İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/222 K.2025/726

🏛️ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/222 📋 K. 2025/726 📅 14.10.2025

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/215
KARAR NO : 2025/774
DAVA : Ticari Şirket
DAVA TARİHİ : 14/04/2014
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın ve birleşen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ... ve ...’nın müteveffa ...'ın; yine müvekkilleri ..., ..., ..., ... ve ...’in müteveffa ...'in mirasçıları olduğunu, ...’ın, ...'ın dayısı olduğunu ve ikisinin birlikte 1986yılında tür değiştirerek "anonim şirket''olan ...'nin kurucu ortakları olduğunu, davalı ... ’ün 2001 yılında gazete ilanı ile ... AŞ bünyesinde işe alındığını ve taraflarla herhangi bir akrabalığı ve yakınlığı bulunmadığını, ...’ın 02/11/2013 tarihinde vefatı üzerine gelişen olaylarla ...’ün sahte ve hukuka aykırı işlemlerle usulsüzlük ve yolsuzluk gerçekleştirdiğini ve bu suretle aslında müvekkillerine isabet etmesi gereken hisselerin tamamının ... tarafından ele geçirildiğinin öğrenildiğini, davalı ...’ün, ...’ın vefatından önce hastanede iken tüm hisselerini sahte belgeler tanzim etmek suretiyle ...'a, sonra ...’a devredilmiş gösterdiğini, yine bu hisseleri kardeşi ... gibi kendi nüfuzundaki kişilere devredilmiş gösterdiği ve nihayetinde şirketin tüm hisselerini kendi kontrolü altında aldığını, ...’a ait hisselerin ...’a devrine ilişkin hazirun cetvelleri ve sözleşmedeki imzaların ve ...’ın sözleşmedeki imzasının sahte olduğunu, ...’ın hisse devirlerinin gerçek irade dışında ve sahte olduğunu, kontra devir sözleşmelerinin baştan itibaren ... tarafından alındığını ya da şirket bünyesinde iken ... tarafından ele geçirildiğini, kontra devir sözleşmelerinin ... tarafından şirketin tüm hisselerini ele geçirme planı gereği kullanıldığını, Murisler ...'ın ve ...'ın, ... A.Ş. nezdindeki hisselerinin devrine ilişkin tüm sözleşmelerin hükümsüzlüğüne, iptaline, muris ... ve muris ...'ın her birinin şirkette %50’şer paya sahip olduğu vaziyette vefat ettiklerinin kabulüne, murisler ... ve ...'ın vefat tarihi itibarıyla hak sahibi oldukları şirket hisselerinin tamamının miras hisseleri uyarınca davacılar adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde dava değerinden az olmamak üzere şirketin toplam varlığına karşılık gelen gerçek piyasa değerinin tahsiline, davalıların hükümsüz ve yolsuz pay sahipliğine dayalı olarak elde ettikleri kar payı, huzur hakkı, maaş ve sair her türlü haksız kazancın şirketten çıkış tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte şirkete ödenmesine, davalıların sahte belgeler veya usulsüz eylem ve işlemler suretiyle şirketten veya murislerden elde ettikleri haksız kazancın veya uğrattıkları zararın davacı mirasçılara ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılardan ...’ın mirasçılarının savları yönünden davalılara dava açmasının HMK m. 114/1 (h) madde hükmüne göre hukuki yararın bulunması şartını taşımadığını, ... AŞ yönünden oluşan işlemlerin, diğer davalı ... 'ün şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığı, kendi miras bırakanları olan müteveffaların ... A.Ş.’yi tek başına temsil ve ilzama yetkili olduğu dönemde gerçekleştiğinden ... mirasçılarının müvekkil davalı ... ve ... AŞ aleyhine dava açmasında hukuki yararın bulunmadığını, bu sebeplerle davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, 01/06/2013 tarihinde ..., ..., ... ve ...'in hisselerinin tamamının 27/05/2013 tarihli ilmühaberlerin ilgili mevzuata göre devri yoluyla ... 'e sattığını,. ...’ün yönetim kurulu üyeliğine ... AŞ’nin 16/05/2008 tarihli genel kurul kararı ile getirildiğini, ancak şirketi 3 yıl boyunca tek başına temsil ve ilzam yetkisinin yönetim kurulu başkam olma sıfatını taşıyan ...’da olduğunu, ...’ün mülga 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu’nun gelirmiş olduğu esaslara göre düzenlenmiş şirket esas mukavelesindeki zorunluluğun yerine getirilmesi ile sınırlı olarak yönetim kurulu üyeliğine atandığını, karar, temsil ve ilzam sürecinde eylemli biçimde yer almadığını ve almasının genel kurur kararı içeriği gereği mümkün olmadığını, ... AŞ ile ilgili tüm işlemlerin, tüm kararların, şirket yararına olan ve şirkete zarar verecek tüm hüküm ve eylemlerin tamamen ve sadece müteveffa ... tarafından gerçekleştirilmeye devam olunduğunu, ...’ın paylarını salıp devretmesinin akabinde 04/05/2009 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, çekişmesiz olarak ibra kararı verildiğini, ...'ün ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanlığına getirildiğini hem o hem de dava dışı yönetim kurulu başkan vekili ...’in ... A.Ş.’yi tek başına temsil ve ilzam yetkisi ile donatıldığını, ...’ın hisselerin büyük miktarının 19/03/2013 tarihinde devretmesine rağmen, bu tarihten sonra da yönetim kurulu başkan vekili sıfatıyla tek başına temsil ve ilzam yetkisi ile donatıldığını, sağlığının bozulması nedeniyle 07/03/2008 tarihinde bu hissesini ...’a devrettiğini, sağlığının bozulması nedeniyle 18/04/2008 tarihinde şirketle ilişiğini kestiğini, 03/05/2008 tarihinde vefat ettiğini, büyük hisse devrinin hastaneye yatmasından 5 yıl önce gerçekleşmiş olması ve isteği dışında senaryolanan şekilde hisseleri elinde alınmış olsa idi halen yönetim kurulu başkan vekili sıfatıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili olarak donanımlı bulunduğu sırada sessiz kalmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, davacılar vekilinin iddiasının aksine eski TTK m. 520 hükmünün limited şirketler yönünden geçerli olduğunu ve bu maddenin ... A.Ş. yönünden uygulanmasının gerektirir bir esas mukavele hükmü de bulunmadığını, dava ikame süresi yönünden bu alanda getirilen sınırlamanın aşıldığını, davacıların şirkette pay sahibi olmamaları gerekçesiyle ikame edilecek iptal davası için yasanın aradığı sebeplerin bulunmadığını, davanın iptal davası olarak mütalaa edilmesi halinde davanın redde mahkum olduğunu, dava hükümsüzlük hallerine dayalı olarak mütalaa edilecekse, davacıların iddialarının kabule şayan olmadığını, şeklen veya işlemin özü itibarıyla emredici kurallara, dürüstlük kuralarına vs. aykırı bir iş ve işlemin bulunduğuna dair somut bir verinin mahkeme huzuruna getirilmediğini, davacılar vekilinin vergi borcuna ilişkin açıklamasının, 2005/2006/2007 yıllarına ilişkin Maliye Bakanlığının çıkardığı yasadan yararlanarak devlete toplamda 906.647,15-TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, o dönemde şirket yönetim kurulunda olmayan, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ...’ü sorumlu olmadığı, bu vergilerin ödenebilmesi için çekilen kredilerden dolayı suçlamanın mümkün olmadığını, davacılar vekili tarafından ileri sürülen, ...’ün fabrikada kalan %90 Özürlü ...’a gösterdiği söylenen insanlık dışı muamele açıklamasının kabulünün mümkün olmadığım. ... tarafından ... bakımı için gerekli ihtimamın gösterildiğini, fabrikadan zorla alınıp götürülene kadar her şeyiyle ilgilenildiğini, belirterek vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 08/04/2021 tarihli, ... Esas, ... K. Sayılı kararı ile; "Davanın KISMEN KABULÜNE; A) Murisler ... ve ...'ın 2003 yılından ölüm tarihlerine kadar yapmış oldukları ... Tic.A.Ş. Nezdindeki hisse devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğü ile İPTALİNE, Murisler ... ve ...'ın 27/06/2002 tarihindeki her biri için 22.500-TL lik sermaye miktarları üzerinden şirket hissesine sahip olduklarının tespiti ile davacıların veraset ilamlarında belirlenmiş olan miras payları oranında şirket hisselerinin adlarına TESCİLİNE, B) Açılmış olan tazminat davasıyla ilgili olarak HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA," dair karar verildiği, anılan kararın karşı davalılar ve davacılar vekilince ayrı ayrı istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 14/02/2024 tarihli ilamıyla kaldırıldığı ve dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı ve yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Kaldırma kararı sonrası ... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 16/04/2024 tarihli ve... Esas ...Karar sayılı kararı ile mahkemelerine ait ... esas sayılı dosya ile mahkememize ait ... Esas sayılı dosya arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu ve her iki dava dosyasının birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden birleştirme kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Birleşen 2023/421 esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bir kısım mirasçının murisleri ... ve ...'ın davalı şirketteki hisselerinin usulsüz şekilde devredilmesi nedeniyle hisse devir işlemlerinin hükümsüzlüğü ve hisselerin miras payları oranında tescili talebiyle açmış oldukları dava ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas ... Karar sayılı ve 08.04.2021 tarihli kararı ile kısmen kabul edilerek murisler ... ve ...'ın 2003 yılından ölüm tarihlerine kadar yapmış oldukları ... Tic. A.Ş nezdindeki hisse devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğü ile iptaline ve murisler ... ve ...'ın 27/06/2002 tarihindeki her biri için 22.500,00 TL'lik sermaye miktarı üzerinden şirket hissesine sahip olduklarının tespiti ile davacıların veraset ilamlarında belirlenmiş olan miras payları oranında şirket hisselerinin adlarına tesciline karar verildiğini, bu kararın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ... tarihli ... sayılı ve ... sayfasında tescil ve ilan edildiğini, dağıtılacak karın davalı şirket hisselerinin tamamını elinden bulunduran diğer davalı ...'e ya ödendiğini ya da ödenmeye devam edildiğini, bu nedenlerle ... 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.04.2021 tarih...Esas...Karar sayılı kararı esas alınarak ve fazlaya dair talep hakları mahfuz kalmak kaydıyla, muris ...'ın 27/06/2002 tarihindeki 22.500,00 TL'lik sermaye miktarıyla sahip olduğu davalı şirketteki hissesinden ekli mirasçılık belgesindeki miras payı oranında davacıya düşen hissenin davacı adına tesciline, davalı şirketin 05/05/2021 tarihli genel kurul kararıyla dağıtılmasına karar verilen 3.980.000,00 TL kar payından, davacının miras payına düşen hisseye isabet eden kar payının, 27/06/2002 tarihinde davalı şirketin sermayesinin 50.000,00 TL olduğu esasıyla hesaplanacak davacının kar payı alacağının, fazlaya dair haklar mahfuz kalmak kaydıyla, şimdilik 25.000,00 TL olarak en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ve mahkeme harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2023/421 esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın dava şartı eksikliği ve usul yönünden reddine, davacı yönünden açılan davanın dava ehliyeti bulunmamaları nedeniyle aktif ve pasif ehliyet yönünden reddine, tüm bunların dışında davalılardan ... hakkındaki iddiaların soyut olması ve somut bir kanıta dayanmaması nedeniyle açılan davanın müvekkiller davalılar yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı 14/02/2024 tarihli ilamında belirtildiği üzere taraf teşkilinin sağlanması amacıyla davacılar vekiline davalı şirketin önceki hissedarları olan dava dışı muris ... ve muris ... ile karar tarihi sonrası vefat ettiği anlaşılan ...' ın davada taraf olmayan yasal mirasçılarının muvafakatini almak ya da terekesine temsilci atanmak üzere dava açmak üzere ve davalı şirketin önceki hissedarları olan dava dışı muris ... ve muris ... ile karar tarihi sonrası vefat ettiği anlaşılan ...' ın ve ...'in davada taraf olmayan yasal mirasçılarının muvafakatini almak ya da terekesine temsilci atanmak üzere dava açmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine dair karar verildiği yine mahkememiz dosyası ile birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden birleşen dosya davacılar vekiline, davalı şirketin önceki hissedarları olan dava dışı muris ... ve muris ...'ın davada taraf olmayan yasal mirasçılarının muvafakatini almak ya da terekesine temsilci atanmak üzere dava açmak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine dair karar verildiği, ara karar gereğince ... yönünden terekeye temsilci atanması için ... 1. SHM'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, bu dosyada ... yönünden dosyanın tefrik edilerek... Esasını aldığı ve bu dosyada da Edremit Sulh Hukuk Mahkemesine yetkisizlik verildiği yine aynı mahkemede açılan ... Esas sayılı dosyasının ... Esas sayılı dosyası ile birleştiği, yine aynı mahkemede ...'ın terekesine temsilci atanması için ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, ...'in terekesine temsilci atanması için yine aynı mahkemede açılan ...Esas sayılı dosyada İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesine yetkisizlik kararı verildiği, ... 6. SHM'nin ...Esas sayılı dosyasında ...'ın terekesine temsilci atanmak üzere dava açıldığı, ... yönünden ... 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında mirasçıların mahkememiz dosyasında tek bir vekil tarafından temsil edilmekte olmaları nedeniyle ret kararı verildiği, dosyamızın incelenmesinde ...'in mirasçılarının dosyada taraf olarak yer almadıklarının görüldüğü, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde ...'ın terekesine temsilci atanması için açılan davanın... Esas sayılı dosyası olup derdest olduğu, sonuç olarak ibraz edilen beyan dilekçeleri ve celp edilen dosyaların incelenmesinde ...'in mirasçılarının aynı zamanda ...'ın mirasçıları olduğu, yine ...'ın mirasçılarının aynı zamanda ...'ın mirasçıları olduğu, yine ...'ın mirasçılarının aynı zamanda ...'ın mirasçıları olduğu ve davaya konu talebin niteliği dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu şirket hisselerinin esasen muris ... ve ...'dan geldiği anlaşılmakla, ... 1. SHM'nin ... Esas sayılı dosyasının ve ... 6. SHM'nin ...Esas sayılı dosyasının beklenildiği, bu hususta ... 1. SHM' ye yeniden müzekkere yazıldığı, ... 1. SHM'nin... Esas sayılı dosyasında ...'ın miras oraklığına temsilci olarak ...'nın atandığı ve kararın 10/04/2025 tarihinde kesinleştiği, ... 6. SHM'nin ... Esas sayılı dosyasında ...'ın miras oraklığına temsilci olarak ...'nın atandığı ve kararın 03/04/2025 tarihinde kesinleştiği görülmekle taraf teşkilinden bahisle ...' ya tebligat yapılarak yargılamaya devam olunduğu görülmüştür. Davalılar vekili tarafından hem ... hem de ... mirasçısı ... vefat ettiğinden ... mirasçılarının tespit edilip, davaya dahil veya tereke temsilcisi atanması talep edilmiş ise de asıl dosyada ve birleşen dosyada tereke temsilcisi, vefat eden ...'ın muris ...'ın mirasçısı olup, bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiğinden tüm mirasçıları ...'ın mirasçıları ile yanı olup, davada kök mirasçıları terekesini temsilen tarafınca yürütüldüğünden tekrardan mirasçıların davaya dahil edilmesine gerek görülmediğine ilişkin beyanı dosya içerisindeki nüfus kayıtlarından teyit edilerek yerinde görüldüğünden vefat eden ... yönünden tekrardan temsilci atanmasına gerek görülmemiştir.
Her ne kadar 30/11/2024 tarihli beyan dilekçesinde bir kısım mirasçılar tarafından asli müdahil talebinde bulunulup daha sonra aynı mirasçılar tarafından davaya muvafakat edildiğine ilişkin beyan dilekçesi sunulmuş ise de mirasçıların tamamı tarafından sunulmuş bir muvafakat bulunmadığından ve murisin terekesine temsilci atanması için derdest davalar bulunduğundan asli müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin önceki hissedarları müteveffa ... ve ...'ın şirketteki hisselerinin hileli yollarla davalı ...'ün ele geçirdiği iddiasıyla hisse devrine ilişkin sözleşmelerin, hükümsüzlüğüne / iptaline, murislerin şirkette %50 şer oranında payı olduğu halde vefat ettiklerinin kabulüne, murisler ... ve ...'ın vefat tarihi itibarıyla hak sahibi oldukları şirket hisselerinin tamamının miras hisseleri uyarınca davacılar adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde dava değerinden az olmamak üzere şirketin toplam varlığına karşılık gelen gerçek piyasa değerinin tahsiline, davalıların hükümsüz ve yolsuz pay sahipliğine dayalı olarak elde ettikleri kar payı, huzur hakkı, maaş ve sair her türlü haksız kazancın şirketten çıkış tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte şirkete ödenmesine, davalıların sahte belgeler veya usulsüz eylem ve işlemler suretiyle şirketten veya murislerden elde ettikleri haksız kazancın veya uğrattıkları zararın davacı mirasçılara ödenmesine ilişkindir.
Birleşen dava ise, bir kısım mirasçının murisleri ...'ın 27/06/2002 tarihindeki 22.500,00 TL'lik sermaye miktarıyla sahip olduğu davalı şirketteki hissesinden ekli mirasçılık belgesindeki miras payı oranında davacıya düşen hissenin davacı adına tesciline, davalı şirketin 05/05/2021 tarihli genel kurul kararıyla dağıtılmasına karar verilen 3.980.000,00 TL kar payından, davacının miras payına düşen hisseye isabet eden kar payının, 27/06/2002 tarihinde davalı şirketin sermayesinin 50.000,00 TL olduğu esasıyla hesaplanacak davacının kar payı alacağının, fazlaya dair haklar mahfuz kalmak kaydıyla, şimdilik 25.000,00 TL olarak en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda: Davacıların hak iddia ettikleri şirket hisseleri murisler ... ve ...'dan miras olarak intikal etmesi gerekmekle davacılar ve diğer ortaklara geçecek paylar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Anonim şirketlerde paylar, paydaşın ölümü halinde, kendiliğinden iştirak hâli çözülerek mirasçılara intikal etmez. Bunun için öncelikle miras taksim sözleşmesinin yapılması veya TMK’nın 2. maddesine uygun şekilde, yazılı taksim sözleşmesine eşdeğer bir halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca bu suretle şirkete başvurulması gerekir. Ancak somut olayda bu hallerin gerçekleştiğine dair bir iddianın ve belgenin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda elbirliği mülkiyeti henüz müşterek mülkiyete dönüşmediğinden ve TTK 477. maddesi uyarınca mirasçılar arasında taksime ilişkin anlaşma bulunmadığından talebin bu yönününden davanın terekelere atanacak temsilci huzuruyla görülmesi yada tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanarak davanın yürütülmesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/11/2022 tarih ve ...E. -... K, ... e. ...kararları)
Mülkiyet değişikliği talepli eldeki davada tasarruf amacı bulunmaktadır. TMK’nın 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçılar tereke üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda yapılan tespitlere göre davacı ve birleşen dosya davacı murisleri ... ve ...'ın terekesine temsilci tayin ettirilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinde birleşen davada davacı ...'ın birleşen dosya dava tarihinden sonra 22/10/2023 tarihinde vefat ettiği ve mirasçılarının diğer davacılar olduğu celp edilen nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır. Ayrıca yine celp edilen nüfus kayıtlarından ...'ın ve ...'ın ... ile ...'ın çocukları olduğu ve ...'ın kardeşi ...'ın ve dayısı ...'ın mirasçısı olarak çocuksuz ve bekar olarak vefat ettiği, mirasçılarının da ... mirasçılarıyla aynı olup davada temsil edildikleri görülmüştür.
Mahkememizce daha önce verilen kararın istinafı üzerine kaldırma ilamında belirtildiği şekilde taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmakla, yine kaldırma ilamında belirtildiği üzere davacılar vekilinin talebinin ayrıştırılmadan karar verildiği belirtilmiş ve daha sonra da harçlandırılan zarar taleplerinin somutlaştırılmadığı ve kuruşlandırılmadığı görülmüş, davacı vekiline bu hususta süre verilmiştir. Davacı vekilinin 01/09/2025 tarihli beyan dilekçesindeki talepleri dikkate alındığında dosyaların birlikte görülmesinin mümkün olmadığı öncelikle alacak talepleri yönünden davacıların hak sahibi olup olmadıklarının tespiti gerektiği kanaatine varılarak, asıl dosyaya konu alacak ve tazminat talepleri ile mahkememiz dosyası ile birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına konu edilen alacak talepleri yönünden dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilerek dosya mahkememizin 2025/886 Esasına kaydedilmiştir.
Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda TTK bünyesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği hususunda görüş birliği mevcuttur. Ancak payın serbestçe devredilebilirliğine getirilen kanuni ve iradi sınırlamalar kuşkusuz çıplak pay için de geçerlidir. Çıplak payın devri genel hükümler doğrultusunda yapılır. Uygulanacak hükümler payın bedelinin tamamen ödenmiş olup olmadığı hususuna göre değişir. Bedelinin tamamı ödenmiş çıplak payın devri genel hüküm niteliğindeki alacağın temliki hükümlerine göre gerçekleşir. Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçer. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olur. Anonim ortaklık payı bünyesinde çeşitli alacak hakları bulundurmaktadır. İşbu alacak haklarının devredilmesi eğer pay senede bağlanmamışsa, ancak BK'da düzenlenen alacağın temliki vasıtasıyla gerçekleşebilir. Alacağın temliki de yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. Bu bağlamda çıplak pay alacağın temliki hükümlerine göre devredilebilir. Temlik ile çıplak pay devralana geçer. Taahhüt edilen payın karşılığını ödeme borcunun yanında, ortaklık haklarını da içeren bedeli tam ödenmemiş payın devri işleminin de yazılı şekilde yapılması zorunluluğu söz konusudur. Dolayısıyla bedeli tam olarak ödenmemiş çıplak payın devri yazılı bir devir beyanı ile birlikte anonim ortaklığın onayının alınması ile gerçekleşir. Anonim ortaklık adına devir işlemine onay vermeye eğer ana sözleşmede farklı bir düzenleme bulunmuyorsa yönetim kurulu yetkilidir.
Mahkememizin kaldırma ilamından önceki esasında deliller toplanarak şirket hisselerinin varlığı ve devir sözleşmelerinin geçerliliği açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmış bilirkişi heyetinden 05/01/2016 tarihli rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti 05/01/2016 tarihli raporunda " Dava konusu olayda çıplak pay olarak nitelendirilen ve pay defterinden takip edilen davalı şirket paylarının diğer davalı ...’e geçerli bir biçimde devredildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, pay defterine yapılan kayıtların sadece bildirici nitelikte olduğu ve geçerli bir pay devri için yeterli olmadığı, bu durumda müteveffa şirket ortaklarının mirasçılarının söz konusu paylara mirasları oranında sahip olmaları gerektiği, devirlerin hükümsüzlüğüne karar verilebileceği" görüşü bildirilmiştir.
03.03.2016 tarihinde davalılar vekilinin 25.02.2016 tarihli dilekçesi ekinde 5 adet hisse devir sözleşmesi ibraz edilmiş 29.04.2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin fotokopisinin sunulduğu bilirkişi heyetince tespit edildikten sonra davalılar vekilince yapılan itirazlar neticesinde gerekli tutanaklar tutulup ... CBS'na suç duyurusunda bulunulduğu, başlatılan soruşturma neticesinde bilirkişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmiştir. Bu karar kaldırılarak yapılan kovuşturmada beraat kararı verilmiştir.
Taraf vekillerinin beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, alınan 19/05/2016 tarihli ek raporda " Uyuşmazlık konusu pay devrine ilişkin olarak ilmühaber bastırılmış ve hisse devri ilmühabere dayandınlıyorsa bunların 6762 s. TTK md. 411 f, 1 gereği ciro edilmiş asıllarının Mahkemenize ibrazı gerektiği, ancak bu takdirde pay devrinin ispatlanması söz konusu olabileceği, dosyada gelinen aşamada artık pay defterinin pay sahipliğine karine teşkil etmesinin söz konusu olamayacağı, davalılarca kök rapora itiraz ile birlikte 2013 yılına ait hisse develerine ilişkin sözleşmelerin asılları kasaya ibraz edilirken 29 Nisan 2009 yılına ait hisse devir sözleşmesinin aslının kasaya sunulmayıp dosyaya örneğinin ibraz edilmesi karşısında kök raporumuzdaki hisse devrinin ispatlanamadığı yönündeki görüşlerimizi koruduğumuz hususu " görüşü bildirilmiştir.
Yapılan itirazlar sonucu yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti 25/03/2019 tarihli raporunda " 19.03.2003 tarihinden itibaren davalı ...'ün davacıların paylarını devralarak şirketin tek ortağı olduğu ana kadar gerçekleşen pay devir işlemlerinde -04.06.2013 ve 14.06.2013 tarihli devirler hariç- devir şekline ilişkin yazılı temlik beyanı, devralanı onaylayan yönetim kurulu kararı ile pay sahipliğini gösteren pay defteri mevcut olmadığı için devir işlemlerinin geçerli olmadığı, Bundan bağımsız olarak, somut olayda gerçekleştiği belirtilen pay devir işlemlerinde, devredene devir bedeli ödendiğine ilişkin bir belge dosyaya sunulmamış olmasının, bazılarında devir bedeli olarak payların itibari değerlerinin yazılmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve bu sebeple de devir işlemlerinin gerçekliğini/varlığını şüpheye düşürdüğü sonuç ve kanaatine varılmış " görüşü bildirilmiştir.
Davalı tarafın 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, alınan 06/07/2020 tarihli raporda " 02/04/2019 tarihli heyetimizce hazırlanan kök Bilirkişi Raporundaki tespit ve görüşlerimiz saklı kalmak kaydıyla; 1- Davalı Vekilinin; 22/04/2019 tarihli dilekçesinde özetle; Müteveffa ...'ın; hisselerinin bir kısmının; ...’e devrine ilişkin 29/04/2009 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin aslının muhasip bilirkişiye imza karşılığı teslim edilmesine rağmen mahkeme kasasından kaybolduğu, dolayısıyla müvekkilinin mağdur olduğu, söz konusu sözleşme asıllarımn dosyaya intikalinin sağlanması yönündeki itirazların Sayın Mahkemenin takdirinde bulunduğu, 2- Davalı Vekilinin "Sözleşme aslının dosyada bulunması halinde geçerli olup olmadığına ilişkin tercihli bilirkişi raporu hazırlanması” talebinin karşılanmadığı yönündeki itirazları değerlendirildiğinde; pay Devir Sözleşmesi aslının; pay devir işlemleri için gerekli hukuki belgelerden olduğu, pay devirlerinin, pay defterine kayıt edilmesiyle şirkete karşı hüküm ifade edeceği, dosya münderecatında ... ile ... arasında cereyan ettiği iddia olunan sözleşme aslının yer almadığı, bu hususta pay defterinde bir kaydın bulunmamasının da -pay defterine kayıt kurucu olmamakla birlikte- pay devrinin gerçek olmadığına işaret ettiği, 3- Anonim şirketlerde senede bağlanmamış olan payların devir işlemleri tamamlandıktan sonra devralanın pay defterine kayıt edilmesinin şart olduğu, pay sahipliğin haklarının şirkete karşı kullanılmasında pay defterindeki kayıtların esas alınacağı,4- Davalı ...’ün; ... A.Ş.’de ortaklığına ilişkin dosyaya sunulmuş bulunan bilgi ve belgeler üzerinde; TTK 64. madde uyarınca şirket tarafından tutulması zorunlu olan ortaklar pay defterinde pay sahipliği kayıtlarının TTK. 499 maddesinde düzenlendiği şekilde tutulmadığı, Pay sahipliğini gösteren kayıtların mevcut olmadığı, Devir alınan payların bedeline ilişkin devredenlere yapılan ödeme makbuzu ve/veya kayıtlarının olmadığı, Devir işlemleri ile ilgili yazılı temlik beyanı, pay sahipliğinin onaylandığı yönetim kurulu kararının mevcut olmadığı, bunların da pay devrinin gerçek olmadığına işaret ettiği, ancak pay defterine kaydın kurucu olmaması nedeniyle Sayın Mahkeme ’nin dosyadaki devir sözleşmelerini hisse devrinin gerçekleştiği noktasında yeterli kabul etmesi durumunda bu devirlerin pay defterinde yer almamasının da huzurdaki dava bakımından bir önem taşımayacağı, 5- Davalı gerçek kişinin, davalı şirketi iyi niyetli olarak özenli bir şekilde yönettiğine yönelik beyanlarının huzurdaki dava açısından sonuca müessir olmadığı, zira huzurdaki davanın konusunun sorumluluk değil; pay devirlerinin hukuka uygun yapılıp yapılmaması olduğu, bu bakımdan bu savunmaların özel olarak değerlendirilmesine gerek olmadığı" görüşü bildirilmiştir.
Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, anonim şirkette yapılan hisse devirlerinin usulüne uygun olmayan, hileli ve muvazaalı işlemlerle yapılması nedeniyle hükümsüzlüğü ve hisselerin miras payları oranında tescili istemine ilişkin olup davalıların ... 31/12/1985 tarihinde tür değiştirerek tescil edilmiş olduğu, somut davada bu şirkete ilişkin hisse devirlerinin hükümsüzlüğünün iddia edildiği, davalı ... tarafından gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçerli olup olmadığı hususu incelendiğinde öncelikle hisse devir işlemlerinin tarihleri gözetildiğinde 6762 Sayılı TTK hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, sermayesi paylara bölünmüş anonim şirketlerde payların nama ve hamiline yazılı olabileceği, hisse senedi çıkarma zorunluğunun bulunmadığı, kıymetli evrak hükmünde bir belgeye bağlanmamış olan payın çıplak pay olduğunun kabulünün gerektiği, çıplak payların devrine ilişkin TTK'da herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte hisse senetleri gibi devredilebileceği, alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, BK 162 vd. Maddelerine göre devrin gerçekleştiğinin belge asılları ile kanıtlanması TTK 416 ve 417 Md. gereği devrin şirket yönetim kurulunca pay defterine kayıt kararının alınmasının ispat yükü açısından gerekli olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Daires... Esas - ...Karar 26/03/2002 tarih) somut davada hisse devirlerinin hükümsüzlüğü iddiasının incelenirken bu hususların mevcudiyetinin araştırılması gerektiği, çıplak payın devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olması nedeniyle yazılı şekle tabi olduğu, ayrıca devrin şirkete karşı hüküm ifade etmesi için usulüne uygun alınmış yönetim kurulu kararı gereği pay defterine kaydedilmesi gerektiği, pay defterine kaydın açıklayıcı ve bildirici özelliği olması nedeniyle ispat yükü açısından önem arzettiği, açıklanan hususlar doğrultusunda davalı şirkette davalı ...'ün 01.04.2002 tarihinde mühendis olarak çalışmaya başlamasından anonim şirkette tek pay sahibi olmasına kadar geçen süreçte gerçekleşen hisse devirleri incelendiğinde 2009 yılından önce tutulan bir pay defterinin mevcut olmadığı, davacıların murisleri ... ve ...'ın şirketin kurucu ve hakim ortakları olup 27.06.2002 tarih itibariyle ...'ın 22.500.000,00 TL ...'ın 22.500.000,00 TL (%45'şer) hisse paylarına sahip iken ...'ün çalışmaya başladıktan 1 yıl sonra 19.03.2003 tarihinde 2.500.000.000 hisse ile şirkete ortak olduğu, fakat bu pay devrine ilişkin sözleşme olmadığı gibi pay defterine kayıt da bulunmadığı, 29.04.2009 tarihinde ...'ın 40.000,00 TL'lik hissesinin çok büyük kısmı olan 30.000,00 TL'lik kısmın ...'e devredildiği, bu hisse devrine ilişkin belge aslının sunulduğu davalı tarafça iddia edilmiş ise de yapılan soruşturma ve ceza dosyaları kapsamı ile sabit olduğu üzere sözleşme aslının mevcut olmadığı, ancak davalı şirket tarafından açılan zayi belgesi verilmesi davasında İstanbul BAM 12. HD ...Esas, ...Karar sayılı ilamında "Davacı şirkete ait ...'dan ...'e yapılan hisse devrine ilişkin 29/04/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin zayi olduğunun tespiti ile zayi belgesi verilmesine" kesin olarak karar verildiği, HMK 203, 163 ve 164. Maddeleri dikkate alındığında zayi olduğunun tespitine karar verilen 29/04/2009 tarihli belgenin içeriğinin tespiti hususunun ön sorun yapılmasına ve bu hususta taraflara tanık ve delillerini bildirmek üzere 1 ay kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı takdirde bu hususta delil bildirmekten vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına karar verildiği, davalılar vekilinin 04/08/2025 tarihli beyan dilekçesinde delillerini bildirdiği ve delillerinin;
"1-Sayın mahkemenin 2014/1222 Esas sayılı dosyasının UYAP KAYDINDAKİ "DOSYAYA EKLENECEK EVRAK" başlığı altındaki 17/02/2016 TARİHLİ DİLEKÇEMİZ EKİNDE SUNULARAK TARANAN HİSSE DEVİR SÖZLEŞMESİ" içeriği,
2- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ'NİN 17/05/2021 TARİH VE ... ESAS, ... KARAR sayılı "Davanın KABULÜNE; Davacı şirkete ait ...'dan ...'e yapılan hisse devrine ilişkin 29/04/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin zayi olduğunun tespiti ile ZAYİ BELGESİ VERİLMESİNE " İLİŞKİN KARARIN İÇERİĞİ,
3- ...'ne ait 2009 dönemine ait ORTAKLAR PAY DEFTERİ,
4- 28/11/2016 tarihli Teknik Uzman Mütalaası," ibaret olduğu görülmüştür.
Sözleşme aslının zayi olduğu durumda dahi davalının gerek pay defteri, gerek devir bedelinin ödendiğine ilişkin delillerini ibraz ederek bunu kanıtlaması mümkün iken, davalı tarafça sunulan belgeler 29/04/2009 tarihli belgenin içeriğinin tespiti hususunda yeterli görülmeyip ispatın sağlanamadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki usulüne uygun alınmış yönetim kurulu kararı doğrultusunda pay defterine kaydın da mevcut olmadığı, ayrıca sözleşme fotokopisi incelendiğinde payların nominal değeri üzerinde devrin gerçekleştiğinin belirtildiği fakat şirketin malvarlığı gözetildiğinde devri bedelinin payın itibari değeri olarak gösterilmesinin hayatın olağan akışına ters olup tarafların iradelerinde şüphe yarattığı, ayrıca sözleşmede devir bedelinin ödendiği yazılmış ise de dosya kapsamına bu yönde sunulan bir delil bulunmadığı, bir an için sözleşme aslının kaybolduğu düşünülse bile davalı tarafın gerek pay defteri, gerek devir bedelinin ödendiğine ilişkin delilleri ibraz ederek bunu kanıtlaması mümkün iken bunun ispat edilemediği, ...'ün 04.06.2013 ve 14.06.2013 tarihinde gerçekleştirdiği hisse devirlerinin ise yazılı temlik sözleşmesi ve pay defterleri ile ispat edilebildiği, murislerden ...'ın 03.05.2008 tarihinde ...'ın ise 02.11.2013 tarihinde vefat ettikleri, 6762 sayılı TTK hükümleri göz önüne alındığında yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile sabit olduğu üzere hisse devirlerinin usulüne uygun yazılı şekilde gerçekleştirilmediği, yazılı temlik beyanı olmadığı gibi pay devrinin şirkete karşı hüküm ifade etmesi için gerekli olan ispat hukuku açısından önemli pay defteri kaydının da mevcut olmadığı, devir bedellerinin ödendiğinin ispat edilmediği, devir bedeli olarak payların nominal değerlerinin yazılmış olmasının şüpheye yol açıp hayatın olağan akışına ters olması nedenleriyle usulüne uygun gerçekleştirildiği ispat edilmeyen devir işlemlerinin hükümsüzlüğü nedeniyle davanın, asıl dosya ve mahkememiz dosyası ile birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden kabulüne; murisler ... ve ...'ın 2003 yılından ölüm tarihlerine kadar yapmış oldukları ... Tic.A.Ş. Nezdindeki hisse devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğü ile iptaline, murisler ... ve ...'ın 27/06/2002 tarihindeki her biri için 22.500-TL lik sermaye miktarları üzerinden şirket hissesine sahip olduklarının tespiti ile davacıların ve birleşen dosya davacılarının, veraset ilamlarında belirlenmiş olan miras payları oranında şirket hisselerinin adlarına tesciline, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın, asıl dosya ve mahkememiz dosyası ile birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden KABULÜNE;
Murisler ... ve ...'ın 2003 yılından ölüm tarihlerine kadar yapmış oldukları ...Tic.A.Ş. Nezdindeki hisse devir sözleşmelerinin hükümsüzlüğü ile İPTALİNE, Murisler ... ve ...'ın 27/06/2002 tarihindeki her biri için 22.500-TL lik sermaye miktarları üzerinden şirket hissesine sahip olduklarının tespiti ile davacıların ve birleşen dosya davacılarının, veraset ilamlarında belirlenmiş olan miras payları oranında şirket hisselerinin adlarına TESCİLİNE,
2-Asıl dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesap olunan 615,40 TL karar ilam harcının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Birleşen dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesap olunan 615,40 TL karar ilam harcının birleşen davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Asıl ve birleşen birlikte yürütüldüğünden asıl dava ve birleşen dava nedeniyle davacılar tarafından yapılan bilirkişi ücreti 5.500,00 TL, tebligat gideri 1.859,00TL toplam 7.359,00 TL'nin asıl ve birleşen davada davalılardan alınarak, asıl ve birleşen davada davacılara verilmesine,
5-Asıl dava nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak asıl davada davacılara verilmesine,
6-Birleşen dava nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin birleşen davada davalılardan alınarak, birleşen dava davacılarına verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, asıl dosya ve birleşen dosya tereke temsilcisinin, asıl dosya ve birleşen dosya tereke temsilcisi vekilinin ve asıl dosya ve birleşen dosya davalılar vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza