İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2014/956 K.2024/1051
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/956 Esas
KARAR NO: 2024/1051
DAVA: Haklı Nedene Dayalı Limited Şirketin Müdürünün Azli ve Kayyım Atanması
DAVA TARİHİ: 22/01/2008
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Haklı Nedene Dayalı Limited Şirketin Müdürünün Azli ve Kayyım Atanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: İş bu dava ---- açılmış olup, ----sayılı bu dosyada;Davacılar vekili, davalı ile müvekkili davacılar murisi ---- dava dışı - -----kurucu ortakları olduklarını, %65 pay sahibi olan davalının -----yılından beri müşterek imza ile yetkili,--- yılından beri de tek imza ile yetkili müdür olarak görev yaptığını; davacıların murisinin ----- tarihinde öldüğünü, müvekkillerinin ölen murisleri sebebiyle şirketin paydaşı haline geldiklerini, şirketin açıklık, doğruluk ve iyi niyet kurallarına göre faaliyette bulunması gerekirken yaptıkları harici araştırmada murislerine ait ----sayılı şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararda ve----- tarihli vasiyetnamedeki imzanın sahte olduğunu tespit ettiklerini, şirket kayıtlarını incelemelerinde ise çelişkiler olduğunu tespit ettiklerini, şirkete ait paraların hissesinin sonradan davalıya devreden 3.ortak ile davalı adına açılan hesaplarda usulsüzlükler bulunduğunu, davalının bunları kendi adına geçirdiğini, yönetimde ağır kusur ve basiretsiz davranışlarının bulunduğunu, şirketi zarara soktuğunu, şirket kayıtlarını usulsüz tuttuğunu belirterek davalının şirket müdürlüğünden azline ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı her ne kadar davalının şirket yöneticiliğine seçilişine ilişkin olan ve -------- tarihinde alınan; söz konusu kararda veraset ilamı gereğince hisse geçişi ve bu hisse ve hissedarlara nazaran davalının yönetici seçilmesine dair kararında iptalini talep etmiş ise de; söz konusu kararın davalının yönetici seçimine ilişkin olduğu, davalı şirketin iş bu davada taraf olmadığı, genel kurul kararının iptali için sürenin geçtiği ve doğrudan şirket yöneticisinin azline ilişkin kararla davacının amacının gerçekleşeceği nazara alınarak iş bu davanın sadece şirket yöneticisinin azli niteliğinde olduğu, kayyım atanması talebinin ise; tedbir niteliğinde olduğu; mahkememizce şirket müdürünün azli halinde şirketin yerine geçerek yönetici atanmasının mümkün olmayacağı, ancak azil kararına kadar tedbir niteliğinde kayyım atanabileceğinden davanın sadece şirket müdürünün azline ilişkin bir dava olduğu kabul edilmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili, iş bu davanın şirket müdürünün azline ilişkin olduğu, müvekkilinin şirketin imza yetkilisi olduğunu, dolayısıyla davanın tüzel kişilik olan şirkete yöneltilmesi gerektiğini; husumet sebebiyle davanın reddinin gerektiğini; şirket ana sözleşmesinin 9.maddesi gereğince şirket müdürünün ancak şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulunun kararıyla değiştirilebileceğini, böyle bir karar olmadığını, davacıların şirket yöneticisinin değişlikliği için önce genel kurula başvurması gerekirken doğrudan dava açılamayacağını, açılan davanın usul eksikliği nedeniyle de reddi gerektiğini, davacıların amacının miras yoluyla gelen şirket paylarını rayiç değerinin çok üzerinde bir bedelle müvekkiline satmak olduğu, şirketten çıkma talebiyle dava açacaklarına iş bu davayı açtıklarını; şirketin bu güne kadar hiç zarar etmediğini sürekli kâr edip yıllık cirolarını artırdıklarını, 90 kadar çalışanı olduğunu, ---- yılının cirosunun ----- yılının cirosunun ise --- olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, haklı nedene dayalı limited şirket müdürünün azline ilişkindir. Tarafların dava dışı limited şirketi ortağı oldukları, davalının bu şirketin müdürü olduğu ve halen görevine devam ettiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki ihtilaf, müdür davalının bu görevinden azlini gerektirir haklı bir nedeni var olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamına, dava dışı limited şirketin bir aile şirketi niteliğinde olduğu, davacıların tarafların babası olan ortağın ölümü sonrası mirasçılık yoluyla şirkete ortak oldukları da yansımaktadır. Limited şirketin organları arasında yer alan müdürler, limited şirketi idare ve temsil ederler. TTK'nın 543. Maddesinde ortaklara ait idare ve temsil yetkisinin kaldırılması hakkında kolektif şirkete ait 161 ve 162. Madde hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bunun için azil yönünden haklı sebebin varlığını iddia ve ispat edilmesi halinde mahkemece müdürün yetkisinin sınırlandırılması veya tamamen kaldırılıp azledilmesi mümkündür. Bu nedenle ''haklı sebebe dayalı şirket müdürünün azli'' davası açılabilmesi için davalı vekilinin ana sözleşmesinin 9. Maddesindeki şirket müdürünün değiştirilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair savunması yerinde değildir. Bu davayı açmak için öncelikle genel kurula başvurulmak zorunluluğu yoktur.Haklı sebep, kanunda tanımlanmamıştır, her davada somut olayın özelliğine göre haklı sebebin var olup olmadığını mahkeme belirler. Haklı sebep, genel olarak limited şirketin idare ve temsil yetkisini kullanmasına basiretsizlik, ağır ihmal ve benzeri haller olarak ortaya çıkar.Somut olayda------tarafından gerçekleştirilen ilk yargılamada ----- tarihleri arasında şirket müdürlerinin ---- ve ----olduğu, her ikisinin de münferiden şirketi temsil yetkisinin bulunduğu,------ tarihleri arasında ise yine bu iki kişinin ancak bu kez müşterek imzayla şirketi temsil yetkisinin bulunduğu, ------ imza yetkisi kaldırılarak 3 yıl için şirketi münferit imza ile temsil yönünden davalımızın seçildiği; bu nedenle ileriye sürülen iddiaların---- tarihinden öncesine ve sonrasında yapılıp yapılmadığı ayrılarak incelenmesi gerektiği; ----- ibra edildiği için davalımızın da ibra edilmiş sayılacağı; şirketin kasa, banka havaleleri, çek ve senet hesapları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile, satış faturalarının incelenmesi sonunda kayıtların muhasebe sistemi uygulama genel tebliğleri hükümlerin ve usulüne uygun olduğu,---- yıllarına ait ticari kayıtlar ve diğer ilgili evrak ve belgelerden şirket müdürüne aylık 25.000 TL gibi bir ücret ödemesinin bulunmadığını, banka ve kasa çıkışlarına göre şirket müdürlerine ait ücret olarak hiçbir ödemeye rastlanmadığını, örtülü sermaye kullanılmadığını, buna göre davalının müdür sıfatıyla iddia edildiği gibi -------- meblağı zimmetine geçirildiğine ilişkin herhangi bir somut olguya rastlanmadığı, ispat edilen diğer işlemlere ilişki olarak da , yevmiye kayıtları, banka ekstreleri, müşteri cari hesapları, satıcı cari hesapları, muhasebe evrakı ve dayanakları üzerinde bilirkişiye yaptırılan incelemelerde muhasebe temel prensiplerine ve vergi usul kanununa aykırı hiç bir işlem ve kayda rastlanmadığı, şirketin gelir tablosunda mali verilerindeki pozitif gelişmeler, şirketin kâr eden bir şirket olması ve enflasyon üzerinde bir büyüme göstererek kâr ettiği nazara alınarak davanın --- tarihinde reddine karar verildiği; İş bu kararın davacılar vekili tarafından temyiz edildiği, ----- kararında ''mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirilmeler içermediği gibi, bilirkişi raporu uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacılar vekilinin ileriye sürdüğü nedenleri de kapsar şekilde davalı müdürün ibra edilmiş sayılması söz konusu değildir. Önceki dönemde davalı ile birlikte müdürlük görevinde bulunan sonra ortaklığını devir eden ve mirasçılık dolayısıyla yeniden ortak sıfatını kazanan davacı ----- ibra edilmiş olmasının davalının da ibra edildiği sonucunu doğurmayacağı; esasen, gerçek anlamda ibranın, ibra edilen hususlar bakımında müdürler hakkında tazminat davası açılmasına engel teşkil etse de, aynı nedenlerin azil nedeni olarak ileriye sürülmesini engellemeyeceği; öte yandan davacıların mirasçı olarak ortaklık sıfatı kazandığı andan sonraki döneme ilişkin haklı nedene veya nedenlere dayanabilecekleri, önceki dönemle ilgili olayları haklı neden olarak ileriye süremeyecekleri yönündeki değerlendirmede de yönetim ve temsil organı olan müdürlük fonksiyonu ile bağdaşır nitelikte olmadığını; başka bir anlatımla ortağın bu sıfatı kazanmadan önceki dönemlerdeki nedene dayalı olarak müdürün azlini talep etmesinin mümkün olduğunu, ayrıca davacıların sahte imza ile alınan kararlar iddiasının da üzerinde hiç durulmadığını belirterek eksik incelemeye dayalı verilen kararın bozulmasına'' hükmedilmiş, dosya yeniden yargılama yargılama üzere mahkememize gönderilmiş,
Dosya -----sayılı dosyasına kaydedilmiş, bu kez mevzuat değişikliği nedeniyle tek hakim ile bakılmaya başlanmış, bilahare ----- yakasındaki adliyelerin birleştirilmesi ile ----Esasına kaydedilmiş, ancak ticaret mahkemelerinin heyetli hale getirilmesinde dosya---- esasımıza kaydedilmiş, yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur.Mahkememizce yukarıda anlatılan bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, bozma ilamında gösterilen incelemelere geçilmiş olup; öncelikle imza sahteciliği olduğu iddia edilen kararların tetkikine başlanmış; söz konusu kararlarda imza sahteciliği yapılmış ise bunun davalı yöneticinin haklı bir azil sebebi olacağı çerçevesinde yapılan incelemede; davacıların murisi ------- ölmeden önce attığı bu imzaların ''basit tersim'' niteliğindeki imzalar olduğu; bir başka deyişle imza niteliğinde olmadıkları bu sebeple sahte olup olmadığının da incelenmesinin mümkün olmadığı yolundaki mahkememizce alınan adli tıp raporu ve aynı doğrultudaki icra hukuk mahkemesi dosyasında alınan rapor çerçevesinde davacıların sahtecilik iddiasının doğrulanamadığı kabul edilerek diğer incelemelere geçilmiştir.Mahkememizce davacıların iddia ettiği hususlar ile ilgili bozmadan sonra şirketin kayıtları üzerinde rapor ve ek raporlar alınmak suretiyle inceleme yaptırılmıştır. Bozmadan sonra alınan 05/03/2021 tarihli raporda; ''Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ve yukarıda yapılan tespitler ve davalı şirket müdürünün şirket malvarlığının satışından elde edilen tutarı kendi hesabına alması açık şekilde sorumluluğunu gerektirmekle birlikte, tespit edilen tutarların şirketin sermaye artırımında ortakların sermaye paylarının ödenmesinde kullanıldığı, şirket kasasında olması gereken meblağın, önce artaklara payları oranında aktarılmış, sonrasında da sermaye artırımında kullanıldığı, bir nevi bedelsiz sermaye artırımı yapıldığı, bu durumda şirketin ve dolayısıyla şirket ortaklarının bir zararının söz konusu olmadığı, bu sebeple müdürün sorumluluğunun ön şartı olan zararın bulunmaması sebebiyle davalının bu işlemelerden dolayı sorumluluğunun şartlarının oluşmadığı, Şirketin yabancı kaynağa ihtiyacı olmamasına rağmen ortaklardan borç alması konusunda, borçlanmanın şartlarının önem taşıdığı, şirket kayıtlarında inceleme yapılamaması sebebiyle, şirketin zarara uğrayıp uğramadığı hususunda bir tespit yapılamadığı, Şirketin kar dağıtmaması kararı genel kurul tarafırıdan alındığı, bu sebeple genel kurul tarafından alınan karar sonucu karın dağıtılmamasından dolayı şirket müdürünün sorumlu olmadığı'' bildirilmiştir.Mahkememizce bu rapor için verilen inceleme kararında dava dışı şirketin kayıtlarının incelenmesine incelenmesine ve ibrazına karar verilmesine rağmen bu kayıtlar ibraz edilmediğinden dolayı söz konusu rapor kayıtlar incelenmeksizin hazırlanmış olup, rapora itirazlarda nazara alınarak yeniden inceleme kararı verilmiş, alınan 20/08/2021 tarihli raporda da itirazlar incelenmiş olup ancak, davalı şirketin kayıtları incelenemediğinden ve dosya içinde de davalının kişisel menfaat sağladığı ve şirketi zarara uğrattığına dair kesin kanaat oluşturacak bir delil bulunmadığından kök rapordaki görüş tekrarlanmıştır.Bu aşamadan sonra mahkememizce ----- Karar sayılı dosyası, ------ sayılı dosyasının içeriği ve bu dosyalarda alınan raporlarda dikkate alınmak suretiyle davacı vekilince 20/02/2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan uzman görüşü ve davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazları nazara alınmak suretiyle yeniden ve Prof.Dr. ----- tüm bu toplanan deliller nazara alınmak suretiyle rapor alınmış; Anılan raporda sermaye artırımına ayrılan para çıktıktan sonra kalan paranın akıbetinin tespit edildiğini ve davalı şirket müdürünün hesabına kaydedildiğinin bilirkişi raporuyla açık ve sabit olarak ortaya çıktığı görülmüş; bu çerçevede şirketin davadan önceki her yıl ekonomik yönü güçlense de ve daha çok kâr etse de davalı şirket yöneticisinin zimmetinde kalan bir paranın bulunduğu; -----------müşterek hesabından önce davalının hesabına, ardından ---- hesabından şirkete aktarılan ve ortağın alacağı olarak kaydedilen 4.732.129,66 TL nin, 2.988.504,75 TL sinin sermaye artırımında kullanıldığı, ancak kalan------ ortak cari hesabında kaldığı ve bu paranın bir şekilde şirket lehine yada şirket için kullanıldığına dair hiçbir kaydın bulunmadığı; böylece davalı şirket yöneticisinin zimmetine para geçirdiği; Yargıtay kararında da vurgulandığı üzere bir dönem birlikte görev yaptığı şirket yöneticisine dava açılmamış olmasının davalıyı kurtarmayacağı çünkü diğer yönetici ile birlikte yaptığı bir işlemden dolayı değil kendi zimmetine geçirdiği / zimmetinde kalan bir paradan dolayı görevini kötüye kullandığı tespit edilmiş, bu miktar bir paranın zimmetine geçirmenin bir şirket yöneticisi için haklı nedenle azil sebebine teşkil edeceği nazara alınarak ve davalı vekilinin ------ dosyasının bekletici mesele yapılmasına dair (bu dosyada davalımız olan yöneticinin şirkete verdiği zararın tahsili talep edilmekte) savunmasının da rapor ve son alınan 3. Raporda şirketin zarara uğradığının belirlenmesi karşısında şirket yöneticisinin azline karar vermek gerekmiş, Davacılardan ---- iş bu davayı----- tarihi olan ölüm tarihinden evvel takip etmediği, dosyanın işlemden kaldırıldığı ve açılmamış sayılmasına şartlarının gerçekleştiği, onun ölen oğlı----- mirasçıları yönünden de davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, diğer davacılar ve mirasçılar yönünden ise davanın kabulü gerektiği nazara alınarak aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın ----- mirasçıları ve sonradan ölen oğlu----- mirasçıları yönünden DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Diğer davacılar yönünden davanın KABULÜNE,
Davalı-----;
---- numarası kayıtlı olan --------müdürlüğünden azline,
Davacıların kayyım atanmasına ilişkin talepleri ihtiyati tedbir niteliğinde bulunduğundan ve mahkemece azledilen yeni yönetici yerine hükmen bir yönetici atanmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle sadece kayyım atanabileceği, verilen kararın niteliği gereği de yeni yöneticinin şirket tarafından seçilmesi gerektiğinden ihtiyati tedbir niteliğindeki şirkete kayyım atanması talebinin reddine,
İş bu dava maktu harca tabi bulunduğundan alınması gereken 427,60 TL harçtan maktu karar harcının mahsubu ile peşin olarak alınan 14,00 TL nin mahsubu ile eksik 413,60 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu amaçla harç tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
Tamamı davacı tarafça karşılanan; ------zamanındaki toplam 1.650,00 TL bilirkişi inceleme ücreti ve 57,40 TL tebligat gideri ile dosyamız için yapılan 7.400,00 TL bilirkişi inceleme ücreti ve 150,00 TL tebligat gideri ile toplam 28,00 TL başvuru harcı ve peşin ilam harcının toplamı 9.285,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılar ------- verilmesine; karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa ismi geçen bu davacılara iadesine,
Karar tarihindeki AAÜT gereğince davacılar ---- lehine 30.000,00 TL maktu vekalet ücreti takdirine, davalıdan alınarak bu davacılara verilmesine,
Açtıkları davada HMK 150 madde gereğince açılmamış sayılmasına karar verilen -----mirasçılarından ise 30.000,00 TL maktu vekalet ücreti alınarak davalıya ödenmesine,
Dair karar, bir kısım davacı vekilleri -------------------davalı vekilinin yüzüne karşı karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 19/12/2024