İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2023/1427 K.2024/255

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1427 📋 K. 2024/255 📅 27.02.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1427
KARAR NO: 2024/255
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/06/2023
NUMARASI: 2022/181 Esas - 2023/484 Karar
DAVA: Tanıma ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... (“...” veya “Davacı”), Cayman Adaları Ticaret Sicili'ne ... sicil numarası ile kayıtlı, Cayman Adaları adresinde bulunan yabancı bir tüzel kişi olduğunu, davacının tek pay sahibi olduğu, dava dışı ... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi' (“...”) ile davalılar arasında 9 Mart 2012 tarihinde bir Hisse Alım Sözleşmesi (“HAS”) imzalandığını ve davalılarınn dava ve uyuşmazlık dışı ... Anonim Şirketi ile ... İnşaat Petrol Gaz Ticaret Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ndeki hisselerinin ... tarafından devralındığını, ancak HAS'ın imzalanmasını takiben, davalıların hisse devri sürecinde, diğer ihlallerinin de yanı sıra, HAS'ta taahhüt edilen akdi kapasite güvencelerini (HAS madde 2.2.b) ihlal ettiklerinin ortaya çıktığını, bunun üzerine ...'un, davalıların işbu ihlallerinden kaynaklanan zararlarını tazmin amacıyla uyuşmazlığı HAS'ın 13.5. maddesinde yer alan tahkim şartı uyarınca, 8 Ekim 2014 tarihinde Milletlerarası Ticaret Odası (“MTO") Milletlerarası Tahkim Divanı'na taşıdığını, MTO Milletlerarası Tahkim Divanı nezdinde Paris, Fransa'da gerçekleşen tahkim yargılamasında, ... tarafından atanan ..., davalılar tarafından atanan Profesör ... ve hakem heyetli başkanı olarak görev yapan Profesör ...'dan oluşan, MTO Tahkim Kuralları (“MTO Kuralları”) uyarınca teşekkül etmiş hakem heyetince (“Hakem IHFeyeti”) verilen ... dava numaralı ve 8 Ocak 2018 tarihli Karar ve 3 Mayıs 2018 tarihli Zeyilname ile davalıların HAS kapsamında verdikleri akdi güvencelerinin ihlali nedeniyle Turchrome'a karşı borçlu olduklarına hükmedildiğini, MTO kuralları uyarınca, zeyilnamenin de kararın bir parçasını teşkil ettiğini, davalıların yükümlülüklerine ilişkin hükümlerin kararda ve Zeyilnamede yer aldığını, davalıların, tahkim sürecinin sona ermesini takiben, tahkim yerinin Paris'te, Paris İstinaf Mahkemesi nezdinde Nisan 2018'de nihai kararın iptali için başvuruda bulunduklarını, Mayıs 2021'de ise Paris İstinaf Mahkemesi'nin karşı iptal başvurusunu reddetiğini, öte yandan söz konusu nihai kararın bazı ülke mahkemelerince tenfizine karar verildiğini, nihai karardan doğan tüm hakların, ... tarafından müvekkiline temlik edilmiş olup müvekkilinin taraf sıfatının bulunduğunu, tahkim yargılamasının davacısı ...'nın tahkim yargılamasının ardından nihai kararda belirlilen alacaklarının tümünü 21 Mayıs 2021 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi ile Turehrome'un yüzde yüz pay sahibi olan davacı müvekkiline devrettiğini, temlik nedeniyle davacının taraf sıfatının bulunduğunu ve işbu tanıma ve tenfiz davasında İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu ve Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, davanın maktu harca tabii olduğunu, davacı müvekkilinin yabancılık teminatı ödemekten muaf olduğunu, yabancı hakemlerce hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş kararların Türkiye'de icra olunabilmesi için öncelikle Türk mahkemeleri tarafından tenfiz edilmesi gerektiğini, yani tenfiz kararının amacının, tenfize konu kararın Türkiye'de icrasını sağlamaya yönelik olduğunu, nihai kararın New York Konvansiyonu'nda belirtilen tenfiz şartlarını taşıdığını, tenfiz başvurusuna konu nihai kararın New York Konvansiyonu'nun V. Maddesi kapsamındaki tenfiz şartlarını taşıdığını; New York Konvansiyonu'na taraf olan İngiltere ve Galler, Fransa, Hong Kong ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Florida ve Teksas eyalet mahkemelerince verilen tanıma ve tenfiz kararları ile de ortaya konulduğunu, davalılar tarafından yapılan nihai kararın iptali başvurusunun, yukarıda sayılan çeşitli ülke mahkemeleri tarafından yapılan incelemeye benzer bir inceleme sonucunda Paris İstinaf Mahkemesi tarafından da reddedildiğini, New York Konvansiyonu uyarınca nihai kararın tenfizi için bütün şartlar mevcut olup, mahkemece de nihai kararın tanınması ve tenfizini talep ettiklerini, somut olayda müvekkilinin alacağının bir yabancı hakem kararı ile tespit edildiğini ve karara usulü dairesince icra edilebilirlik şerhi verildiğinin sabit olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunun'un 6. Maddesinde yer alan tahkim yargılamasından önce veya tahkim Kanunun'un 6. Maddesinde yer alan tahkim yargılamasından önce veya tahkim yargılaması sırasında ihtiyati hacze karar verilmesinin mümkün bulunduğuna ilişkin düzenlemeye de atıf yapılarak, yabancı mahkeme veya hakem heyeti tarafından verilen bir kararla tespit edilen alacak hakkında tedbir niteğinde bulunan ihtiyati hacze karar verilmesinin istenebileceğini, bunun için yabancı kararın tenfizi koşulunun aranmasına gerek bulunmadığının duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde açıklanmış olduğunu, nihai ve bağlayıcı kararın daha önce başka ülke mahkemelerince tanınmış ve tenfiz edilmiş olduğunu, somut olayda davacı müvekkilinin alacağının bir yabancı hakem kararı ile tespit edildiğini ve karara usulü dairesince icra edilebilirlik şerhi verildiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin tenfizi istenen nihai karar ile tespit edilen bu alacağının herhangi bir şekilde rehinle temin edilmiş de olmadığını, davalıların tahkim yargılaması sürecinde ve tahkim yargılamasının sonuçlanmasından sonraki süreçte mal varlıklarının büyük bir kısmını elden çıkartmış olduğunu, kalan malvarlıklarını da kaçırmak üzere olduklarını belirterek açıklanan nedenler ile işin önemine ve aciliyetine binaen karşı tarafa tebligat yapılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme ile davacı müvekkilinin alacağının karar veya zeyilname ile hüküm altına alınmış olması karşısında mahkemece takdiren teminat alınmaksızın ya da aynı durum gözetilerek takdir edilecek makul ve maktu bir teminat karşılığında davalıların tenfizi istenen karar ve Zeyilname'de belirtilen ana tazminat 388.000 ABD doları, tahkim masrafları 698.750 ABD doları ve vekalet ücreti ve diğer masraflar 7.650.372,76 ABD doları olmak üzere toplam 396.349.122,76 ABD doları ( başvuru tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden karşılığı 5.894.662.693,33 TL 'dir) tutarındaki borcu ile Karar ve Zeyilname'de belirtilen şekilde %7 oranında işlemiş ve işleyecek faizi ve masrafları karşılayacak şekilde ve yargılama sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar devamı kaydıyla menkul gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ve her türlü malvarlıkları üzerine İİK md. 257 vd. hükümleri gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi ile sonuç itibariyle de Milletlerarası Ticaret Odası nezdinde Paris Fransa'da gerçekleşen tahkim yargılaması neticesinde verilen ... numaralı ve 8 Ocak 2018 tarihli kararın ve 3 Mayıs 2018 tarihli Zeyilname'nin tanınmasına ve tenfiz edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının taraf sıfatının bulunmadığını, asıl tahkim yargılamasının tarafının davacı olmadığından davacının somut uyuşmazlıkta taraf sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Cayman Adaları Kanunları tahtında kurulmuş bir şirket olan davacının bir yabancı tüzel kişi olduğunu ve kanun uyarınca teminat gösterme zorunluluğunun bulunmadığını, Cayman Adaları’na kayıtlı yabancı bir tüzel kişi olan davacının mahkemenin takdir edeceği bir tutarda teminat yatırması gerektiğini, söz konusu Hakem Kararı’nın Türkiye’de tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında Hakem Kararı’nın bir an için tenfiz edilebileceği düşünülse dahi Hakem Kararı’yla ilintili birçok ceza davası ve soruşturması sürdüğünden bu ceza davalarının işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı ... yetkililerine karşı 2022/154 sayılı soruşturma dosyası açıldığını, soruşturmanın halen devam ettiğini ve çok yakında davacı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri hakkında dava açılması beklendiğini, yine tahkim yargılaması sırasında ... şirketinin tanığı olan ...’a karşı yalancı tanıklık sebebiyle yürütülen soruşturma neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2022/7817 sayılı iddianame düzenlendiğini ve hem ... hem de Davacı ... yetkilisi ... hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, nitekim Yargıtay' ın da ceza soruşturmasının hukuk davasında mutlaka bekletici mesele yapılması gerektiğini ve bekletici mesele yapılmamasının bozmayı gerektireceğini, söz konusu Hakem Kararı’nda birçok tenfiz engeli bulunması sebebiyle davacının tenfiz talebinin reddini, bu mümkün olmadığı takdirde ... yetkilileri ve Davacı tanığı ... hakkında yürütülen ceza davası ve soruşturmalarının bekletici mesele yapılarak kesinleşmelerinin beklenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yabancı hakem tenfiz şartlarının mevcut olmadığını, hakem heyetinin davacının hisse alım sözleşmesinin imzalanması sonrasında eline geçen bu değerleri, hesaplamaya katmadan karar verdiğini, bu durumun Hakem Heyeti’nin taraflılığının ve delillerinin dikkate almadığının en açık göstergesi olduğunu, yabancı mahkemelerin, hakem kararının Türkiye’de tenfizinin mümkün olduğu hakkında karar veremeyeceğini, böyle bir durumun egemenlik haklarına aykırı ve kamu düzeni açısından kabul edilemez olacağını, bu sebeple, davacının yabancı mahkeme kararlarına dayanarak kararın Türkiye’de tenfiz edilmesi gerektiğini ileri sürmesinin yerinde olmadığını, dolayısıyla bir ülkede alınan tenfiz kararının, tenfize konu hakem kararının Türk mahkemeleri önünde de tenfiz edileceği anlamına gelemeyeceğini, davacının bahsettiği yabancı mahkeme kararlarının, hiçbir şekilde yabancı hakem kararının Türkiye’de tenfiz edilip edilemeyeceği ile ilgili olarak Türk mahkemesinin kendisinin değerlendirme yapmasına engel olamayacağını, yabancı hakem kararının Türk mahkemelerince verilmiş kesin hüküm ile çeliştiğini, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ... hakkında verilen kararın, uzman raporu hazırlanırken özel belgede sahtecilik suçunun işlendiğini ve dolayısıyla raporun sahte nitelikte olduğunu tespit ettiğini, oysa Hakem Heyetinin Türk Mahkemesi tarafından sahte olarak nitelendirilen bu uzman raporuna dayanarak kararını verdiğini, bu durumda Hakem Kararı ile söz konusu ceza mahkemesi kararının net bir şekilde çeliştiğinin ortada olduğunu, bu durumda söz konusu Hakem Kararı’nın tenfizinin mümkün olmayacağını, dolayısıyla Hakem Kararı’nın tenfiz edilmesinin, ...’ın özel belgede sahtecilik yaptığını kabul etmeyen ve uzman raporunu kendi kararına esas alan hakem heyetinin kararının tenfiz edilmesi demek olduğunu, bu durumun ceza yargılamasıyla suçlu bulunan ...’