İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/391 K.2025/911
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/391 Esas
KARAR NO: 2025/911
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 04/06/2024
KARAR TARİHİ : 21/11/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------yaya halinde ve kaldırımda bulunan Müvekkil ------- plakalı aracın çarpması sonucu, davacı müvekkil ----- ağır şekilde hayatlarına tehlikeye sokacak biçimde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen kaza sırasında davacı ----- kusur ve ihmali söz konusu olmadığını, meydana gelen kazada kusur tamamen ---- plakalı araç sürücüsü --- ait olduğunu, ---------sayılı yasa gereğince trafik kazalarında tedavi giderlerini karşılamakla yükümlü olduğunu, somut olayda davacı müvekkil kaza sonucu ağır şekilde yaralanmışlar ve tedavileri hala devam ettiğini, izah edilen ve re’ sen gözeteceğiniz hususlar doğrultusunda; trafik kazasında ağır yaralanan davacı için şimdilik davacı -----10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden, tedavi giderlerinin de diğer davalı---- tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 30.04.2022 tarihinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazasına dayalı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat talebiyle dava açıldığını, ancak söz konusu talebin hangi zarar kalemlerinden oluştuğunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmediğini, bu haliyle talebin soyut ve genel nitelikte olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükümlülüğüne aykırılık bulunduğunu, ayrıca dava konusu alacağın dava tarihinde davacı tarafından belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca dava açılmadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmasının zorunlu bir dava şartı olduğu, somut olayda davacı tarafından müvekkili sigorta şirketine dava öncesinde yapılmış geçerli bir başvurunun bulunmadığı, tazminat talebinin değerlendirilmesi için zorunlu olan maluliyet raporu ve diğer belgelerin ibraz edilmediği, sigorta şirketlerinin maluliyet belirleme yetkisinin bulunmadığı, geçerli bir sağlık kurulu raporu olmaksızın yapılan ya da hiç yapılmayan başvuruların hukuken geçerli kabul edilemeyeceğini, bu sebeple davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, bunun yanında, kaza tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle de reddinin gerektiğini, esasa ilişkin ise; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, somut olayda kusur durumunun ve kazanın oluş şeklinin henüz ispat edilmediği, davacının iddia ettiği maluliyetin meydana gelip gelmediği ile meydana gelmiş olması hâlinde bu maluliyetin dava konusu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, maluliyet tespitinin yürürlükteki mevzuat uyarınca yetkili sağlık kuruluşlarından alınmış raporlarla yapılması gerektiği, üniversitelerin adli tıp anabilim dallarının bu konuda yetkili olmadığı, gerektiğinde -----rapor alınmasının zorunlu olduğunu, ayrıca davacının kazaya bağlı olarak -------veya başka kurumlardan gelir ya da tazminat alıp almadığının araştırılması ve varsa bu ödemelerin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, ayrıca, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin yürürlükteki -------- sorumluluğunda olduğu, sigorta şirketinin bu zarar kalemlerinden sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafından dava öncesinde usulüne uygun başvuru yapılmadığından sigorta şirketinin temerrüde düşmediği ve bu nedenle kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle usulden, bu mümkün görülmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı ------- vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının dava dilekçesinde, geçirdiğini iddia ettiği kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının tahsilini talep ettiği, ancak bu taleplerin zamanaşımına uğradığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 73. maddesi uyarınca rücu istemlerinin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda bu sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat uyarınca, trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ------tarafından karşılandığını, müvekkili Kurumun trafik kazaları sonucu ortaya çıkan tedavi, tıbbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderlerini ----- çerçevesinde karşıladığını, bu kapsamda davacının tedavi giderlerine ilişkin yasal yükümlülüğünü yerine getirdiklerini, buna karşılık, iş göremezlik zararları ile maddi ve manevi tazminat talepleri ve bakıcı giderleri yönünden------- herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, bu taleplerin muhatabının davalı sigorta şirketi olduğunu, davacının trafik kazası nedeniyle yaptığı tedavi masraflarının ----- göre ödendiğini, müvekkili Kurum ile davacının tedavisinin yapıldığı sağlık kuruluşu arasında sözleşme bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, sözleşme bulunmaması ve tedavinin acil hal kapsamında yer almaması durumunda SUT’un 1.7 maddesi uyarınca tedavi giderlerinin Kurum tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep edilmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Poliçe ve Hasar Dosyası, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:Dava , Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacılar vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilmiştir. Ne var ki, -------tarihli duruşmada davacı vekilinin yapılan tüm yoklama ve çağrılara rağmen duruşma için hazır olmadığı mazeret de bildirmediği, duruşmada hazır bulunan davalı sigorta şirketi vekilinin de davayı takip etmediklerini beyan ettiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine taraflarca takip edilmeyen davanın, 6100 sayılı HMK'nin 150/4. maddesine göre taraflarca yenilenmesine kadar; dosyanın 6100 Sayılı HMK'nin 150/1. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 150/4 maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde taraflar ve/veya vekillerince davanın yenilenmesi talebinde bulunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile davacının dosyanın işlemden kaldırıldıktan sonra vefat ettiği ve mirasçıların da mirası reddedikleri beyan edilmiştir. Bu beyana göre alınan nüfus kayıtlarından davacının 29/05/225 tarihinde vefat ettiği ve böylece TMK'nin 28/1 maddesi gereğince taraf ehliyetinin son bulduğu tespit edilmiştir. Buna göre dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay süreyle dosyanın derdestlik durumu devam etmekle birlikte; davacı vekilinin vaki beyanı gereği HMK'nin 55.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve davacının mirasçılarının davada yer almalarının temini açısından bir işlem yapılmasına gerek görülmemiştir. Öte yandan davacı vekilin de, 6098 Sayılı TBK'nin 43/1 ve 513/1 maddesi gereğince vekalet sözleşmesi ve vekilliği son bulduğundan vekil kaydının kaldırılması gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlara ve gerçekleşen yasal sürece göre nihayetinde dosyanın hakim önüne getirildiği gün itibarıyla inceleme yapılarak 6100 Sayılı HMK'nin 150/5 maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırıldığı 08/05/2025 tarihinden itibaren üç aylık sürenin dolduğu gün olan 03/10/2025 günü itibarıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve kayıt kapatılmıştır.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 331/3 maddesi gereğince tamamen davacı (mirasçıları) sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi -----bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davacıdan (mirasçılardan) alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, 6100 Sayılı HMK'nin 150/5 maddesi gereğince 03/10/2025 GÜNÜ İTİBARIYLA AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı (mirasçılar) üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan peşin harcın (427,60 TL) mahsubuyla bakiye 187,80 TL harcın davacıdan (mirasçılardan) alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca-------bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan (mirasçılardan) alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Davalı sigorta şirketi kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 10.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan (mirasçılardan) alınarak işbu davalıya verilmesine,
6-)Davalı ------- yönünden harçlandırılmış bir dava ve talep olmadığından bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-)Davalılar tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
9-)Mahkememiz esas kaydının işbu karar gereğince kapatılmasına,
Dair; taraf vekillerinin yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/11/2025