İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2021/488 K.2024/376
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/488
KARAR NO: 2024/376
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/11/2019
NUMARASI: 2015/1249 E. - 2019/1100 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, miras bırakan ... kızı ve mirasçısı olduğunu, murisin 02.12.2009 yılında vefat ettiğini, müvekkilinin murisin bırakmış olduğu vasiyet nedeni ile yasal mirasçısı müteveffa ... ile vasiyet alacaklısı olan ... aleyhine İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/394 Esas sayılı dosyası ile tenkis davası açıldığını, davada tarafların sulh anlaşması yaptığını ve davanın bu şekilde sonlandığını, kararın kesinleştiğini, murisin vefatı sırasında ... Bankası'nın Göztepe Şubesi ile Manavgat Şubeleri'nde mevduat, döviz ve yatırım hesapları (müşterek ve bireysel) olduğunun öğrenilmesi nedeniyle veraset intikal vergisini ödemek için müvekkili tarafından şubelere başvurulduğunu, 18.01.2010 tarihli Göztepe Şubesi'nden verilen belgede murisin vefat tarihi itibatiyle yatırım hesabı portföy değerinin 75.472,23-TL, döviz hesaplarının toplam bakiyesinin de 10,919,67-TL olmak üzere toplam bakiyenin 86.390,89-TL olduğunun bildirildiğini, 26.04.2010 tarihinde Manavgat Şubesi'ndeki hesaplar içinse 116.119 TL, 15.610 EURO ve 19.781,97 USD olarak hesap bakiyesi bildirildiğini, tenkis davasının yargılaması sırasında dosyaya tereke tespiti için yapılan birçok müzekkere cevabı ile veraset ve intikal vergi dairesi için taraflarına verilen yazılara dayanarak, bu yazılar göz önüne alınarak tenkis davasının davalısı ile murisin banka hesabından davacıya sadece 17.000,00-USD ödenmesinin kabul edildiğini, bu anlaşma gereği kalan bakiye tenkis davasının davalısı ... devredildiğini, ancak daha sonra öğrendikleri kadarıyla murisin vefat tarihinde ... Bankası Göztepe ve Manavgat Şubeleri'ndeki TL, döviz ve yatırım hesaplarında intikal vergisi verildiği ve tenkis davası sırasında Banka tarafından bildirilenden daha fazla değer ve bedel olduğunun öğrenildiğini, bu hususun murisin tüm banka kayıtları üzerinde yapılacak kapsamlı inceleme ve bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını, davalı bankanın güven kuruluşu olması sebebiyle ağır kusurlu olduğunu, bankanın eksik, yanlış, hatalı, aldatıcı bilgi vermesi neticesi müvekkilinin zarara uğradığını, davacının bankadan gelen bilgi ve belgelere dayanarak kararlar aldığını, davalının kusuru neticesi büyük zarar gördüğünü, bu nedenle müvekkilinin uğradığı zararın tazminini isteme zorunluluğu doğduğunu, burada tazmin edilmesi gereken zararın doğru bilgi elde edilseydi uğranılmamış olunacak zarar olduğunu, bu hususta sorumlu şahısların, banka çalışanlarının ihmal ve kötü niyetli davranışlarına karşı Savcılığa, BDDK'ya ve ilgili resmi kurumlara suç duyurusunda bulunma ve şikayet haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalı bankanın davacıya verdiği zararın tespit edilerek şimdilik 10.000,00-TL tazminat dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın şubelere açılmasının ve şubelerin taraf olmasının mümkün olmadığını, murisin Manavgat ve Göztepe Şubelerinin müşterisi olduğunu, anılan şubeler nezdinde mevduat hesapları, yatırım hesapları ile dava dışı müteveffa ... ile birlikte müşterek hesapları bulunmakta iken, ... vefatı üzerine söz konusu hesapların kaydına vefat blokeleri işlendiğini, sonrasında da İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/394 Esas sayılı dosyasından verilen kararın uygulanması yönündeki davacı ... talepleri üzerine anılan kararın yerine getirildiğini, davacının iddia ettiği tutar mevcut olsa idi dahi bu tutar üzerinde elbirliği ile mülkiyet hükümleri geçerli olacağından, davacıya sulh anlaşması gereğince ödenen 17.000 USD üzerinde bir tutar verilip verilmeyeceği kararının vasiyetname ile atanan mirasçı ...'a ait olduğunu, davacının huzurdaki davayı diğer mirasçı ... dışında tek başına açabilmesinin usulen ve hukuken mümkün olmadığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, murisin müvekkili banka şubeleri nezdindeki hesaplarında kendisine bildirilenden daha fazla tutar bulunduğunu öğrendiğini iddia ettiğini, bu iddiasının müvekkili banka kayıtları ile örtüşmediğini, İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/394 Esas sayılı dosyasından verilen karar uyarınca müvekkili tarafından yapılan işlemler sırasında davacının vekilinin banka Göztepe Şubesi'ne verdiği 28.05.2014 tarihli dilekçesi ile "... müşterek hesaplarındaki tutarları ile ... yatırım hesaplarındaki tutarların ... hesabına aktarılmasına muvafakat ettiğini" bildirdiğini, yine dava dışı ... Göztepe Şubesi'ne verdiği 21.05.2015 tarihli dilekçesi ile "... hesaplarının kapatılarak kendi hesabına aktarılmasına muvafakat ettiğini" bildirdiğini, söz konusu muvafakatnameler ve 2010/394 Esas, 2013/130 Karar sayılı karar kapsamında müvekkili banka tarafından murisin banka nezdindeki tüm hesaplarda mevcut bakiyesinden 17.000 USD'nin davacıya ödendiğini ve kalan bakiyenin de ... hesaplarına aktarıldığını, müvekkilince tamamen mahkeme kararı uyarınca işlem yaptığını, tarafların iradesine uygun olarak mahkeme önünde yapılan ve taraflarca uygulanan sulh sözleşmesi nedeniyle taraflara bu sulh sözleşmesi dışından başkaca pay düşmesinin de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Dava, davalı bankanın müşterisi olan muris ... banka nezdindeki hesaplarında mevcut bakiyelerinin ve hesap numaraların kayıtlardan az olarak gösterilmesi nedeniyle mirasçılar arasında daha az bir tutarla anlaşma yaptığından dolayı uğradığı zararın tahsili talebine ilişkindir. ... taraflar arasındaki ihtilafın; davalı banka tarafından, müşterisi olan muris ... banka nezdindeki hesaplarında mevcut bakiyelerinin ve hesap numaralarının gerçek miktarlarından az gösterilmesi nedeniyle, mirasçılar arasında daha az bir tutarla anlaşma yapılması sonucunda, davacının uğradığı zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, 02.12.2009 tarihinde vefat eden dava dışı ... davalı bankanın Göztepe/İstanbul ve Manavgat/Antalya Şubelerinde mevduat ve yatırım hesapları bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinin 2 ve 3 no.lu maddelerinde yer alan açıklamalara göre, söz konusu hesaplarla ilgili olarak, adı geçen davalı banka şubelerince Kadıköy Veraset ve İntikal Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne hitaben düzenlenen yazılarda müşterinin vefat tarihi itibariyle bildirilen tutarlar dikkate alınarak mirasçılar arasında anlaşma yapıldığının ve davacı vekili tarafından ibraz edilen 08.09.2015 havale tarihli dilekçenin 3.2. maddesinde; davalı banka tarafından bildirilen hesap listesi, hesap dökümü, dosya ile belgelere dayanarak ve güvenerek müvekkilem İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Hakimliği'nin 2010/394 Esas sayılı tenkis davasında karşı tarafla sulh olduklarını, dava dışı mirasçıdan yalnızca 17.000,00 USD aldıklarını, kalan miktarın karşı tarafa aktarılması işleminin 28.05.2014 tarihinde yapıldığını, bir kısım makbuzların bu tarihte, bir kısım makbuzların ise 28.06.2014 tarihinde taraflarına verildikten sonra yapılan incelemesinde 1101-647630 numaralı hesapta devirden sonra verilen makbuzdaki tutarın 668.000,00 TL, 6210-288129 numaralı hesapta devirden sonra verilen makbuzdaki tutarın 1.037.000,00 TL olduğundan bahisle bankanın yanlış bilgi vermesi sonucu zarara uğradığını beyan ettiği, mahkememizce müteveffa ... ölüm tarihi itibariyle davalı bankanın şubelerindeki hesaplarının net olarak belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporlarının alındığı, mahkememizce alınan 30/09/2019 tarihli son bilirkişi raporunda; davalı banka kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde 02.12.2009 tarihinde vefat eden ... , vefat tarihi itibariyle davalı bankanın Manavgat/Antalya ve Göztepe/İstanbul şubeleri nezdinde münferit ve eşi ... ile müşterek döviz mevduatı, TL mevduatı, TL yatırım fonları ve hisse senetlerinin mevcut olduğu, müteveffa ... Manavgat/Antalya Şubesi'nde 15.600,55 EURO, 19.777,52 USD döviz mevduat ve 80.763,36 TL tutarında yatırım fonu ve hisse senedi varlığı bulunduğu, Göztepe/İstanbul Şubesi'nde ise 3,85 EURO, 6.898,44 USD döviz mevduat ve 24.998,43 TL tutarında yatırım fonu bulunduğu; döviz mevduatının T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL karşılığı dikkate alındığında, Göztepe/İstanbul Şubesi'ndeki toplam bakiyenin 35.291,28 TL olduğu, davalı bankanın Üsküdar Şubesi tarafından Manavgat Şubesi adına Kadıköy Veraset ve İntikal Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan 26.04.2010 tarihli yazıda, ...'ün 02.12.2009 vefat tarihi itibariyle şube nezdinde 15.610,00 EURO, 19.781,97 USD döviz mevduat ve 116.119,00 TL tutarında yatırım fonu ve hisse senedi bulunduğunun bildirildiği; Göztepe Şubesi tarafından ise vergi dairesine yazılan 18.01.2010 tarihli yazıda, ... 02.12.2009 vefat tarihi itibariyle yatırım hesabı ve döviz hesaplarının bakiyesinin toplam 86.390,89 TL olduğunun bildirildiği, ancak 29.04.2010 tarihli yazıda bu tutarın toplam 35.458,99 TL olarak düzeltildiği, davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesinde, miras paylaşımında müteveffa ...'ün Manavgat Şubesi'ndeki varlıklarının 15.610,00 EURO, 19.781,97 USD ve 116.119,00 TL; Göztepe/istanbul Şubesi'ndeki varlıklarının ise toplam 86.390,89 TL olarak dikkate alındığının anlaşıldığı, bu durumda, kayıtlar üzerinde izhar olunan kapsamdaki mali/muhasebesel tespitlere göre (3) davalı banka tarafından davacıya eksik bir bildirimde bulunulmadığı hususlarının tespit edildiği, söz konusu raporun daha önce alınan tüm raporları ve banka ile vergi müdürlüğünden gelen yazı cevaplarının açıklayıcı ve gerekçeli bir şekilde değerlendirildiği ve denetlenebilir olması nedeniyle hükme esas alındığı, davacı bankanın muris ...'ün ölüm tarihi itibariyle hesaplarındaki kayıtları doğru olarak bildirdiği, her ne kadar davacı vekili 27/06/2014 tarihli dekontta 1.037.000.000 adet pay olarak belirtilmesi gerekirken 1.037.000.000 TL yazılmış olması nedeniyle bankanın kusurlu olduğunu ve müvekkilini yanılttığını, beyan etmiş olsa da dekontun alt kısmında 1.037.000.000 TL sıfır kuruş yazılmış olup, birkaç satır üstünde "adet 1.037.000.000 senet maliyeti 0.001000 yazılmış olup davacı tarafın iddia ettiği gibi burda net olarak 1.037.000.000 TL anlaşılmayıp olsa olsa çelişkiye neden olabilecek şekilde adet/TL yazılmış olup, bu hususta davacı tarafından bankadan bilgi alınabileceği ancak davacının bu hususta bankadan bilgi almadan dava açtığı, banka tarafından müteveffa ... hesaplarında eksik bildirim yapmadığı, dolayısıyla davacının İstanbul Anadolu 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/394 Esas 2013/130 Karar sayılı dosyasında yaptığı Sulh Anlaşması sonucu iddia edildiği şekilde yanlış bilgilendirme sonucu zarara uğramadığı anlaşılmakla davanın ... Bankası A.Ş yönünden esastan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2009/13628 Esas 2011/5861 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere hem genel müdürlük hem de şube davalı gösterilmişse de davalı şubeler yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 04.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda da, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyanında da davalı bankaların hesaplarla ilgili olarak maddi hataların varlığını kabul ettiğini gösterir ifadelerin açıkça ortaya konulduğunu, bu durumun değerlendirmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığını, izah edilen bu durumun açıkça bankaların ilgili özeni göstererek, basiretli bir şekilde davranmadığının kanıtı olduğunu, 6210, ... no'lu hesapta, ..., ... no'lu hesapta, ... no'lu hesapta, ..., ... no'lu hesapta hatalar olduğu kabul edilmesine rağmen sonuca etkisi olmadığı gerekçesiyle bu hatalar üzerinde durulmadığını, mahkemece hukuka ve hakkaniyete aykırı bir gerekçeyle, yeterli inceleme yapılmadan ve var olan deliller değerlendirilmeden davanın reddolunduğunu, ... Bankası Manavgat Şubesi'nin 25.08.2017 tarihli davacının miras bırakanın hesaplarına ilişkin yaptığı incelemesinde miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle fon alım-satım parametrelerinin tespitinin mümkün olmadığını belirtildiğini, buradan da açıkça görüleceği üzere davalı bankanın özensiz davrandığının ve düzgün şekilde hesapları tutmadığının anlaşıldığını, İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/394 Esas, 2013/130 Karar sayılı dosyasının hiç incelenmediğini, bu dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu ve yine ilgili mahkemede bankadan gelen kayıtların anlaşılır mahiyette olmadığına ilişkin beyanların dikkate alınmadığını, bu nedenle eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, tanıkları dinlenmeden karar verildiğini, 30.09.2019 tarihli bilirkişi raporuna istinaden üç kişilik bilirkişi heyeti ile tekrar çelişkilerin giderilmesi için yeni bir heyet rapor gerekliliğinin belirtildiğini, bu durumun bankacılıkta uzman olmayan bilirkişilerin belgeleri çözemediğini açıkça ortaya koyduğunu, kusursuz sorumluluğu bulunan bankanın özenli ve sorumlu davranmadığını, mahkeme kararının 7, 8 ve 9.sayfalarındaki ifadelerinden de çok sayıda bilirkişi raporu tespitinin var olduğunu, buna rağmen bazı raporlarda tespitlerin bilirkişilerce yapılamadığının açıkça görüldüğünü, bilirkişilerin dahi anlamakta zorluk çektiği karışık ve anlaşılması zor tespitlerin banka müşterileri tarafından anlaşılmasını beklemenin düşünülemez bir olgu olduğunu, dosya kapsamında en az üç defa bilirkişi ücreti ödendiğini, dört kez rapor alındığını, bu konuda uzman addedilen bilirkişilerin dahi çözümleme konusunda zorlandığını, raporlardaki eksik ve anlaşılmaz tespitlere ve bankanın yasal sorumluluğuna rağmen mahkemece eksik bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 28.05.2014 tarihinde davalı bankanın tenkis davasına göndermiş olduğu bilgilere dayanarak anlaşma yapıldığını, ancak daha sonrasında 28.06.2014 tarihinde anlaşmadan sonra kendilerine verilen makbuzlardan anlaşıldığı üzere anlaşmaya hiç konu edilmeyen müteveffanın hesaplarının (668.000,00 TL ve 1.037.000,00 TL) olduğunun dava dosyasına mübrez makbuz asıllarında belirtildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde hesaplarda bu meblağlara rastlanamadığını, bunun TL değeri değil pay adedi olduğu yönünde tespitte bulunulduğunu, mahkeme tarafından bu hususun çelişkiye neden olabilecek bir durum olduğunun tespitine karşılık bankadan bilgi alınabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin kusursuz sorumluluğu bulunan bankanın TL olarak yazdığı bilginin gidip yeniden bankadan sorulması gerektiği sorumluluğunu vatandaşa yüklemesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, bankanın tenkis dosyasına sunduğu hesap bakiyeleri, veraset intikal vergi dairesine sunulmak üzere verilen hesap bakiyeleri, dosyada bulunan her bir bilirkişi raporlarındaki hesap bakiyeleri, banka tarafından tenkis davası ve veraset intikal vergisi sonrası müvekkiline bildirilen hesap bakiyeleri birbirinden farklı ve çelişkili olduğunu, huzurdaki dava bankanın gerekli özeni göstermemesi nedeni ile açılan kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat davası olduğunu, banka gibi bir kurumun her seferinde farklı bilgi göndermesi, pay adedinin TL olarak bildirmesinin kabul edilebilecek bir husus olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına v davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalının, dava dışı murise ait banka hesaplarındaki bakiye bilgilerinin eksik bildirilmesi sebebiyle davacının uğradığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, muris ...'ün mirasçısı olduğunu, murisin 02.12.2009 yılında vefat ettiğini, müvekkilinin murisin bırakmış olduğu vasiyet nedeni ile yasal mirasçısı müteveffa ... ile vasiyet alacaklısı olan ... aleyhine İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/394 Esas sayılı dosyası ile tenkis davası açıldığını, bu davada tereke tespiti için yapılan birçok müzekkere cevabı ile veraset ve intikal vergi dairesi için kendisine verilen yazılara dayanarak, tenkis davasının davalısı ile murisin banka hesabından kendisine sadece 17.000,00-USD ödenmesini kabul ederek sulh olunduğunu, ancak murisin davalı bankanın Manavgat ve Göztepe Şubelerinde bulunan mevduat, döviz ve yatırım hesaplarının hesap bakiyesinin kendisine ve tenkis dava dosyasına eksik ve hatalı bildirildiğini, bu sebeple zarara uğradığını, tazmin edilmesi gereken zararının doğru bilgi elde edilseydi uğranılmamış olunacak zarar olduğunu, ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise, eksik bildirim yapılmadığını, davacı ve vasiyet alacaklısına ilgili dava dosyasında mahkemeden gelen talimat kapsamında ödeme yapıldığını savunmuştur. Mahkemece, murisin hesap bakiyelerinin eksik bildirilip bildirilmediği hususunun tespiti için davalı bankanın kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması üzerine çelişkiyi gidermek üzere dosya yeni oluşturulan üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilerek 30.09.2019 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu rapor Dairemizce de hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmuş olup alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; 02.12.2009 tarihinde vefat eden murisin vefat tarihi itibariyle davalı bankanın Manavgat ve Göztepe şubeleri nezdinde münferit ve eşi ile müşterek olarak döviz mevduatı, TL mevduatı, TL yatırım fonları ve hisse senetlerinin mevcut olduğu, murisin Manavgat Şubesi'nde 15.600,55 EURO, 19.777,52 USD döviz mevduatı ve 80.763,36 TL tutarında yatırım fonu ve hisse senedi varlığı bulunduğu, Göztepe Şubesi'nde ise 3,85 EURO, 6.898,44 USD döviz mevduatı ve 24.998,43 TL tutarında yatırım fonu bulunduğu, döviz mevduatının T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL karşılığı dikkate alındığında, Göztepe Şubesi'ndeki toplam bakiyenin 35.291,28 TL olduğu, davalı bankanın Üsküdar Şubesi tarafından Manavgat Şubesi adına Kadıköy Veraset ve İntikal Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan 26.04.2010 tarihli yazıda, murisin tarihi itibariyle şube nezdinde 15.610,00 EURO, 19.781,97 USD döviz mevduat ve 116.119,00 TL tutarında yatırım fonu ve hisse senedi bulunduğunun bildirildiği, Göztepe Şubesi tarafından ise vergi dairesine yazılan 18.01.2010 tarihli yazıda, vefat tarihi itibariyle yatırım hesabı ve döviz hesaplarının bakiyesinin toplam 86.390,89 TL olduğunun bildirildiği, ancak 29.04.2010 tarihli yazıda bu tutarın toplam 35.458,99 TL olarak düzeltildiği, davacı dilekçesinden miras paylaşımında ve tenkis davasında murisin Manavgat Şubesi'ndeki varlıklarının 15.610,00 EURO, 19.781,97 USD ve 116.119,00 TL olarak, Göztepe Şubesi'ndeki varlıklarının ise toplam 86.390,89 TL olarak dikkate alındığı, bu durumda davalının, davacının iddia ettiği gibi davacıyı yanıltıcı, gerçek dışı, eksik bir bildirimin yapılmadığı anlaşıldığından mahkemece, bu bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili 27.06.2014 tarihli dekontta 1.037.000.000 adet pay olarak belirtilmesi gerekirken 1.037.000.000 TL yazılmış olması nedeniyle bankanın kusurlu olduğunu ve müvekkilini yanılttığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, dekontun alt kısmında 1.037.000.000 TL sıfır kuruş yazılmış, biraz üstte ise adet 1.037.000.000 senet maliyeti 0.001000 yazılmıştır. Bilirkişi raporunda da bunun adet olarak belirtildiği ifade edilmiştir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. He ne kadar davacı vekili tenkis dava dosyasının incelenmediği ileri sürülmüş ise de, söz konusu dosyanın dosya kapsamı içine alındığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerce bu dosya kapsamı ile veraset ve intikal vergi dairesine yazılan yazılar değerlendirilmiş olup eksik inceleme yapıldığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca, dava konusu bir para alacağı olup dava değerinin de tanıkla ispat sınırının üstünde olduğu ve tanık dinlenemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin tanıklarının dinlenmemesinin eksiklik olduğu yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.03.2024