Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2017/1632 K.2018/1321

🏛️ Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2017/1632 📋 K. 2018/1321 📅 17.10.2018

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/
KARAR NO : 2018/
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ : 13/12/2017
KARAR TARİHİ : 17/10/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ : Davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirketin %99,84 payına sahip iken 30/03/2014 tarihinde vefat eden ...'nun şirket hisselerinin miras hukuku hükümlerine göre paylaştırılması gerketiği halde şirketçe usulsüz işlemler yapılarak payların ... sağ eşi ve davacının babaannesi ... adına pay defterine işlendiğini, halbuki payların miras sebebiyle el birliği ortaklığına ait olduğunu ileri sürerek ... paylarının mirasçıların miras ortaklığına aidiyetinin tespitine ve bu durumun pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmektedir.
DAVALININ CEVABI : Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davanın pay mülkiyetine ilişkin olduğunu, bu sebeple pay değerleri üzerinden nispi harç yatırılması gerektiğini, ayrıca davacının miras paylarına isabet edecek kısmın ... tarafından kendisine devredildiğini, bu sebeple dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 2. Ticaret Mahkemesinde görülen davada da aynı taleplerin ileri sürüldüğünü, hisselerin kendisine de ait olmadığı anlamına gelen iddialar ileri süren davacının bu çelişkili davrandığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava anonim şirket pay sahibinin açtığı payların aidiyetinin tespiti ve tescili davasıdır. Somut uyuşmazlıkta dava niteliğinin belirlenmesi önemli görülmüştür. Zira uyuşmazlığın çözümü için birden fazla hukuki sorunun çözülmesine ihtiyaç vardır. Davacının davası özünde kendi paylarına ilişkin değildir. Büyükbabası ...’nun vefatı ile mirasa dahil olması gereken ve ırsen kendisine de intikal eden paylara ilişkindir. Davanın daha iyi anlaşılabilmesi için dava öncesi süreçlerin özetlenmesinde yarar görülmüştür.Davacının babası ... davalı şirkette paydaş iken vefat etmiş ve davacı ... annesi ... ile birlikte şirketin hissedarı olmuştur. Bu pay sahipliği ile ilgili herhangi bir dava ve iddia söz konusu değildir.Şirketin büyük ortağı ...’nun payı yaklaşık %99,84 oranındadır. Diğer ortaklar davacının amcası ..., ... ... ve ... isimli kişilerdir. ...’nun hissesi %0,0034 gibi çok düşük orandadır. Bu pay muhtemelen önceki yasa döneminde anonim şirket kurulması için gerekli beş kişi şartını sağlamak için ihdas edilmiştir. Şirket temelde bir aile şirketidir. ... ... şirketin ana sermayedarı ve hakim ortağıdır. ... iki oğlunu ve eşini şirkete paydaş yapmış, beşinci kişi olarak da ...’yü şirkete ortak olarak almıştır. Davacının babası ...'ndan intikal eden hisse ile diğer ortak ve davacının amcası ...’nun payı birbirine eşittir. Ancak daha sonra şirketin büyük hissedarı konumundaki ... da vefat etmiştir. Davanın konusu ...’ndan mirasçılarına intikal etmesi gereken payların hukuki durumuna ilişkindir. Davacının iddiası ... paylarının danışıklı bir işlemle güya ölümünden önce eşi ...’na devredilmiş gibi işlem yapıldığı yönündedir. Babasının ve dedesinin vefatı sırasında henüz reşit olmayan davacı, daha sonra bu durumu öğrenerek şirkete karşı çeşitli talepler içeren davaları açmıştır. Süreç içinde babaanne ... şirketteki hisselerinin bir kısmını davacı ...’na yani torununa devrederek dedesinden alması gereken miras payına eşit bir pay sahibi olmasına yardımcı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce yapılan hesaplamada davacının dedesinden alması gereken miras payının tamamını babaannesinden devraldığı paylarla almış olduğu belirlenmiştir. Davacı annesine miras yoluyla intikal eden payı da devralmış olmakla amcası ... ile aynı pay miktarına sahiptir.Bu değerlendirmeler