İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/310 K.2025/1002

🏛️ İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/310 📋 K. 2025/1002 📅 16.12.2025

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/680
KARAR NO : 2025/980
DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 05/08/2025
KARAR TARİHİ : 12/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müteveffa ---, davalı --- kullanmış olduğu ----- numaralı taksitli ticari krediye ilişkin olarak, 02.01.2025 – 02.01.2026 tarihleri arasında geçerli olan ve her yıl yenileneceği poliçede belirtilen , ----- tarafından düzenlenmiş ------ numaralı Yıllık Ticari Hayat Sigortası Poliçesi ile sigortalandığını, Poliçede 660.000 TL vefat teminatı, kanuni mirasçılara tanımlandığını Poliçe amacı açıkça vefat halinde vefat tazminatının sigortadan karşılanması ve kredi borcunun sigorta tarafından ödenmesi olarak belirlendiğini.Müteveffa, sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu dönemde (23.03. 2025) vefat ettiğini, ----- mirasçısı olarak müvekkiller ------ davalı şirkete vefat tazminatının ödenmesi için başvurulmuşsa da; davalı bu talebi "Poliçe Genel ve Özel Şartları Kapsamında Reddedilen Poliçeler" şeklinde soyut ve dayanaksız bir gerekçe ile 17.04.2025 tarihli ----- referans numaralı yazısıyla reddettiğini, ret yazısı mesnetsiz olup, gerekçesi dahi anlaşılamadığını Ne var ki şirketle yapılan görüşmeler sırasında; sigortalı murisin sağlık durumuna ilişkin verileri doğru paylaşmadığından bahisle "beyansızlık" gerekçesi ile mirasçı müvekkillerin talebinin reddedildiği bilgisi alındığını, sigortalı murisin kendi sağlık durumuyla ilgili beyanı alınmamış olup, sağlık durumunu gizlemesi gibi bir durum da söz konusu olmadığını, muris kanamaya bağlı solunum yetmezliği ve kalp durması nedeniyle öldüğünü. yani muris, esasen kanama nedeniyle kalp yetmezliği yaşadığını. murisin anemi yaşamasının sebebinin; kronik bir hastalık olmadığı açık olduğunu, ayrıca murisin hastalıkları ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığından sigorta şirketi poliçe teminatı uyarınca banka kredi borcunu tümüyle ödemekle yükümlü olduğunu riziko ile murisin beyan yükümlülüğü arasında illiyet bağı da bulunmadığından; murisin hastalığını kast derecesinde kusurla gizlediği ispat edilse bile(ki muris hastalığı gizlememiştir) davalı sigorta, risk beyan edilse idi alacağı sigorta primi ile tahsil edilen sigorta priminin oranlanması ile tespit edilecek oranda ödeme yapmakla mükellef olduğunu, sigorta şirketi poliçe teminatı kapsamında kredi borçlarını ödemekle mesul olduğunu, davalı risk değerlendirmesi yapma ve açıkça aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğundan sorumluluktan kurtulması mümkün olmadığını, davalı sigorta şirketi, sigortalının beyanına dayanarak poliçeyi düzenlediğini, beyan eksikse ve şirket sağlık geçmişini araştırmamışsa, sonradan ölüm nedenini sigortalıya yükleyemeyeceğini, nitekim yerleşik içtihatlarla bu durum sabit olduğunu, davalının sorumluluğu kapsamında mirasçı müvekkillere miras payları oranında vefat tazminatı ödemesi gerektiğini,müteveffa ----- numaralı poliçesi kapsamında, vefatı nedeniyle , poliçe teminatları kapsamında kalmak üzere; bilirkişi incelemesi neticesinde talep değeri artırılmak üzere şimdilik 5.000 TL'nin ticari temerrüt faiziyle birlikte, miras payları oranında mirasçı müvekkillere ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıların talepleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığını, davacılar poliçe kapsamında hangi miktarda tazminat talep edebileceklerini belirleyebilecek durumda olduklarından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağının kabulü gerektiğini, Davacılar murisi---- müvekkil şirket nezdinde ------ no.lu, 02.01.2025 başlangıç – 02.01.2026 bitiş tarihli, 660.000,00 TL teminat tutarlı Yıllık Ticari Hayat Sigortası poliçesi bulunduğunu, Muris sigortalı 23.03.2025 tarihinde vefat ettiğini Rizikonun gerçekleşmesinin ardından davacılar tarafından müvekkil şirkete başvurularak bilgileri verilen poliçe kapsamında ödeme yapılması istendiğini, . Yapılan incelemeler neticesinde muris sigortalının vefatına neden olan hastalığın poliçenin düzenlenmesi sırasında da muris sigortalıda mevcut olduğu ancak işbu hastalığın müvekkil şirkete bildirilmediği tespit edildiğinden tazminat ödemesi talebi reddedildiğini. başvurunun reddine dair yazı davacılara 17.4.2025 tarihinde gönderildiğini, müteveffa sigortalı, sözleşmelerin yapılması sırasında kanunla üzerine yüklenen beyan yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğundan tazminat talepleri reddedildiğini, muris sigortalı dava konusu poliçenin düzenlenmesi sırasında poliçenin yapılmasını doğrudan etkileyecek rahatsızlıklarını müvekkil şirkete bildirmeyerek kasıtlı şekilde beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini bypass ameliyatı olan ve uzun süredir İnsülin iğnesi kullanan bir kişide kalp-damar ve şeker hastalıklarının bulunduğu ve kişinin bundan haberdar olduğunun kabulü gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenizce davacılara tazminat ödemesine hükmedilse dahi, müteveffanın sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada mevcut hastalıkları olduğu ve bunları müvekkil şirketten sakladığı göz önüne alınarak indirim yapılması gerektiğini, beyan yükümlülüğüne aykırılığın sonuçlarına ilişkin olarak muris sigortalı bilgilendirildiğini, müvekkil şirketin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiği poliçede yer alan hükümlerle sabit olduğunu poliçenin düzenlenmesi sırasındaki mevcut sağlık durumunu hatalı şekilde beyan eden muris sigortalının bu kusurunun kast derecesinde olduğu ise sabit olduğunu, .Aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte; davanın kabulüne karar verilecekse dahi dava dilekçesinde yer alan faiz talebine itibar edilmesi mümkün olmadığını tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasıdır. 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları,
ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
i)Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
k)Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
l)Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade eder hükmü ile,
73. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi bulunmaktadır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğu gibi, HMK'nın 114. maddesine göre aynı zamanda dava şartıdır ve taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.Davanın dayanağı olan ve davacılar murisi ile davalı banka arasında imzalanmış olan Kredi Sözleşmeleri'nin niteliği itibariyle, murisin 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince tüketici sıfatını taşıması ve taraflar arasındaki işlemin 6502 Sayılı Kanun'un 3/1-l maddesi gereğince tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle, tüketici kredisi sözleşmesinin teminatı amacı ile yapıldığı belirtilen Hayat Sigortası kapsamında 6502 Sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesi'ne aittir. Tüm bu nedenlerle görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.( ----
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ------- Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden ) davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.