesine, alınan 8 numaralı kararda ise, üyelere tahsis edilen bağımsız bölümlerin ödedikleri aidat tutarına göre yönetim kurulunca değiştirilebilmesinin hüküm altına alındığı anlaşılmakla alınan kararın kazanılmış hakları etkileyecek (ileride de kararın uygulanma ihtimali de düşünülerek) nitelikte olmasına, önceden yapılan tahsisin iptali sonucunu doğurup hak kaybına uğranılması sonucu doğurabileceğinden kanuna, ana sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırı olduğunun anlaşılmasına, buna göre ilk derece mahkemesinin 8 numaralı genel kurul kararının iptaline karar vermesinin yerinde olmasına göre davalı tarafın bu yönden istinaf taleplerinin yerinde görülmemesine, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...