İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/703 K.2025/815
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/703
KARAR NO : 2025/815
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/10/2024
KARAR TARİHİ : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin vefat eden babası ...'un yaşı, okuma yazma bilmezliği ve zor durumu nedeni ile davacı tarafından kandırılmış, var olmayan bir alacak için kendisine icra takibi başlatıldığını, ...'un bu halinden faydalanan tek kişi davacı olmamış, icra takibinin başlatıldığı sırada vekil olarak atadığı kişilerin görevini kötüye kullanması sonucu var olmayan borç kesinleşmiş ve mirasçı olan müvekkilinin mağdur hale geldiğini, bu hususta arabuluculuk başvurusunda bulunduklarını başvurunun anlaşamama ile sonuçlandığını müvekkilinin babası, gerek maddi durumunun iyi olmaması ve ailesine bakmakla yükümlü olması gerekse müvekkilin kardeşi olan çocuğu cezaevinde olduğu için süregelen davasında nakit ihtiyacı doğması sonucu son çare olarak davalıdan borç almaya başladığını, müvekkilinin borçları, bonolara bağlandığını, müvekkilinin babasının bu şekilde birkaç kez borç alıp zamanında ödedikten sonra son olarak 30.000 TL miktarında borç kaldığını, müvekkilini babasının çok yaşlı olması, okuma yazma bilmemesi, O dönem beynine sıçrayan felç hastalığının bulunması, akli dengesinin olmaması, hallerinden faydalanan davalının, 30.000 TL değerindeki bonoda tahrifat yaparak 1 tane daha 0 eklemiş ve müvekkilin babasının zaten ödemiş olduğu borcu '300.000 TL' haline getirip 30 ayrı bonoya var olmayan bu borcu bağladığını, müvekkilinin yaşlı babasının bononun 300.000 TL haline geldiğinden haberi olmadığını, müvekkilin babasının mezkur bonodan doğan herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla; davanın kabulüne, müvekkilinin söz konusu senedin ve icra dosyasının borçlusu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Murisin babası ... 1936 doğumlu olup gerek icra takibi yapıldığı 2007 yılında gerek se satış sürecinde yaşlı, felçli, okuma yazma bilmeyen, akli dengesi olmayan bir kişi olmadığını, ...'un 2007 yılında 71 yaşında, 71 yaşında bir insan yaşlı olarak, aciz bir insan olarak kabul edilebilemeyeceğini, üstelik ...'un 01.02.2007 tarihinde ---Noterliğinde ----- nolu vekaletnameyi düzenlediğini ve avukat tayin ettiğini ve vekaletnameyi okudum diye imzaladığını, ilgili noter akli melekelerinde bir sıkıntı görmemiş olduğundan kendisi hakkında vekaletname düzenlediğini, muris ... vekili Av. ----- tarafından müvekkiline karşı yine aleyhine bonoya dayanarak icra takibi yapıldığını, tüm bono bedellerini ödediğini takibin iptaline karar verilmesini talep ederek dava açtığını, ---- İcra Hukuk Mahkemesi----- Sayılı 03.12.2009 tarihli kararı ile ... aleyhine 02.02.2007 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığından ve tebliğ yoluyla takip kesinleştiğinden davalarının reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, ...'un avukatları olan Av. -----tarafından açılmış borca itiraz davasının bulunmadığını, bu davadan feragat ederek dava haklarının kaybedilmesi gibi bir durum söz konusu olduğunu, bahsi geçen avukatların hiçbir tarihte ... tarafından açılan bir davaya katılarak davadan feragat etmediklerini, istirdat davası açmak için 1 yıllık hak düşürücü süre bulunduğunu, İstirdat davası borcun ödendiği olayımızda ise borç satış yoluyla ödendiğinden satışa konu taşınmazın tescil edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, bu 1 yıllık süre zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğundan dava esnasında hakim tarafından re’sen değerlendirilmesi gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilimin taşınmazı ediniminde kesin hüküm bulunduğunu, davacının dava ehliyetine sahip olmadığını, dava ehliyeti kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı takip etmesi ve usuli işlemleri yapabilmesi ehliyeti, Mirasçı yönünden dava ehliyeti ise terekeye intikal eden mallarla ilgili dava açma ehliyetidir ki tereke murisin intikal edilebilir nitelikteki hak ve alacakları, olaya bakıldığında istirdat davası açma süresi muris hayatta iken dolduğunu, bu nedenle davacı mirasçıların iş bu dava açma ehliyetinin bulunmadığını beyanla; davanın öncelikle dava şartları ve esas yönünden reddine, tedbir talebi ile adli müzaheret taleplerinin reddine , karşı dava açma hakları saklı olmak üzere masraflarla vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ------- Sayılı dosyasında takibe konu edilen bono sebebi ile borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak açılan menfi tespit davasıdır.İspat yüküne ilişkin genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Diğer bir değişle, alacaklı olduğunu iddia eden kişi borcunun dayandığı hukuki sebebi ve onun geçerli olduğunu ispat etmek zorundadır. Ancak alacaklı bonoya dayalı alacağını talep ettiğinde ispat soyutluğu karinesi nedeniyle sebep göstermek zorunda değildir. Alacağını bonoyu sunarak iddiasını ispatlamış kabul edilmektedir. Artık borcunun olmadığını ispatlamak zorunda olan borçludur. İspat yükü borçluya geçmiştir.Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir.Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır.Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay -----.Hukuk Dairesi'nin-----Esas, --- Karar sayılı ------Karar sayılı kararları)
Somut olayda davacı taraf babası olan müteveffa ...'un yaşı, okuma yazma bilmezliği ve zor durumu nedeni ile davacı tarafından kandırıldığını, 30.000 TL değerindeki bonoya bir sıfır daha eklenerek 300.000 TL bedelli hale getirildiğini, geçersiz senede dayalı takip yapılması sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği görülmüştür. ---- İcra Müdürlüğünün ----- İcra Müdürlüğünün------Sayılı dosyasının tetkikinde takibin ilamsız takip olduğu, kambiyo senedine dayanmadığı, takip dayanağının nakten olarak belirtildiği, takip dosyası içeriğinde takibin esas dayanağının müteveffadan sadır olduğu iddia edilen senede dayalı olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, takibin davacılara mirasçı olarak yöneltildiğine ilişkin de delil bulunmadığı, ilamsız takibe müteveffa tarafından itiraz edilmediği takibin kesinleştiği, icra dosyasında müteveffadan sadır senedin varlığına ilişkin bir delil bulunmadığı, senedin varlığının tespiti için davacının senedin ------ Noterliğince düzenlendiği iddiası üzerine ilgili noterliğe yazı yazıldığı, noterlik nezdinde de senede ulaşılamadığı, davacı vekilinin 28/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde davaya konu borcun davalı tarafından önce 30.000 TL iken 300.000 TL olarak tahrifat edilen ve müteveffayı tehdit için kullanılan senede dayandığını belirttiği ancak icra dosyasının senede dayanmadığı, senedin varlığının da davacı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından varlığı tespit edilemeyen senede dayalı olarak borçlu olmadığı tespiti talebinin yerinde olmadığı kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Dosyada Adli Yardım kararı bulunduğundan, alınması gerekli karar harcı 615,40-TL 'nin Davacı taraftan tahsil edilerek, hazineye irat kaydı yapılmasına,
3-Dosyada Adli Yardım kararı bulunduğundan, ve suç üstü ödeneğinden yapılan 230,00 TL tebligat ve müzekkere gideri yargılama giderlerinin davacı taraftan tahsil edilerek hazineye irat kaydı yapılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 48.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.