İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi E.2023/2279 K.2024/237
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2279
KARAR NO: 2024/237
KARAR TARİHİ: 22/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2023
NUMARASI: 2023/531 2023/520
Taraflar arasındaki davada Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R Dava, haricen yapılan iki adet taşınmaza ilişkin yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili mümkün olmadığı takdirde tazminat ilişkindir.Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, "... İİK 198. madde uyarınca konusu para olmayan alacağın para alacağına dönüşeceği, davalı hakkında dava açılmadan önce ilgili mahkemesince 24/03/2021 tarihinde verilen iflas kararı sebebiyle, işbu davalı şirket hakkında alacakların kabul edilmesi amacıyla görülen davada, Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "... davacı tarafından müflis şirket ile aralarında yapılan gayrimenkul satışına konu gayrimenkullerin teslimi istemli olarak Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açılmıştır. Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından açılan davanın İİK'nın 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz davası olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek görevsizlik kararının kesinleşmesinin üzerine dosya mahkememize gönderilmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça sözleşmeye konu taşınmazların tarafına teslimi talep edilmiş olup bu talebinin kabul görmemesi durumunda tazminat talep edilmiştir. Davacının öncelikli talebinin taşınmazların teslimine ilişkin olması nedeniyle huzurda görülen davanın İİK'nın 235. maddesi kapsamında açılan bir dava olarak kabulü mümkün değildir. Yukarıda belirtilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2022/3378 Esas, 2022/2582 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davaya dayanak yapılan iki adet bağımsız bölüme ilişkin satış vaadi sözleşmesi bulunması nedeniyle davacının salt konut ihtiyacı nedeniyle dava konusu taşınmazları almadığı anlaşıldığından davacının tüketici olduğunun kabulü mümkün değildir. Ayrıca dosya kapsamında davacının tacir olduğu yönünde herhangi bir iddia ya da delil bulunmaması nedeni ile davanın HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasına..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer (İİK md. 184/I). Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir. Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; dava iflas tarihinden sonra açılmış olup; davacının öncelikli talebi taşınmaz satış sözleşmesinin aynen ifasıyla tapuların iptaline ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Davacının yükleniciden iki adet konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, birden fazla konut alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı, taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. 2022/2719 E. - 2022/2557 K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 HD 2023/1272E. 2023/1072K. ve Dairemizin 2020/1983 E. - 2021/306 K. Sayılı kararı.)
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 22/01/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.