İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/1766 K.2025/574

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1766 📋 K. 2025/574 📅 27.03.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1766
KARAR NO:2025/574
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:17.06.2021
NUMARASI:2020/58 Esas - 2021/583
DAVA:Tazminat (Gayrimenkul danışmanlığı sözleşmesinden kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekilince tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketle arasında Gayrimenkul Danışmanlığı Sözleşmesi bulunan davalının, bu sözleşmedeki rekabet yasağı yükümlülüğü ile diğer edim ve yükümlülüklerini ihlal eden fiil ve işlemleri nedeniyle, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte ve davalıdan tahsiline, davalının, sözleşme gereğince ödemesi gereken aylık bedellerden ödemediği 14.08.2018 tarihli ... sıra nolu fatura tutarı olan 9.260,64.-TL (dokuzbinikiyüzaltmıştürklirasıaltmışdörtkuruş) alacağın ve bu alacağa ilişkin olarak ödenmesi gereken 1.852,12.- TL. (binsekizyüzelliikitürklirasıonikikuruş) cezai şartın, davalının ihtarname ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Davalının, sözleşmeye ve davalı yanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanunu’nun 4/a. maddesi gereğince işleyecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte ve davalıdan tahsiline, Sözleşmenin 7. maddesinin c bendine aykırılıktan dolayı 20.000,00.- USD. (yirmibin amerikandoları) cezai şart alacağının, davalı yanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanunu’nun 4/a. maddesi gereğince işleyecek Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte ve davalıdan tahsiline,1.000,00.- TL.(bintürklirası) maddi tazminat alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 100.000,00.- TL. (yüzbintürklirası) manevi tazminatın alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Taraflar arasındaki sözleşme gereğince; davalı yanca Ağustos ayında ödenmesi gereken bedele ait 14.08.2018 tarihli ... sıra nolu fatura tutarı olan 9.260,64.- TL.'nın (dokuzbinikiyüzzaltmıştürklirasıaltmışdörtkuruş), davalının ihtarname ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fatura alacağı olan 9.260,64.-TL'nin %2 oranında cezai şart ödemesiolan1.852,12.-TL'nin (binsekizyüzelliikitürklirasıonikikuruş)davalının ihtarname ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesine ilişkin olarak bu davanın açılması zarureti doğduğunu, ayrıca; TTK'nın 56/1-c. maddesi gereğince, davalının haksız rekabet oluşturan fiil ve işlemleri sonucu ortaya çıkan maddi durumun düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan afiş - branda ve buna benzer araçların ve malların imhasına, İnternet sitelerinden bu içeriklerin silinmesine/kaldırılmasına; yine TTK'nın 59. maddesi gereğince;“Gideri davalıdan alınarak hükmün Türkiye genelinde yayın yapan gazetelerden birinde ilan edilmesine” karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;davanın konusunun taraflar arasında imzalanan Gayrimenkul Danışmanlığı Sözleşmesinden (Bağımsız Müteahhit Sözleşmesi) kaynaklanan haksız rekabet ve rekabet yasağına ilişkin cezai şart ve tazminat talebi olup ticari nitelikte olduğu, davacı tarafından davalıya fatura düzenleniyor olması .sözleşme gereğidavalıjnüvekkilin vergi kaydı açmasının zorunlu tutulması bunun açık kanıtı olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yine taraflar imzalamış oldukları sözleşmenin yetki başlıklı 8. Maddesinin e bendinde açıkça İstanbul Merkez Mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu belirlediklerini, bu nedenle görev ve yetki itirazlarının kabulü gerektiğini, yaklaşık 19 yıl önce sözleşmeye konu bölgede gayrimenkul danışmanlığı işine başladığını ve bu güne kadarda bu işle iştigal ettiğini, müvekkilin babası ..., ... 2000 isimli siteyi (şimdi mahalle olmuştur) inşa eden ... Holding bünyesinde 45 yıl çalışmış ve sitenin kuruluş aşamasında bulunarak sitedeki taşınmazların satışının sorumluluğunu üstlendiğini ve dolayısı ile bu site ve çevresinde ticari ve sosyal ilişkileri çok iyi olduğunu ve müvekkilde bu ilişkileri kullandığını ve bu durumu çok iyi bilen davacı yetkilisi ve broker ... bu bölgede ... Türkiye temsilciliğini aldıktan sonra müvekkile birlikte çalışmayı teklif ettiğini ve böylece 17 yıl önce çalışmaya başladıklarını hatta bu dönemde davacı firma sahibi ve broker ... müvekkili İkna etmek için "istediğin zaman ayrılıp kendi hesabına çalışabilirsin hiçbir sorun olmaz" dendiğini ancak uzun süre ... sistemi ile çalışan müvekkil, Maksimum sistemine geçmek isteyince müvekkile, dosyada mübrez sözleşmenin imzalanması gerektiği yoksa- sisteme dahil olamayacağı söylendiğini ve yine davacı firma sahibi ve broker ...'ün müvekkile "prosedür gereği imzalıyoruz içeriği çok önemli değil zaten 17 yıldır birlikte çalıştıklarını "Aramızda sorun olmaz" şeklinde beyanda bulunulması üzerine müvekkili sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya; gayrimenkul danışmanlık sözleşmesi, temlikname, internet sitesi ilan sayfası görüntüleri, noter tutanağı, tanık beyanları, bilirkişi heyet raporu kapsamında incelenmiş ve aşağıdaki değerlendirmeler sonucunda hüküm kurulmuştur.Davalı her ne kadar sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini iddia etmişse de, kendi soyut beyanı dışında iddiasını destekler nitelikte herhangi bir delili dosyaya sunmamış, bilirkişi raporunda da davalının iş akdini feshetmesine sebep gösterdiği faturalara itiraz etmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle mahkememizce sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği iddiasına itibar edilmemiştir.10.10.2018 tarihli temliknamenin incelenmesinde; temlik edenin lisans veren... Türkiye olduğu, franchise alan davacıya, "Gayrimenkul Danışmanlığı Sözleşmesi"nin “Gayrimenkul Danışmanının Hakları Ve Sorumlulukları” başlıklı 4.maddesinin 10.bendi ile “Belgelerin İadesi, Haksız Rekabet ve Ceza-i Şart” başlıklı 7.maddesinin C bendinde yer alan haksız rekabet yasağı düzenlemelerinin ihlalinden doğabilecek alacaklarını, davacıya usulüne uygun şekilde temlik ettiği, dolayısıyla davacının bu maddelerin ihlalinden doğabilecek cezai şartı davalıdan talep edebileceği anlaşılmıştır.Davacı, davalının sözleşmenin “Belgelerin İadesi, Haksız Rekabet ve Ceza-i Şart” başlıklı 7.maddesinin C bendinde yer alan “a.İşbu sözleşmenin sona erdirilmesi ya da süresinin bitmesi veya haklı olarak fesih edilmesinden itibaren derhal, Gayrimenkul danışmanı gizlilik değeri olsun olmasın tüm belge ve bilgileri, ofise ya da pazarlanan mülklere ait tüm anahtarları, sözleşme, form ve ofise ait kitapçıkları, gerekli şifreleri, müşteri listelerini ve pazarladığı portföylerin detaylarını ... alan’a iade edeceğini, b.Bu bilgi ve belgeleri sözleşmenin bitmesini müteakiben 1 yıl süre ile dahi doğrudan ya da dolaylı olarak, kendisi veya ikinci derece sıhri hısımları tarafından veya ortağı olduğu şirket veya adi ortaklıkta dahi kullanmayacağını veya kullandırmayacağını, bu hususta haksız rekabet kurallarına uyacağını, iltibasa mahal vermeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir.” düzenlemesine aykırı hareket ettiğini iddia etmişse de; davalının davacıya ait belge ve eşyaları bırakmadan iş yerini terk ettiği tespitini içeren ve davacı çalışanlarının imzaladığı tutanakta yer alan soyut beyanın, ihlalin ispatını sağlamaya yeterli olmadığı, davacı tanıklarından ...’ın; davalının davacı portföyünde olan taşınmazların anahtarlarını kopyaladığı, ...’ın; davalıyı on poşet evrakla çıkarken gördüğü, ...’ün; davalı ayrıldıktan sonra şirkete ait harita ve paftaları beraberinde götürdüğünü tespit ettikleri yönündeki beyanlarının da soyut isnattan ibaret olduğu, ayrıca ...’ın davalı tarafından işten çıkarıldığı, ...’ın davacının çalışanı olduğu, ...’ün ise davacı şirket sahibinin eşi olduğu göz önüne alınarak beyanlarının ispata muhtaç olduğu, dolayısıyla sözleşmenin 7/c maddesinin davalıca ihlal edildiği yönündeki iddianın ispat edilemediği değerlendirilmiştir.Davacı, davalının sözleşmenin “Gayrimenkul Danışmanının Hakları Ve Sorumlulukları” başlıklı 4.maddesinin 10.bendinde yer alan “İşbu sözleşmenin geçerli olduğu süre ile işbu sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesinden itibaren 2 yıl içerisinde gayrimenkul danışmanı, işbu sözleşme çevresinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde ... alanın işi işe bir başka şekilde bağlı işi işbu sözleşmenin geçerli olduğu ilçe ve çalışılan diğer ilçelerde (Büyükçekmece-Esenyurt-Hadımköy-Arnavutköy) bölge sınırları dahilinde yapamayacaktır.“ düzenlemesine aykırı hareket ettiğini iddia etmiştir. Büyükçekmece 14. Noterliğinin 04.09.2018 tarihli ve ... numaralı tutanağında; Büyükçekmece ilçesi... mahallesinin çeşitli yerlerinde ve farklı taşınmazlarda davalının “...” ibaresini içeren tanıtım afişlerinin bulunduğunun tespit edildiği, dosyada mevcut internet sayfası çıktılarında davalının Büyükçekmece sınırları içerisinde birçok taşınmaz için ilan verdiği görüldüğünden; davalının, sözleşmede yer alan ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra belli bir bölgede çalışmama şeklindeki rekabet yasağını ihlal ettiğinin açık olduğu değerlendirilmiştir.Fatura alacağına ilişkin yapılan incelemede; sözleşmenin 5/b maddesine göre “Gayrimenkul danışmanı, yapacağı ödemeleri belirtilen 7 gün içerisinde ödemediği takdirde, öncelikle toplam bedelin %20 oranında bir miktarı cezai şart olarak ... alana ödeme yapacak; toplam 1 ay içinde cezai şart ile birlikte ödeme yapmadığı takdirde, işbu sözleşmedeki fesih ile ilgili hükümler saklı kalmak koşuluyla, ödenmeyen toplam tutar, o tarihteki en yüksek merkez bankasının reeskont faizi ile birlikte kendisinden tahsil edilecektir.” düzenlemesi çerçevesinde, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının, davalıdan 9.260,64-TL fatura alacağının olduğu, davalının bu faturaya ve cari hesaba itiraz etmediği, gecikme faizi hesaplamalarının da sözleşmeye uygun yapıldığı tespit edildiğinden, bu alacak talebinin gecikme faizi ile birlikte kabulüne karar verilmiştir.Davacı, cezai şart yanında haksız rekabet sebebiyle maddi ve manevi tazminat talep etmiş olmakla; haksız rekabet yasağı ihlalinin cezai şart ödenmesi koşuluna bağlanmış olması ile TBK’nın 180.maddesi uyarınca hem cezai şarta hem de maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi mümkün olmadığından, davacının bu talebinin reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte cezai şartın ödenmesi ile davalının rekabet etmeme yasağı borcu ifa edilmiş olacağından, davacının davalının afişlerinin kaldırılması, internet sitesindeki ilanlarına erişimin engellenmesi yönündeki taleplerinin de reddi..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin 4/10 maddesi uyarınca takdiren 15.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği USD cinsinden mevduata ... Bankasının uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 9.260,64 TL fatura alacağı ve 1852,12 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 11.112,76 TL'nin temerrüt tarihi olan 09.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece Mahkemesi'nce; "Taraflar arasındaki sözleşmenin 7/c maddesinin davalı yanca ihlal edildiği yönündeki iddianın ispat edilemediğinin kabul edilmesi ve bu gerekçeyle sözleşmenin 7/c. maddesine dayalı cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin usul ve esas bakımından dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu,Davalının, sözleşmenin 7/c. maddesi ile yaptırıma bağlanan fiilleri / işlemleri gerçekleştirdiği, dosya kapsamında bulunan birçok yasal delille ispatlandığını, bu nedenle, sözleşmenin 7/c. maddesi gereğince talep edilen cezai şarta ilişkin talebin kabulü gerekirken, reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bu yönden kaldırılması ve yeniden kurulacak hükümle bu talebin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin müşteri portföyünde olan kişilere ait taşınmazların yedek anahtarını yaptırmak, taşınmazlarda bulunan afişleri indirmek ve yerine kendi afişini asmak gibi fiiller sözleşmenin ihlalini, hatta haksız rekabeti ortaya koyan maddi vakalar olduğunu, bu maddi vakaların tanık beyanları ile ispatı mümkün olduğunu, dinlenen tanıkların beyanları da, bu somut maddi vakaları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, davalının, sözleşmedeki rekabet yasağın hükmünü ihlal etmesi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin 4/10. maddesi uyarınca talep edilen, mahkemece de kabul edilen cezai şart alacağından, yasal ve maddi koşulları oluşmamasına rağmen takdiren 1/4 oranında indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Ayrıca; davacı müvekkilin TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümleri kapsamında talep edilen maddi ve tazminat ile buna bağlı diğer talepleri, "hem cezai şarta hem maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle reddedildiğini, buna rağmen, müvekkilinin maddi ve manevi zararlarını dahi karşılamayan cezai şart miktarından ayrıca 1/4 oranında takdiri indirim yapılmasının, kendi içinde çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin maddi ve manevi tazminat talebi, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.10. ve 7/c. maddelerinde düzenlenen cezai şart alacaklarından bağımsız olduğunu, bu alacakların doğma ve talep edilebilme koşullarının birbirinden farklı olduğunu, 6098 sayılı TBK'nın 179. maddesinde; "ifaya eklenen cezai şart" ve "ifa yerine geçen cezai şart" olmak üzere iki farklı cezai şart türü düzenlendiğini, dava konusu olayda, ifaya eklenen cezai şartın söz konusu olduğunu, bu nedenlerle; davacı müvekkilinin hem sözleşmeye dayalı olarak cezai şart alacağını, hem de davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle TTK.'nın 54. vd. maddelerine dayalı maddi ve manevi zararlarını talep hakkı bulunduğunu, Müvekkili tarafından dava öncesinde, davalıya gönderilen ihtarname ile cezai şart alacağı talep edilmiş ve davalı bu bakımdan temerrüte düşürüldüğünü, bu nedenle, ilk derece Mahkemesi'nce sözleşmenin 4/10. maddesi uyarınca hükmedilen 15.000,00 USD. cezai şart alacağına (hükmedilmesi gereken diğer cezai şart alacaklarına) temerrüt tarihinden değil, dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesi kararı, taraflar lehine / aleyhine hükmedilen yargılama giderleri bakımından ve vekalet ücreti bakımından da hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat talepleri hakkındaki vekalet ücretlerinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepler bakımından kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Bilirkişilerin, müvekkilinin 16.08.2018 tarihli tutanağa göre odasındaki tüm eşyalarını toplayarak işyerini terkettiğini bu nedenle akdin müvekkili tarafından feshedildiğini belirttiklerini, bu tespitin hatalı olduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 19 yıl önce sözleşmeye konu bölgede gayrimenkul danışmanlığı işine başlamış ve bu güne kadarda bu işle iştigal ettiğini, müvekkilinin babası ...'ın, ...isimli siteyi inşa eden ... Holding bünyesinde 45 yıl çalıştığını ve sitenin kuruluş aşamasında bulunarak sitedeki taşınmazların satışının sorumluluğunu üstlendiğini, dolayısı ile bu site ve çevresinde ticari ve sosyal ilişkilerinin çok iyi olduğunu, müvekkilinin de bu ilişkileri kullandığını, bu durumu çok iyi bilen davacı yetkilisi ve broker ... bu bölgede ... Türkiye temsilciliğini aldıktan sonra müvekkiliyle birlikte çalışmayı teklif ettiğini ve böylece 17 yıl önce çalışmaya başladıklarını, hatta bu dönemde davacı firma sahibi ve broker ... müvekkili ikna etmek için “istediğin zaman ayrılıp kendi hesabına çalışabilirsin hiçbir sorun olmaz” şeklinde ifadeleri olduğunu, ancak uzun süre ... sistemi ile çalışan müvekkilinin, maksimum sistemine geçmek isteyince müvekkiline, dosyada mübrez sözleşmenin imzalanması gerektiği yoksa sisteme dahil olamayacağının söylendiğini ve yine davacı firma sahibi ve broker ...’ün müvekkiline “prosedür gereği imzaladıklarını, içeriği çok önemli değil zaten 17 yıldır birlikte çalışıyoruz dediklerini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, hatta sözleşme imzalanırken 4-D maddesindeki cezai şart kısmı boş olup daha sonra doldurulduğunu, Bilirkişilerin bu hususları dikkate almadan tamamen davacının çalışanları ile birlikte yanlı olarak düzenlenen tutanağa dayanarak müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği sonucuna vardıklarını, kaldı ki tutanak içeriği incelendiğinde bu tutanağın müvekkili haksız çıkarmak için sonradan düzenlenmiş olduğunun da açıkça anlaşıldığını, ofis çalışanlarının sözleşme ihbar şartlarının ne olduğunu bilmesi ve fesih şeklinin uygun olup olmadığı yorumunu yapabilmesinin mümkün olmadığını,Rekabet yasağı ve cezai şarta ilişkin olarak hukuki değerlendirmeyi mahkemeye bıraktıklarını, rekabet yasağı ve cezai şartın geçersiz olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 13.05.2013 tarih ve 2013/9814 sayılı kararının “Anayasa’nın 48.maddesi uyarınca herkes çalışma hürriyetine sahip olup uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı kanunun 19,20,155,61 ve TMK 23.maddeleri karşısında davalının daha önce çalıştığı ilçede sözleşmesinin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile mesleğini icra edememesi bir rekabet etmeme koşulu değil,kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olup,davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bu hüküm ve dolayısı ile cezai şart koşuluda geçersizdir.”şeklinde olduğunu, yine benzer nitelikteki Yargıtay kararlarını dosyaya sunduklarını, bu kararların tam da müvekkilin durumuna uygun kararlar olduğunu, müvekkilinin danışmanlığını yaptığı şahısların hiçbiri davacının münferit müşterisi olmadığını, aralarında bir sözleşme olmadığını, zaten böyle bir sözleşme olsaydı müvekkilinin bu şahıslarala çalışmasının mümkün olmayacağını, müvekkili ve babasının ... sitesi ve çevresinde davacıdan daha eski olduklarını ve davacının müşteri portföyüne ihtiyacı bulunmadığını, davacının zararını ve iddialarını ispatlayıcı hiçbir delil sunamadığını, portföyünde ve müşteri sayısında hiçbir azalma olmadığını,Davacının iddiaları ve rekabet yasağı hükmü 4054 sayılı Rekabetin Korunması yasağının 4.maddesine de aykırı olduğunu, davacı tarafından 6102 sayılı TTK muhalefet ve haksız rekabet suçlaması ile yapılan şikayet hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/48769 Soruşturma ve 2020/2733 Karar sayılı ve 22.01.2020 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, iş bu karar " şüphelinin alınan ifadesi ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlen raporda şüpheli eylemlerinin haksız rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceği belirlenmiştir" gerekçesi ile verilmiş bir karar olduğunu, yani ortada bir haksız rekabet bulunmadığını, kaldı ki müvekkile teslim edilmiş bir portöy materyale ilişkin ortada bir teslim tutanağı da bulunmadığını, yani davacı müvekkile teslim ettiği portföy, şifre, materyale ilişkin hiçbir delil sunmadığını, soyut beyanlarda bulunduğunu, davacı bu iddiasını da ispatlayacak somut hiçbir delil sunmadığını, bu talebin de reddi gerektiğini,Dosyaya ibraz edilen ...’nin tarihi 10.10.2018 olup ....Şti. Görüldüğünü, oysa davacının ünvanı 18 Temmuz 2018 tarihinde ...A.Ş. olarak değiştiğini, (EK Ticaret Sicil Gazetesi) yani temlikname dava hakkı doğmadan önce düzenlendiğini, doğmayan bir khakkın devri mümkün olmadığını, oysa temlikname sözleşmenin feshinden sonra yani hakkın doğumundan sonra 10.10.2018 tarihinde düzenlenmiş olsaydı temlik alan kısmında ...A.Ş. yazması gerektiğini, ayrıca temliknamede temlik konusu alacak sadece 20.000 USD olarak belirtildiğini, sadece 20.000 USD cezai şart konusunda temlik verildiğini, bunun dışındaki tüm taleplerin davacının dosyaya sunmuş olduğu ... içeriğine aykırı talepler olup bu taleplere ilişkin olarak davacının dava açma ehliyeti taraf olma ehliyeti bulunmadığını, bilirkişiler davacı çalışanı ve ortağı olan davacı tanıklarının yanlı ve çelişkili ifadelerini de irdelemediklerini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında imzalanan Gayrimenkul Danışmanlığı Sözleşmesindeki rekabet yasağının ihlalinden doğan cezai şartın davalıdan tahsili, haksız rekabetin önlenlemesi ve bu fiil ve işlemler nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlarının tazmini ile haksız rekabete sebebiyet verdiği iddia edilen afiş ve internet sitesi ilanlarının kaldırılması ve fatura alacağının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne - kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi HMK 355 maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, kendisine franchise veren ... şirketi ile "Gayrimenkul Danışmanlığı Sözleşmesi"ni imzalayan davalının kendi şirketinde çalıştığını, franchise veren şirketin bu sözleşmenin rekabet yasağı düzenlemelerinin ihlalinden doğacak cezai şart alacaklarını kendilerine temlik ettiğini, davalının ise sözleşme gereğince kendisine ödemesi gereken faturaları ödemediğini, sözleşmeyi kendi isteği ile feshettikten sonra sözleşmenin; davacıya ait tüm belgeleri iade edeceği, bu belgeleri bir yıl süre ile haksız rekabete mahal verecek şekilde kullanmayacağı ve davacı şirketin faaliyet gösterdiği bölgede iki sene çalışmayacağı şartlarını içeren rekabet yasağı maddelerini ihlal ettiğini, bu nedenle sözleşme hükümleri gereğince cezai şart ödemesi gerektiğini; ayrıca, şirketin müşteri listesini ve gayrimenkul portföyünü kullanarak müşterilerle haricen iletişime geçtiğini ve hâla davacı için çalışıyormuş algısı uyandırarak müşterileri yanılttığını, davacı şirketin poster ve afişlerini kaldırıp yerine kendi afişlerini astığını ve rekabet yasağına dahil edilen bölgede faaliyet gösterdiğini iddia ederek, davalıdan sözleşmenin 4.10 maddesine aykırılık nedeniyle 20.000 USD cezai şart alacağı, sözleşmenin 7.c maddesine aykırılık nedeniyle 20.000 USD cezai şart alacağı, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca 2018 yılı Ağustos ayına ilişin 9.260,64 TL fatura alacağı ile sözleşme uyarınca %20 oranı ile belirlenen 1.852,12 TL gecikme cezası alacağı; sözleşmeye aykırılık dışında TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet nedeniyle 1.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazmınat alacağının tahsili ile, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabete konu iddia edilen afiş ve internet sitesi ilanlarının kaldırılması ve kararın ilan edilmesi taleplerinde bulunmuştur.Davalı, davanın reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesince, sözleşmenin 4.10 maddesi uyarınca cezai şart isteminin kabulü ile TBK'nın 182. maddesi uyarınca tenkis uygulanarak 15.000 USD cezai şart alacağının, 9.260,64 TL fatura alacağı ile sözleşme uyarınca %20 oranı üzerinden belirlenen 1.852,12 TL gecikme cezası alacağına ilişkin istemlerin kabulüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talepleri yanı sıra, TTK'nın 56/1-c. maddesi gereğince davalının haksız rekabet oluşturan fiil ve işlemleri sonucu ortaya çıkan maddi durumun düzeltilmesi ve tecavüzün önlenmesi için haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan afiş - branda ve buna benzer araçların ve malların imhasına, internet sitelerinden bu içeriklerin silinmesine/kaldırılmasına, TTK'nın 59. maddesi gereğince haksız rekabetle ilgili kararın ilanına karar verilmesini de talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; haksız rekabet yasağı ihlalinin cezai şart ödenmesi koşuluna bağlanmış olması ile TBK’nın 180. maddesi uyarınca hem cezai şarta hem de maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi mümkün olmadığından davacının bu talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle davacının TTK'nın 54 vd maddeleri kapsamında haksız rekabet iddiaları kapsamındaki taleplerinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince bu gerekçe ile TTK'nın 54 vd maddeleri kapsamında haksız rekabete ilişkin maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmiş ise de TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı talepler,TBK'nın 179/2 maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart alacağının kabulüne bağlı değildir. Somut olayda sözleşmeye aykırılık kapsamında hüküm altına alınan TBK'nın 179/2 maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şartın kabulü ile davalının TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamında talep konusu edilen haksız rekabete dayalı taleplerin reddi gerekçesi isabetli görülmemiştir. Kaldı ki davacının hem sözleşmeye aykırılık kapsamında belirlenen cezai şart alacağı, hem de TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı tazminat talep edemeyeceğinin kabulü hâlinde dahi davacının cezai şart tutarını aşan maddi- manevi zararlarını talep etmesi mümkün olacaktır. Dosyada mübrez taraf ticari kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenin raporda, davacının davalının 2018 yılında ayrılmasından sonra satış ve gelirleri %400 kadar düştüğü, aynı dönemde davalının ise satış ve gelirinde % 54 oranında artış olduğu tespit edilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda davacının TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamında davalının haksız rekabete konu eylem ve işlemleri nedeniyle maddi tazminat zararına ilişkin inceleme ve somut bir zarar miktarı tespiti yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilince de iş bu rapora bu yönden itiraz edilmesine rağmen, mahkemece davacı itirazlarını giderip karşılar nitelikte ek rapor alınmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davalı yanca sözleşmenin haksız feshiyle birlikte, davalının haksız rekabete ilişkin eylemleri kabul edildiği dikkate alındığında, yukarıdaki açıklama ışığında davacının TTK'nın 54 vd. maddeleri kapsamındaki talepleri yönünden eksik, denetime elverişli olmayan ve hükme esas almaya yeterli olmayan ve itiraza uğrayan bilirkişi raporu ile karar vermesi doğru görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-İlk derece mahkemesinin kaldırılan kararıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025