İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/614 K.2024/493

🏛️ İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2020/614 📋 K. 2024/493 📅 04.07.2024

T.C.
İSTANBUL
11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2020/614 Esas
KARAR NO :2024/493
DAVA:Alacak-Kayıt Kabul
DAVA TARİHİ:13/11/2020
KARAR TARİHİ:04/07/2024
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasında yapılmış .... Noterliği'nin 27.03.2014 tarihli ... yevmiye numaralı ve 27.03.2014 tarihli ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklindeki Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmeleri ile davalılardan dilekçede bilgileri yazılı 2 adet taşınmazı satın aldığını ve taşınmazların bedellerinin ödendiğini ancak, taşınmazların sözleşmede belirttiği gibi süresinde teslim edilmediğini, dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği nedenlerle davalıların sözleşmelerden doğan borçlarını ifa etmekte kendi kusurları ile temerrüde düştüğünü, müvekkilinin sözleşmelerden doğan cezai şart isteme hakkının olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle şimdilik 758.282,00 USD cezai şartın 27.09.2016 tarihinden itibaren işletilecek döviz işlemlerinde uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve taşınmazların teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...ve Sanayi Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış kefalet sözleşmesinin yasal unsurları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak cezai şart istenemeyeceğini; öte yandan taraflar arasında akdedilen sözleşmede diğer davalı ... Gayrimenkul'ün satıcı, müvekkilinin ise "müteselsilen sorumlu" olarak gösterildiğini, inşaatın yapımı devam ederken, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Daire Başkanlığı tarafından, belediye tarafından siluet çalışması sonlandırılıncaya kadar seviye tespiti yapılarak inşaatın tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, davalılardan kaynaklanmayan nedenlerle inşaatın durdurulması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iki adet Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmeleri yapıldığını, sözleşme konusu inşaat devam ederken,... Şehircilik Müdürlüğü Daire Başkanlığı İmar Müdürlüğü'nün 16.07.2013 tarihli yazılı ile inşaatın durdurulduğunu, müvekkilinin durdurma kararına karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli davayı açtığını, İdare Mahkemesi tarafından 29.05.2015 tarihli karar ile yürütmenin durdurulmasına karar verildiğini ancak, İdare Mahkemesi tarafından karar verilmeden İstanbul 4 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 25.12.2014 tarihli yazısı ile inşaatın yapımının durdurulmasına ilişkin geçici tedbirin kaldırıldığını, müvekkili şirket tarafından kaynaklanmayan nedenlerle gecikme cezasının talep edilemeyeceğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Dava; taraflar arasında yapılmış düzenleme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmeleri gereği davacı tarafça bedelleri ödenen ve davalılarca teslimi gereken 2 adet bağımsız bölüm nitelikli taşınmazın sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmemeleri nedeniyle taşınmazların teslimi ve gecikme nedeniyle sözleşmede ön görülen ve hesap edilen toplam 758.282,00 USD ceza koşulunun faizi ile birlikte davalılardan tahsili ve taşınmazların teslimi istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; davalıların taraflar arasındaki sözleşmelerle üstlendikleri edimleri süresinde ifa edip etmedikleri, etmemişlerse mücbir sebebin bulunup bulunmadığı, temerrütlerinin bulunup bulunmadığı, davalı ... İnşaat.....A.Ş'den talep edilen ceza koşuluna ilişkin kefaletin geçerli olup olmadığı, geçerli ise her iki davalı yönünden, talep edilen ceza koşulundan sorumluluklarının bulunup bulunmadıkları, bulunuyorlarsa miktarlarının döviz cinsinden hangi miktarda tespiti noktalarında toplanmaktadır.
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden, tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller ve dosya kapsamı belgeler birlikte incelenmek suretiyle davalıların sözleşmelerle üstlendikleri edimleri süresinde ifa edip etmedikleri, etmemişlerse mücbir sebebin bulunup bulunmadığı, temerrütlerinin bulunup bulunmadığı, davalı ... İnşaat ... A.Ş'nin talep edilen ceza koşuluna kefaletinin geçerli olup olmadığı, geçerli ise her iki davalı yönünden talep edilen ceza koşulundan sorumluluklarının bulunup bulunmadıkları, bulunuyorlarsa miktarlarının döviz cinsinden hangi miktarda olduğunun tespiti için bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilmiş, getirtilen-sunulan belgelerle birlikte dosya konusunda uzman bilirkişiler Özel Hukukta Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Doç. Dr. ..., İnşaat Mühendisi ... ve SMMM ...'a tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 08/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun, taraf vekillerinin itirazları üzerine bilirkişi kurulunda yer alan malimüşavir bilirkişiden alınan 14/05/2024 tarihli ek raporun dosya arasında olduğu görülmüştür.
