İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/65 K.2023/687
T.C.
İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/65 Esas
KARAR NO : 2023/687
DAVA : Yönetim Kurulu Kararının Batıl Olduğunun Tespiti ile Pay Defterinde Gerçekleştirilen Hukuka Aykırı Kaydın Düzeltilmesi Talebi
DAVA TARİHİ : 27/01/2023
KARAR TARİHİ : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kaydına ilişkin 1.maddesinin yürütülmesinin tedbiren geriye bırakılması talebi olduğunu, ...’nun ölümünden önce vesayet altında olduğunu, vesayet altına alınma kararından sonra hiçbir toplantının yapılmadığını, yönetim kurulu başkanı ... tarafından davet edilmediği için Nisan 2022‘den beri toplanamayan yönetim kurulunun, müteveffa ...’nun vefatının ardından vakit kaybedilmeden toplandığını, toplantı gündeminin şirket ortağı ...’nun vefatı nedeniyle TTK md 494/2 kapsamında yasal mirasçılarına hisse geçişi onayı olarak duyurulduğunu, ... 34. Noterliği’nden düzenlenen ... tarihli ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine dayanarak mirasçıların hisseleri oranında şirkete ortak olmalarına ve yeni hisse durumunun pay defterine işlenmesine ...’nun oyuna karşı oyçokluğu ile karar verildiğini, mirasçıların pay defterine işlenmesine yönelik yönetim kurulu kararının kanunun emredici hükümlerini gözetmediğini butlanla malul olduğuna karar verilmesi gerektiğini, TTK m. 391 uyarınca pay sahiplerinin genel kurulda temsil edilme hakkını zorlaştıran ya da ortadan kaldıran karar ve idari düzenlemelerin geçersiz olduğunu, murisin şirketteki paylarının 2.040 adet olduğunu, müvekkilinin mirasçı sıfatıyla 2.040 adet pay üzerinde malik olması ve genel kurulda kendi payına ek olarak 2.040 adet pay için temsil edilmesi gerektiğini, yönetim kurulunun pay defterine kaydı sadece 510 pay için gerçekleştirmesi karşısında geriye kalan 1.530 adet pay için müvekkilinin temsil edilme hakkından yoksun kaldığını, müvekkilinin terekeye dahil tüm paylar için pay defterine diğer mirasçılarla birlikte pay sahibi yazılması gerektiğini, TMK m. 640 gereğince mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geldiğini, mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olduklarını, mirasçının bazı malvarlığı unsurlarından soyutlanabilmesi için miras ortaklığının sona ermesi gerektiğini, muris ...’nun terekesine dahil payların mirasçılar arasında hukuka aykırı şekilde pay edilerek pay defterine kaydedilmesinin miras hukuku ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, bu yöndeki yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunu, müvekkili tarafından terekenin tespit edilmesi ve TMK m. 640/3 uyarınca terekeye temsilci atanması için ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...Tereke sayılı dosyası kapsamında müracaat edildiğini, davanın derdest olduğunu, terekeye dahil payların tüm mirasçılar adına pay defterine kaydına karar verilmesi gerektiğini, tüm mirasçıların anlaşarak yapabilecekleri bir işlemin mirasçıların iradesi yok sayılarak gerçekleştirildiğini, pay defteri esas alınarak genel kurul yapılması halinde telafisi güç zararların meydana geleceğini belirterek, davanın kabulüne, ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kayda ilişkin 1.maddesinin mutlak butlan ile malul olduğunun tespitine, pay defterine işlenen kaydın düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davaya konu yönetim kurulu kararının hukuka uygun alındığını, davacının davayı ikame etmekte hukuki yarar ve menfaati olmadığını,...tarihli... sayılı yönetim kurulu kararı ile ...’na ait olan %16 pay oranı, diğer 4 pay sahibi mirasçıya eşit miktarda dağıtıldığını, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, ... hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde, kendisi adına kullandığı payların yanı sıra kendisi hakkında olmayan diğer paylar üzerinde de hak sahibi olma gayretiyle hareket ettiğini, Kendisine ait olmayan paydan gelecek haklardan faydalanma amacıyla şirket yönetimini ele geçirme gayesi, işbu davanın ikame edilmesinde ...’nun en büyük saiki olduğunu, davacının huzurdaki davayı açmasında hukuki yararı ve menfaati bulunmadığını, pay geçişi yapılmasının da kendi menfaatine olduğunu, bu nedenlerle ,davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememizde açılan işbu dava, davacı ...'nun , davalı ... AŞ nin ortaklarından, davalı şirkette 2040 paya sahip ...'nun 24/12/2022 de ölümü ile, terekesinin iştirak halinde mülkiyet olarak mirasçıları davacı ve diğer çocukları ..., ... ve ...'na intikal ettiğini, davacının ayrıca şirkette terekeden intikal edecek payın dışında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin ...günlü ve ... sayılı yönetim kurulu kararının 6102 s TTK nın 391. Mad göre Batıl Olduğunun Tespiti ile Pay Defterinde Gerçekleştirilen Hukuka Aykırı Kaydın Düzeltilmesi, karar verilinceye kadar işbu ...günlü ...s. Yk kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkindir.
Mahkememiz tarafından , tarafların sundukları delil listesindeki deliller celp ve getirtilerek dosya içerisine alınmış, ticaret sicil kayıtları dosya içerisine getirtilmiş ve dava konusu yönetim kurulu kararı dosya içerisine alınmıştır.
Muris ...'nun terekesinin tespiti ve gerekli önlemlerin alınması TMK 640 mad uyarınca terekeyi yönetmek üzere temsilci atanması istekli davamızın davacısı ... tarafından, murisin diğer mirasçıları aleyhine ... 16 SHM nin ...tereke sayılı dosyasından açılan davada terekeye, geçici tereke temsilcisi olarak ... ün atandığı, ancak işbu tereke temsilcisinin görevinin 14/11/2023 itibariyle sona erdiği, terekeye yeni temsilci atandığına dair dosyaya bilgi yansımadığı, ancak davanın taraflarının sıfatı gereğince davacı ve davalı şirket olup davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre mevcut henüz hukuki geçerliliği ortadan kalkmamış , ticaret siciline tescil edilmiş bulunan yk üyelerinin bulunduğu, davalı anonim şirketin temsilinin yönetim kurulu tarafından yapılmakta olması ve vekilinin bulunması sebebiyle yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememiz tarafından,
Dosya kendilerine tevdi edilen ..., ..., ...'dan oluşan Bilirkişi Heyeti tarafından tanzim edilen 24/10/2023 tarihli raporda;
İşbu heyet tarafından hazırlanan raporda özetle;
Dava konusu ,"Dosya kapsamına sunulan ... tarih ve ... sayılı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı’na göre;
“1-“Şirket ortaklarından ...’nun 24.12.2022 tarihinde vefatı nedeniyle şirkette bulunan B-C-D-E grubu 2.040 adet hissenin ... 34. Noterliği’nden düzenlenen ... tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi gereği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 494/2. Maddesi kapsamında yasal mirasçılarına geçişi ve miras paylarına denk gelen hisselerin pay defterine işlenmesi, işbu onay işleminin mülkiyetin teyidi ve oy hakkının geçişinin tespitini içermesine dair şirket onayı verilmesi” gündeminin görüşülmesine geçildi. Yapılan oylama neticesinde;
- Şirket ortaklarından ...’nun 24.12.2022 tarihinde vefatı nedeniyle şirkette bulunan B-C-D-E grubu 2.040 adet hisseye karşılık 204.000,00 TL sermaye tutarı,
- ... 34. Noterliği’nden düzenlenen ... tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi ile;
510 hisseye karşılık 51.000,00 TL’si ...’na
510 hisseye karşılık 51.000,00 TL’si ...’na,
510 hisseye karşılık 51.000,00 TL’si ... ’na,
510 hisseye karşılık 51.000,00 TL’si ...’na İntikal etmiş olup yasal mirasçıların miras hisseleri oranında şirkete ortak olmalarına ve yeni hisse durumunun mirasçıların şirketteki pay bütünlükleri dikkate alınarak pay defterine işlenmesine, işbu onay işleminin mülkiyetin teyidi ve oy hakkının geçişinin tespitini içermesine,
Bunun sonucunda şirket ortaklarının;
Ortak Adı Soyadı Hisse Miktarı Hisse Tutarı
... 2550 255.000,00 TL
...’na, 2550 255.000,00 TL
... 2550 255.000,00 TL
... 2550 255.000,00 TL
... 2550 255.000,00 TL
İntikal sonrası şirket ortaklık yapısının yukarıdaki şekilde olmasına, yönetim kurulu üyesi ...’nun olumsuz oyna karşılık, ..., ..., ... , ... ve ...’ün olumlu oylarıyla 5/6 oyçokluğu ile karar verilmiştir.”
Kararın altında ...’nun karşı oy şerhi bulunmaktadır.
... 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...Tereke sayılı dosyası kapsamında verilen 23.03.2023 tarihli ara karara göre; “Terekenin menfaatlerinin korunması amacıyla ... A.Ş. – ... Tic. A.Ş. – ... Tic. A.Ş. – ...Tic. A.Ş. – ... İnş. A.Ş. – ...A.Ş. – ... A.Ş. şirketlerinin yapacakları tüm toplantılara katılmak, bu şirketlerle ilgili muris ...’nun hisselerini temsilen tüm iş ve işlemleri yapmak ve tereke menfaatlerinin korunması için adli mercilerde yapılacak işlemleri yapması, tereke için ilgili duruşmalara katılmak ve icra takiplerinde terekeyi temsil etmek üzere yapılacak işlemlere katılmak üzere ...’ün duruşma günü 14/11/2023 tarihine kadar geçici olarak tereke memuru olarak atanmasına,” karar verilmiştir.
Miras bırakanın ölümüyle miras açılacak olup, mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile birlikte terekeye dahil malvarlığı unsurlarını bir bütün olarak ve kanun gereğince kazanacaklardır (MK m. 599/1). Miras bırakanın ölümü ile miras açılır (TMK md.575 c.1). Mirasın açılmasıyla birlikte miras bırakanın terekesinde yer alan tüm haklar ve borçlar, bir bütün olarak, kendiliğinden ve doğrudan doğruya mirasçılarına intikal eder. Böylece, “Külli Halefiyet İlkesi” gereğince, mirasçılar miras bırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğini, herhangi bir hukukî işlem yapılması gerekmeksizin kanun gereği elde ederler (TMK md.599/Art.560 ZGB). Miras bırakanın ölümü ile terekedeki haklar ve borçlar, kendiliğinden kanun gereği mirasçılara intikal etmektedir. Bu sebeple, terekedeki taşınmazların tescili, taşınırların teslimi ve alacakların devri gerekmeksizin haklar, mirasçılara geçer.
Bu nedenle ,Muris ...'nun Terekeye dahil şirket payları da bu kapsamdadır. Yasal mirasçıların başvurusu üzerine, sulh mahkemesi veya noterlik tarafından kendilerine mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilecektir. Ancak bu belge mirasın paylaşılması niteliğinde değildir. Ölüm ile birlikte kanun gereği miras bir bütün olarak iktisap edilir.
Birden çok mirasçının varlığı halinde bu kişiler arasında miras ortaklığı oluşur. Ölüm tarihinden mirasın paylaşılmasına kadar geçecek sürede mirasçılar arasında terekedeki tüm hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelecek, bu süreçte terekeye elbirliği ile malik olacaklardır (MK m. 640). Dolayısıyla terekeye dahil unsurlar üzerinde kural olarak oybirliğiyle karar vererek tasarrufta bulunabilirler. Tereke, mirasçıların malvarlığından ayrı, malvarlığını yönetme ve ondan yararlanma ve tasfiyesi amaçlarıyla bağlı, özel bir malvarlığıdır. Bu özel malvarlığı bakımından, TMK md. 640 f.2 uyarınca, kural olarak bu malları kullanma, onlardan yararlanma, onlar ile ilgili hukukî işlemlerde bulunma ve onları yönetmede mirasçıların birlikte hareket etmesi ilkesi geçerlidir. Mirasçıların birlikte hareket etmesi ilkesi kural olmakla birlikte, bu kuralın bazı istisnaları mevcuttur.
Mirasçılar, oybirliğiyle miras ortaklığını temsil etmek üzere rızai temsilci tayin edebilirler. Ancak oybirliğinin sağlanamaması ihtimali dikkate alınarak, TMK m.640/f.3’de her bir mirasçıya miras ortaklığına temsilci atanmasını diğer mirasçılardan bağımsız olarak talep etme yetkisi tanınmıştır.
Mirasçılar yine oybirliğiyle, mirasın paylaşılması konusunda rızai paylaşma sözleşmesi veya elden paylaşma sözleşmesi yaparak terekeyi kısmen veya tamamen paylaşabilirler. Tamamen paylaşmaları ihtimalinde, miras ortaklığı da bu şekilde sonlandırılmış olacaktır. Elden paylaşma, mirasçıların anlaşarak her bir mirasçıya düşecek payın belirlemesi ve bunların fiilen ilgili mirasçıya devrini ifade eder. Bu durum TMK m. 676/I’de;
“Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mirasın sözleşme ile paylaşılması ise mirasçıların borçlandırıcı işlem niteliğinde bir sözleşme yaparak birbirlerine karşı mirası paylaşma borcu altına girmesi olup, bütün mirasçıların katılımı ile ve yazılı şekilde yapılmalıdır (TMK m. 676/II).
Mirasçılardan herhangi birisi terekedeki malların aynen veya satış suretiyle paylaştırılmasını sulh mahkemesinden de isteyebilir (MK m. 642). Mirasçı elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesini de sulh hakiminden isteyebilir (MK m. 644).
Dava konusu uyuşmazlıkta ...’nun 24.12.2022 tarihinde vefatından sonra terekeye dahil malvarlıkları üzerinde mirasçıların birlikte karar vererek tasarrufta bulunduğuna veya mahkeme kararıyla paylaşım yapıldığına ilişkin dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dava konusu yönetim kurulu kararında bir kısım mirasçıların ismi ve imzası bulunurken, mirasçılardan davacı ...’nun imzasının bulunmadığı görülmektedir. Dava konusu yönetim kurulu kararında pay defterine kaydın Mirasçılık Belgesine dayanarak yapıldığı belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, mirasçılık belgesi terekenin paylaştırılmasına ilişkin bir belge değil, mirasçıların mirasçılık durumlarını gösteren bir belgedir.
TMK m. 640 hükmünde mirasçıların terekeye elbirliği ile malik olacaklarının düzenlenmesinin yansıra, TTK m. 432 hükmünde de anonim şirket payı üzerinde birden çok kişinin pay sahibi olması ihtimali düzenlenmiştir. Buna göre;
“(1) Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler.”
Bu hüküm çerçevesinde terekeye dahil paylardan kaynaklan hakları mirasçıların tek başına kullanması mümkün olmayıp, aralarında anlaşarak belirledikleri bir temsilci veya anlaşamamaları halinde atanacak tereke temsilcisi tarafından söz konusu haklar kullanılabilecektir.
Nitekim İstanbul BAM 12. HD’nin 2019/2409 E., 2022/654 K. sayılı 28.04.2022 tarihli kararında da bu husus şu şekilde vurgulanmıştır: “TMK'nın 640. maddesi uyarınca; murisin birden çok mirasçısının bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre ise; elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Bu kapsamda murisin ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış olmakla, elbirliği mülkiyeti kuralları geçerlidir. Anonim şirketlerde ise paylar, paydaşın ölümü halinde, limited şirketlerin aksine, kendiliğinden mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya MK'nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Genel kurul tarihi itibariyle murisin terekesine yasal temsilci de atanmamıştır. Bu durumda davacı tarafça bekletici mesele yapılması istenen ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesi halinde, davalı şirket ortaklarının pay oranları ile murisin paylarından doğan oy haklarını ve buna bağlı olarak söz konusu genel kurul kararının geçerliliğini de etkileyecektir.” şeklinde anonim şirketlerdeki miras payının intikaline ilişkin kural ve düzenlemeler ile miras payının intikaline ilişkin işlemlerin sonucu hakkında açıklamayı içermektedir.
Dosya kapsamındaki iddia ve savunmalarda TTK m. 494. hükmünün TMK m. 640 hükmüne göre özel hüküm niteliği taşıdığı, Medeni Kanun’da yer alan miras hukukunun genel ilkelerine istisna oluşturduğu, bu nitelikte özel düzenleme getiren özel paylaştırma kurallarına ilişkin örneklerin TMK m. 651-653 ile 5403 sayılı Kanun m. 8/B vd.nda yer aldığı iddia edilmiştir. MK m. 640 hükmüne göre;
“Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.”
TTK m. 640 hükmü emredici niteliktedir. Dolayısıyla bir malvarlığı unsurunun bu hükmün uygulama alanı dışında kalabilmesi için, kanunda açıkça bu hususun düzenlenmiş olması gerekir.
TTK m. 494 hükmü, anonim şirketlerde pay senetlerine ilişkin ‘Yedinci Bölüm’ ‘Birinci Ayrım’ ‘D- ‘Devrin Sınırlandırılması’, II- Esas Sözleşmeyle Sınırlandırma başlığı altında yer almakta ve borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrinin hükümlerini düzenlemektedir. Buna göre; Borsaya kota edilmemiş nama yazılı payların devrine ilişkin ;
“(1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.
(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.
(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.” şeklinde yasal düzenlemeler mevcuttur.
Bu hüküm, anonim şirket esas sözleşmesi ile payların devrinin kanuna uygun olarak sınırlandırılması ihtimalinde, payların devrinin doğuracağı hüküm ve sonuçları düzenlemektedir. Devre onay verilmedikçe mülkiyetin ve paylara bağlı tüm hakların devredende kalacağını, devralanın mülkiyeti ve paydan kaynaklanan hakları iktisap edemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Hükmün ikinci fıkrası ise, bu kuralın istisnalarına ilişkindir. Söz konusu istisnalardan birisi payların miras yoluyla intikali iken, hükmün düzenlediği tek istisna bu değildir;
“Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.”
Dolayısıyla hüküm, TTK m. 492, 493 ve 494/1 uyarınca aranan şirketin onayı şartının miras, mirasın paylaşımı, eşler arası mal rejimi hükümleri ve cebri icra yolu ile payların iktisabı halinde aranmayacağını hükme bağlamaktadır. MK m.640 hükmüne istisna getirildiğinden ise bahsetmemektedir. Hükümde devralan ifadesinin kullanılması, sadece miras yoluyla iktisabın değil, aynı zamanda mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap hallerinin de hükümde düzenleniyor olması sebebiyledir. Nitekim miras yoluyla iktisabın yanısıra mirasın paylaşılmasından bahsedilmesi de TTK m. 494 hükmünün MK m. 640 düzenlemesine istisna getirmediğini, hükmün lafzının ve amacının bu yönde olmadığını göstermektedir.
