İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/1983 K.2025/2977

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1983 📋 K. 2025/2977 📅 20.11.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1983
KARAR NO : 2025/2977
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/05/2024
NUMARASI : 2023/709 E - 2024/409 K
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 20/11/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Dağıtıcı Lisansı" kapsamında faaliyet gösteren bir firma olduğunu ve eski malik dava dışı ... ... VE ... ÜRÜNLERİ TURİZM İŞLETMECİLİĞİ PAZARLAMA SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'nin kendisine anılan gayrimenkul üzerinde 985.010,00 TL bedelle 22.05.2021 tarihine kadar süreli intifa hakkı sağladığını; Bayi-Malik/Dağıtım Şirketi arasında bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı tanınması gibi şahsi ya da ayni hak doğurucu etkili sözleşmelerin de Rekabet Kurulu tarafından 12.03.2009 tarihinde rekabet yasağı kapsamında değerlendirildiğini; bu sebeple, 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan sözleşmelerin, Rekabet Kurulu tarafından uygulanan "azami hadde İndirme" ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar tebliğde yer alan muafiyetten yararlanabileceğini; bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağını; beş yılı aşan süreler bakımından 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında yasak bîr anlaşma olarak değerlendirileceğinden geçersiz hale geleceğini; bu geçersizlik nedeniyle yerine getirilmiş edimlerin istenmesi halinde tarafların İade borcunun Borçlar Kanunu'nun 63. ve 64. maddelerine tabî olacağını; tarafların beş yılı aşan süreler bakımından münasip bir tazminat ödemek durumunda kalacağını; 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 56. maddesi gereğince aynı Kanunun 4. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile Rekabet Kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar nedeniyle tarafların birbirlerine verdikleri her şeyin BK m. 63 ve 64 çerçevesinde iadeye tabi olacağını; Rekabet Kurulu'nun 12.03,2009 tarihli duyurusu sonrasında davacı lehine 22.05.2006 tarih 5969 yevmiye numarası ile tesis edilen intifa hakkının, anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesine ilişkin davacı şirketle imzalanan Bayilik Anlaşmasının ve eki Protokollerin 5 yılı aşan kısmının geçersiz kaldığını; davalı ... BANKASI A.Ş.'nin davaya konu taşınmazı 20.10.2011 tarihinde intifa hakkıyla yükümlü olarak satın aldığını; yukarıda anılan geçersizlik nedeniyle de intifa hakkını bilabedel terkin etmek zorunda kaldığını ve bakiye kalan süre dolayısıyla davalı şirketin zenginleştiğini iddia ederek davalının maliki bulunduğu gayrimenkul üzerinde lehine tesis edilen hukuksal tasarruf hakkı için, ödenen peşin ivaz bedelinin, geçersiz kılınan süresine (işlememiş süre) tekabül eden kısmının, denkleştîricî adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarı olan 928.127,35 TL'nin ve anılan istasyondaki ticari faaliyetin geliştirilmesi için, münhasıran davaya konu akaryakıt istasyonunda müvekkil tarafından gerçekleştirilen kalıcı yatırımların (mütemmim cüz niteliğindeki yatırımlar, malzeme -teçhizat, demirbaş desteği), işlememiş süreye tekabül eden Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarı olan 109.589,76 TL'nin; davalıdan temerrüt (ödeme) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsil olunarak ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, özetle, davalı ile dava dışı ... ... ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San. ve Tic. Ltd. arasında 26.05.2006 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşmeye dayalı olarak davaya konu gayrimenkul üzerinde lehine ipotek tesis edildiğini; dava dışı şirketin kredilerini ödememesine binaen davaya konu taşınmaz hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçtiğini ve gayrimenkulun mülkiyetinin davalı şirkete devrolduğunu; sebepsiz zenginleşmeye konu intifa bedelinin kendilerine değil dava dışı ... ... ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San. ve Tıc. Ltd. Şti'ne ödendiğini dolayısı ile sebepsiz zenginleşmeden ve işbu davanın tarafı olmasından bahsedilemeyeceğini; davanın husumetden reddi gerektiğini; keza, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkiye de itiraz ettiklerini; davacının, intifa ve benzer etkiye sahip sözleşmeler açısından geçersizlik nedeniyle yararlanılmayacak sürelere ilişkin ödenen ivaz bedellerinin iadesini istemeye hakları olduğunu öğrenmelerinin; Rekabet Kurulu'nun yaptığı 12.03.2009 tarihli duyurusuyla gerçekleştiğini ve sebepsiz zenginleşmeye istinaden açılacak iade davalarının 12.03.2010 tarihine kadar açılması gerektiğini, aksi takdirde zamanaşımına uğrayacağını ve zamanaşımı defisini ileri sürdüğünü; Danıştay 13. Daire Kararı'na göre İntifa Hakkı'nın 5 yıldan uzun süreli yapılamayacağını; 5 yıldan uzun süreli İntifa hakkının tesis edilmesinin 2002/2 sayılı Tebliğe açıkça aykırılık teşkil edeceğini ve cebri icra İhalesinin yapıldığı tarih itibari ile intifa hakkı için geçerli olan 5 yıllık sürenin dolmuş olduğunu, her ne kadar kayden intifa hakkından bahsedîlse de hukuken geçerli bir intifa hakkı bulunmadığını ve buna güvenerek ihaleden taşınmazı aldığını; ayrıca davacı şirket lehine tesis edilmiş olan İntifa hakkının davacı şirket tarafından hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmeden ve hiçbir şerh düşülmeden tapu kayıtlarından kaldırıldığını; beş yıldan uzun süreli intifa hakkı sözleşmelerinin 2002/2 sayılı tebliğ hükmü gereğince beş yıl süresine uygun hale getirilmesi için geçiş süreci öngörülmesi sebebiyle kazanılmış hakların ihlalinden söz edilemeyeceğini beyan ederek, genel yetki kuralı gereği davalının ikametgâhında açılmayan davanın yetki yönünden, davacı şirket ile kendileri arasında dava konusu alacağı doğuran hiçbir hukuki ilişki bulunmaması nedeniyle davanın husumet , zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesi sırasında Dairemizin 2018/265 E.2019/894 K.24/05/2019 tarihli kararı ile "Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca karar kaldırılarak 670 s., 675s. ve 667 sayılı KHK'lar uyarınca değerlendirme yapılıp bir karar verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine" karar verilmiştir.İade kararından sonra mahkemece yapılan yargılamada; mahkemece Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen yanıtta , İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 353195-0 sicil numarasında kayıtlı bulunan Müflis ... Bankası A.Ş nin Olağanüstü hal kararları ile kapatılan kurumlar arasında yer almadığı, Tasarruf mevduat sigorta fonu tarafından açılan ve İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 esas sayılı dosyası ile işlem gören iflas davasında 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 106 maddesi uyarınca bankanın iflasına karar verildiği, müflis banka hakkındaki iflas kararının Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.01.2020 tarih ve 2018/1539 esas 2020/406 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği bildirilmiş,Müflis ... Bankası A.Ş nin iflas idaresine ... ..., ... ve ... ...'un atandığı görülmüştür. İstinaf iadesinden sonra mahkemece bu kez ""Davanın pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE" karar verildiği,bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ,yapılan istinaf incelemesi sonrası Dairemizin : 2023/1523 E.2023/2763 K.sayılı 28/09/2023 tarihli ilamı ile ;"Kısa karada davanın reddi,gerekçeli kararda pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi HMK 298/2.madde hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.Ayrıca davanın 27/01/2012 tarihinde İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığı,bu mahkeme tarafından Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesine 11/09/2012 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın gönderildiği,ancak daha sonra İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesine 2012/1454 E.numarası ile tevzi edildiği,bu kararın Dairemizin 2018/265 E.2019/894 K.24/05/2019 tarihli kararı kaldırılması sonrası istinafa konu İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/516 Esas, 2020/884 K.sayılı ilamın 23/12/2020 tarihinde verildiği anlaşılmıştır.Davalı hakkında İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/41 esas sayılı dosyası ile işlem gören iflas davasında 5411 Sayılı Bankacılık Kanunun 106 maddesi uyarınca bankanın iflasına karar verildiği, müflis banka hakkındaki iflas kararının Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27.01.2020 tarih ve 2018/1539 esas 2020/406 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmakla,dava açıldıktan sonra davalının iflasına karar verildiği ,iflas idare memurlarını tespiti ile iflas idare memurlarına tebligat yapıldığı görülmüştür.Bu durumda mahkemece davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekirken, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin usul ve hukuka uygun bulunmadığı " gerekçesi ile;"Davacının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1a/6.madde gereği kaldırılarak, yargılamaya devamla bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine " karar verilmiştir. Son istinaf iade kararından sonra yargılamaya devam edildiği görülmüş olup;Mahkemece ;"Kanıtlanamayan davanın reddine" karar vermişir.Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;gerekçeli kararda, müvekkili şirketin iflas masasına yaptığı alacak kayıt talebinin reddedildiğinin belirtildiği,ancak iflas masasına yazılan müzekkereye cevap 29.05.2024 tarihinde dosyaya alınmış olup, iflas masasının cevabında alacak kayıt talebinin reddedildiğine dair bir husus bulunmadığını,iflas masası tarafından sunulan cevabi yazıda, iflas müdürlüğüne başvuru yapıldığı ve müvekkili şirketin alacağının nizalı olarak kabul edildiğinin açıkça belirtildiği,söz konusu bu hususların, 29.05.2024 tarihli duruşmada da mahkeme huzurunda dile getirilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda müvekkili şirketin alacak kayıt talebinin reddedildiği yönünde gerçeğe aykırı bir değerlendirme yer aldığını, gerekçeli kararda müvekkili şirketin alacak kayıt talebinin reddedildiği yönünde dosya kapsamına ve iflas masasının cevabına aykırı şekilde hüküm kurulmuş olması nedeniyle, söz konusu kararın kaldırılması gerektiğini,dava konusu olayda, intifa hakkının süresinden önce sonlanması sebebiyle gerek intifa gerekse sabit yatırımlar yönünden zenginleşen davalı banka olup sebepsiz zenginleşme davasının şartlarının oluştuğunu,dava konusu taşınmazın davalı tarafından intifa hakkıyla yükümlü olarak satın alındığı,ihale şartnamesinde ve mükellefiyetler listesinde intifa hakkının geçersiz olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı, taşınmazın intifa hakkıyla yükümlü olarak tapuda davalı adına tescil edildiği,. davalının söz konusu intifa hakkı kapsamında davaya konu taşınmazı intifa süresi sonuna dek müvekkiline kullandırma yükümlülüğü altında iken intifa hakkının süresinden önce sonlandırıldığını, eski malik ile yapılan protokolde intifa hakkının 06.11.2011 tarihine kadar muafiyetten yararlanması hususunda anlaşmaya varıldığı,davalının ise taşınmazı 06.11.2011 tarihinden önce yani intifanın fiilen ve hukuken geçerli olduğu, tapuda tescilinin devam ettiği bu dönemde taşınmazı intifa hakkı ile yükümlü olarak satın aldığını,sunulu kararlarda da belirtiği üzere intifa hakkı Rekabet Kurulu kararı ile kendiliğinden ortadan kalkmış olmadığından,davaya konu intifa hakkının bizzat davalı tarafından süresinden önce sonlandırıldığını, davalının mülkiyetine sahip olduğu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının davalının talebi üzerine ve onun yararına terkini nedeniyle, davalının davaya konu edildiği şekliyle zenginleştiğinin kabulü gerektiği,intifa hakkının davalının malik olduğu dönemde ve davalının talebiyle sicilden terkin edildiğini, yerel mahkemenin , kalıcı yatırım bedeli talebi yönünden kalıcı yatırımların dava dışı şirket ile yaptığı işletme sözleşmesinin gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın akaryakıt istasyonunun faaliyete geçirilmesi için yapılması gereken yatırımlardam olduğu, bununla birlikte müvekkili şirket ile davalı banka arasında sözleşme bulunmadığı, salt malik olması nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği,mahkemenin, söz konusu kararı verirken, intifa hakkının süresinden önce sona erdiğini göz ardı ettiğini, intifa hakkı süresinden önce sona ermemiş olsa idi, taşınmaz ve müvekkili tarafından sağlanan yatırımlar müvekkili tarafından kullanılacak ve semerelerinden müvekkili şirketin faydalanacağı,ancak intifa hakkının süresinden önce sona ermesi nedeniyle bedeli müvekkili tarafından ödenerek davaya konu taşınmaza sağlanan sabit yatırım ve demirbaşları davalı uhdesine geçmiş ve bunlardan davalının yararlandığını,bu kapsamda davalının yatırımlar yönünden zenginleştiği ve müvekkili şirketin bu yönde fakirleştiğinin ortada olduğunu,intifanın açıklandığı şekilde süresinden önce sona erdirilmesinden fayda elde eden-kazanç sağlayan intifa hakkını süresinden önce sonlandıran davalı olduğunu,eski malikin bu durumdan bir fayda elde etmesinin hukuken mümkün olmadığını, belirterek intifa hakkının kalan süresini müvekkiline kullandırmayan ve intifa hakkını süresinden önce sonlandıran davalı ... Bankasının, intifa hakkının kullanılmayan dönemine ilişkin bedelinin güncel karşılığını ve müvekkili tarafından taşınmaza sağlanan sabit yatırımların güncel değerini müvekkiline ödemekle yükümlü olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ,bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, alacak talebine yöneliktir.Son istinaf iade kararından sonra davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü ve bu yönlerden yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.Konuya ilişkin Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2025/1003 E. 2025/2781K.sayılı 13.05.2025 tarihli kararında açıklandığı üzere;" (...)Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, ( İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on ... sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir.Ayrıca alacaklı olarak bulunan davacı vekili aracılığıyla yapılan alacak kaydı başvurusunun taranarak yazı ekinde gönderildiğinin belirtildiği, ekli evrakın incelenmesinde talep edilen alacak kaydının nizalı olarak kaydı ile herhangi bir imtiyaz tespit edilemediğinden alacak kaydının 4. sırada kaydına karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu edilen alacak sıra cetveline nizalı alacak olarak kaydedildiğinden dava konusuz kalmış değildir. İflasın açılmasından sonra iflas masasına kabul edilmeyen alacakla ilgili talep, kanun gereğince kayıt kabul davasına dönüşür. Dava, yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşmüştür. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, İİK’nın 194. maddesi hükmü göz önünde bulundurulmak suretiyle davaya devam edilmesi gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçeyle davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde belirtilmiştir.Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek karar verilmesi gereklidir. Somut olayda dava konusu alacak yönünden iflas müdürlüğüne başvuru yapıldığı ve davacı şirketin alacağının nizalı olarak kabul edildiğinin dosyaya gönderilen cevabi müzekerede açıkça belirtildiği görülmüştür.İflas idaresince belirtilen nizalı alacak kavramında,borçlunun reddettiği alacaklara nizalı alacak kabul edileceği,iflas idaresinin alacakları İİK 230.maddeye göre incelerken,"müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı " hakkında karar veremeyeeği,sadece bu alacağı "çekişmeli (nizalı) alacak " olarak sıra cetveline geçireceği açıktır.Davaya konu alacak iflas masasına nizalı alacak olarak kaydedildiğinden masa tarafından kesin olarak kabul edilmiş sayılamaz.Bu yönüyle davanın kayıt kabul davası olarak görülmesinde sakınca bulunmadığı görülmüştür.Ayrıca alınan kök ve ek bilirkişi heyet raporları kapsamında ;,dva dışı ... ... Ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin maliki olduğu Sakarya ili Adliye Mahalllesi maliye sok. ... parselde kayıtlı bulunan gayrimenkul üzerinde davacı lehine 985.010,00 TL bedelle 22/05/2006 tarihli 22/05/2021 tarihine kadar süreli intifa hakkı tesis edildiği, ve davacı tarafından intifa bedelinin dava dışı şirkete ödendiği, taşınmazlar üzerine bir takım yatırımlar yaptığı,davacının rekabet kurulu tarafından 12/03/2009 tarihinde yayınlanan genel bir bildirim ile, intifa hakkının 5 yıla aşan kısmının geçersiz hale geldiğinden bahisle, 5 yılı aşan kısmının geçersiz olduğunu belirterek ödenen peşin ivaz bedelinin geçersiz kılınan süresine tekabül eden kısmının denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarını, kalıcı yatırımların bedelini taşınmazı 20/10/2011 tarihinde dava dışı ... ... Ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti'nden satın alan davalıdan talep ettiği,davacı ile dava dışı ... ... Ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San. Ve Tic. Ltd. Şti arasında 07/07/2010 tarihinde yapılan protokol ile taraflar arasında düzenlenmiş olan 19/06/2006 tarihli bayilik anlaşmasının 07/07/2010 tarihi itibariyle feshedildiği ve protokolün 2.d bendi gereği intifa hakkı için ödenen intifa ivazının, anılan karar gereğince geçersiz kılınan süresine tekabül eden miktarının, yerleşmiş mahkeme kararı ile mevzuatta öngörülen ilkelere göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarının,münhasıran,anılan gayrimenkul üzerinde kurulu akaryakıt satış istasyonunun, BP tescilli marka ve logosu altındaki ticari faaliyetinin ve satışının geliştirilmesinde kullanılmak üzere, BP tarafından ''prim'', ''yatırım destek'', ve/veya her ne nam altında olursa olsun ödenen ticari teşvik bedellerinin de; BP'nin geçersiz kılınan kullanım hakkı/ faaliyet süresine karşılık gelecek miktarının, yerleşmiş mahkeme kararları ile mevzuatta öngörülen ilkelere göre hesaplanacak güncelleştirilmiş miktarının,anılan istasyondaki ticari faaliyeti için kullanılmak üzere BP tarafından: (a) gerçekleştirilen sabit (mütemmim cüz) niteliğindeki yatırımların rayiç bedelinin, işleyecek faiz ve ferileri ile birlikte en geç 29/10/2010 tarihinde dava dışı şirketin BP'ye iade etmeyi, bu kapsamda anılan bedelinin tamamını nakden ve def'aten BP'ye ödemeyi, söz konusu bedelleri ödemediği ve temerrüde düştüğü takdirde; BP'ye tevdii ettiği, teminatların iş bu protokolde yazılı tüm borçları karşılığında nakde tahviline muvafakat ettiğini, peşinen ve gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, dava konusu taşınmazın icra süreci sonunda davalı banka adına 20/10/2011 tarihinde tescil edildiği, davalı bankanın dağıtıcı lehine intifa yüklü olarak taşınmazı devraldığı, 09/01/2012 tarihinde intifa hakkının terkin edildiği , davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesinin olmadığı, davacının bayilik sözleşmesini dava dışı ... ve ... Ürünleri Turizm İşletmeciliği Pazarlama San ve Tic. Ltd. Şti arasında bulunduğu, intifa bedelini de söz konusu şirkete ödediği, davalının taşınmazı intifa ile yükümlü olarak satın alarak malik sıfatına sahip olmasının davalıyı tarafı olmadığı bir sözleşmeden sorumlu hale getirmeyeceği kabul edilmelidir. Dava dışı şirket ile davacı arasındaki intifa hakkının dayanağı olan bayilik sözleşmesinin 19/06/2006 tarihli olduğu, intifa hakkının 22/05/2006 tarihinde kurulduğu,ancak bayilik sözleşmesinin yapılması ile dikey ilişkinin başladığı, Rekabet Kurulu'nun kararına göre 18/09/2005 tarihinden sonra yapılan sözleşmeler açısından sözleşme süresi dikkate alınmaksızın yapıldıkları tarihten itibaren ilk beş yıllık süre boyunca muafiyetten yararlanılacağı değerlendirilmelidir.Bu bağlamda , davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan fesih protokolünde ilk satışın 06/11/2006 tarihinde başladığından bahisle 06/11/2011 tarihinde intifa hakkının sonlandırılacağı açıkca belirlenmiş olmakla birlikte Rekabet Kurulunun belirtilen kararı gözetilerek öngörülen 5 yıllık sürenin sözleşme tarihinden itibaren başladığı ve öngörülen 5 yıllık sürenin 19/06/2011 tarihinde sona erdiği, davalının taşınmazı satın aldığı 20/10/2011 tarihi itibari ile intifa hakkının artık bulunmadığı tespit edilmiştir.Buna göre davalının sebepsiz zenginleştiği ispat edilememiştir.Ayrıca davacı tarafça yapıldığı ileri sürülen kalıcı (sabit) yatırımların dava dışı şirket ile yaptığı işletme sözleşmesinin gereği olarak sözleşmenin süresine bakılmaksızın akaryakıt istasyonunun faaliyete geçirilmesi için yapılması zorunlu bulunan yatırımlardan olduğu değerlendirilmelidir.Davacı ile davalı taraf arasında sözleşmenin olmadığı gözetildiğinde,davacı ile davalı arasında bayilik sözleşmesi bulunmadığı hususları açığa çıktığından, davacı kalıcı yaıtırım bedeli isteyemez.Bu yönden de davacı davasını ispatlayamamıştır.Hükme dayanak bilirkişi kök ve ek raporları taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli,mahkemenin kararı hukuk ve yasaya uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 20/11/2025