İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi E.2025/424 K.2025/377
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/424
KARAR NO: 2025/377
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/12/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/347 Esas
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 26/02/2025
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu borcun varlığını, terekede yer alan mirasçılardan ..., ..., ... ve ... tarafından davalı şirketin feshi istemli açılan İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/466 E. Sayılı dosyanın 14.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda, "... 20.01.2022 tarihinde şirketin ... bankası hesabına (200.000 USD) 2.688.620,00 TL ve 24.01.2022 tarihinde şirketin ... bankası hesabına 130.000,00 TL havale yaptığını, 2022 yıl sonu şirketin Ortak ...’e 2.818.620,00 TL Borçlu olduğu görülmüştür." şeklinde tespit edildiğini, davalı şirketin terekeye olan borcunu kanıtlar nitelikte olduğunu, İİK m.257'de sayılan ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli koşullar sağlandığını belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların miras bırakanı ...’in müvekkilinin Şirket nezdinde Yönetim Kurulu Başkanı ve/veya üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde, Şirket aktifinde yer alan birçok demirbaş, araç,iş makinelerinin hemen hemen tamamını ve taşınmazı, gerçek değerinin çok altında bedellerle sattığını , davalı şirketin bazı işçilerinin yasal mevzuat hükümlerine aykırı çalıştırılması ve/veya haklı sebep olmaksızın iş akitlerinin fesh edilmesi nedeniyle bu personellerin açtığı iş davalarının yargılaması sonucunda davalı şirketin yüksek miktarlarda işçilik alacağı ödemesine sebebiyet vererek, üçüncü kişilerle yasal mevzuata aykırı sözleşmeler akdettiğini, kusurlu başkaca davranışları ile davalı müvekkili şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini, davacılar murisi ...'in Yönetim Kurulu'nda görevde bulunduğu dönemde, kesin inşaat yasağı olan ... öngörünümdeki arsanın, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı ve neticesinde ruhsatın da iptal edilmiş olmasına rağmen, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri akdetiğini, inşaatlara devam edilerek, hızlı bir şekilde 20 adet villayı tamamlaması ile adeta zarara davetiye çıkartıldığını, davalı müvekkili şirketin çok yüksek meblağda zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, ... bu durumu ve kendi sorumluluğunu kabul ettiğini, 20.01.2022 tarih ve 200.000.-USD tutarlı ödeme ile 24.01.2022 tarih ve 130.000.-TL ödemeyi “İcra Ödemesine İstinaden” açıklamasıyla gerçekleştirmiş bulunduğunu, söz İstanbul 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/196 Esas ve 2021/651 Karar sayılı, 28.10.2021 tarihli kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, yargılamaya halen devam edildiğini beyan ederek takas ve mahsup talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince 21/11/2024 tarihli ara karar ile; "... 1-Davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü ile , dava değeri olarak gösterilen 6.532.800,00TL'nin %20'si olarak hesaplanan 1.306.560,00TL teminatın nakdi yada kesin ve süresiz teminat mektubu olarak yatırılması/karşılanması halinde; Davalıya ait taşınır , taşınmaz mallarının ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava değeri olan 6.532.800,00TL üzerinden ihtiyaten hacizine 2-Teminat yatırıldığında kararın bir suretinin ihtiyati haciz isteyen davacı vekiline verilmesine ,..." karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince 06/12/2024 tarihli ara karar ile; "...1-Mahkememizin 21/11/2024 tarihli ara kararı uyarınca verilen ihtiyati haciz kararının İİK m.261/1 hükmü uayrınca kendiliğinden ortadan kalmış olduğunun tespitine, 2-Davacının İhtiyati haciz talebinin KABULÜ ile talep konusu alacak olan ve dava değeri olarak gösterilen 6.532.800,00-TL'nin %20'sine tekabül eden 1.306.560,00-TL nakti teminat veya süresiz banka teminat mektubunun getirilmesi halinde davalı ...'nin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava değeri/ alacak değeri olarak gösterilen 6.532.800,00-TL üzerinden BORCA YETECEK MİKTARDA tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İHTİYATEN HACZİNE, 3-Teminat yatırıldığında kararın bir suretinin ihtiyati haciz isteyen davacı vekiline verilmesine ,...." karar verilmiştir. İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde; davacı tereke temsilcisinin kanuni temsil yetkisinin bulunmadığını, davacının İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/917 esas sayılı dosyasının 19/12/2023 tarihli kararı ile İstanbul 15. ATM''nin 2023/595 esas sayılı dosyasında tereke menfaatlerini korumak amacı ile tereke temsilcisi olarak atandığını, mahkememiz tarafından düzenlenen 11 Haziran 2024 tarihli tensip zaptının 9/c bendinde davacı tereke temsilcisinin huzurdaki davayı açmak için yetkisinin olmadığını, 19. SHM'nin 2023/917 esas sayılı dosyasından yetki alması için 2 haftalık süre verildiğini, davacı vekili tarafından İstanbul 19. SHM'ne yapılan başvuru davacı tereke temsilcisinin İstanbul 15. ATM'deki dava için atandığını, İstanbul 15. ATM'deki davanın usulden reddedilip kesinleştiği bildirilerek reddedildiğini, Mahkememiz tarafından hazırlanan 27/09/2024 tarihli ön inceleme tensip zaptının 6. Maddesinde davacıya 19. SHM'deki karardaki benzeri bir karar alması için süre verildiğini, TMK 640/3 gereğince ancak mirasçılar tereke temsilcisi atanması için başvuru yapabilir denildiğinden hukuken mahkemenin tensip zaptının 6. Maddesi yok hükmünde olduğunu, İstanbul 19. SHM'nin davacıya tereke temsilcisi atadığı kararının 01/02/2024 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu karar ile davacı İstanbul 15. ATM'nde görülmekte olan davada tereke temsilcisi olarak atanmış olduğundan mahkememizin 27/09/2024 tarihli ara kararı gereğince davacının sulh hukuk mahkemesine yeni bir başvuru yapması gerektiğini, davacı tarafından mahkememizin 27/09/2024 tarihli tensip zaptı doğrultusunda sulh hukuk mahkemesine yaptığı yeni bir başvuru ve bu başvuru neticesinde almış olduğu yeni bir karar bulunmadığı için davacı ...'ın ihtiyati haciz kararı verildiği 06/12/2024 tarihi itibari ile davayı temsil yetkisinin bulunmadığını, davacı vekili tarafından yapılan ihtiyati haciz başvurusu üzerine 21/11/2024 tarihinde mahkeme tarafından verilen ihtiyati haciz kararının 10 günlük yasal süresi içerisinde uygulanmadığını, davacının 04/12/2024 tarihinde yapmış olduğu ikinci ihtiyati haciz talebi neticesinde yeniden ihtiyati haciz kararı verildiğini, yargılama dosyasına sunulan banka teminat mektubunun 21/11/2024 tarihli karar nedeniyle verildiği bu nedenle yeni bir banka teminat mektubunun sunulması istenildiğini, referans numarası ve tarihi aynı olan 28/11/2024 tarihli teminat mektubu sunularak ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati haciz kararı talep edilmeden önce banka teminat mektubu alınamayacağını, mahkemenin kararının 06/12/2024 tarihi olmasına rağmen 06/12/2024 tarihli karara karşı alınan banka teminat mektubunun tarihinin 28/11/2024 olarak göründüğünü bu nedenlerle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 26/12/2024 tarihli ara karar ile; "...1-Mahkememizin 06/12/2024 tarihli ihtiyati haciz kararına davalının yaptığı itirazın reddine,..." karar verilmiştir. Karar süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kararı talep eden kişi talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olmadığını, yerel mahkemenin ihtiyati haciz kararına yapmış oldukları itirazların İİK 265. Maddesi kapsamında olduğunu, ihtiyati haciz talep eden davacının davada terekeyi temsil dolayısıyla ihtiyati haciz talep etme yetkisinin bulunmadığını, açıklığa kovuşturulması gereken, gerek alacak davasının açıldığı sırada, gerekse yerel mahkeme tarafından ihtiyati haciz kararının verildiği 06.12.2024 tarihi itibari ile davacının, ... terekesini temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı olduğunu, Tereke temsilcisi davacının, tereke temsilcisi sıfatına sahip olabilmesi için TMK 640. maddesi hükmü gereğince Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilmiş bir karar bulunması gerektiğini, İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 06.09.2024 tarihinde verilen kararda," İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/595 Esas sayılı dosyasının 13.03.2024 tarihinde kesinleşmiş olması gözetilerek, temsilcinin görevi sonrasında yaptığı işlemlere itiraz olup olmadığını bildirmek üzere iş bu raporun mirasçılara tebliğine, (1) haftalık kesin süre verilmesine, (1) haftalık kesin süre içinde beyan ve itirazlarının sunulmasına, aksi halde temsilcinin görevinin sonlanması ve ibra edilme hususunda dosya kapsamına göre mahkemece resen karar verileceğinin ihtarına," karar verildiğini, İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi, davacının temsil görevini sonlandırıldığını, Temsil yetkisi sonlanmış olan davacı ...'ın dava dışı ... terekesini temsil etme yetkisi bulunmadığı için dava ve taraf ehliyeti bulunmadığını, dolayısıyla talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olmadığını, İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 06.09.2024 tarihli ara kararı gereğince davacı/ihtiyati haciz talep eden ...'ın terekeyi temsil görevi sona erdiğini, gerek davanın açıldığı tarihte, gerekse ihtiyati haciz talep edildiği 04.12.2024 tarihi itibari ile davacı/ihtiyati haciz talep eden ...'ın HMK 53/1 maddesi hükmü gereğince temsil yetkisi bulunmadığını, alacaklı sıfatına sahip olmayan davacının ihtiyati haciz talep etmesi hukuka aykırı olduğundan yerel mahkeme tarafından verilen söz konusu ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, yerel Mahkemenin İhtiyati Haciz Karar Tarihi 06.12.2024 Olmasına Rağmen Davacı Tarafından Yargılama Dosyasına Sunulan Teminat Mektubunun Tarihi 28.11.2024 olduğunu, yerel mahkeme tarafından ihtiyati haciz kararı verilip verilmeyeceği belli olmadan yargılama dosyasına banka teminat mektubu sunulması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından yargılama dosyasına sunulan 28.11.2024 tarihli, ... referans numaralı teminat mektubu, teminat mektubunun yargılama dosyasına sunulmasına neden olan ihtiyati haciz kararı uygulanmadığı için kendiliğinden geçersiz hale geldiğini, Nitekim 06.12.2024 tarihli ara kararının (6). maddesinde sayın mahkeme "mahkememize ibraz edilmiş olan teminat mektubunun mahkememizin 21/11/2024 tarihli ara kararı uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına yönelik olması sebebiyle talep halinde işbu teminat mektubunun davacı vekiline iadesine," karar verildiğini, 21.11.2024 tarihinde yargılama dosyasına sunulan banka teminat mektubunun uygulanmaması nedeni ile kendiliğinden ortadan kalkan ilk karara ilişkin olduğu sayın mahkemeninde kabulünde olduğunu, İhtiyati haciz isteyen alacaklı, İİK 259/1 maddesi hükmü gereğince bir teminat vermek zorunda olduğunu, Teminat olarak sunulacak banka teminat mektubunun ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra hazırlatılması, alınmış olan ihtiyati haciz kararına istinaden yargılama dosyasına sunulması gerektiğini, yerel mahkemenin ihtiyati haciz tarihi 06.12.2024 olmasına rağmen yargılama dosyasına sunulan teminat mektubunun tarihi ihtiyati haciz kararından (9) gün öncesine 28.11.2024 tarihine ait olması banka teminat mektubunun geçerli olmadığının göstergesi olduğunu, yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına itirazımızın reddine ilişkin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin tereke temsilcisinin yetkili olmadığı yönündeki itirazları, tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, sorunun kaynağının davalı şirket tarafından 26.12.2022 tarihinde muris ...'in hissesi mirasçıları adına pay defterine işlendikten sonra yönetim kurulunun 03.04.2024 tarih kararıyla, tamamen kanuna aykırı bir şekilde ve görülmekte olan davaları etkileme amacıyla alınmış kararından kaynaklandığını, İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.12.2023 tarih, 2023/917 e., 2023/1192 k. sayılı kararıyla tereke temsilcisi olarak atanan ..., yetkili tereke temsilcisi olduğunu, muris ...'in mirasçıları olan ediz han deliismail, eliz deliismail, hande deliismail ve havva deliismail tarafından ortaya çıkan ihtilaflı durumun giderilmesi için İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1150 e. sayılı dava dosyasında ...'ın tüm terekeye temsilci olarak atanması için yeni bir dava daha ikame edildiğini, davalının teminat mektubunun 06.12.2024 tarihli ihtiyati haciz kararından önce alınması nedeniyle geçerli bir teminat mektubu sunulmadığı yönündeki iddiaları da yerinde olmadığını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararı ile de sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin tesis ettiği karar usul ve yasaya uygun olmakla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklı olup talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile; muris ... kendi kişisel mal varlığından 20/01/2022 tarihinde 200.000USD ve 24/01/2022 tarihinde 130.000,00TL'yi banka havalesi ile borç olarak davalı şirkete verdiği iddiasıyla bu bedellerin davalı şirketten alınarak mirasçılara ödenmesini talep etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde; murisin şirketin yönetim kurulu başkanı ve/veya üyesi olarak görev yaptığı dönemlerde şirketi zarara uğrattığını, murisin bu durumu ve kendi sorumluluğunu kabul ederek söz konusu ödemelerin gerçekleştirdiğini İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/196 ve 2021/651 Karar sayılı dosya nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, takas ve mahsup talebinde bulunduklarını beyanla davanın reddini istemişlerdir. İlk derece mahkemesince 06/12/2024 tarihli ara kararla "...İstanbul 19 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/196 esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediği görüldü. ... Bankasına ait 20/01/2022 tarihli dekont incelendiğinde, ...'in 200.0000,00USD'yi ... Ticaret AŞ'ye icra ödemesi açıklaması ile gönderdiği yine aynı bankaya ait 24/01/2022 tarihli dekont incelendiğinde, 130.000,00TL'nin "... yatıran" açıklaması ile ... Ticaret Aş'ye gönderildiği tespit edilmiştir. Ayrıca ihtiyati haciz talebinde bulunan davacı vekili dilekçesi ekinde, ..., ..., ... ve ... tarafından ... Ticaret Aş'ye karşı İstanbul 21 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/466 esas sayılı dosyası ile fesih ve tasfiye talepli olarak açtıkları dava da alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterleri incelenmesi akabinde 20.01.2022 tarihinde şirketin ... bankası hesabına (200.000 USD) 2.688.620,00 TL ve 24.01.2022 tarihinde şirketin ... bankası hesabına 130.000,00 TL havale yaptığı, 2022 yıl sonu davalı şirketin Ortak ...'e 2.818.620,00 TL borçlu olduğunun bilirkişi raporunda bildirildiği görüldü.Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan evraklar, yukarıda özetlenen olaylar ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde yaklaşık ispat koşulu kapsamında İİK 257/2.fıkrasına göre ihtiyati haciz talebinin dava değeri olarak belirtilen (200.000 USD'nin karşılığı 200.000x32,014=6.402.800+130.000=) 6.532.800,00TL yönünden %20 teminat ile kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş olup her ne kadar dosyaya teminat mektubu ibraz edilmiş ise de söz konusu teminat mektubunun içerisinde mahkememizin 21/11/2024 tarihli ara kararı uyarınca verilen ihtiyati haciz kararına yönelik olarak teminat verildiğinin açıkça yazılı olması sebebiyle yeni bir teminat mektubu ibraz edilmesi yahut nakti teminat sunulması gerektiği hatırlatılarak..." karar verilmiştir. Verilen karara itiraz edilmesi üzerine 26/12/2024 tarihli karar ile "...Taraf vekillerinin yazılı ve sözlü beyanları, celp edilen dosya örnekleri ve tüm dosya kapsamı incelenmekle, ihtiyati haczin geçici hukuki koruma olduğu ve İİK 257 maddesi şartlarının mevcut olduğu, ihtiyati hacze itiraz nedenlerinin İİK 265. Maddesinde sınırlı olarak sayıldığı, ihtiyati hacze itiraz edenin itiraz sebeplerinin bir kısmının bu nedenler arasında yer almadığı, teminat mektubuna yapılan itiraz sebepleri incelendiğinde ise dosyaya sunulan teminat mektubunun mahkememizce takdir edilen teminat miktarını karşıladığı, kesin ve süresiz nitelikte olduğu bu yönden de aykırılık bulunmadığı hususları gözetilerek, esasla ilgili nihai takdir ve hüküm yargılama sonunda verilmek üzere, ihtiyati hacze yapılan itirazın reddine..." karar verilmiştir. İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. “ Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” şeklindedir. Maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir. Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması,ihtiyati haciz talep edilen alacak miktarının da belirli olması, kısmi veya belirsiz alacak taleplerinde ise ancak dava konusu edilen kısmi miktar esas alınarak ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesi gerekir. Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir. Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. Dosyada toplanan deliller, tarafların iddiaları göz önünde bulundurulduğunda, taraflar arasında ki uyuşmazlığın ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı, ... Bankasına ait 20/01/2022 tarihli dekontta murisin 200.000USD'yi "... Tic. A.Ş.'ye icra ödemesi" açıklaması ile 24/01/2022 tarihli dekontta ise 130.000,00TL'nin "... yatıran" açıklaması ile davalı şirkete gönderildiği, dosya kapsamında ihtiyati haciz şartlarının ve yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla; mahkemece ihtiyati haciz talebin kabulüne ve verilen 06/12/2024 tarihli ara karara itiraz üzerine ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine dair verilen 26/012/2024 tarihli ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı görülmüştür. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalı istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalı istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından davalıdan harç alınmasına yer olmadığına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 26/02/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.