TTK m. 494 hükmünün gerekçesinde de MK m. 640 düzenlemesine istisna getirildiğinden bahsedilmemiştir. Miras yoluyla intikal bakımından emredici nitelikte olan temel bir hükme istisna getirilmesi kanun koyucu tarafından arzulansa idi, hem hükmün lafzında bu hususun daha açık bir şekilde belirtilmesi hem hükmün gerekçesinde bu duruma işaret ediliyor olması gerekirdi. Nitekim istisnai devir halleri dışında şirketin onayı olmadan payın mülkiyetinin geçmeyeceğine ilişkin kural hükmün birinci fıkrasında açıkça ifade edilmiş, bu hükmün kıymetli evrak ilkelerine istisna getirdiği de birinci fıkranın gerekçesinde açıklanmıştır. TTK m. 494 hükmünün gerekçesi şu şekildedir;
“Birinci fıkra: Anonim şirketin onayı, payların (pay senetlerinin) mülkiyeti üzerinde belirleyici ve tanımlayıcı bir hukukî işleve sahiptir. Burada Kanun 490 ıncı maddeden ve eski hukuktan ayrılmış, ayrıca kıymetli evraka hakim ilkelerden de sapmıştır. Gerçekten Kanunun 490 ıncı maddesi uyarınca, devri sınırlandırılmamış, yani bağlamsız nama yazılı pay senetlerinde hukukî işlemle devirde, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin geçirilmesiyle, senedin mülkiyeti devralana geçmekte, şirketin onayı mülkiyetin intikali yönünden hiçbir rol oynamamaktadır. Oysa 494 (1)'e göre, devri esas sözleşme ile sınırlandırılmış, yani bağlamlı nama yazılı hisse senetlerinde, şirket onay vermediği sürece nama yazılı pay senetlerinin mülkiyeti de geçmemektedir. İsviçre öğretisinde görüş birliği halinde belirtildiği gibi, 494 (1) kıymetli evrak ilkelerinin ciddi bir sapmayı ifade etmekte, bunu da birlik teorisi dolayısıyla yapmaktadır. Başka bir deyişle Tasarı birlik teorisinden beklediği yarar dolayısıyla kıymetli evrakın bir ilkesine istisna getirmiştir. Onay ile birlikte payların/pay senetlerinin mülkiyeti de devralana geçer. Buradaki onay, kıymetli evrak hukuku ilkelerine önemli bir istisna oluşturur. Çünkü, nama yazılı hisse senetlerinde ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ve çıplak paylarda BK 162 anlamında temlik geçişi sağlamamakta, intikal onayla olmaktadır. Onay sadece mülkiyeti değil paya/pay senetlerine bağlı hakları da devretmektedir. Hem mülkiyetin hem de paya/pay senedine bağlı malvarlığı ile yönetim ve denetim-inceleme haklarının anonim şirketin onayına bağlanması birlik teorisini ortaya çıkarmakta, eski hukuktaki gibi parçalanma olmamaktadır. Devir için onay verilmediği sürece hisse senetlerinin mülkiyeti ve paylara bağlı bütün haklar devredende kalır ve devreden tarafından kullanılır. Yukarıda açıklanan sistem 492 (2) dolayısıyla intifa hakkının kurulmasına da uygulanır. Tasarının sistemi, intifa hakkının kurulması yönünden de Türk Medeni Kanunundan ayrılmaktadır.
İkinci fıkra: Pay senetleri/paylar, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmişlerse anonim şirketin onayının birinci fıkradaki işlevi değer yitirir. Çünkü, söz konusu hallerde hisse senetlerinin/payların hükümleri ve malvarlığı hakları derhal ilgili kişiye (kişilere) geçer; yönetim haklarının geçmesi için ise anonim şirketin onayı gerekir. Şirket bu onayı vermediği sürece söz konusu haklar eski malikte kalır. Anonim şirket 492 (2) uyarınca mezkûr pay senetlerini/paylarını alma önerisinde bulunması halinde ise hem mülkiyet hem de hisse senetlerine bağlı hakların tümü şirkete geçer.
Üçüncü fıkra: Şirketin kararını verebilmesi için üç aylık düşünme süresi vardır. Bu süre içinde reddetmemişse veya haksız red kararı vermişse, geçişi onaylamış sayılır. Şirketin kararı ya kanunî ya da kanunun izin verdiği bir esas sözleşme hükmüne uygun bir sıralamaya dayanmalıdır.”
Davalı tarafın dosya kapsamındaki savunmalarında, anonim şirketlerin devamlılığı ilkesi sebebiyle miras hukuku tartışmalarından, mirasçılar arasında uzun süren hukuki ihtilaflardan uzak tutulması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu savunma yerinde olmakla birlikte, MK m. 640 hükmünün emredici düzenlemesi, TTK m. 494/2 hükmünde bu düzenlemeye bir istisna tanınmamış olması karşısında, aksi yönde bir uygulamayı benimsemek Kanun’un emredici hükümlerine aykırı olacaktır. Olması gereken hukuk bakımından tartışılabilecek olan bu husus, ancak yapılacak bir Kanun değişikliği sırasında dikkate alınarak hükme bağlanırsa uygulanabilir (Bkz. Karaman Coşgun, Özlem, Anonim ve Limited Şirketlerde Pay Sahipliği Hakkının Miras Yoluyla İntikali, Özel Hukukun Güncel Sorunları ve Anayasanın Özel Hukuka Etkileri, C. I, İstanbul 2022, s. 453-492) .
Dosya kapsamında yer alan davalı taraf beyanları arasında, mirasa konu payların deftere kaydedilmesinin davacı yanın herhangi bir hakkını zedelememekte olduğu, davacının talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddia edilmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi’nin 16.05.2023 tarihli genel kurul toplantısında şirket esas sözleşmesinde yapılmasına karar verilen değişiklikler Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin ... tarih ve ... sayılı nüshasının 377 vd. sayfalarında yayınlanmıştır. Bu değişiklikler neticesinde şirket esas sözleşmesinin 7. Maddesine göre;
“7.1. Şirket sermayesini hisse senetleri “nama yazılı”dır. Hisseler ayrıca (A, B, C, D, E) gruplarına da ayrılmıştır. 2.550 adedi A grubu, 2.550 adedi B grubu, 2.550 adedi C grubu, 2.550 adedi D grubu ve 2.550 adedi E grubudur.”
Aynı maddenin 7.2. numaralı bendine göre, pay sahipleri sermaye artırımı halinde rüçhan haklarını, genel kurulca aksine bir karar verilmedikçe, kendi hisse grupları içinde kullanılabilecektir. 7.3 numaralı bendine göre ise, sermayeden arttırılacak tutar hisse grupları arasında hisse oranları değişmeyecek şekilde paylaştırılacaktır. Şirket esas sözleşmesinin değiştirilen bir diğer maddesi, yönetim kurulu ve süresine ilişkin 9. Maddedir. Bu maddede de, yönetim kuruluna üye seçimi hususunda A, B, C, D, ve E grubu pay sahiplerinin kendi gruplarından gösterecekleri adaylar arasından yönetim kurulu üyelerinin seçileceği hükme bağlanmıştır. Yönetim kuruluna 7 üye seçilmesi ihtimalinde ise, 5 üyenin yine bu şekilde seçileceği, geri kalan iki üyenin ise genel kurulda hissedarların göstereceği adaylar arasından seçileceği hükme bağlanmıştır. Maddede ayrıca her grubun, grubu oluşturan hissedarların hisse çoğunluğunun seçtiği Yönetim Kurulu adayını Genel Kurul tarihinden 3 gün önce yazılı olarak şirket Yönetim Kurulu Başkanlığına hisse çoğunluğunun imzası ile bildirmesi gerektiği de belirtilmiştir. Yine esas sözleşmenin değişik hükümlerinde (m. 5, 19) genel kurul toplantı ve karar nisabı ağırlaştırılmış, genel kurulda bazı kararların sermayenin %81’i ile alınacağı hükme bağlanmıştır.
Tüm bu hususlar ve payların 5 eşit gruba ayrılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket içerisinde gruplar arasındaki dengeye azami ölçüde önem verildiği neticesine ulaşılmaktadır. Dava konusu 10.01.2023 tarihli Yönetim Kurulu kararında, müteveffa ...’nun davalı şirketteki paylarının 2.040 adet B-C-D-E grubu paylar olduğu belirtilmiştir. Ancak Yönetim Kurulu kararında pay defterine yapılacak kayıtta hangi grup payların kimin adına kaydedildiği ile ilgili bir açıklama yer almamıştır. “yasal mirasçıların miras hisseleri oranında şirkete ortak olmalarına ve yeni hisse durumunun mirasçıların şirketteki pay bütünlükleri dikkate alınarak pay defterine işlenmesine” açıklamasına yer verilmiştir.
Anonim şirketlerde pay defterine kayıt TTK m. 499 vd. hükümlerinde düzenlenmektedir. TTK m. 500 ‘Kaydın silinmesi’ başlığını taşımaktadır. Bu hükme göre;
“Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.”
Pay defteri de bir ticari defter olup (TTK m. 64/4), ticari defterlerdeki kayıtların nasıl düzeltileceği TTK m. 65/3’de şu şekilde düzenlenmiştir;
“Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.”
Bu düzenlemeler çerçevesinde pay defterindeki kaydın düzeltilmesi için yapılması gereken işlem, terekeye dahil olan payların mirasçılar arasında paylaştırılarak pay defterine yazılmasına ilişkin kaydın üzerinin tek bir çizgi çizilerek iptal edilmesidir. Bu hususta dikkat edilmesi gereken husus, pay defterine karalama yapılmamasıdır. Düzeltme işlemi, altında yer alan yazı okunacak şekilde, düzeltilecek olan kaydın üzerine çizgi çekilmesi suretiyle kaydın iptal edilmesi şeklinde yapılacaktır.
Sonuç olarak, TTK m. 494 hükmünün MK m. 640 düzenlemesine istisna tanıyan bir hüküm olmadığı, her ki hükmün uygulama alanı bakımından aralarında özel hüküm-genel hüküm ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu 10.01.2023 tarih ve 2023/2 sayılı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı’nın emredici hüküm niteliğindeki MK m. 640 düzenlemesine aykırı olması sebebiyle butlan yaptırımına tabi olduğu, pay defterine yapılan kaydın TTK m. 500 ve 65/3 düzenlemeleri çerçevesinde karalama yapılmadan, kaydın üzerine çizgi çekilmek suretiyle düzeltilebileceği neticelerine ulaşılmıştır. " şeklinde rapor tanzim ettikleri görülmüştür.
TMK nın 640. Maddesinde mirasın genel olarak , hiçbir ayrım yapılmaksızın mirasçılara nasıl intikal edeceğini gösteren;
"Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler." düzenlemeleri içermiştir.
Ayrıca dava konusu , anonim şirketlerin paylarının intikaline ilişkin 6102 sayılı TTK nın 494. Mad gereğince ,
TTK m. 494 hükmü, anonim şirketlerde pay senetlerine ilişkin ‘Yedinci Bölüm’ ‘Birinci Ayrım’ ‘D- ‘Devrin Sınırlandırılması’, II- Esas Sözleşmeyle Sınırlandırma başlığı altında yer almakta ve borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrinin hükümlerini düzenlemektedir. Buna göre; Borsaya kota edilmemiş nama yazılı payların devrine ilişkin ;
“(1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.
(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.
(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.” şeklinde yasal düzenlemeler mevcuttur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, davacı ... günlü ve ... sayılı yönetim kurulu kararının, muris ... nun miras hissesi ... de , mirasçılarına intikal ettiğini ve davalı şirkette 2040 hissesinin mevcut olduğu , Beşiktaş 1 noterliğinin ...ve ... sayılı veraset ilamına göre, tüm terekenin işbu şirket hissesi ile beraber TMK 640. Maddesi gereğince, iştirak halinde mülkiyet olarak, iştirak paylaşım veya iştirakın kaldırılarak paylı mülkiyete geçilmesi ya da terekenin SHM tarafından tespit ve resmi tasfiye gibi hukuki yollarla yapılması gereken işlemler yapılmadıkça devam edeceği tartışmasızdır.
Davalı şirket YK tarafından 10/01/2023 günlü ve 2023/2 s. YK kararı ile , "...'nun paylarının mirasçılar arasında , veraset ilamındaki payları oranında deftere işlenmesine yönelik kararın TTK 391. Maddesi gereğince, TMK 640. Maddesine uygun iştirak halindeki mülkiyet , paylı mülkiyete çevrilmeden , muris ... payının , miras hükümlerine göre paylaşılmadan temsilinin nasıl yapılacağı yasada belirtilmesine rağmen, pay sahiplerinin temsil edilme haklarını zorlaştıran ya da ortadan kaldıran karar ve idari düzenlemeler, işbu yasal düzenleme kapsamında batıl olduğunun tespiti talep edilmektedir.
Gerçekten murisin 2040 adet davalı şirkette payı olmasına rağmen, YK tarafından tüm pay sahipleri pay defterine kayıt edilmeden ve yapılan genel kurullarda payın tamamı tereke temsilcisi veya mirasçılar tarafından atanacak, mirasçı temsilci tarafından temsil edilmeksizin alınan genel kurul kararları ve buna göre oluşturulan YK ve YK nın aldığı kararların , kamu düzeni ve hukuk kurallarına aykırı ve batıl olduğunun kabulünü gerektirir.
TMK 640 mad. Gereğince anonim şirketlerde paylar olayımızdaki gibi birden çok mirasçının bulunması halinde, kendiliğinden , mirasın geçmesiyle birlikte paylaşıma kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geldiğinden, bu iştirak halindeki ortaklıktan kaynaklanan haklar ancak tüm mirasçıların katılımı ile el birliğiyle kullanılabilir ve tasarruf edilebilir. Mirasçıların el birliğiyle mülkiyet haklarını düzenleyen TMK 701-703 mad göre el birliğiyle mülkiyette ortakların belirlenmiş payları olmayıp , her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına şamildir.
Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre de , tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut olmadığından mirasçılar beraber hareket etmesi, ortaklığa temsilci ataması veya iştirak halinde mülkiyeti , müşterek mülkiyete çevirmesi gerekmektedir. (YHGK 2006/552-2006/589 sayılı ve 27/09/2006 günlü karar)
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, TMK nın 640. M sinin anonim şirket pay devirlerinde uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, emredici nitelikte olan bu hükmü dava konusu anonim şirket paylarının miras yolu ile intikaline uygulanmayacağı hakkında bir düzenleme de TTK 'da yer almamaktadır. TTK 494. M sinde anonim şirket pay senetlerine ilişkin devrin sınırlandırılması ve esas sözleşmede sınırlandırma var ise , borsaya kota edilmemiş nama yazılı payların devrinin hükümlerine ilişkin kuralları koymakta olup özellikle TTK 494. Mad sinin gerekçesinde de , TTK 640. Mad sinde düzenleme istisna getirildiğinden bahsedilmemektedir. Şayet kanun koyucu istisna getirmiş olsaydı açıkça gerekçede veya yasal düzenlemelerde , emredici kurala istisna olduğu yazılması gerekirdi. TTK 492 493 ve 494 1. Maddesinde aranan şirketin onayı şartı miras , miras paylaşımı , eşler arasında mal rejimi hükümleri ve cebri icra hükümleri ile payların iktisabi halinde aranmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu nedenlerle TTK 494 maddesinin getirdiği düzenlemelerin miras yolu ile anonim şirket payları yönünden TMK 640 m. Sinin istisnası olduğu mahkememizce kabul ve benimsenmemiştir. İşbu payların temsil ve devri TMK 640 maddesine göre yapılması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Mahkememizce dava konusu edilen anonim şirketteki muris hissesinin intikaline ilişkin YK kararının batıl ve hükümsüz olduğunun tespitine ilişkin davanın ;
Anonim şirketlerde pay devrine ilişkin ;
" Anonim şirketlerde pay defterine kayıt TTK m. 499 vd. hükümlerinde düzenlenmektedir. TTK m. 500 ‘Kaydın silinmesi’ başlığını taşımaktadır. Bu hükme göre;
“Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.”
Pay defteri de bir ticari defter olup (TTK m. 64/4), ticari defterlerdeki kayıtların nasıl düzeltileceği TTK m. 65/3’de şu şekilde düzenlenmiştir;
“Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.”
Bu düzenlemeler çerçevesinde pay defterindeki kaydın düzeltilmesi için yapılması gereken işlem, terekeye dahil olan payların mirasçılar arasında paylaştırılarak pay defterine yazılmasına ilişkin kaydın üzerinin tek bir çizgi çizilerek iptal edilmesidir. Bu hususta dikkat edilmesi gereken husus, pay defterine karalama yapılmamasıdır. Düzeltme işlemi, altında yer alan yazı okunacak şekilde, düzeltilecek olan kaydın üzerine çizgi çekilmesi suretiyle kaydın iptal edilmesi şeklinde yapılacaktır. " şeklindeki düzenlemeler gereğince yapılması gerekirken, payın veraset ilamındaki hisselere göre pay defterine doğrudan kayıt edilmesi ve bir kısım payların göstermeden yapılan kaydın hukuki düzenlemelere aykırı olduğu mahkememizce benimsenmiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan takdiri delil niteliğindeki 13/02/2023 günlü hukuki mütalaada TTK 494/2 mad. Sinin TMK 640 maddesindeki el birliğiyle mülkiyet oluşacağına ilişkin hükümlerin istisnası olduğu ve ticaret kanunundaki özel düzenlemelerin dava konusu uyuşmazlıkla uygulanması gerektiğine ilişkin görüşe , yukarıda izah edilen sebepler ile özellikle emredici kanun hükmü olan TMK 640 maddesinin anonim şirketlere uygulanmayacağına yönelik bir düzenlemede bulunmadığından mahkememizce itibar edilmemiştir.
Ayrıca davacı yan tarafından alınan ve dosyaya sunulan 02/10/2023 günlü ... ve ... tarafından düzenlenen hukuki mütalaada TTK 494/2 ve TTK 432. Maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında TMK 640 M sine göre özel düzenleme niteliğini içerdiğine yönelik mütalaaları anonim şirket paylarının birden fazla mirasçının bulunması halinde el birliğiyle mülkiyet doğmayacağı ve payların mirasçılar arasında herhangi bir mutabakat aranmaksızın şirket tarafından miras payları oranında mirasçılar adına pay defterine kaydedilebileceğine ilişkin fikirlerin TMK nın 640. M sin emredici hüküm niteliğinde bulunması ve istisna niteliğinde düzenlemelerin varlığına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme olmadığından kabulünün mümkün olmadığı , bu nedenle anonim şirketin miras bırakanına ait payın mirasçılar arasında herhangi bir mutabakat olmadan , anonim şirket organının payın mirasçılar adına intikaline ilişkin kararın TBK 27/1 kapsamında tasarruf yetkisinin eksikliğine bağlı kesin hükümsüzlük yani batıl olma halini oluşturduğu görüşü sunulmuş bulunmaktadır.
Mahkememizce alınan rapor ve sunulan 02/10/2023 günlü mütalaaya itibar edilerek, TTK m. 494 hükmünün MK m. 640 düzenlemesine istisna tanıyan bir hüküm olmadığı, her ki hükmün uygulama alanı bakımından aralarında özel hüküm-genel hüküm ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu ...tarih ve ... sayılı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı’nın emredici hüküm niteliğindeki MK m. 640 düzenlemesine aykırı olması sebebiyle butlan yaptırımına tabi olduğu, pay defterine yapılan kaydın TTK m. 500 ve 65/3 düzenlemeleri çerçevesinde karalama yapılmadan, kaydın üzerine çizgi çekilmek suretiyle düzeltilebileceği, mahkememizce benimsenmiş ve davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-TTK 494 ve MK 640 maddeleri gereğince ... AŞ Yönetim Kurulunun ... gün ve ...sayılı Yönetim Kurulu kararının MK 640 maddesi gereğince emredici kurallara aykırı olağanüstü kararın mutlak butlanla sakatlanmış olduğundan HÜKÜMSÜZLÜĞÜNÜN TESPİTİNE,
2-Pay defterine yapılan kayıtların TTK 500 ve 65/3 maddeleri gereğince; kayıt karalanmadan çizgi çekmek sureti ile DÜZELTİLMESİNE,
3-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın düşümü sonucu kalan 89,95 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 12.812,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya ÖDENMESİNE,
6- Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından İADESİNE,
7- Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80 TL'nin davalıdan tahsiline davacıya ÖDENMESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır