İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1128 K.2024/960
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1128
KARAR NO: 2024/960
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18/03/2021
NUMARASI: 2015/523 E. - 2021/335 K.
DAVANIN KONUSU: Ceza koşulu alacağının tahsili
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen tarihsiz mutabakat gereğince, müvekkilince alınan araçların davalı adına tescil edildiğini, sözleşmede beş yıl süre ile müvekkilinin araçlarının davalının bünyesinde C2 belgesi ile çalışmalarının düzenlendiğini, müvekkilinin önemli miktarda kredi borcu altına girerek araçları aldığını, kayden davalı adın tescil edilen araçların gerçekte müvekkiline ait olduğunu, müvekkili ile şirket yetkilileri arasında çıkan tartışmalar nedeniyle haklı bir neden olmaksızın 23.03.2015 tarihinde müvekkiline ait araçların devir edilerek sözleşmenin feshedildiğini, haksız fesihle müvekkilinin zarara uğradığını, davacının basiretli tacir gibi davranmayarak sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, mutabakata göre sözleşmenin ihlal eden tarafından 50.000 USD cezai şart ödeyeceğini, alacağın 23.03.2015 tarihinde muaccel olduğunu ileri sürerek, anılan miktarın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında düzenlenen protokolden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirildiğini, müvekkilinin akde aykırı davranınışın bulunmadığını, davacı tarafından alınan araçların piyasa koşullarına uyum için yenilenmesi amacıyla davacının bilgisi dahilinde satıldığını ve bedelleri ile ... ve... plakalı araçların alındığını, bir süre bu araçların davacı tarafından kullanıldığını, ticari anlaşmazlık sonucu araçların Kadıköy ...Noterliğinin 22.03.2015 tarih ... ve ... yevmiye numaralı işlemleri ile davacının onay ve bilgisi ile kardeşi ...'e satılarak devir edildiğini, alıcının araçların gerçek sahibi olmayıp davacı adına vekaleten hareket ettiğini, davalı adına bankalardan kredi çekilemediğinden veya başka nedenle davacının araçları kardeşi adına devrine muvafakat ederek sözleşmenin feshine onay verdiğini, bu nedenle ayrıca bir fesih ihtarına gerek bulunmadığını, borca aykırı bir davranış bulunmaması nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceğini ve akde aykırılıktan kaynaklı bir zararın bulunduğunu, iddia ve ispat edilmediği savunularak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki tarihsiz mutabakatta; ... ve ... plaka sayılı araçların davalı şirket adına kayıtlı olsa da, gerçekte davacıya ait olduğunun, 5 yıl boyunca davacının kendi işini görürse davalı şirket tarafından C2 parası ödenmeyeceğini, vergilerin davalıya ait olduğu davacıca yeni araç alınırsa KDV'sinin davalı tarafından davacıya ödeneceğinin, bu süre içinde davacı tarafından üçüncü kişilere zarar verilirse davacı tarafından karşılanacağı, davacı tarafından gider gösterilmeyen faturaların KDV'sinin davalıya verileceği, bu şartnameye uyulmadığı takdirde 50.000 USD cezai şart ödeneceği taraflar arasında kararlaştırılmıştır. Davacı vekilince, davalı firma yetkililerinin oğlu ile çıkan tartışma sonucunda davacıya ait araçların noter satışı ile 23/03/2015 tarihinde devir edip kendi insiyatifleri ile sözleşmeyi herhangi bir ihtara gerek duymadan noter satışı ile feshettiklerini bu suretle mutabakata aykırı davranıldığını iddia etmiştir. Davalı vekili ise, sözleşmenin feshedilmediğini ... ve ... plakalı araçlar yerine yeni araçlar ... ve ... plakalı araçların alındığını, bu araçların bir süre kullanıldığını, taraflar arasında ticari anlaşmazlığa düşülünce davacının onayı ve vekaleten hareket ettiği sözleşmede davacının kardeşi ...'e araçların devrinin yapıldığını savunmuştur.... ve ... plakalı araçların, davalı tarafından davacıya kardeşi ...'in vekili olarak satılıp teslim edildiği, noter araç satış sözleşmeleri ile sabittir. Bu kapsamda; taraflar arasında imza edilen tarihsiz mutabakat tetkik edildiğinde, münhasıran taşıma işinin sözleşmede adı geçen ... ve ... plakalı araçlar ile yapılacağına dair bir mutabakatın olmaması, keza mutabakatta davalının arabaları devredemeyeceğine dair bir ediminin olmaması, işin açıkça hangi süre kadar devam edeceğinin kararlaştırılmaması, mutabakatta 5 yıl diye geçen hususun davacının 5 yıl boyunca araçlarla kendi işini görürse davalı şirket tarafından C2 parası ödenmeyeceği noktasında olması nedeniyle bu mutabakat hükmünün sözleşmenin belirli süreli (5 yıl) olduğu olarak yorumlanamayağı, davacının mutabakatnamenin hangi hükümlerine uyulmadığının davacıca ispat edilememesi, davacının taşımaya konu araçları satmasının sözleşmeyi fesih ettiği anlamına gelmeyeceği, fesih beyanının açık olması gerekmesi..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafça ikrar edildiği ve mahkemece kabul edildiği üzere, taraflar arasında taşıma işlerinde kullanılacak araçlara ilişkin mutabakat imzalandığını, mutabakatın taşıma işlerinde kullanılacak araçlara ilişkin olduğunu ve yapılacak taşıma işlerinden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini, sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, cevap dilekçesinde, 'fesihe yönelik irade beyanı' olarak değerlendirilmesi gereken bir takım hukuki işlemlerle sözleşmenin feshedildiğinin savunulduğunu, ancak tacir olan davalının TTK'da düzenlenen şartlara göre fesih iradesini bildirmesi gerektiğini, geçerli bir fesih bulunmamasına rağmen, adeta davalı şirketçe sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş gibi işlem yapıldığını, fesih nedeniyle taşıma yapılamadığından cezai şart alacağı doğduğunu, alınan bilirkişi raporu ile fesihteki haksızlığın belirlenmesine rağmen mahkemece raporun hiç değerlendirilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen tarihsiz mutabakata aykırılıktan kaynaklı ceza koşulu alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ...'in 16.02.2016 tarihinde öldüğü geriye mirasçı olarak ..., ..., ..., ... ve ...'in mirasçı olarak kaldığı, 18.05.2017 tarihli Kartal ....Noterliğinin ... yevmiye nolu işleminden anlaşılmaktadır. Mirasçılar vekili olarak Av. ... tarafından Kadıköy ...Noterliğinin 18.09.2015 tarih ve ... yevmiye nolu vekaleti ile Sultanbeyli ...Noterliğinin 11.03.2016 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletlerinin sunulduğu ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında tarihsiz şekilde düzenlenen ... ile ... Arasında Mutabakat Sözleşmesi ile davacı tarafından alınacak araçların işletilmesi esasları belirlenmiştir. Buna göre, ... ve ... plakalı araçlar davalı şirket adına kayıtlı olsa da, araçların davacıya ait olduğu, araçların beş yıl boyunca davacının işinde kullanılması halinde C2 parası ödenemeyeceği, araçların davacının işinde kullanılması halinde % 20 komisyon ödenmeyeceği, vergilerin davalıya ait olduğu, yeni araç alınması halinde KDV'lerin davacıya ödeneceği, davacının başka kişilere zarar vermesi halinde kendisi tarafından zararın karşılanacağı kabul edilmiştir. Taraf anlatımları ve sözleşmeden, davacı tarafından alınacak taşıma araçlarının davalıya ait C2 belgesi ile kullanılmasının kararlaştırıldığı ve bu kapsamda davacı tarafından alınan iki adet aracın davalı şirket adına tescil edildiği, bu araçların şirket adına kayıtlı olduğu sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir süre öngörülmemiştir. Sözleşmenin 3. maddesindeki 5 yıl boyunca araçların davacının işinde kullanılması halinde C2 parası ödenmeyeceğine dair hüküm sözleşmenin 5 yıl süreli düzenlendiği anlamına gelmemektedir. Sözleşmede belirlenen ... plakalı aracın 18.07.2013 tarihinde Kadıköy ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı işlemi ile ...'a satıldığı, ... plakalı aracın ise aynı noterliğin 29.03.2013 tarihinde ...'a satıldığı anlaşılmıştır. Taraf anlatımlarından bu araçlar yerine satın alınan ... plakalı aracın, sicil kaydının şirkete ait olması nedeniyle davacının vekil sıfatıyla hareket ederek ... adına satın alındığı, aynı şekilde... plakalı aracın da 23.03.2015 tarihli işlemle davacı tarafından ...'e satıldığı ve davacı ...'in de alıcı vekili olarak hareket ettiği anlaşılmıştır. Ceza koşulunun tahsiline karar verilebilmesi için zararın varlığı aranmasa da akde aykırı bir davranışın bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Yukarıda belirtildiği şekilde davacıya ait olup davalı şirket adına tescil edilen araçların, davacının vekil olarak hareket, ederek davacının yakını adına tescil edilmesinden sonra, davalı şirketin hangi eylemleri ile akde aykırı davrandığını somut olarak ileri sürülerek kanıtlanmaması nedeniyle, davacının cezai şart talep etmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesince belirlendiği üzere, satımın davacının onayı dahilinde gerçekleştiği ve davalının sözleşmenin hangi maddesini ihlal ettiğinin kanatlanmadığı görülmüştür. Sözleşmenin yazılı bir ihtarla feshi mümkün olduğu gibi eylemli bir şekilde de sözleşmenin feshedilmesi mümkündür. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin işleyiş biçimine göre, davacıya ait olup, davalı şirket adına tescil edilen iki adet aracın şirketten iade alınarak davacının katılımı ile üçüncü kişiye satılmasına göre, sözleşmenin karşılıklı iradelerle feshedildiği ve davalının akde aykırı bir davranışının bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline,3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.