İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1623 K.2025/111

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 📁 E. 2021/1623 📋 K. 2025/111 📅 06.02.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1623
KARAR NO: 2025/111
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2017/1140 Esas - 2021/325 Karar
DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/02/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... A.Ş. ile 31/10/2013 tarihinde iki tane ayrı gayrimenkul satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmesi imzaladığını, bu gayrimenkullerden birinin KDV hariç tutarının 343.749,00-TL olup KDV dahil 405.624,00-TL olduğunu, ikinci gayrimenkulün KDV hariç tutarının 269.786,00-TL olup KDV dahil 318.348,00-TL olduğunu, müvekkilinin KDV oranı %18 üzerinden KDV dahil fiyatı ödeyerek gayrimenkulleri satın aldığını, 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile konut alımlarında yapılan yeni düzenlemeye göre 150 m² den büyük konut teslimlerinde ve 150 m² ye kadar olanlarda ve Büyükşehir sınırlan içerisinde arsa m² birim fiyatı 1.000,00-TL üstü olan konut teslimlerinde KDV oranının %18'den %8'e düşürülmesi üzerine %10 luk KDV farkı olan 61.353,50-TL'sının talep edildiğini, ancak sunulacak bilirkişi raporuna göre HMK 107.Madde uyarınca fazlaya ilişkin ıslah ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla ilk etapta 3.611,00-TL nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 30/06/2010 tarih 2010/14-358 Karar sayılı ilamında da konut ve tatil amaçlı taşınmaz malların ticari gaye ve kar etme amacı ile satın alınması, özel amaçla alınmaması durumunda, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm mercinin; Tüketici Mahkemeleri olmayacağı ifadesi dile getirilerek, davacının da projeden 2 adet konut satın alması bu konutların kullanım amaçlı olmadığını ifade ettiği bu sebeple Bakırköy 2.Tüketici Mahkemesinin görevsizlik karar vermesi gerektiğini; davacının belirsiz olarak açtığı davanın alacak miktarındaki belirsizliğin dava şartı eksikliği sonucunu doğurduğunu bu nedenle davanın usul yönünden de reddini, proje kapsamında inşa edilecek bağımsız bölümlerin satışına 2013 yılında başlandığını, ilk günden itibaren; tahakkuk edecek KDV nin ... tarafından ödeneceğini, müşterilerin/alıcıların KDV den sorumlu olmayacaklarını, bu maliyetin ... tarafından üstleneceğini, ileri de KDV artsa bile artışın alıcılara yansıtılmayacağını, fiyatın tüm vergiler dahil net ve nihai olduğunu belirten açıklamalarının her ortamda (ulusal yayın yapan tüm televizyon kanalları, radyolar ve gazetelerde) ifade edildiğini, davalı ile imzalanmış olan sözleşmenin 2.2. maddesinde ne isim altında olursa olsun yeni harç ve vergiler ihdas edildiği takdirde veya bu sözleşmede belirtilen miktarlann artırılması halinde Katma Değer Vergisi hariç yeni ihdas edilen vergilerin alıcı tarafından satıcıya ödeneceğini, yani KDV artışından kaynaklanan külfetin alıcıya yansıtılmayacağını, satış bedellerinin anahtar teslim satış bedeli olduklarını, verginin tespitinde zorunlu olduğu anda yani noter satış sözleşmesinde o tarihteki vergi oranı üzerinden ayrıştırmaya tabi tutulduğunu, davalı ... A.Ş.'nin ... Projesi ile ilgili bağımsız bölüm satın alan müşterilerinden ve davacıdan KDV adı altında her hangi bir tutar talep ve tahsil etmediğini, satış politikasının KDV Dahil olduğunu, sözleşmede "KDV Hariç tutar...TL" ibaresinin, sözleşmenin geçerliliği için noter huzurunda yapılması ve noterlerin bu tür sözleşmelerde ödenmesi gereken vergi ve harçları KDV hariç satış bedeli üzerinden tahakkuk ettirmelerinden kaynaklandığını, davacının iki daire için ödediği 723.972-TL toplam bedelin içinde 3.597,38-TL lik kısmının beyaz eşya olduğunu ve onun da KDV sinin %18 olduğunu, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının KDV iade talebinde bunu dikkate alması gerektiğini iddia edilmekte ve davacının avans faizi talebinin hukuka aykın olduğunu ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Vergilendirme açısından; dava konusu taşınmaz henüz tapu kütüğüne tescil yapılmamış olsa dahi fiilen konutun alıcıya teslim edilmesi ve alıcının da konutu kullanmaya başlaması halinde KDV'nin teslim anında doğduğu kabul edilmektedir. Bu durumda konut satışlarında konutu fiilen teslim anı, tarafların rızası ile fatura düzenlenmesi, konutun tapuda devri gibi herhangi birinin gerçekleşmesi halinde KDV mükellefiyeti doğar. Taraflar arasında yapılan Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesinin 16/6.maddesinde "Sözleşme kapsamında bir kanuna veya harca yapılan tüm atıflar yürürlükte bulunan ya da asıl mevzuat tahtında düzenlenen tali mevzuat dahil olmak üzere, bunların tadil edilmiş, uzatılmış, icra edilmiş veya yeniden yürürlüğe konulmuş halleri de dikkate alınmak üzere sözleşmeye imzaladığı tarihte yürürlükte olan kanun, vergi, ya da harca yapılmış bir atıf olarak kabul edilecektir." hükmüne yer verildiği görüldüğünden, tarafların kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmede nazara alınarak davalı şirketin davacıdan 53.361,08-TL tutarında KDV talep edebileceği, davalı şirketin davacıdan fazladan aldığı 56.526,57-TL iade etmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından verilen 28/12/2020 tarihli dilekçe bilirkişi tarafından hesaplanan toplam KDV bedeli olan 56.526,57-TL olarak dava değeri gösterilmiş ve dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ıslah ettikleri görülmüştür. Davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu buna rağmen ıslah dilekçesi verdiği anlaşılmakla arttırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Bu durumda, tüm dosya kapsamı, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi doğrultusunda, davanın kabulüne," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hiçbir hak ve alacağının kalmadığını açık ve net olarak belirterek imzalamış olduğu 14.12.2016 tarihli konut teslim tutanaklarıyla davalıyı kesin, kayıtsız ve koşulsuz olarak ibra ettiği halde, mahkemece aksi yönde hüküm kurulmuş olmasının yerinde olmadığını, ibranın (TBK 132), taraflar arasındaki borç ilişkisini sona erdiren ve bu suretle de borçluyu borcundan kurtaran bir sözleşme olduğunu, huzurdaki davayla aynı nitelikte olan İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.05.2019 tarih ve 2018/984 E. 2019/412 K. sayılı kararında; iddia, savunma, toplanan deliller, tüm dosya kapsamı, TBK’nın 132. maddesi hükmüyle somut olay birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan konut bedeli ödenerek gayrimenkulün teslim alındığı, teslim ve ödeme anında davaya konu edilen KDV tutarına ilişkin kısmın saklı tutulmadığı ya da bu kısma ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmediğinden, ayrıca TTK’nın 20/2 maddesi gözetilerek davanın reddine kararı verildiğini, ticari işlerine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek zorunda olan davacı şirketin, konut teslim tutanaklarına KDV’ye ilişkin ihtirazi kayıt koymayıp, sonradan iadesini talep etmesinin basiretli davranma yükümlülüğüne de aykırılık oluşturduğunu, davalı şirketin kesin olarak ibra edildiği hususu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulünün yerinde olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki sözleşme ile satışı yapılan taşınmazın KDV oranının %18'den %8'e düşürülmesi sonucunda oluşan KDV farkının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafça, davalıdan satın aldığı 2 adet konut için ödemiş olduğu KDV miktarından, 08 Eylül 2016 tarihinden geçerli olmak üzere Bakanlar Kurulu kararına göre KDV oranının düşmesi neticesinde fazla ödediği kısmın iadesini istemiş, davalı taraf ise fazladan tahsilat yapılmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen, Beyoğlu ... Noterliğinin 31 Ekim 2013 tarih ve ..., ... yevmiye numaralı iki adet taşınmaz satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmelerinde 2 adet konut niteliğindeki bağımsız bölümün satışı ve tesliminin öngörüldüğü, sözleşmelerin "Satış Bedeli" kısmında; sırasıyla "Konutun satış bedeli, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 405.624 TL'dir. "KDV Hariç Tutar" kısmında ise, "343.749 .-TL, ve ikici sözleşmede Konutun satış bedeli, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 318.348,00-TL'dir. "KDV Hariç Tutar" kısmında ise, "269.786,00-TL şeklinde kararlaştırıldığı görülmektedir. Sözleşmelerin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 1. Maddelerinde sırasıyla; Anahtar teslimi olarak KDV dahil 405.624,00-TL ve ikinci sözleşme için 318.348,00 TL bedel mukabilinde alıcıya satmayı, alıcı da belirtilen konutu yukarıda yazılı şartlarda ve aynı bedelle satın almayı vaad ve kabul etmiştir..''; 2.2. maddesinde ise; “İşbu sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ne isim altında olursa olsun alıcının ödemekle yükümlü olduğu yeni harç ve vergiler ihdas edildiği takdirde veya sözleşmede belirtilen harç ve vergi miktarlarının artırılması halinde Katma Değer Vergisi hariç yeni ihdas edilen bu vergiler, Alıcı tarafından satıcıya ayrıca ve ilaveten defaten ödenecektir. ” şeklinde düzenleme mevcuttur. Taraflar arasındaki sözleşmeye konu gayrimenkullerin "... Konut Teslim Tutanağı" başlıklı iki adet belge ile davacı tarafa 14/12/2016 tarihinde teslim edildiği, belgenin 9. maddesinde; ''Bu sonuçla mezkur sözleşmeyle satın aldığım dairem için ... A.Ş.nin mezkur sözleşmeden, TTK.'dan, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanundan ve sair mevzuattan kaynaklanan edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, sitenin ve dairenin bulunduğu bloğun ortak yer ve şeyleri için gerekli her türlü muayene ve incelemeyi yapmış olarak teslim aldığını beyan eder, bu sonuçla hiç bir hak ve alacağım kalmadığımdan mütevellit, ... Ortaklığı A.Ş.'ye gayri kabili rücu, kesin, mali ve hukuki olarak, bila mazeret, bila talep, ibra ederim,'' şeklinde düzenleme olduğu görülmüştür. TBK'nın 132. maddesindeki;'' Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir,'' düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı alıcının imzaladığı konut teslim tutanağının ibraya ilişkin 9. maddesi, davacı-alıcının satın aldığı bağımsız bölümün muayene ve incelemeyi yaparak ve ayıpsız olarak teslim aldığı, bağımsız bölümün ayıplı veya eksik teslim edilmesinden kaynaklanabilecek haklarından feragat ettiği şeklinde yorumlanabilecek olup davacı alıcının 08/09/2016 tarih ve 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile % 18'den % 8'e düşürülmesi sebebiyle oluşan % 10 KDV farkı olan alacağından feragat ettiği anlamı taşımamaktadır. Ayrıca davalı vekilince istinaf dilekçesinde davacının basiretli hareket etme yükümlülüğü nedeniyle konut teslim tutanağına KDV Tutarı bakımından ihtirazi kayıt koymadığından bu tutarın iadesini talep hakkı olmadığına dair beyanları da yerinde değildir. Konut teslimlerinde uygulanacak KDV Oranlarını belirleyen 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile daha önce 24/12/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile KDV oranı %18 olarak belirlenen konutların 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında teslim edilmesi halinde net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların tesliminde alınacak KDV oranı %18'den %8'e düşürülmüş, 31/01/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile de teslim için belirlenen 31/03/2017 tarihi, 31/09/2017 olarak yeniden düzenlenmiştir. Somut olayda davacı alıcının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde belirtilen KDV dahil satış bedelini ödediği fakat ödemeden sonra 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında yapılan konut teslimleri için KDV oranının %18'den %8'e düşürüldüğü, davalı satıcının davacı alıcıya konutları 14/12/2016 tarihinde teslim ettiği bu durumda mer’i mevzuat bakımından katma değer vergisinin Devlet'e intikalinde aracılık konumunda olan davalı satıcının davacı alıcıdan fazladan tahsil etmiş olduğu ve işbu davaya konu olan KDV tutarını Maliyeye ödediğine dair dosyada herhangi bir delile rastlanılmamıştır. Bu durumda davacının fazladan ödediği bedelin iadesi yönündeki talebinde haklı olduğu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4337 E- 2021/5697 K. Sayılı ilamı) HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2025