İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1652 K.2024/1551

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1652 📋 K. 2024/1551 📅 04.11.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1652
KARAR NO: 2024/1551
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2024
NUMARASI: 2024/132 Esas - 2024/751 Karar
DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
Davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacılar vekili; davacıların murisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada 21/02/2020 tarihinde mahkumiyet kararı verildiğini, istinaf üzerine İstanbul BAM 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini,murisin 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, durumun şirketlere bildirildiğini, ihtar ve ihbar edilen ihtarnamenin tebliğine rağmen şirketlerce hisselerin mirasçılara devir işleminin yerine getirilmediğini belirterek, davacıların mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesine, davalı şirketin 2022 yılı bilanço suretinin davacılara bildirilmesine,geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak miras payları oranında davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili;murisin davalı şirket ortağı olduğunu,murisin hisselerine el konulduğunu ve müsadere edildiğini, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan herhangi bir karar olmadığını,davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açılıdğını, şirkete TMSF nin kayyım atandığını,şirket yönetiminin genel kurul yetkilerine haiz olmadığını, murisin vefatı sebebiyle ceza davasının düşürülmesine karar verilmesinden dolayı, suça konu şirket hisselerine ilişkin verilen müsadere kararının ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin iddiaların hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın usulden , aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;murisin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiğinin anlaşıldığı,davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itiraz olmadığı, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran anonim şirket genel kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan tüm geçmiş dönem kar paylarının dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmadan dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama kapsamında 21.02.2020 tarihli mahkûmiyet kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul BAM 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verildiğini, murisin 20/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, TCK'nın 64. maddesinde ''(1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düsürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi esya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.'' denildiğini, bu nedenle de Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından müvekkil hakkında verilen mahkumiyet kararı hakkında düşme kararı verilecek ve hem hem de müsadere kararı yönünden bozulmasına karar verileceğine inançlarının tam olduğunu,müsaderesi mümkün olmayan hisselerin müvekkillere intikal etmesinin kanuni zorunluluk olduğunu, müvekkillerin ortaklıktan doğan haklarını kullanabilmesi için deftere kayıt zorunlu olduğunu, 15 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre; TMSF nin, Cumhurbaşkanına bağlandığını,mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının satılmasına veya feshi ile tasfiyesine TMSF'nin bağlı bulunduğu Cumhurbaşkanı tarafından karar verilebileceğini, TMSFnin yetkilerini aşmak sureti ile tesis ettiği 4 Ekim 2019 tarih ve 2019/483 sayılı kararın iptali gerektiğini, müvekkillerin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterine işlenmesi ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kar paylarının hesaplanarak müvekkillerin hesaplarına ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava;davacılar murisine ait olan davalı şirket hisselerinin davacı mirasçılar adına tescili ile biriken kar payının miras payı oranında davacılara ödenmesi istemine ilişkindir. İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D. İş numaralı kararı ile 647 Sayılı KHK'nın 19 maddesi uyarınca davalı şirkete TMSF'nin kayyım atandığı, hissedar murisin, ceza yargılaması sırasında vefat ettiği, 01.07.2022 Tarihli ve Kar Dağıtımı Konulu Yönetim Kurulu Kararı ile , "..Kâr payı ödeme şeklinin ve ödeme tarih/tarihlerinin Şirketinizin nakit akışı dikkate alınarak Şirketiniz Yönetim Kurulunca belirlenmesine,.. Dağıtımına karar verilen kârın; milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında mahkûmiyet kararı bulunmayan hissedarların Şirketiniz Yönetim Kurulunca belirlenerek bu hissedarlara payları oranında ödenmesine, soruşturma veya kovuşturması devam eden hissedarların belirlenerek hissesine isabet edecek kâr payının; kovuşturmaya yer olmadığına, beraate, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar ödenmemesine,.."karar verilmiştir. Davacıların murisine ait hisseleri üzerinde halihazır durum itibariyle müsadere kararı bulunduğu, TCK'nın 64. madde uyarınca şüphelinin ölümü nedeniyle ceza davasının ölüm nedeniyle ortadan kaldırılması söz konusu ise de şirket hisselerinin müsaderesi hakkında yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Kayyım atanan TMSF'nin yönetim kurulu kararında da, terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da irtibatı nedeniyle nedeniyle haklarında mahkumiyet kararı bulunmayan ortaklara nakit kar payı olarak ödenmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; ceza davasında verilen müteveffaya ait olan şirket hisselerinin müsaderesine ilişkin kararın akıbeti belli olmadan davacıların şirket hisselerinin adlarına tesciline, kar payı ödenmesine karar verilmeyeceğinden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/11/2024