Alınan bilirkişi kurulu 08/04/2022 tarihli raporunda özetle; sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken taşınmazın dava tarihi itibariyle teslim edilmediği, davacının teslimde temerrüt nedeniyle ceza koşulu talep edebileceği, siluet çalışması nedeniyle inşaat
çalışmasının durduğu sürenin sözleşmenin imzasından önce mevcut bir olgu olmasından dolayı mücbir sebep olarak görülemeyeceğinin kabulü durumunda ticari defterlerdeki tutara göre ceza koşulu alacağının 673.762,50 USD olacağı, bahse konu sürenin mücbir sebep olarak değerlendirilmesi durumunda davacının ceza koşulu alacağının 455.137,50 USD olacağı, davacının cevaba cevap dilekçesinde beyan ettiği tutara göre ise mücbir sebebin kabul edilmemesi
durumunda 410.444,25 USD, mücbir sebebin kabul edilmesi durumunda ise 277.261,75 USD olacağı, davacının alacağına dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m.4/a hükmü gereğince devlet bankalarının bir yıllık USD cinsinden mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizi oranında temerrüt faizi yürütülebileceği bildirilmiştir.
Alınan 14/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; faiz hesabının, YHGK’nın 3095 s. Kanunun 4a md. göre, kamu bankalarınca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı esas alınarak, yıllık dönemler halinde yapılması gerektiği; raporda yapılan hesaplamaya göre, 673.762,50 USD'ye 13/10/2020 - 12/10/2021 tarihleri arasında 20.886,64 USD ve 13/10/2021-30/06/2022 tarihleri arasında 11.777,94 USD işlemiş faiz talep edilebileceği, 455.137,50 USD'ye 13/10/2020 - 12/10/2021 tarihleri arasında 14.109,26 USD ve 13/10/2021-30/06/2022 tarihleri arasında 7.956,19 USD işlemiş faiz talep edilebileceği, 410.444,25 USD'ye 13/10/2020 - 12/10/2021 tarihleri arasında 12.723,77 USD ve 13/10/2021-30/06/2022 tarihleri arasında 7.174,91 USD işlemiş faiz talep edilebileceği, 277.261,75 USD'ye 13/10/2020 - 12/10/2021 tarihleri arasında 8.595,11 USD ve 13/10/2021-30/06/2022 tarihleri arasında 4.846,77 USD işlemiş faiz talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu ek raporu, toplanıp değerlendirilen delillere göre; davacı ile davalı ... Gayrimenkul ... A.Ş. arasında yapılmış .... Noterliği'nin 27/03/2014 tarihli, ... ve ... yevmiye sayılı iki adet Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi gereğince iki adet taşınmazın davacı tarafça satın alındığı, diğer davalı ... İnş. ... A.Ş.'nin işbu sözleşmelere müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı dosya kapsamı ile sabittir.
Davalı ...ve Sanayi Anonim Şirketi yönünden yapılan inceleme:
Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki davaya dayanak sözleşmelerin davacı ile diğer davalı ... Gayrimenkul ... A.Ş.arasında imzalandığı, anılan davalının işbu sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Davalı taraf, taraflar arasında yapılmış sözleşmelerdeki kefaletlerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
6098 sayılı BK'nın 581.maddesi; "Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir." hükmünü,
Aynı yasanın 583.maddesi; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." hükmünü içermekte olup, anılan yasal düzenleme gereğince, borçlunun alacaklıya karşı edimini ifa etmemesi nedeniyle kefilin sorumluluğunu içeren kefalet sözleşmesinin yukarıdaki madde hükmünde belirtildiği gibi yapılması yasal zorunluluktur.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, benimsenen bilirkişi kurulu raporunda da dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere,
Davaya dayanak kefalet sözleşmelerinde, anılan davalı şirketin müteselsil kefil olarak gösterildiği ve sözleşmelerin davalı şirket tarafından imzalandığı ancak, kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin şirket yetkilisi tarafından el yazısı ile yazılmadığı, bu nedenle kefalet sözleşmelerinin TBK'nın 583. maddesindeki unsurları taşımadığından, kararlaştırılan ceza koşulları da dahil olmak üzere geçerli olmadığı; bu durumda geçerli olmayan kefalet sözleşmelerinden dolayı alacak talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından bu davalıya yönelik açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı Müflis ... Anonim Şirketi yönünden yapılan inceleme:
Yargılama sırasında davalının iflas etmiş olması nedeniyle bu davalı yönünden cezai şart istemi, kayıt kabul davasına dönüşmüştür.