çerçevesinde davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Zira davacının temel amacı şirketteki paylarını tam ve eksiksiz almak olmalıdır. Aradan geçen bunca zamandan sonra şirketin yeniden el birliği ortaklığına döndürülmesinde kimse için pratik yarar yoktur. Unutmamak gerekir ki bir anonim şirketin el birliği ortaklığıyla yönetilmesi mümkün değildir. Payların çoğunluğu bir miras şirketine ait olduğunda, miras şirketinin ortakları durumundaki mirasçılar tarafından el birliği ile yani ortak kararlarla yönetilmesi gerekir. Bu durumun bir fiili imkansızlık yarattığı izahtan varestedir. O halde geçici bir süre için miras şirketine temsilci atanarak yönetim sağlanmalı ve en kısa sürede ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulmalıdır. Ortaklığın giderilmesi rızai yahut fiili taksim yoluyla olabilir. Elbette miras taksim sözleşmelerinin yazılı şekil şartına uygun biçimde yapılması gerekir. Ancak mirasçılar kendi aralarında bir fiili taksim yapmışlarsa bu taksime itiraz etmek de dürüstlük kuralına aykırı nitelikteyse taksim sözleşmesi geçerlidir. Somut olayda şirket paylarının el birliği ortaklığına döndürülmesi halinde çok daha ağır sonuçlar doğacak şirket bir süre yönetilemez hale gelecektir. Davacının amacı dedesinin ölümünden itibaren yönetici durumundaki diğer ortaklar tarafından yapılan tüm işlemleri hukuki tartışmaya açmaktır. Bu tutuma hukuken cevaz vermek ve dürüstlüğe aykırı hak taleplerini mesmu kabul etmek mümkün değildir. Öte yandan davacı geçerli bir taksim sözleşmesine bağlı olmasa bile babannesi tarafından yapılan pay devirlerini kabul etmiş, bu paylardan kaynaklanan azınlık haklarını kullanarak çeşitli davalar açmıştır. Eldeki davanın bir benzeri Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde sürmektedir. Davacının bu aşamadan sonra pay devirlerini geçersiz kılacak biçimde talepte bulunması hukuken korunmaya layık değildir. Bunun yanı sıra miras şirketine temsilen açılacak davaların da el birliği ortaklığı hükümlerine tabi olduğu unutulmamalıdır. Davacının tek başına miras şirketi lehine taleplerde bulunması aktif dava ehliyetini de tartışmalı hale getirecektir. Davacı babasından ve dedesinden intikal eden paylarını tam ve eksiksiz biçimde almış, bu konuda babaannesinin olumlu tutumu etkili olmuştur. Payları almak ve bunlardan doğan hakları kullanmak için ilave bir dava açma yükümlülüğünden kurtulmuştur. Miras payını tam olarak almış bir kişinin "Yine de miras hukukuna göre taksim yapılması gerekirdi" iddiasını ileri sürmesinde yarar yoktur. Unutmamak gerekir ki bir şirket payına miras yoluyla sahip olan kişi murisin ölümüyle malik ve paydaş sıfatını kazanmakla birlikte bu paydan doğan hakları kendiliğinden kullanamaz. Daha açık bir ifadeyle muris ...'nun vefatıyla mirasçı konumunda bulunan kişilere paylar kendiliğinden intikal ederse de bu paylardan doğan oy kullanma, toplantıya katılma, dava açma gibi haklar intikal etmez. Bu hakların kullanılabilmesi için mirasçıların anonim şirkete paydaş olarak kabul edilmesi ve pay defterlerine adlarının yazılması gerekir. Tüm mirasçıları bugün için paylarından kaynaklanan hakları kullanamaz hale getirecek bir karar verilmesi doğru değildir. Her ne kadar dava payların mülkiyetine ilişkin ise de davanın karmaşık niteliği ve ileri sürülen talebin mahiyeti itibariyle tüm paylar üzerinden nispi harç alınması uygun görülmemiş, davacının bildirdiği dava değeri üzerinden uygulama yapılmıştır.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın reddine,
Alınması gereken 35,90-TL harcın peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 134,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
Davalı vekili lehine takdir edilen 2.180-TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup anlatıldı. 17/10/2018
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı