İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/691 K.2024/163
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/691 Esas
KARAR NO: 2024/163
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2020
NUMARASI: 2018/463 Esas - 2020/410 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 05/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibini başlattığını, takibe konu olan bonoların bedelinin yetkili hamile mevcut ödeme günlerinde elden ödendiğini, karşılıklı güven duygusu ve müvekkilinin ticari tecrübesizliği sebebiyle senetlerini geri almadığını, davalının borcun tahsiline çalışmış olmasından dolayı davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespitine, takibe konu edilen senedin ödenmiş olması nedeniyle hükümsüz kaldığının tespitine ve icra müdürlüğünde açılan takibin durdurulmasına karar verilmesini İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/146 Esas sayılı dosyasında talep etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip tutanağının usulüne uygun olarak 18/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davaya cevap vermedikleri, duruşmalara katılmadıkları anlaşılmış, davayı inkar ettikleri yasal sonucu kabul edilmiştir.
DAİREMİZ KARARI: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2017 tarih ve 2016/1065 Esas - 2017/677 Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/05/2018 tarih ve 2018/263 Esas - 2018/1091 Karar sayılı ilamı ile; "... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nde veraset ilamı ancak mirasçılar ve veraset ilamı almakta hukuki menfaati bulunanlar dava açabilmekte olup, davacının mirasçı olmaması nedeniyle dava açması ancak mahkemece verilecek bir yetkiyle mümkündür. Taraf teşkilinin dava şartı olması nedeniyle bu yetkinin davacı vekiline mahkemece resen verilmesi gerekir. Davacı vekilinin yetki belgesi almadan kesin süre ihtarıyla verilen ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi yasal olarak hüküm ifade etmediğinden verilen süre HMK bakımından davacı aleyhine hüküm ifade etmez. Açıklanan gerekçeyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, usulüne uygun olarak veraset ilamı alması için davacı vekiline mahkemece yetki verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devam olunmak üzere dosyanın mahkesine geri çevrilmesine, icra takibi başlatıktan sonra takibin durdurulması kararı verilmesi mümkün olmadığından tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/07/2020 tarih ve 2018/463 Esas - 2020/410 Karar sayılı kararıyla; "...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının keşidecisi olduğu takip ve dava konusu üç ayrı bononun elden ödenmeleri nedeniyle bedelsiz bulunduklarını iddia ettiği, takip ve dava konusu bono bedellerinin ödendiklerinin ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, yazılı delil sunamayan davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı ve ödeme olgusunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; "Müvekkil merhum ... ile alacak-verecek ilişkisi içine girdiğini ve tarafların senet düzenlediğini, müvekkil işbu borcunu da vadesinde ödediğini, ancak aradaki güven ilişkisi nedeniyle senetleri almadığını, Müvekkil ödemelerini yapmış olmasına rağmen merhum ...'nin müvekkile icra takibi başlattığını, alacaklının sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, Müvekkile gönderilen tebligatların da usulüne uygun yapılmadığını, usulsüz bir şekilde takibin kesinleştirildiğini, haciz işlemleri sırasında durumdan haberdar olunduğunu, Mahkemece 'Dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı' belirtilmiş olmasına rağmen; müvekkil adına yemin deliline dayandıklarını, yemin metnini de mahkemeye sunduklarını, dava dilekçesinde "HER TÜRLÜ YASAL DELİL" denilerek kapsamın geniş tutulduğunu, yemin delilinin de bu kapsamda olduğunu,Mahkemenin duruşmada tarafımıza 'Delil olarak bildirilen her türlü yasal delil içerisinde yemin deliline dayanılıp dayanılmadığının' 2 haftalık kesin süre içinde açıklanmasını istediğini, tarafımızca mahkemeye durumun yazılı olarak açıklanarak yemin metninin dahi yazıldığını." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
GEREKÇE:Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Dava konusu bono bedellerinin ödendiklerinin ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, yazılı delil sunamayan davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı ve ödeme olgusunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacının, 01/09/2012 ödeme tarihli ve 7.500,00 TL bedelli, 20/09/2012 ödeme tarihli ve 7.500,00 TL bedelli, 15/08/2012 ödeme tarihli ve 7.325,00 TL bedelli üç adet bonoyu düzenleyerek davalı ...'ye verdiği, akabinde vade tarihlerinde bono bedellerinin ödenmesine rağmen haksız olarak takip başlatıldığı iddiasıyla işbu davayı açtığı; davalı tarafın davaya cevap vermediği görülmüştür. Davalı ...'nin vefatı nedeniyle mahkemece verilen kesin sürede taraf teşkilinin sağlanamamış olması nedeniyle mahkemenin 12/10/2017 tarih ve 2016/1065 Esas - 2017/677 Karar sayılı kararı ile "Dava şartı yokluğundan davanın reddine" dair kararının istinafı üzerine Dairemizin 07/05/2018 tarih ve 2018/263 Esas - 2018/1091 Karar sayılı ilamı ile; "... davacının mirasçı olmaması nedeniyle dava açması ancak mahkemece verilecek bir yetkiyle mümkündür. Davacı vekilinin yetki belgesi almadan kesin süre ihtarıyla verilen ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi yasal olarak hüküm ifade etmediğinden kararın kaldırılmasına, usulüne uygun olarak veraset ilamı alması için davacı vekiline mahkemece yetki verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devam olunmak üzere dosyanın mahkesine geri çevrilmesine." karar verilmiştir. Mahkemece istinaf kararına uygun olarak davacı tarafa verilen sürenin ardından taraf teşkilinin sağlandığı, davacının "Bonoların elden ödendiği, ancak karşılığında makbuz alınmadığı ve bonoların da davalı tarafından haksız olarak iade edilmediği" yönündeki iddiasının kesin delillerle ispatının gerektiği halde dosyaya bu yönde bir delilin sunulmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki "her tür delil" ibaresi kapsamına "yemin" delilinin dahil olmadığı da gözetildiğinde araştırılacak başka hususun da kalmadığı ve mahkemece davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/02/2024