İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1680 K.2025/498
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1680 Esas
KARAR NO: 2025/498
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/03/2024
NUMARASI: 2014/1422 Esas, 2024/265 Karar
DAVA: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 27/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; davalı kooperatif yönetim kurulunun 18.11.2012 tarih ve 26 sayılı kararıyla müvekkilinin üyelikten ihracına karar verdiğini, kararın TK'nın 21/2. maddesi uyarınca müvekkiline tebliğ edildiğini, Kooperatifler Kanunu gereğince ihraç kararının müvekkilinin bildirdiği en son adrese tebliğ edilmesi gerekirken müvekkilinin mernis adresine tebligat yapıldığını, kooperatifin daha önce ve 2012 yılında çıkardığı ihtarnamelerin müvekkilinin kooperatife bildirdiği başka adrese tebliğ edildiğini, ayrıca TK'nın 21/2 maddesi uyarınca tebligat yapılması için öncelikle bilinen adrese, bilinen adres olmadığı takdirde mernis adresine normal tebliğ yapılması gerektiğini, ihraç kararının müvekkilinin mernis adresine doğrudan TK'nın 21/2 fıkrası gereği tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, kaldı ki haber kağıdının adresin kapısına yapıştırılmaması ve müvekkilinin tebligatta adı geçen komşusunun bulunmaması nedeniyle yapılan tebligatın yine usulsüz olduğunu, müvekkilinin ihraç kararından kooperatif hakkında açtığı davada kooperatifin verdiği cevap dilekçesinin tebliği ile öğrendiğini, bu nedenle ihraç kararının tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 20.11.2014 tarihi olarak kabulü gerektiğini; müvekkiline parasal yükümlülüklerini yerine getirmesi için çıkartılan ihtarnamelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtarnamelerde belirtilen alacağın sebebinin anlaşılamadığını ve rakamların farklı olduğunu, müvekkilinin kooperatife borcu bulunmayıp bu konuda açılan davalar derdest iken ihraç kararı alınmasının mümkün olmadığını, borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenin davalı kooperatif olduğunu, kooperatifin geçmiş ve şimdiki yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında zimmet ve irtikap suçlarından açılmış dava bulunduğunu ileri sürerek davacının kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davacı vekili cevabında; ihraç kararının davacının üye kayıt defterindeki bilinen adresine tebliğ edildiğini, 11.01.2012 tarihli ilk ihtarnamenin de bu adrese tebliğ edildiğini, TK'nın 21/2 fıkrasına göre usulüne uygun bir tebligat yapıldığından, yeniden aynı maddeye göre tebligat çıkartılmadığını, buna göre ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının 2002 yılından sonra genel kurullara katılmadığını, 2005 yılından bu yana da aidat ve borçlarını ödemediğini, uzun süre yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve genel kurullara katılmayan davacının üyelik hakkından zımnen vazgeçtiğinin kabulü gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ Mahkemece; ihraç kararının davacının kooperatif kayıtlarında yer alan adresinde tebliğ edildiği, bu nedenle ihraç kararına dair tebliğin usulüne uygun olmadığı iddiasının yerinde olmadığı, mali yükümlüklerini yerine getirmeyen davacıya çıkartılan ihtarların yasa, anasözleşme ve Yargıtay kararlarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ihraç kararının müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, kooperatif kayıtlarına ulaşılamaması ve defterlerin incelenememesinin müvekkiline yüklendiği ve ihtarnamelerdeki borç miktarına yönelik değerlendirme yapılmadan müvekkili hakkında ihraç kararı verildiğini, müvekkilinin borcu kabul etmediğini, ihtarnamede belirtilen aidat tutarı ve işletilen faizin tespiti gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkin ilişkindir. Mahkemece; ihraç kararının davacıya tebliğinin usulüne uygun olduğu, ayrıca mali yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının ihracına dayanak ihtarların yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.HMK'nın 142. maddesine göre; "Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hakim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar." HMK'nın 142. maddesi uyarınca, hak düşürücü süre itirazının tahkikate başlamadan önce çözümlenmesi, varlığının kabulü halinde de işin esası hakkında karar verilmemesi gerekir. Anılan düzenlemelere göre bir davanın hem hak düşürücü süre, hem esas yönünden reddi usul kurallarına aykırıdır. Nitekim Yargıtay 3. HD'nin 2017/9113 Esas, 2019/5468 Karar sayılı kararında davanın hem zamanaşımından hem de esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İhraç kararının iptali davaların ihraç kararının tebliğinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinden açılması gerekmektedir.Somut davada ilk derece mahkemesi ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edildiğini kabul etmişse de, karar bu yönden herhangi bir gerekçe içermemektedir. Ayrıca ihraç kararının usulüne uygun kabul edilen tebliğ tarihi 22.11.2012 olup, bu tarihin kabulü halinde, ihraç kararının iptali için üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra, 2014 yılında dava açılmıştır. Diğer taraftan ilk derece mahkemesi ihraç kararının tebliğini usulüne uygun kabul etmesine rağmen, bir yanda da işin esasına yönelik olarak, ihtarların usulüne uygun ve ihraç kararının yerinde olduğunu kabul ederek davanın reddine karar vermiştir. Buna göre mahkemece HMK'nın 142. maddesi gereğince, ihraç kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği tartışılarak tebliğ usulüne uygun ise hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi ve işin esası hakkında karar verilmemesi, tebligat usulsüz ve dava süresinde açılmışsa ise işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın hangi nedenle reddedildiği anlaşılmayacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a ve 355 maddeleri gereğince esası incelenmeden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 3-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1422 Esas, 2024/265 Karar ve 29/03/2024 tarihli kararının HMK'nın 355. ve 353/1a. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/03/2025