İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2023/721 K.2023/1388

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/721 📋 K. 2023/1388 📅 24.10.2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2023/721
KARAR NO: 2023/1388
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 12/10/2022
NUMARASI: 2021/311 (E) - 2022/895 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 24/10/2023
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinin 30/9/2020 gün ve 2016/959 (E) - 2020/641 (K) sayılı kararı, davalılar ... Sigorta AŞ, ... Tesisleri Limited Şirketi, ... Sigorta AŞ vekilleri ile davalı ... ve davacı ... vekillinin istinaf kanun yolu başvuruları üzerine Dairemizin 9/2/2021 gün ve 2021/223 (E) - 2021/169 (K) sayılı kararıyla davalı ...'ın henüz karar verilmeden önce 23/5/2020 günü ölmesi nedeniyle adı geçen davalının mirasçılarının davaya dahil edilerek yargılamaya devem edilip karar verilmesi gerektiği belirtilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-a/4'üncü maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kararından sonra sürdürülen yargılamada ilk derece mahkemesince, 13.500 TL tedavi gideri tazminatı, 4.709,84 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 24.141,29 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 42.351,13 TL maddi tazminatın davalılar ..., ... Limited Şirketi ve ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; 3.850 tazminatın Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında davalı ... Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddin; davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan maddi tazminat davasının reddine; 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... Limited Şirketi ve ... mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... Tesisleri Limited Şirketi dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40'ıncı Hukuk Dairesinin 2021/223 (E) - 2021/169 (K) sayılı kararından önce maddi tazminattan sigorta şirketleri dahil tüm davalılar sorumlu tutulmuş iken yeni kararla en baştan inceleme yapılarak önceki raporlarla ve kararla çelişecek biçimde hüküm kurulduğunu, 2/10/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda sürekli sakatlığının bulunmadığı tespit edilen ve yakın tarihli muayene ile alınan güncel raporu da bulunmayan davacının maluliyet tespitine ilişkin tüm değerlendirmelere itiraz ettiklerini, davacının yaşı itibarıyla ileri sürelen engel oranını ile kaza arasında nedensellik bağı tespit edilmeden düzenlenen raporun dosya kapsamın aykırı olduğunu, 13/10/2020 tarihli ATK raporunda davacının tüm vücut engellilik durumunun %7 olduğu, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği bildirilmesine karşın, aynı kurulun 2/10/2018 tarihli raporda, davacının kalıcı sakatlığının bulunmadığı, geçici sakatlığının ise 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığına ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığını müvekkillerinin kazanın meydana gelmesinde sorumluluklarının olmadığını, raporda belirtilen iyileşme süresine itiraz ettiklerini, davacının iddiadan öde gitmeyen ispat edilmeyen tedavi gideri maddi zararına ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, maluliyet konusunda yeniden inceleme yapılması gerektiğini, kazanın yolun kaygan oluşunun yanı sıra yolcu otobüsün önüne kontrolsüz biçimde seyreden başka aracın çıkmasından kaynaklandığını, hükmolunan manevi tazminatın pek aşırı (fahiş) miktarda ve davacının zenginleşmesini sağlayacak nitelikte olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... mirasçıları ..., ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin hatalı olduğunu, tedavi giderine ilişkin maddi zararın belgeyle ispatlanamadığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hatalı hesap raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyet aykırı olduğunu, ATK'nin 13/1/2020 tarihli raporunda davacının vücut engellilik durumunun %7 olduğu ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği kanaatine varıldığı belirtilmiş ise de, aynı kurulun 2/10/2018 tarihli raporunda, kalıcı maluliyeti olmayan davacının geçici maluliyetinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, raporlar arasında açık çelişki bulunduğunu; müvekkillerinin davaya konu trafik kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığı, sigorta şirketlerinin sorumlulukları yönünden hatalı bilirkişi raporu düzenlendiğini, hükmolunan maddi tazminata avans faizi uygulanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, halihazırda temerrüde düşürülmemiş olan müvekkillerinin aleyhine faize hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiğini, pek aşırı miktarda ve davacıyı zenginleştirecek nitelikte manevi tazminat takdir edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin maluliyet durumunun ATK raporuyla saptandığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40'ıncı Hukuk Dairesinin 2021/223 (E) - 2021/169 (K) sayılı kararından sonra yeniden alınan raporda, davacının engelilik oranı %2'ye düşürülerek hesaplama yapıldığını, önceki rapora güvenerek davayı ıslah ettiklerini, tazminat talebinin ilk derece mahkemesince 51.200 TL'den 42.531,13 TL'ye düşürüldüğünü, ayrıca ilk derece mahkemesinin önce 19.000 TL manevi tazminat hükmetmesine rağmen daha sonra alışılmadık biçimde manevi tazminatı 15.000 TL'ye düşürdüğünü, hukuka ve yasaya aykırı biçimde davalılar lehine ayır ayrı vekâlet ücretine hükmedildiğini, Borçlar Kanunu'nun (BK) 43, 44, 161/son ve 325/son maddelerinin uygulanmasından kaynaklanan indirimler sebebiyle kısmen reddedilen miktar yönünden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemeyeceğini, duruşmalara katılmayan, mazeret dahi bildirmeyen, davayı sürüncemede bırakmak için kötüniyetli davranan davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, maddi durumları iyi olan davalı ... mirasçıların adli yardım taleplerinin reddi gerektiğini, istinaf harcı yatırmayan adları geçen davalıların istinaf başvurularının reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Tarafların ileri sürdürdükleri kanıtların incelenmesinde; dosyaya eklenen araç özet bilgileri içeriğine göre kazaya karışan ... plakalı otobüs trafik sicilinde davalı ... adına kayıtlıdır. Davacının yolcu bileti ise davalı ... Tesisleri Limited Şirketi tarafından düzenlenmiştir. Bu itibarla davalılar ... mirasçıları ile ... Tesisleri Limited Şirketinin ... plakalı otobüsün 11/4/2016 günü karıştığı kaza nedeniyle ortaya çıkan zarardan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85'inci maddesi uyarınca sorumlu tutulmalarında isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinin 30/9/2020 gün ve 2016/959 (E) - 2020/641 (K) sayılı kararıyla davacı lehine 19.000 TL manevi tazminata, 51.000 TL maddi tazminata hükmolunmuş olmakla birlikte bu karara karşı davalılar ... Sigorta AŞ, ... Limited Şirketi ve ... Sigorta AŞ tarafından, maddi tazminatın esasına; davalı ... Tesisleri Limited Şirketi vekili tarafından hükmolunan manevi tazminatın tutarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş; Dairemizin 9/2/2021 gün ve 2021/223 (E) - 2021/169 (K) sayılı kararında açıklanan kararın kaldırılma nedenine göre ileri sürülen istinaf nedenleri inceleme dışı bırakılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin 30/9/2020 gün ve 2016/959 (E) - 2020/641 (K) sayılı kararının maddi ve manevi tazminatın miktarı bakımından, davacı yararına kazanılmış hak oluşturulduğundan söz edilmesine olanak bulunmamaktadır. Hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 27/9/2019 tarihli raporunda; sevk ve idaresindeki otobüsle olay mahalline geldiğinde dikkatini yola yeterince vermeyen, özensiz seyri sonucu kavşak mahallinde direksiyon hakimiyetini kaybeden davalı sürücü ...'in %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu; kazanın davalı sürücünün ifadelerinde belirttiği gibi plakası bilinmeyen otomobilin, otobüsün seyir şeridine girmesi nedeniyle meydana geldiğinin kabulü durumunda ise, sevk ve idaresindeki aracıyla dikkatsiz bir seyirle olay mahalline geldiğinde, kavşağa yaklaştığını da dikkate alarak hızını her an önlem alabilecek seviyeye indirmeyen, mevcut hızıyla kavşak mahalline yaklaşan, kaza mahalline giren otomobile karşı varlığını belirtir biçimde uyarı tedbirine başvurmayan ve yanlış direksiyon tedbiriyle aracın hakimiyetini kaybeden davalı sürücü ...'in asil derecede %75 oranında, plakası belirlemeyen otomobil sürücüsünün ise kavşak mahallinde davalı sürücünün idaresindeki otobüsün seyir şeridine girmesi ve otobüs sürücüsünün seyir dengesini bozarak kontrolsüz biçimde direksiyon tedbiri almasına neden olduğundan %25 oranında tali kusurlu olduğu bildirilmiş, böylece davalı sürücü ...'in kaza sırasındaki davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının; yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde; dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığı, otobüste yolcu olarak bulunan davacının kusurunun bulunmadığının kabul edilmesinin isabetsizlik olmadığı sonucuna varılmıştır. ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 26/9/2018 gün ve 8465 sayılı raporunda, davacı ...'in 11/4/2016 günü meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan yaralanması, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından, maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş, anılan Dairenin, davacının tedavi gördüğü hastanelerde düzenlenen raporlar, grafiler ve kurulda 15/11/2019 günü yapılan muayenesi sonucu düzenlenen 25/12/2019 gün ve 25765 sayılı raporunda ise, davacı ...'in 11/4/2016 günü geçirdiği trafik kazasına bağılı arızası sebebiyle Özürlülük Ölçücü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre tüm vücut engellilik oranının %7 olduğunu, iyileşme üresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş; davacıda oluşan yaralanmanın farklı yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilmesi suretiyle düzenlenen anılan raporlar arasında çelişki bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda ise, davacının tıbbi iyileşme süresinin 4 ay, tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu kabul edilerek, beklenen olası yaşam süresi TRH 210 Yaşam Tablosuna göre belirlenerek geçici iş göremezlik maddi zararının 4.709,84 TL, sürekli iş göremezlik maddi zararının 24.141,29 TL, davalı ... Sigorta AŞ'nin Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamındaki sorumluluğunun 3.850 TL olduğu, kök raporda ise, davacının ... Hastanesinde yapılan humerus, radius, ve klavikula krıklarının redüksiyon ve fiksasyon operasyonları karşılığında ödendiği ileri sürülen 12.500 TL ile ilaç reçete katkı payı 1.000 TL'nin kadri maruf olduğu buna göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenmeyen tedavi giderleri toplamının 13.500 TL olarak hesaplandığı, böylece davacının trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararının, Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişi raporlarını hükme esas alınarak nihai karar verilmesinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalılardan ... Sigorta AŞ, kazaya karışan davalı ...'a ait, davalı ... Limited Şirketi tarafından bilet kesilerek işletilen ... plakalı otobüsün Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesini; davalı ... Sigorta AŞ ise kazaya karışan otobüsün Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini; dava dışı ... Sigorta Şirketi ise Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenlemiştir. 26/4/2016 gün ve 29695 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 17'nci maddesiyle, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Malî Sorumluluk Sigortasının düzenlendiği 4925 sayılı Karayolu Taşımacılık Kanununun 18'inci maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de, eldeki davaya konu trafik kazası anılan yasal düzenleme yürürlüğe girmeden önce 11/4/2016 günü meydana gelmiştir.4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8'inci maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır.Can sigortası türünden olan Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, otobüsün içinde veya dışında, otobüs hareket halinde iken veya değilken, yolculuk sırasında veya bekleme, duraklama ve mola yerlerinde karşılaşılabilecek her türlü kazalara karşı, sigortalılar (yolcular, sürücüler ve yardımcılar) yararına taşımacı tarafından yaptırılması zorunlu bir kaza (can) sigortası olup kazanın oluşunda taşımacının yada sürücü ve yardımcılarının bir kusurları bulunmasa bile, ölümlerde sigorta poliçesinde yazılı tutarın tamamı, bir zarar (destekten yoksunluk) hesabı yapılmaksızın, ölen kişinin mirasçılarına eksiksiz ve kesintisiz olarak; yaralanmalarda beden gücü kayıp oranına göre zarar gören kişilere ödenir. Ödenecek tazminat miktarı yönünden “zarar sigortası - tutar (meblâğ) sigortası” ayrımında Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası bir “tutar (meblâğ) sigortası”dır. Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası meblâğ sigortası niteliğini taşıdığından; sigortacı sigorta ettirilen kişinin zarara uğraması durumunda, somut zarar ne olursa olsun, sigorta sözleşmesinde belirlenen tutarı (meblâğı), başka bir deyişle, sigorta poliçesinde yazılı olan “sigorta bedelini” eksiksiz ve tam ödemek zorundadır. Açıklanan bu durumun bir sonucu olarak Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesinden tahsil edilen meblağın, zarar sigortası niteliğini taşıyan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ve ZMSS ile karşılanan miktardan mahsup edilmesine olanak bulunmamaktadır. Eldeki davada, davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan maddi tazminat davasının sıralı sorumluluk ilkesi uyarınca reddine karar verilerek adı geçen davalı lehine 9.200 TL; davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan davada ise, adı geçen davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu tutarın 3.850 TL olduğunun saptanması nedeniyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek, kısmen reddine karar verilen maddi tazminat talebine göre davalı ... Sigorta AŞ lehine 9.200 TL; bedel arttırım dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat tutarının 51.200 TL'ye yükseltilmesi, davalı ... Limited Şirketinin sorumlu olduğu maddi tazminat tutarının ise toplam 42.351,13 TL olduğu kabul edilerek, kısmen reddine karar verilen maddi tazminat talebine göre davalı ... Tesisleri Limited Şirketi lehine 8.848,87 TL vekâlet ücretine hükmolunduğu anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; kazaya karışan aracın ZMSS poliçesini düzenleyen ... Sigorta AŞ, Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta AŞ, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası poliçesini düzenleyen dava dışı ... Sigorta Şirketi arasında müteselsil borç ilişkisi bulunmamaktadır. Görüldüğü üzere, davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan maddi tazminat davasının reddi ile davalılar ... Sigorta AŞ ile ... Dinlenme Tesisleri Limited Şirketine karşı açılan davaların kısmen reddi sebebi farklıdır. Bu itibarla, reddine karar verilen maddi tazminat talepleri yönünden adları geçen davalılar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretlerine hükmolunmasında isabetsizlik görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalı ... ve davalı ... mirasçılarının dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanısına ulaşılmıştır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ... vekili ile davalılar ... mirasçıların ..., ... ve ... vekili ve davalı ... Limited Şirketi vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 89,95 TL istinaf karar ve ilam harcının davacı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.917,65 TL istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... Tesisleri Limited Şirketi tarafından peşin yatırılan 1.045,16 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.872,49 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Limited Şirketi ile davalılar ... mirasçıların ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 492 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının adlî yardım talebinin kabulüne karar verilen davalı ... mirasçıları ..., ... ve ...'nan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı ... ile davalı ... Limited Şirketinin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2023