Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2023/1749 K.2023/1981

🏛️ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1749 📋 K. 2023/1981 📅 26.12.2023

T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :....
KARAR TARİHİ : 26/07/2023
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 03/08/2023
DAVACI :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil
B.A.M. KARAR TARİHİ : 26/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/12/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sırasında mahalli mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı arsa sahibi ... ile davalı yüklenici şirket arasında ...parsel sayılı taşınmazlara yapılacak atölye binası karşılığında arsa sahibine ait ... parsel sayılı taşınmazın işin karşılığı olarak davalı yükleniciye bırakılmasına karar verildiğini, davalı şirketin iş bedeli olarak kendisine bırakılan ... parsel ile ilgili olarak davacı ile yapım, eser ve satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşme ile belirlenen iş bedelinin daha sonra güncellenerek 5.600.000,00.-TL olarak belirlendiğini, davalı şirketin ödemeleri almasına rağmen inşaatı tamamlamadığını, davalının ...parsel ile ilgili devir işlemlerine yanaşmayıp yeri satılığa çıkardığını, davalılar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmenin noterde yapılmış olduğunu tespit ettiklerini, davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin de geçerli bir sözleşme olmasına rağmen davalının mülkiyeti devir işlemi gerçekleştirmek istemediğini, sözleşme konusu taşınmazın davacı adına tescilinin halen yapılmadığını, yüklenici ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapan üçüncü kişiler arasındaki adi yazılı sözleşmelerin resmi şekilde düzenlenmesi hususunda şekil şartı olsa da Yargıtay’ın yüklenici ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapan üçüncü kişiler arasındaki adi yazılı sözleşmeleri de ayakta tutmak için sözleşmelerin alacağın devri olarak geçerli sayılmasını ve üçüncü kişinin haklarının korunmasını önemsediğini, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 1987/2 -988/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile tarafların edimlerini ifa ettiği durumlarda artık şekle ilişkin geçersizliğin ileri sürülmesini dürüstlük kuralına aykırı bularak kabul etmediğini, davalının yaptığı sözleşme ile bağlı kalarak bedelini ödediği gayrimenkulün davacı adına tescilini talep ettiğini belirterek dava konusu 21 parsel sayılı gayrimenkulün kaydına ihtiyatî tedbir şerhi konulmasına, 21 parsel sayılı 230 m² yüz ölçümlü gayrimenkulün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından davaya konu taşınmaza ihtiyati tedbir konulması talep edilmesine rağmen UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrollerde taşınmazın mevcut durumda davalı Hüsniye adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, tarafların haklılık durumunun davalı Hüsniye ve diğer davalı şirket arasında tanzim edilen 02/04/2021 tarihli yapım eser sözleşmesine bağlı olduğu, bu sözleşmede davalı şirket tarafından edimlerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilip getirilmediğinin, davalı şirketin 21 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetine hak kazanıp kazanmadığının, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen 28/09/2021 tarihli sözleşmede de taraflarca edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin bu aşamada tespit edilemeyeceği, dava dilekçesi ve eklerine göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesine yönelik yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ihtiyati tedbirinin reddi kararının ihtiyati tedbir talebi gerekçelerini karşılayan bir gerekçe olmadığını, davalı müteahhidin, davalı mülk sahibine karşı edimlerini tamamlamaması gerektiğinin ve bu hususun tapu iptali ve tescil taleplerinde dava koşulu olduğunun farkında olduklarını, müteahhidin bu taahhüdünü tamamlamasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, davalılar arasında akdedilen yapım eser sözleşmesinde taahhüt edilen bütün edimlerin yerine getirilmesi ve 1503 ada 21 parselin tapunun davalı şirket adına tescil edilmesi durumu da gözetildiğini, müteahhidin ödeme almaktan imtina etmesinin ve sözleşmeyi fesih edeceği beyanları dikkate alındığında davacının uğrayacağı zarara ve dava konusu taşınmazın başka bir kişiye satılması/kaçırılması durumuna istinaden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, tedbir talebinin dava konusu taşınmazın tapu iptali ve tescili davasında haksız yere davacıya verilmeyen taşınmaz için talep edildiğini, davanın terditli olarak açılmadığını, iş yerinin değerinin yüksek miktarda arttığından müteahhidin ödenmiş bedeli fazlası ile iade etmeye hazır olduğunu beyan etmekten kaçınmadığını, davalı şirketin diğer davalı ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gereğini yerine getirdiğinin öğrenildiğini, red kararının yetersiz inceleme sonucu verildiğini, davacıya tescili yapılmayan taşınmazın her an satılabileceğini, başka bir şahsa kaçırılabileceğini veya zarar verilebileceğini, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, tedbir talebinin reddi kararının hukuka uygun olduğunu, arsa sahibi ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin arsa sahibi tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, davalılar arasında noterde yapılmış bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu, davalıya devredilmemiş bir taşınmazın tapu kaydının iptalinin mümkün olmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesine konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 389. maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” düzenlemesi mevcuttur. Anılan hükümde, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1).( Y. 4. HD 8.12.2012 T, 67/1672 sy.k) . Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s.877)
Somut olayda davacı vekili, davalı yüklenici şirkete işin karşılığı olarak davalı arsa maliki tarafından verilecek arsa üzerine atölye binası yapılması için davacı ile davalı yüklenici şirket arasında sözleşme yapıldığını, davalı şirketin ödemeleri almasına rağmen inşaatı tamamlamadığını ileri sürerek atölye binasının yapılacağı arsanın tapu kaydına ihtiyati tedbir uygulanmasını istemiştir. Davalı şirket vekilinin istinaf cevap dilekçesindeki beyanları ve istinaf konusu karar tarihine göre davalı arsa maliki ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin niteliği ve davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşme kapsamı dikkate alındığında davacının dayandığı sözleşmenin tarafı olmayan arsa maliki adına kayıtlı taşınmazın mülkiyetine ilişkin tedbir talebi yargılamayı gerektirir nitelikte olup karar tarihi itibariyle ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığından mahkemece tedbir talebinin reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/07/2023 tarih ve ....sayılı ara kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gerekli istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 26/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.....
Başkan
...
e-imza
.....
Üye-...
e-imza
.....
Üye
...
e-imza
.....
Katip
...
e-imza
Bu belge 5070 sayılı kanun gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.