İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/369 K.2024/404

🏛️ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/369 📋 K. 2024/404 📅 05.07.2024

T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/369 Esas
KARAR NO : 2024/404
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/06/2024
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan dosya üzeri incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 25/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'ın aktettiği sigorta poliçeleri gereğince lehtar ve dain-i mürtehin olan müvekkilinin bankaya ödenmesi gereken sigorta tazminat bedelinin ödenmesine dair uyuşmazlık için Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmesi neticesinde tarafların herhangi bir anlaşmaya varamadığını, müvekkili bankanın müşterisi, ... Tc Kimlik Numaralı ... 14.01.2020 tarihinde 20.000,00.-TL tutarlı, Tüketici Kredisi kullandığını, bu kredilerin alınması esnasında muris ... ile ... A.Ş. Arasında ... poliçe numaralı hayat sigortası poliçeleri/sertifikaları düzenlendiğini, müvekkili bankanın söz konusu sigorta ilişkisinde lehtar ve dain-i mürtehin konumunda olduğunu, müvekkili bankanın müşterisinin vefatı üzerine alacaklı şube tarafından sigorta tazminat bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ancak davalı şirket tarafından 19.04.2024 tarihli yazı cevabı ile sigortalı ...'ın vefat sebebinin bildirilmediğini, vefat sebebine bağlı epikriz raporu, tıbbi rapor, ve ölüm belgesinin eksik olması hasebiyle değerlendirmenin sonuçlandırılmamış olduğunun belirtildiğini, akabinde taraflarınca zorunlu dava şartı arabuluculuğa başvurulmuş olup, yapılan müzakerelerde söz konusu belgelerin eksik olması sebebiyle herhangi bir değerlendirilmeye tabi tutulamayacağından bahisle anlaşma sağlanamadığını, davalı sigorta şirketi tarafından verilen cevaptaki gerekçeler ileri sürülerek müvekkili bankanın tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu hususta Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu bu sebeple davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, dava konusu olayda sigorta vefat tazminatının ödenmesi için gereken bütün koşulların bulunmasına rağmen davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, sonuçta kabul anlamına gelmemekle birlikte ve yukarıda belirtilen yargı kararları nazara alındığında ilgili sigorta şirketinin hiçbir durumda tüketicinin sağlık sorunları bulunduğu hususlarının bildirilmediği vs. şeklindeki gerekçeleri lehtar ve dain-i mürtehin olan müvekkili bankaya karşı ileri süremeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, ayrıca müteveffanın mirasçılarına da rücu edileceği göz önüne alınarak; Muris ...'ın mirasçılarından ... TC Kimlik Numaralı ...'ye ihbar edilmesini talep ettiklerini, davalı ... A.Ş. Tüm aktif ve pasifleri ile ... A.Ş. 'ye devredilmiş olduğundan bu nedenle davada hasım olarak ... A.Ş. gösterildiğini, tüm bu nedenlerle davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ödenmeyen sigorta- vefat tazminatının ödenmesine karar verilmesi için Sayın Mahkemeye müracaat etme zarureti doğduğunu beyan ederek, davanın müteveffa ... mirasçılarından ... TC Kimlik Numaralı ...'ye ihbarını, davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 14.215,20-TL sigorta vefat tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinin Müvekkil Bankaya vermiş olduğu red cevabı tarihi olan 19.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE: Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Kanunun 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayımıza gelince; dava hayat sigorta poliçesi gereğince davacı bankanın talep ettiği tutardan dolayı davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu ve borcun davalı tarafından ödenmesi gerektiğine yönelik olarak açılmış olup davaya dayanak oluşturan sigorta poliçesine göre sigortalının yaşamını yitirmesi halinde yaşam kaybı teminatını alacaklısına ödeyeceği, bakiye tazminat tutarının ise sigortalının kanuni varislerine ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki uyuşmazlık hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından tarafları tacir olması ya da sigortalı müteveffanın esnaf veya tacir olmasının somut uyuşmazlık bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Sigortalı ile davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olduğundan 6502 Sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince görevli mahkeme tüketici mahkemesi olduğundan (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 16/05/2017 Tarih ve 2017/198 Esas, 2017/5526 Karar sayılı ilamı) davanın görev nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/07/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır