İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/163 K.2024/206
T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/163 Esas
KARAR NO : 2024/206
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/09/2023
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacının dava dilekçesinde özetle; davalının basılan kitaplarla ilgili yeni baskı ve satış ihtimali bulunduğundan dava konusu kitaplar ve baskılar dışında yeni baskı ve satış ihtimali nedeniyle davalının muhtemel tecavüzünün men'ine karar verilmesini, davalı ika ettiği hukuka aykırı eylemi ile davacı şirkete ait (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu) FSEK 22 ve FSEK 23 maddelerinde belirtilen çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiğini, HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan ve harca esas asgari toplam değeri 15.000-TL olarak beyan edilen davada; FSEK m. 68 uyarınca tespit edilecek üç (3) katı cezalı telif bedelinin/tazminatın, dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankasının yıllık, değişen oranlarda, kısa vadeli avans işlemleri için uyguladığı reeskont avans faizi oranında işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalının, dava konusu baskılar dışında yeni baskı ve satış ihtimali bulunduğundan dava konusu eser ve baskılar dışında yeni baskı ve satış ihtimali nedeniyle davalının muhtemel tecavüzünün men'ini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf, Merhum...'in eşi ...beyi pasifize ettikten sonra iş bu davayı sadece davalı şirkete karşı ikame ettiğini, aksi düşünce ile müvekkilleri ile birlikte Merhum ...'in eşi ... bey aleyhine de dava açılması gerekiceğini, davacı tarafça talep edilen faiz oranın da fahiş olduğunu, kabul anlamında olmamak üzere bir an için faiz talebi haklı görülse dahi bu faiz oranı yasal faiz oranı olmayacağını, bu nedenlerle davacı tarafın faiz oranı talebi de yerinde olmadığın kabul etmediklerini, davacı tarafça talep edilen "muhtemel tecavüzün men'ine" talebi de haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafça iddia edilen "29.09.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi " 10 yıl süreli olup iş bu sözleşme 29.09.2021 tarihinde son bulduğunu, Merhum ..., tüm eserlerini kapsayacak şekilde müvekkilleri ile 16.03.2021 tarihli Eser Sahibi Telif Sözleşmesi akdetmiş olduğunu iş bu sözleşmenin halen geçerli olduğunu, davalı şirket iş bu sözleşmeye dayanarak Merhum ....'in tüm eserlerini yayımladığını, davacı tarafın tüm talepleri yersiz, hukuk dışı, mesnetsiz talepler olup hiç birini kabul etmediklerini, Sayın Mahkemenizce , "29.09.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi " nin sona erdiğinin tespitini ve davacı tarafın tüm taleplerinin reddini talep ettiklerini, her türlü dava, talep, şikayet, hak ve alacakları ve fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarını, ve yasal tüm haklarını saklı tuttuklarını, Merhum ... ile davacı taraf arasında akdedilmiş olan "29.09.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi " nin sona erdiğinin tespitini, davacı tarafın tüm taleplerinin ve davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davanın kabulünü, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesini, Yasadan doğmuş ve doğacak fazlaya ilişkin tüm haklarının cezai şikayet haklarının ve her türlü yasal haklarının saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Merhum ... ile davacı taraf arasında akdedilmiş olan "29.09.2011 tarihli Mali Hak Devir Sözleşmesi " nin sona erdiğinin tespitini, davacı tarafın tüm taleplerinin ve davanın reddini, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; FSEK m. 48, 52 ve 59 hükmü dikkate birlikte değerlendirildiğinde bir mali hakkın belli bir süre devri söz konusu ise bunun sözleşmede açıkça belirtilmesinin gerektiğini, sözleşmede süre açıkça belirtilip süre sonunda taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa sürenin kendiliğinden uzayacağına ilişkin belirlemenin hüküm doğurmayacağını, nitekim davalı tarafça dosyaya sunulan mail yazışmalarında yazarın davacıya eserlerinin artık başka yayınevinde yayımlanacağı hususunda mail gönderdiğini, artık 10 yıllık süre sonrasında başka bir yayınevi ile çalışma iradesini ortaya koyduğunu, bu doğrultuda Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla anılan sözleşmenin 29.09.2011 olan başlangıç süresinden itibaren 10 yılının sonunda yani 29.09.2021 tarihinde sona erdiği bu tarihten sonraki tarihleri kapsar şekilde davalı ile eser sahibi arasındaki sözleşme ile yayım hakkının davalıya devredilmiş olması dikkate alındığında davalının davaya konu sözleşme çerçevesinde ... isimli eserin mali hak sahibi sayılacağını, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte (davacı ve eser sahibi arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu ve davacının tazminat hakkının bulunduğunun takdir edilmesi) olması halinde davacının talep edebileceğini, tazminat miktarının FSEK 68 uyarınca 80.850,00- TL olabileceğine dair sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacının FSEK anlamında mali hak sahibi olduğu iddiası ile "... " isimli kitabın davalı tarafça FSEK kapsamında hak ihlali iddiası ile FSEK m 68 uyarınca belirsiz alacak şekli ile tazminat talebi ve tecavüzün önlenmesine yönelik talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 29.09.2011 tarihli “Mali Hak devri Sözleşmesi” sözleşmenin 5.1. maddesine göre, “taraflar süre bitiminden 2 ay öncesine kadar sözleşmeye son verilmesine ilişkin yazılı bildirimde bulunmazlarsa, sözleşme 5 yıllık sürelerle geçerli olmak üzere kendiliğinden yenilenmiş sayılır" hükmü uyarınca göre sözleşmenin 5 yıl daha uzadığını ve sözleşme konusu eserlerin yayım haklarının kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür.
Eser sahibinin kullanabileceği mali haklar, FSEK 21 ve devamında düzenlenmiştir. Buna göre, mali haklar, FSEK’nun, 21. maddesindeki işleme hakkı, 22. maddesinde düzenlemesini bulan eserin aslı veya kopyalarının herhangi bir şekil veya yöntemle tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli çoğaltma hakkı; 23. maddede belirlenen eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını kiralama, ödünç verme, satışa çıkarma veya diğer yollarla yayma hakkı; 24. maddede doğrudan veya dolaylı olarak bir eserden ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynatmak, göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı; 25. maddedeki işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir.
FSEK 52 hükmüne göre ise; “Mali hakları dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır”. Yine FSEK 59 hükmüne göre ise; “Eser sahibi veya mirasçıları mali bir hakkı muayyen bir gaye zımnında yahut muayyen bir süre için devretmişlerse gayenin ortadan kalkması veya sürenin geçmesiyle ilgili hak, sahibine avdet eder. Bu hüküm, başkasına devrine sözleşme ile müsaade edilmemiş olan mali bir hakkı iktisap eden kimsenin ölümü yahut iflası halinde cari değildir; meğer ki, işin mahiyeti icabı, hakkın kullanılması, iktisap edenin şahsına bağlı bulunsun”.
Tüm dosya kapsamına göre; FSEK m. 48, 52 ve 59 hükmü dikkate birlikte değerlendirildiğinde bir mali hakkın belli bir süre devri söz konusu ise bunun sözleşmede açıkça belirtilmesinin gerektiği, sözleşmede süre açıkça belirtilip süre sonunda taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa sürenin kendiliğinden uzayacağına ilişkin belirlemenin hüküm doğurmayacağı, dosyaya ibraz edilen 29.09.2011 tarihli “Mali Hak devri Sözleşmesi” sözleşmenin 5.1. maddesine göre, “taraflar süre bitiminden 2 ay öncesine kadar sözleşmeye son verilmesine ilişkin yazılı bildirimde bulunmazlarsa, sözleşme 5 yıllık sürelerle geçerli olmak üzere kendiliğinden yenilenmiş sayılır" hükmünün FSEK 52. ve 59. maddelerine aykırı olduğundan geçersiz olduğu, (Yargıtay 11.HD ... E., ...); süreli sözleşmenin sonunda FSEK 59.maddesi uyarınca eserlerin hak ve ruhsatının sahibine döneceği, sözleşmenin uzaması için sözleşme ile belirlenen süre sonunda yeni bir anlaşmanın açıkça yapılması gerektiği, (Yargıtay 11.HD ... E.,...) davalı ile eser sahibi arasındaki sözleşme ile yayım hakkının davalıya devredilmiş olması dikkate alındığında davanın reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 157.75 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tecavüzün meni talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.13/2 uyarınca maddi tazminat talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip
¸
Hakim
¸