Davacının istemi, satın alınan taşınmazların tesliminde temerrüde düşülmesi nedeniyle kararlaştırılan cezai şart istemi ve taşınmazların teslimine ilişkin olup;
Cezai şart istemi yönünden yapılan değerlendirme:
Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaad ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevketmektir. Cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder. Bu bakımdan cezai şart, kuvvetlendirilecek asıl borcun mevcut olmasını gerektirir. Asıl borç yoksa cezai şart da söz konusu olamaz. Bu niteliği itibariyle cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borç, mevcut ve geçerli ise, cezai şart da borç doğurur. Asıl borç sona ermiş ya da geçersiz doğmuşsa, cezai şart bağımsız bir borç oluşturamaz. Cezai şart, asıl borcun bağlı olduğu şekle tabidir. Asıl borç bir geçerlilik şekline bağlanmışsa, cezai şartın borç doğurabilmesi aynı şekilde kararlaştırılmış bulunmasına bağlıdır. Ancak, geçerlilik şekline bağlı olan bir sözleşme bu şekle uygun olarak yapılmadığı halde, şekle aykırılığı ileri sürmenin dürüstlük kurallarıyla bağdaşmaması nedeniyle dinlenmediği hallerde, sözleşme geçerli sayıldığından, onun fer’i nitelikte olan cezai şart da geçerli sayılacaktır. Cezai şartın fer’ilik niteliği asıl borca bağlı olduğu sürece devam eder. Başka bir anlatımla cezai şartın fer’iliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder. Borçlu borca aykırı davrandığında cezai şart muaccel hale geldiğinden artık fer’i değil, asli (bağımsız) bir alacak niteliğini kazanır. Cezai şart, sağlararası hukuki işlemlerde ve özellikle sonuçlarını hayatta doğuran sözleşmelerde kararlaştırılır. (Bkz.Tunçomağ Kenan; Türk Borçlar Hukuku I.Cilt Genel Hükümler İstanbul 1976 Sh.853 vd., Eren Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 5.Bası, Cilt 2 Sh.1169-1171; Kılıçoğlu M.Ahmet; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 4.Bası Sh.575-577; Reisoğlu Safa; Borçlar Hukuku Genel Hükümler 12. Bası Sh. 362.)
818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 158. maddesinin başlığı “cezai şart” iken 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur.
6098 sayılı TBK'nın 179.maddesi; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." hükmünü içermektedir.
Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/II. md. değil, 179/I. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)
TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer halde alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez.
Bunun yanında, alacaklı tarafça -haklı nedenle de olsa- sözleşmeden dönülmesi halinde ifaya ekli cezai şartın istenemeyeceği kuşkusuzdur. Meğerki sözleşmeden dönülmesi halinde ifaya ekli cezai şartın istenebileceğine ilişkin sözleşmede bir hüküm bulunsun. Diğer bir anlatımla; sözleşmeden dönülmesi halinde dahi cezai şartın istenebileceğine dair sözleşmede taraflarca kararlaştırılmış bir hüküm yoksa, fesih halinde ifaya ekli cezai şart istenemez.
TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde veya ifayı çekincesiz kabul etme halinde dahi ifaya ekli cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler.
Somut olayda taraflar arasında yapılmış sözleşmeler gereği kararlaştırılan ceza koşulunun, ifaya ekli ceza olduğu anlaşılmakta olup, sözleşmeler ayakta olduğundan diğer koşulların varlığı halinde kararlaştırılan cezanın talep edilebileceği kuşkusuzdur.
Bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında yapılmış sözleşmeler gereğince taşınmazların süresinde davacıya teslim edilmediği, taşınmazların teslim edilmeme nedeni olarak ileri sürülen ... Müdürlüğü Dairesi Başkanlığı İmar Müdürlüğü'nün 16/07/2013 tarihli durdurma kararının, dava konusu Gayrimenkul Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmelerinden önce olduğu, başka bir ifadeyle inşaat yapımının durdurulmasına karar verilen 16/07/2013 tarihinden sonra bu durum bilinerek sözleşmelerin yapıldığı ve sözleşmeler ile teslim süresinin belirlendiği, inşaatın durdurulmasının açıklanan nedenle mücbir sebep sayılmayacağı gibi, bu tarihten sonra ortaya çıkan yeni bir mücbir sebebin olmadığı, bu durumda anılan davalının sözleşme kapsamında geç teslimden dolayı ceza sorumluluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Ceza miktarının, yapılan ödemeler üzerinden hesaplanmasının gerekmesi nedeniyle bilirkişi kurulunca ticari defterlerdeki ödemelere göre yapılan değerlendirmeler mahkememizce benimsenmiş ve 21/03/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre hesaplanan davacının ceza koşulu alacağının 673.762,50 USD olduğu görülmüştür. 14/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bu miktarın iflas tarihi olan 30/06/2022 tarihine kadar işlemiş faiz miktarının (20.886,64 USD + 11.777,94 USD=) 32.664,58 USD olduğu, bu miktarı aşan davacı taraf isteminin açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı anlaşıldığından anılan davalı şirket hakkında iflasın açıldığı 30/06/2022 tarihinde USD cinsinden hesaplanan cezanın, TL karşılığı olan 11.262.950,00 TL asıl alacak ve 546.037,00 TL olmak üzere toplam 11.808.987,00 TL'nin davalı müflis şirketin iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Taşınmazların teslimi konusundaki istem yönünden değerlendirme:
Dava konusu taşınmazların tapularının davacı adına kayıt ve tescil edildikleri tarafların kabulünde olup; mülkiyetleri davacı alıcıdadır. Taşınmazların yapımı fiilen bitirilip oturma veya kullanma izinleri alınmadığına göre teslimleri konusunda bir karar verilmesi mümkün değildir. Geç teslime ilişkin ceza kararlaştırıldığından, davacı taraf zaten bu yönde istemde bulunmuş ve istemi yukarıda açıklandığı gibi kabul edilmiştir. Bu açıklamalara göre davacının bu yöndeki istemi de yerinde görülmemiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜ K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davalı ...ve Sanayi Anonim Şirketi'ne yönelik Açılan Davanın Reddine,
2-Davalı Müflis ... Anonim Şirketi'ne yönelik Açılan Davanın Kısmen Kabulü ile,
a)673.762,50 USD'nin iflasın açıldığı 30/06/2022 tarihindeki TL karşılığı olan 11.262.950,00 TL asıl alacak ve bu tarihe kadar 32.664,58 USD'nin karşılığı olan 546.037,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.808.987,00 TL'nin davalı müflis şirketin iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne,
b)Davacının, bu davalıya yönelik fazlaya ilişkin isteminin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının 99.127,60-TL peşin harçtan mahsubu ile geriye kalan 98.700‬-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabulucu ücretinin 1.208,41 TL'sinin davalı Müflis ... Anonim Şirketi'nden, 151,59 TL'sinin davacıdan alınıp maliyeye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı Müflis ... Anonim Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine,
6-Davalı Müflis ... Anonim Şirketi kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı Müflis ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
7-Davalı ...ve Sanayi Anonim Şirketi kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 362.045,73 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı ...ve Sanayi Anonim Şirketi'ne verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL karar harcı, 54,60 TL başvuru harcı, 129,4‬0 TL vekalet harcı, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 659,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 10.271,1‬0 TL'nin kabul ve ret oranına göre 9.126,26 TL'sinin davalı Müflis ... Anonim Şirketi'nden alınıp davacıya verilmesine,
9-Taraflarca tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 04/07/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı