İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/595 K.2024/74
T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/595 Esas
KARAR NO:2024/74
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:13/09/2023
KARAR TARİHİ:08/02/2024
Mahkememizde görülen Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle;
Davalı Şirket'te 2.140.000/10.700.000 oranında pay sahibi olan ve aynı zamanda davacıların müşterek murisi olan ..., 14.06.2022 tarihinde vefat ettiğini,
Murisin ölümüyle mirasçıları olarak, murisin eşi davacı ..., murisin ... ile olan evliliğinden olma çocukları ... ve ... ile murisin ilk eşinden olma çocukları ... ve ... kaldığını, davacıların murisinin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu davalı Şirket'in 1985 yılında ruhsat alarak inşaatına başladığı toplam 20 adet villa projesinin ruhsatının 3194 sayılı İmar Yasası'nın 47. maddesine göre alınması ancak bu maddenin 11.12.1986 tarihinde Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından İstanbul Belediyesi tarafından ruhsatların iptal edildiğini ve ardından 28.03.2007 yılında villalar yıkıldığını,
Yıkımına karar verilen villalardan ... isimli kişiye satılan villa için ödenen paranın tahsili için adı geçen kişi tarafından davalı Şirket aleyhine .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dava dosyasında açılan bedelin iadesi davası sonucunda verilen tazminatın tahsili için davalı Şirket aleyhine .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini,
Davalı Şirket'in uzun yıllardan bu tarafa ticari faaliyetinin bulunmaması nedeniyle icraya konu bedelin tamamına yetecek nakit parası olmadığından dolayı davacıların murisi ... kendi kişisel mal varlığından 20.01.2022 tarihinde 200.000 USD ve 24.01.2022 tarihinde 130.000 TL'yi banka havalesiyle borç olarak davalı Şirket'e verdiğini
Müvekkili davacıların murisinin davalı Şirket'in icra takibinden kurtarmak için yaptığı bu paranın daha sonra kendisine ödenmesi için davalı Şirket'in yönetim kurulu üyesine talepte bulunduğunu, Murisin davalı Şirket'e vermiş olduğu borcun 6098 sayılı TBK'nın 386 vd. maddelerinde düzenlenen tüketim ödüncü sözleşmesine dayalı bir borç olduğunu, Davacıların murisinin 14.06.2022 tarihinde vefat etmesinden sonra borcun mirasçılara ödenmesi istemiyle .... Noterliğinin 08.05.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalı Şirket'e bildirimde bulunulduğunu, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 11.05.2023 tarihinden itibaren 6 haftalık sürenin 23.06.2023 tarihinde dolmasına karşın dava konusu borç ödenmediğini ve bu tarihten itibaren davalı Şirket temerrüde düştüğünü, belirterek ;
Dava konusu alacak terekeye dahil olan bir alacak niteliğinde olduğundan TMK'nın 640/3. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilmesini , Davacıların murisinin terekesine ait olan;
200.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren kamu bankaları tarafından USD türündeki yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsil edilerek mirasçıların tamamına ödenmesine,
130.000 TL alacağın ise temerrüt tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari işler için uygulanan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek mirasçıların tamamına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /Davalı vekili sunmuş olduğu 25.10.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle;
Usule ilişkin beyanlarında ;Davacıların şirket payları, miras bırakanları müteveffa ...'den kendilerine intikal ettiğini, bu sebeple bu paylar üzerinde, müteveffa ...'in mirasçılarının tamamının elbirliği ile mülkiyeti söz konusu olduğunu, Davacılar tarafından sunulan, 04.07.2022 tarihinde ....Noterliğince düzenlenen Mirasçılık Belgesi incelendiğinde ise müteveffa ...’in mirasçıları arasında bulunan ...’in işbu davada, Davacı olarak yer almadığını, bu sebeple Davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmamakta olup, açılan dava, bu yönüyle de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
Davayı açmalarından önce terekeye temsilci atanmasını sağlamaları ve daha sonra işbu davayı açmaları gerekirken, davaya katılmayan bir mirasçıyı bu şekilde davaya katmaya çalışmaları usul, yasa ve içtihatlara aykırı olup davanın aktif husumet ehliyeti noksanlığı sebebiyle reddi gerektiğini,
Reşit olmayan çocuklar ile annelerinin menfaati çatıştığından, Davacı reşit olmayan çocuklar için temsil kayyımı atanmadan işbu davanın açılması, yasaya açıkça aykırı olduğundan, açılan davanın bu sebeple dahi reddi gerektiğini,belirtmiştir.
Esasa ilişkin beyanlarında ;Davacıların miras bırakanları ... tarafından Davalı Müvekkil şirkete gönderilen, 20.01.2022 tarih ve 200.000.-USD tutarlı ödeme ile 24.01.2022 tarih ve 130.000.-TL. ödeme, Davalı Müvekkilinin Şirkete borç olarak değil, Davacı'ların miras bırakanı ...’in Müvekkilinin Şirket nezdinde Yönetim Kurulu Başkanı ve/veya üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde, kusurlu davranışları sebebiyle Müvekkilinin şirketi uğrattığı zararların tazmini amacı ile gönderildiğini, 20.01.2022 tarih ve 200.000.-USD tutarlı ödeme makbuzunun açıklama kısmında da, “İcra Ödemesine İstinaden” ifadesinin yazılı olması, gönderilen tutarın borç olarak değil, müteveffa ...’in Müvekkilinin Şirketi uğrattığı zararın tazmini olarak gönderildiğini ispat ettiğini, gönderilen paraların, Davalı Şirket aleyhine .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ödemesi için yapıldığı ikrar edildiğini
Ödemenin davacıların murisi olan ...'in yönetim kurulu üyesi olduğu 1989 yılında yapılan inşaatın inşaat yasağı bulunan yerde ve Anayasa Mahkemesince iptal kararı verilmesinden sonra yapılmasına neden olmasından ve bu yüzden ruhsat iptali dolayısıyla ... isimli kişiye yapılan ödemenin tazmini niteliğinde olduğu,
Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda ise geçmişe dönük olarak halen devam etmekte olan inceleme sonucunda davacıların murisinin şirketin demirbaşlarını tahmini rayiç bedellerinin altında satması nedeniyle davalı şirketi zarara uğrattığının tespit edilmesi nedeniyle davalı şirketin bu zararların karşılığındaki alacağından dava konusu alacağın mahsup edilmesi gerektiği,
Ayrıca davalı şirkette çalışan işçilerin açtıkları davalar sonucunda verilen tazminat kararlarında da davacıların murisinin kusurlu olduğu ve bu tazminatların da alacaktan mahsup edilmesi taleplerinin olduğu, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.10.2021 tarih, ... E., ... K. sayılı dosyasının bu dava için bekletici mesele yapılması gerektiği, Alacağın zamanaşımına uğradığı, Alacağın Amerikan Doları olarak istenmesinin de hukuka aykırı olduğu, Ticari olmayan ödünç sözleşmelerinde faiz istenemeyeceği gibi avans faizi istenmesinin de haksız olduğunu belirterek ;
Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımızı saklı tutmak kaydıyla;Davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun tüm taleplerinin ve davanın reddine,
Davacıların miras bırakanları ... tarafından Davalı müvekkil şirkete gönderilen, 20.01.2022 tarih ve 200.000.-USD tutarlı ödeme ile 24.01.2022 tarih ve 130.000.-TL. ödeme, Davalı Müvekkilim Şirkete borç olarak değil, Davacı'ların miras bırakanı ...’in Müvekkilim Şirket nezdinde Yönetim Kurulu Başkanı ve/veya üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde, kusurlu davranışları sebebiyle Müvekkilim şirketi uğrattığı zararların tazmini amacı ile gönderildiğinden açılan işbu davanın reddi gerekmekle birlikte, Sayın Mahkemenin aksi kanaat ile Davacıların işbu davada iddia ettikleri alacağı ispat ettikleri kanaatine varması kayıt ve şartı ile Takas ve mahsup talebimizin kabulü ile; Davacıların miras bırakanı ...’in Yönetim Kurulu Başkanı ve/veya üyesi olarak gerçekleştirdiği ve/veya gerçekleşmesine göz yumduğu işlemler neticesinde, öncelikle Davalı Müvekkilim Şirketi uğrattığı zarar miktarının tespitini ve bu zararın, Davacıların işbu davada iddia ettikleri alacağı ispat etmeleri kayıt ve şartı ile de, bu alacaktan takas ve mahsubuna,
....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı, 28.10.2021 tarihli kararının kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Davacılar üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava , şirket müdürü ve ortağı davacılar murisi ... in, ölümü ile davacı şirket ortağı mirasçılara intikal eden alacağın, davalı şirketten tahsiline ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; "Davacıların murisi ... in terekesine ait olan 200.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren kamu bankaları tarafından USD türündeki yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalı şirketten tahsil edilerek mirasçıların tamamına ödenmesi
130.000 TL alacağın ise temerrüt tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari işler için uygulanan avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsil edilerek mirasçıların tamamına ödenmesi istemi" olarak tespit edilmiştir.
Davalı tarafın davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı dava şartı itirazında bulunduğu, ayrıca davacı küçükler ile anne arasında menfaat çatışması bulunduğundan küçüklere kayyım atanması itirazında bulunduğu .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.10.2021 tarih, ... E., ... K. sayılı dosyasının bu dava için bekletici mesele yapılmasını istediği, ayrıca Davalı şirketin alacağı nedeniyle mahsup talebinde bulunduğu ,Alacağın zamanaşımına uğradığı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde açıkladığı üzere mahkememizce muris ... in mirası paylı mülkiyete dönmediğinden ve halen iştirak halinde mülkiyette bulunduğundan, miras şirketine mümessil tayini konusunda dava açmak üzere davacı vekiline süre verilmiştir.
Davacı vekili 03/10/2023 tarihli dilekçesi ile .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında dava açıldığını bildirmiştir.
Davalı şirket vekili huzurdaki davada , iştirak halinde paydaş mirasçı ... in davacılar ile birlikte açmadığını, dava şartı arabuluculuk da ... in yer almadığını, arabuluculuğun miras şirketi mümessili tarafından da yapılmadığını belirterek, arabuluculuk dava şartı itirazında bulunmuştur.
Davacı vekili 08/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında miras şirketi mümessil tayin edilmeden önce arabuluculuğa gidildiğini açıklamıştır.
Dava 13/09/2023 tarihinde açılmış olup, Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklik kapsamında Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilerek menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış, söz konusu bu düzenleme 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir.
Somut olayda; iştirak halindeki mülkiyet paylı mülkiyete dönüştürülmeden, yada miras şirketine mümessil tayin edilmeden davacılar tarafından arabuluculuğa gidilmiştir. Bu nedenle yapılan arabuluculukda mirasçı ... eksiktir/yoktur. Arabuluculuk dava şartı dava açılmadan önce usulüne uygun olarak yerine getirilmemiştir.
Mahkememiz dosyasına sunulan arabuluculuk son tutanağının yok hükmünde olduğu anlaşılmış, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-Davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan 94.233,65-TL peşin harçtan, karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazla 93.806,05-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı vekiline verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Dair Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul BAM da istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/02/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır