İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/524 K.2025/1371

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/524 📋 K. 2025/1371 📅 23.10.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/524 Esas
KARAR NO : 2025/1371
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 30/10/2024
NUMARASI : 2024/395 Esas, 2024/805 Karar
TALEP KONUSU: YARGILAMANIN YENİLENMESİ
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargılamanın yenilenmesini talep eden davalılar vekili talep dilekçesinde; davalıların ...'ın mirasçıları olduğunu, 21.06.1944 doğumlu ...'ın çocukları ... ve ...'ın vekili olduğuna ilişkin vekaletnameler dayanak olmak üzere, hem kendisinin hem de çocuklarının vekili olarak Av. ...'ın vekil tayin edildiğini, davalı ...'ın ileri yaşın neden olduğu hastalıklarının yanı sıra 2016 yılından itibaren ağır demans halinde olduğunun öğrenildiğini, demans hastalığı nedeniyle uzun süreden beri ...'ın eylemleri ve işlemlerinin yasal olarak geçersiz, hükümsüz hale geldiğini, 1994 ve 2006, 2007 yılında ..., ... vekili olarak (tevkilen) düzenlenmiş vekaletnameler ile Av. ...'ın ve vekil tayin ettiği diğer avukatların yetkilerinin de 2016 olarak öğrendikleri tarihten veya tıbbi incelemelerin sonuçlanmasını takiben daha önceki zamanda geçersiz, hükümsüz hale geldiğini, ayrıca vekil Av. ...'nın da aynı durumda olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu hususlarda müvekkili kooperatifin taraf olduğu devam eden davalarda (dava konusu taşınmazın davacılar tarafından devredildiği ... ile kooperatif ve ... arasında) talepte bulunulduğunu ve tıbbi tetkiklerin sonucunun ayrıca açıklanacağını, açıklanan hususların 6100 sayılı HMK'nun 375. maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi nedenlerinden olduğunu, bu maddenin c, ç, d maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi taleplerinin kabulü gerektiğini, müteveffa ... ve mirasçılarının kooperatife ödeme yaptığına yönelik hiçbir belge, delil mevcut olmamasına ve kooperatif defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu ... ile ilgili hiçbir kayıt bulunmadığına yönelik bilirkişi tespitine karşın kooperatif lehdar gösterilerek düzenlenmiş fiktif emre muharrer senetler mahkemeye sunulmuş olup neticede 2001 yılında kesinleşen mahkeme kararı ile ortaklığının tespitine karar verildiğini, üyelik tespiti kararının kesinleşmesinin kararın doğru, hukuka uygun olduğunu göstermediğini, karar doğru olsa bile ...'ın kooperatifte ki üyelik payı 1/32 olup bu payın kooperatifte bağımsız bölüm, bina veya sair karşılığının mevcut olmadığını, kooperatif mülkiyetinde olan taşınmazda 14 bina inşa edilerek her bina için 1/14 arsa payının tapuya tescil edildiğini ve üyelere tahsis ve tapularının verildiğini, dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün arsa payı da 1/14 olup mahkemece bu yerin tapusunun iptali ile kooperatifte 1/32 pay sahibi mirasçıları adına tesciline karar verilmesinin yolsuz, usulsüz, kooperatifler yasasına ve üyeler arasındaki eşitlik kuralına aykırı olduğunu, bu şekilde davacılara kendi paylarından daha fazla pay verildiğinden tek başına bu hususun dahi yerel mahkeme kararının geçersizliğinin, uygulanamaz olduğunun ve yargılamanın yeniden yapılması gerektiğinin belgesi olduğunu, kooperatif ile yüklenici ...Turizm Ltd. Şti. Arasında düzenlenen arsa karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen 14 bina için kat mülkiyetine esas olmak üzere kooperatif lehinde kat irtifakı kurulduğunu, kooperatifin 03.02.2000 tarihli olağan genel kurulunda binaların kooperatif üyelerine tahsisi görüşülerek genel kurul kararı ile her biri 1/14 arsa paylı 14 bağımsız bölüm binanın üyelere tahsis edildiğini ve adlarına tescil işlemi yapıldığını, dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün de, aynı genel kurul kararı uyarınca kooperatifin kurucu üyesi Âli ...'a tahsis ve tapuya tescil edildiğini, ... tarafından 4 nolu binanın tapusunun iptali ve adına tescili amacıyla açılan ve son olarak İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava kapsamında 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı ve 14.12.2016 tarihli karar ile söz konusu yerin ... mirasçıları adına tesciline karar verildiğini, kararın kesinleşmesinden sonra davalı mirasçılar adına tapuda tescil edildiğini, akabinde bu yerin ... isimli kişiye tapuda 600.000,00 TL değer gösterilerek muvazaalı satış suretiyle devir edildiğini, Mahkemenin bu kararının dayanağının ...'ın üyeliğinin tespitine yönelik İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1997/11/25 Esas sayılı kararı olduğunu, ancak bu karara rağmen üyelik iddiasının gerçek dışı olduğunu, lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olmasının yargılamanın iadesi sebebi olduğunu, bu nedenle yargılamanın iadesi taleplerinin İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı ve 14.12.2016 tarihli kararın tümüyle kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama ile ...'ın tapu iptal ve tescil davası ile bağlı davalarının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ...'ın .... ve ....'de %3 pay sahibi olduğunu ve ....'de bir süre müdürlük de yaptığını, kooperatifin kurucu üyeleri arasında olmadığını, %3 paydaşı olduğu şirketlerin borçlarına karşılık şirketin ortakları ile birlikte toplam 16.225.000.000 TL toplam tutarlı emre muharrer senetler düzenlenmesi işlemine katıldığını, düzenlenen bu senetlerin lehdar gösterilen kooperatif tarafından ciro suretiyle şirketlere ve şirketlerden da alacaklı bankalara devir edildiğini, ...'ın ise toplam tutar içinde 22 adet toplam 550.000.000 TL tutarlı senet ile bu işleme katıldığını, yani bu senetlerin borçların ödenmesi amacıyla düzenlendiğini, bu nedenle kooperatife hiçbir ödemesi bulunmayan ... adına verilen tapu iptali ve tescil kararının yolsuz, usulsüz, keyfi, şaibeli, hukuksuz, kooperatifler yasasının ortaklar arasında eşitlik ilkesine aykırı bir karar olduğunu, tarafları, konusu aynı davalarda kesinleşmiş aykırı kararlar olduğunu, nolu bağımsız bölümün Âli ...'a tahsis ve tapuya tesciline ilişkin 2000 yılında yapılan genel kurulda alınan kararın iptaline yönelik açılan davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/828 Esas 2004/1101 Karar sayılı kararı ile, genel kurul tarafından (4-a maddesi ile; Kooperatifin 03.02.2000 tarihli genel kurulunda alınan ve 4 nolu villanın kooperatif üyelerinden ...'a tahsisine ilişkin kararın iptaline, bu iptal kararının 09/11/2002 tarihinden itibaren geçerli olmasına, karar örneğinin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/828 Esas sayılı dosyasına sunularak konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesinin kooperatif vekilleri tarafından talep edilmesine oy birliği ile karar verildiği) bu hususa yönelik karar iptal edildiğinden bahisle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, 08/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların (4-b maddesi ile, 08/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda, inşaat giderleri kooperatif üyesi sıfatıyla ... tarafından ödenmiş bulunan 4 numaralı bağımsız bölümün ...'a tahsis ve aidiyetinin genel kurul tarihi olan 08/11/2002 tarihi itibariyle kabulüne, üçüncü şahısların bu bağımsız bölümdeki mesnetsiz hak iddia ve taleplerinin reddine oyçokluğu ile karar verildiği) iptaline yönelik açılan davada ise Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1354 Esas 2004/25 Karar sayılı kararı ile, genel kurulun 5. madde altında alınan kararının iptaline, diğer maddelere ilişkin iptal talebinin reddine karar verildiği, iptal edilen madde 4 nolu bağımsız bölümün tahsisine ilişkin olmadığından 08/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan 4 nolu bağımsız bölümün ...'a tahsisine ilişkin genel kurul kararının kesinleştiğini, kararın ... tarafından temyiz edilmediğini, diğer davalılar tarafından da temyizden feragat edildiğini, kesinleşen kooperatif genel kurul kararlarının mahkemece değiştirilemeyeceğini, bu nedenle Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1354 Esas 2004/25 Karar sayılı bu kararı ile 4 nolu bağımsız bölümün ... mirasçıları adına tesciline ilişkin İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı kararı arasında açıkça aykırılık bulunduğundan HMK'nun 375/ı maddesinde belirtilen yargılamanın iadesi koşulunun oluştuğunu, ayrıca HMK'nun 375/ğ maddesi uyarınca karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olmasına ilişkin sebebin de gerçekleştiğini, ... tarafından açılan dava haksız olduğu gibi haklı dahi olsa İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı kararı ile ... adına oluşan tapu kaydının iptali ile birlikte taşınmazın mülkiyetinin kooperatife aidiyetinin tespitine ve taşınmazın kooperatif adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiğini, zira iptal edilen taşınmazın mülkiyetinin asli sahibi olan kooperatife döneceğini belirterek yargılamanın iadesi taleplerinin kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı ve 14.12.2016 tarihli kararının kaldırılarak davacıların haksız, dayanaksız tapu iptali ve tescili davasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; somut uyuşmazlıkta İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı kararının yargılamanın yenilenmesi talebine konu olduğunu, sebep olarak HMK'nun 375. maddesindeki (c) ve (ç) maddelerine dayanıldığı, yargılamanın yenilenmesine konu karara ilişkin dava dosyasında davacı olan mirasçılardan ...'ın Av. ...'a verdiği 15/07/1997 tarih, ... yevmiye sayılı vekaletname ile leyh ve aleyhine açılacak davalarda görev yapmak üzere Av.... ve Av. ...'ı vekil olarak tayin ettiği, yine diğer mirasçıları ... ve ... tarafından Kadıköy 6. Noterliğinin 26/09/2006 tarih ... yevmiye sayılı vekaletname ile ...'ın vekil olarak tayin edildiği, 2006 tarihli vekaletnameye istinaden ... tarafından kendi adına asaleten kızı ve çocukları adına vekaleten 2006 tarihli vekaletnameye istinaden Av. ...'ın vekil olarak tayin edildiği, iş bu vekaletnamelerin gerek mahkemede gerekse tapu dairesine sunulduğu, ancak vekaletnamelerin düzenlendiği tarih itibariyle ...'ın demans hastası olduğu, fiil ehliyetine haiz olmadığı bu nedenle yapılan tüm resmi işlemlerin vekaletname işlerinin sakat olması nedeniyle geçerli sayılmayacağı gerekçesi ile yargılamanın iadesi talebinde bulunulmuş ise de, bu iddiaya istinaden yazılı bir delil sunulmadığı, bu nedenle HMK'nun 375. maddesinin (ç) bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı, sair hususların ise davaya dayanak olan esas mahkemesince yapılan yargılama sırasında değerlendirildiği ve yargılamanın iadesi sebepleri içerisinde sayılmadığı, bu nedenle HMK'nun 375. maddesinin koşullarının gerçekleşmediği gerekçelerine istinaden yargılanmanın iadesine ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yargı kararına dayalı üyelik iddia eden ...'ın yine yargı kararı uyarınca kooperatifte ki payı 1/32 olmasına rağmen mahkemece 1/14 pay karşılığı 4 nolu binanın tapususun iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve şaibeli olduğunu, mahkemelerin hukuka uygun kooperatif genel kurul kararını yok sayamayacağını, 4 nolu binanın ...'a teyiden tahsisine yönelik kooperatifin 08/11/2022 tarihli genel kurul kararının Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1354 Esas 2004/25 Karar sayılı kararı ile onaylanarak kesinleştiğini, bu kararın kesinleşmesi ile de ...'ın kooperatif üyeliğinin son bulduğunu, mahkemenin bu kararı ile 4 nolu bağımsız bölümün ... mirasçıları adına tesciline ilişkin İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı kararı arasında açıkça aykırılık bulunduğundan bu hususun yargılamanın iadesi sebebi olduğunu, zira karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalktığını, bu nedenle de tapu iptali tescil kararı verilmesi halinde tapunun, eski sahibi olan kooperatife geri dönmesi gerekirken ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesinin açık hukuk ihlali olduğunu, vekaletnamelerin geçersizliği, davacı tarafın sıfat ve dava ehliyetinin son ermesi anlamında olduğundan vekil eden ve vekil olanın sağlık durumlarının incelenmesinin şart olduğunu, tarafları, konusu aynı olan davalarda kesinleşmiş aykırı kararların mahkemelerce yok sayılamayacağını, mahkemece dava dilekçesi ekinde yer alan deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu, kooperatife karşı mali yükümlülüklerini ifa etmeyen ... ve mirasçılarının hukuka uygun kooperatif üyelikleri oluşmadığından lehlerine tescil hükmü kurulamayacağının mahkemece gözardı edildiğini, dava değeri, davacıların beyanlarına göre 100.000,00 TL olup davanın reddi halinde bu değer üzerinden nisbi vekalet ücreti yerine 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Yargılamanın yenilenmesine konu olan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı ve 14/12/2016 tarihli kararı aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.Davacı ... tarafından, Muğla ili, Bodrum ilçesi, Turgut Reis, Karakaya köyü, Koyunbaba Çukurbük mevkii ... parselde kayıtlı 4 nolu bağımsız bölümün tapu iptali ve adına tescili için davalı ...'a karşı açılan davada, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/12/2005 tarih ve 2002/335 Esas 2005/699 Karar sayılı kararı ile, davacının parasal yükümlülüklerini yerine getirdiğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. HD'nin 2006/9136 Esas 2007/12437 Karar sayılı kararı ile, kooperatif merkezi İstanbul'da olduğundan ve dava üyelik hakkına dayalı açıldığından yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olmayıp yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Akabinde Mahkemenin 12/03/2009 tarih ve 2008/585 Esas 2009/74 Karar sayılı kararı ile Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Dosyanın tevzi edildiği Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04/02/2010 tarih ve 2009/505 Esas 2010/22 Karar sayılı kararı ile, kooperatife parasal yükümlülüğü bulunmadığından ve kendisine pay verilmediğinden davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile veraset ilamındaki paylar nispetinde davacının mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. HD'nin 2011/4988 Esas 2012/1727 Karar sayılı kararı ile, dava sonucunda verilecek karar kooperatifin hak ve hukukunu ilgilendireceğinden davacıya, kooperatife karşı dava açması içen süre verilmesi, dava açıldığı takdirde açılan davanın bu dava ile birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra dosya İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/420 Esas sırasına kaydedilmiş olup bozma ilamı gereği kooperatife karşı açılan İstanbul Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/615 Esas sayılı dava da işbu dava ile birleştirilmiştir. Mahkemenin 04/12/2014 tarih ve 2012/420 Esas 2014/473 Karar sayılı kararı ile, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Akabinde dava İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/602 Esas sırasına kaydedilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 14/12/2016 tarih ve 2015/602 Esas 2016/924 Karar sayılı kararı ile; "...Kural olarak; TMK'nun 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddenin 1. fıkrasına göre "bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörüldüğü, somut olayda, davacının, birleşen dosyanın davalısı S.S. Sarıkız Evleri Konut Yapı Kooperatifi'nin 1994 yılından itibaren üyesi olduğu, davalı kooperatifin ferdileştirmeye geçerek bağımsız bölüm tapularının şahıslar adına tescil edildiği, davacı adına bağımsız bölüm tahsisinin ise yapılmadığı, davalı ...'un, davalı kooperatifin tasfiye kurulunun başında bulunduğu, davalı ... adına tahsisi yapılan (4) nolu bağımsız bölümün tahsisinin iptal edildiği, ancak, bu karardan sonra tapuda işlem yapılmadığı, 08/11/2002 tarihli davalı kooperatif genel kurulunda alınan 4. maddenin (a) bendinin uygulamaya sokulmadığı, davalının, 4/b maddesine göre kesin hüküm savunmasının kabul edilemeyeceği, bu madde gereğince davalıya tanınmış olan hakkın yapmış olduğu masraflar yönünden kabul edilmesinin gerektiği..." gerekçelerine istinaden davacıların murisinin kooperatife parasal yükümlülüğü bulunmadığından ve kendisine pay verilmediğinden asıl ve birleşen davanın kabulü ile, dava konusu taşınmazın davalı ... adına olan kaydının iptali ile veraset ilamındaki paylar nispetinde davacı ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Asıl ve birleşen dava davalıları tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23 HD'nin 2017/1802 Esas 2020/3870 Karar sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiş olup karar düzeltme talebi ise Yargıtay 15 HD'nin 2021/3247 Esas 2021/1443 Karar sayılı kararı ile reddedilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 374. maddesi uyarınca, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı yargılamanın iadesi istenebilir. Yargılamanın iadesi sebepleri HMK'nun 375. maddesinde sayılmış olup HMK'nun 379/1-c ve 2 maddeleri uyarınca, ileri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin, kanunda yazılı sebeplerden olmaması halinde davanın esasa girilmeden reddedileceği düzenlenmiştir. Öte yandan yargılamanın iadesi sebeplerinin kanunda sınırlı olarak sayılması sebebiyle bunun dışında başka bir sebebe dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinde de bulunulamaz.Somut olayda, davacılar HMK'nun 375. maddesinin 1. fıkrasının c, ç, d, ğ, h, ı bentlerine dayalı olarak yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş olup söz konusu bentlerde yer alan haller; "c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması: ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması; d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması; ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması; h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması; ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması." şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda, davacı vekili ...'ın mirasçıları olan ...'ın kendisi ve çocukları ... ve ...'ın vekili olarak da onlara vekaleten Av. ...'a verilen vekaletnamelerin davalı ...'ın ağır demans halinde olduğundan bahisle yasal olarak geçersiz ve hükümsüz olduğunu, ayrıca vekil Av. ...'ın da aynı durumda olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, iddia edildiği gibi ne ...'ın ne de vekil Av. ...'nın sağlık durumlarının, adı geçenlerin yaptığı işlemlerin geçersiz olması sonucunu doğuracak nitelikte olduğuna yönelik usulüne uygun yazılı ve geçerli bir delil sunulmadan bu aşamada mahkemece sağlık durumlarının incelenmesi de mümkün değildir. Bu nedenle HMK'nun 375/1-c maddesinde belirtilen vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olmasına yönelik yargılamanın iadesi sebebinin gerçekleştiğinden söz edilemez.Davacı vekilinin bu iddiası dışında kalan yargılamanın iadesine yönelik ileri sürdüğü diğer iddialar ise; ... ve mirasçıları olan davalıların mali yükümlülüklerini ifa etmemesi sebebiyle kooperatif üyeliklerinin oluşmadığından bahisle lehlerine tapu iptal ve tescil hükmü kurulamayacağı, dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün arsa payı 1/14 olmasına rağmen üyelik payı 1/32 olan ...'ın mirasçıları adına tescil karar verilmesinin de yolsuz, usulsüz ve üyeler arasındaki eşitlik kuralına aykırı olduğu, 4 nolu bağımsız bölümün Âli ...'a tahsis ve tapuya tesciline ilişkin 08/11/2022 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararın Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/1354 Esas 2004/25 Karar sayılı kararı ile kesinleşmesine rağmen yargılamanın iadesine konu kararın bu duruma aykırılık teşkil ettiği yönünde olup bu iddialar davacının yargılamanın iadesi nedenine ilişkin dayanak yaptığı bentler kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi ayrıca bu iddiaların zaten önceki yargılamada da ileri sürüldüğü, bu nedenle yargılamanın iadesine ilişkin şartların somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla Mahkemece tesis edilen karar isabetli olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmamıştır.Öte yandan, davacı vekili 100.000,00 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalılar lehine 30.000,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüş ise de yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi sebebiyle davalılar lehine takdir edilen maktu vekalet ücreti yerinde olup bu yönden de kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/395 Esas, 2024/805 Karar sayılı ve 30/10/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.23/10/2025