ın hukuk davasında suçlu olduğunun kabul edilmemesi anlamına geleceğini, bu durumun ise kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, sahtecilik yapıldığı kesinleşen rapora dayanılarak verilen hakem kararının tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğunu, sonuç olarak sahte uzman raporuna ve hukuka aykırı delillere dayanılarak verilen hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, kamu düzenine aykırı hakem kararının tenfiz isteminin reddi gerektiğini, davalıların savunma haklarının ihlal edildiğini, hakem heyetinin yargılama sırasında davalıların davacıya sözleşmeyle devrettiği hiçbir mal varlığı değerini dikkate almadığını, davalılara iddia ve savunmalarını sunabilmeleri için yeterli süre tanınmadığını ve davalıların delil taleplerini gerekçesiz bir şekilde reddettiğini, görüldüğü üzere tahkim yargılaması sırasında hakem heyetinin pek çok durumda taraflara eşit muamele göstermediğini, davalıların savunma haklarını kısıtladığını ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, davalıların savunma haklarının bu ölçüde kısıtlanması ve adil yargılanma haklarının ihlal edilmesinin açıkça Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini beyanlarla davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, MÖHUK 61 ve HMK 318 gereği damga vergisinin ödenmesi, aksi takdirde davanın reddine, davacının yabancı tüzel kişi olması sebebiyle MÖHUK madde 48 uyarınca yabancılık teminatı yatırmasına aksi takdirde davanın reddine, davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış olan bir ceza davasının olup olmadığının soruşturulmasını, varsa ceza davası evraklarının dosyaya celbedilmesini, MÖHUK madde 62/c bendi uyarınca adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesinin ihlali ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle tenfiz davasın reddine karar verilmesini, MÖHUK ve New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz şartlarını taşımayan hakem kararının tenfizi talebinin reddine karar verilmesini, tenfiz talebinin reddine karar verilmediği takdirde, davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış ceza davalarının bekletici mesele yapılarak ilgili davaların sonuçlarının beklenmesini, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; tenfizi talep edilen yabancı hakem kararlarının özel bir hukuki niteliği haiz olması nedeniyle, tahkim davasının tarafları haricinde kimsenin tenfiz talebinde bulunamayacağının doktrin uyarınca ve Yargıtay kararları uyarınca sabit olduğunu, yabancı hakem kararının tenfizini, ancak hakem kararının taraflarından birinin isteyebileceğini, asıl tahkim yargılamasının tarafı davacı olmadığından davacının somut uyuşmazlıkta taraf sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, Cayman Adaları kanunları tahtında kurulmuş bir şirket olan davacının bir yabancı tüzel kişi olduğunu ve kanun uyarınca teminat gösterme zorunluluğunun bulunduğunu, davacının teminat göstermesi gerektiğini, söz konusu Hakem Kararının Türkiye’de tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında Hakem Kararı’nın bir an için tenfiz edilebileceği düşünülse dahi Hakem Kararı’yla ilintili birçok ceza davası ve soruşturma sürdüğünden bu ceza davalarının işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı Turchrome yetkililerine karşı 2022/154 sayılı soruşturma dosyası açıldığını, soruşturmanın halen devam ettiğini ve çok yakında davacı şirketin Yönetim Kurulu üyeleri hakkında dava açılmasının beklendiğini, yine tahkim yargılaması sırasında Turchrome şirketinin tanığı olan ...’a karşı yalancı tanıklık sebebiyle yürütülen soruşturma neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2022/7817 sayılı iddianamenin düzenlendiğini ve hem ...'in hem de davacı ... yetkilisi ... hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, bu davanın sonucunu etkileyecek ceza davalarının devam ettiğini, ceza davalarının bekletici mesele yapılmasını, hakem kararının Türk mahkemesi kararıyla çelişmesi, sahte belge olduğu Türk mahkemelerince tespit edilen uzman raporunun Hakem Kararı’na esas alınmasının kamu düzenine aykırı olması, Hakem Heyeti’nin taraflara eşit davranmaması ve davalıların savunma haklarının ihlal edilmesinin tenfiz engellerinden bazıları olduğunu, yabancı Mahkemelerin, Hakem Kararının Türkiye’de tenfizinin mümkün olduğu hakkında karar veremeyeceklerini, bir ülkede alınan tenfiz kararının, tenfize konu hakem kararının Türk mahkemeleri önünde de tenfiz edileceği anlamına gelmeyeceğini, yabancı hakem kararının Türk Mahkemelerince verilmiş kesin hüküm ile çeliştiğini, Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ... hakkında verilen kararın, uzman raporu hazırlanırken özel belgede sahtecilik suçunun işlendiğini ve dolayısıyla raporun sahte nitelikte olduğunu tespit ettiğini, oysa Hakem Heyetinin Türk Mahkemesi tarafından sahte olarak nitelendirilen bu uzman raporuna dayanarak kararını verdiğini, bu durumda Hakem Kararı ile söz konusu ceza mahkemesi kararının net bir şekilde çeliştiğinin ortada olduğunu, bu durumda söz konusu Hakem Kararı’nın tenfizinin mümkün olmayacağını, sahte uzman raporuna ve hukuka aykırı delillere dayanılarak verilen Hakem Kararı'nın kamu düzenine aykırı olduğunu ve kamu düzenine aykırı Hakem Kararı’nın tenfiz isteminin reddi gerektiğini, davalıların savunma haklarının ihlal edildiğini beyan ederek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, MÖHUK 61 ve HMK 318 gereği damga vergisinin ödenmesi, aksi takdirde davanın reddine, davacının yabancı tüzel kişi olması sebebiyle MÖHUK madde 48 uyarınca yabancılık teminatı yatırmasına aksi takdirde davanın reddine, davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış olan bir ceza davasının olup olmadığının soruşturulmasını, varsa ceza davası evraklarının dosyaya celbedilmesini, MÖHUK madde 62/c bendi uyarınca adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesinin ihlali ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle tenfiz davasın reddine karar verilmesini, MÖHUK ve New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz şartlarını taşımayan hakem kararının tenfizi talebinin reddine karar verilmesini, tenfiz talebinin reddine karar verilmediği takdirde, davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış ceza davalarının bekletici mesele yapılarak ilgili davaların sonuçlarının beklenmesini, yargılama masrafları ve ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının taraf sıfatı bulunmadığını, işbu tenfiz davasında tenfizi talep edilen yabancı hakem kararında davacı taraf “... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi” firması olduğunu, oysa mahkeme huzurunda açılan tenfiz davasının davacısının farklı bir firma olan ... adındaki şirket olduğunu, davacı ...' in, tenfize konu hakem yargılamasında davacı olarak yer alan ... Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi’nden (“...”) farklı ve bağımsız bir tüzel kişilik olduğunu, ancak tenfizi talep edilen yabancı hakem kararlarının özel bir hukuki niteliğine haiz olması nedeniyle, tahkim davasının tarafları haricinde kimsenin tenfiz talebinde bulunamayacağının doktrin ve Yargıtay kararları uyarınca sabit olduğunu, somut uyuşmazlıkta taraf sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının teminat göstermesi gerektiğini, Cayman Adaları kanunları tahtında kurulmuş bir şirket olan davacının bir yabancı tüzel kişi olduğunu ve kanun uyarınca teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığını, Cayman Adaları’na kayıtlı yabancı bir tüzel kişi olan davacının mahkemenin takdir edeceği bir tutarda teminat yatırması gerektiğini, ceza davalarının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, söz konusu Hakem Kararı’nın Türkiye’de tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında Hakem Kararı’nın bir an için tenfiz edilebileceği düşünülse dahi Hakem Kararı’yla ilintili birçok ceza davası ve soruşturması sürdüğünden bu ceza davalarının işbu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, işbu tenfiz yargılamasını doğrudan etkileyebilecek ceza yargılamalarının devam ettiğini, bu konuya ilişkin hukuki mütaalayı dosyaya sunduklarını, Hakem Heyeti’nin ... hakkında hüküm kurarak yetkisini aştığının görüldüğünü, diğer davalılar ile ... arasında yer alan tahkim şartının ...’e teşmil edilemeyeceğini, bu nedenle tenfiz davasının ... tahtında reddi gerektiğini, bu nedenlerle davacının bahsettiği yabancı mahkeme kararlarının, hiçbir şekilde yabancı hakem kararının Türkiye’de tenfiz edilip edilemeyeceği ile ilgili olarak Türk mahkemesinin kendisinin değerlendirme yapmasına engel olamayacağını, tenfizi istenen yabancı hakem kararının “Türk kamu düzeni”ne Aykırı olduğunu ve “Türk mahkemeleri”nin verdiği kararlarla çeliştiğini, Yabancı Hakem Kararı'nın Türk mahkemelerince verilmiş kesin hüküm ile çeliştiğini, Hakem Kararı’nın tenfiz edilmesinin, ...’ın özel belgede sahtecilik yaptığını kabul etmeyen ve uzman raporunu kendi kararına esas alan hakem heyetinin kararının tenfiz edilmesi demek olduğunu, bu durumun ceza yargılamasıyla suçlu bulunan ...’ın hukuk davasında suçlu olduğunun kabul edilmemesi anlamına geleceğini, bu durumun ise kamu düzenine aykırılık teşkil Ettiğini, ceza mahkemesinin kabul ettiği olguların hukuk mahkemesi için de bağlayıcı olacağını, bu durumda ceza mahkemesinin ... hakkında verdiği kararda belirtildiği üzere hakem kararına esas alınan uzman raporunun sahte bir rapor olduğunu, bu rapora dayalı olarak verilen Hakem Kararı’nın da tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, sahtecilik yapıldığı kesinleşen rapora dayanılarak verilen hakem kararın tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğunu, yine Hakem Kararı’nın 113. ve 158. paragraflarından da CFT raporunun Hakem Kararı’na doğrudan etki ettiğinin anlaşıldığını, oysa hukuka aykırı olarak elde edilen bir delilin, hakem kararına esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu davaya konu yabancı hakem kararının, “yalan tanıklık” yaptığı Türk ceza mahkemesi kararı ile sabit olan ...’ın hazırladığı rapora istinaden verildiğinin şüphesiz olduğu için artık bu hakem kararına Türk hukuku nazarında kesin hüküm kuvveti ve icra kabiliyeti vasıflarınınverilmesinin mümkün olmadığını, yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığı baştan tespit edilmiş bulunduğundan, “yalan tanıklık” esas alınarak verilen hakem kararının tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği Hakem Kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, eşitlik ilkesine aykırı olarak verilen Hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfiz engelleri belirtilen hakem kararının tenfizinin reddi gerektiğini, bu mümkün olmadığı takdirde davacı şirket yetkililerine karşı açılacak/açılmış olan ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..., ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davacının teminat göstermesi gerektiğini, ceza mahkemesi kararı uyarınca işbu davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca bu tahkim kararı ile ilintili ceza soruşturmaları ve davaları olduğundan bu davaların da bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, yabancı hakem kararının tenfiz şartlarının mevcut olmadığını, yabancı mahkemelerin, hakem kararının Türkiye’de tenfizinin mümkün olduğu hakkında karar veremeyeceğini, yabancı hakem kararının Türk mahkemelerince verilmiş kesin hüküm ile çeliştiğini, sahtecilik yapıldığı kesinleşen rapora dayanılarak verilen hakem kararının tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğunu, hakem kararlarının kamu düzenine aykırı olmasının tenfız engeli teşkil ettiğinin ise MÖHUK madde 62’de ve New York Konvansiyonunda açıkça düzenlendiğini ve Yargıtay’ın birçok kararında bu hususun kabul edildiğini, sonuç olarak, sahte uzman raporuna ve hukuka aykırı delillere dayanılarak verilen hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, kamu düzenine aykırı Hakem Kararı’nın tenfiz isteminin reddi gerektiğini, tahkim yargılamasında davalıların, davacı tanığına çapraz sorgu yapma taleplerinin hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, tahkim yargılamasında davalıların savunma haklarının ihlal edildiğini, hakem heyetinin davalıların savunmalarını oluşturabilmek için davacı tarafından sunulmasını istediği delillere ilişkin taleplerini reddettiğini, adil yargılama hakkının ihlal edildiği bir hakem kararının kamu düzenine aykırı olacağını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı üzere, anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere aykırı, Türk hukukunun temel prensiplerine aykırı veya Türk adap ve ahlak anlayışına aykırılıkların kamu düzenine aykırılık olarak kabul edildiğini, hem Yargıtay kararlarında hem de doktrinde açıkça ifade edildiği üzere hakem kararında savunma haklarının ihlal edilmesinin hakem heyetinin taraflara eşit davranmaması ve adil yargılanma haklarının ihlal edilmesinin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini ve bu hakem kararlarının tenfiz edilmesinin mümkün olmadığını, nitekim somut olayda da söz konusu tahkim yargılaması sırasında davalıların en temel savunma haklarının ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ve hakem heyetinin eşitlik prensibine aykırı davranışlarının somut örneklerle gösterildiğini, bu örnekler ışığında davalıların savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ağır ihlali nedeniyle söz konusu Hakem Kararı’nın tenfiz edilmesinin mümkün olmayacağını, tüm bunlar göz önüne alındığında Hakem Kararı’nın savunma, adil yargılanma ve eşitlik haklarına aykırı olması sebebiyle Türk kamu düzenine aykırılıklar barındırdığının ortada olduğunu, bu nedenle de Hakem Kararı’nın Türkiye’de tenfiz edilmesinin de mümkün olmadığını, Hakem Kararı’nın tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğini, ...'in davada taraf sıfatını haiz olmadığını, Hakem Kararının Türk mahkemelerince verilmiş olan bir kesin hüküm ile çeliştiğini, hakem kararının yalancı tanıklık yaptığı kesinleşen bir şahsın beyanına dayalı olarak verildiğini, böyle bir kararın kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini, müvekkili şirketlerin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği Hakem Kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, eşitlik ilkesine aykırı olarak verilen Hakem Kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfiz engelleri belirtilen hakem kararının tenfizinin reddi gerektiğini, bu mümkün olmadığı takdirde davacı şirketin yetkililerine karşı açılacak/açılmış olan ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, MÖHUK 61 ve HMK 318 gereği damga vergisinin ödenmesini, aksi takdirde davanın reddine, davacının yabancı tüzel kişi olması sebebiyle MÖHUK madde 48 uyarınca yabancılık teminatı yatırmasına aksi takdirde davanın reddine, tahkim davacısı şirket yetkilileri hakkında açılmış olan bir ceza davasının olup olmadığının soruşturulmasını, varsa ceza davası evraklarının dosyaya celbedilmesini, MÖHUK madde 62/c bendi uyarınca adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesinin ihlali ve kamu düzenine aykırılık nedeniyle tenfiz davasının reddine karar verilmesini, MÖHUK ve New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz şartlarını taşımayan hakem kararının tenfizi talebinin reddine karar verilmesini, tenfiz talebinin reddine karar verilmediği takdirde, davacı şirket yetkilileri hakkında açılmış ceza davalarının bekletici mesele yapılarak ilgili davaların sonuçlarının beklenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...CFT raporunu hazırlayan ...'ın gerçek dışı rapor düzenlediğini, tahkim yargılamasında vakıalar hakkında beyanda bulunan ...'ın ise yalan beyanda bulunduğunu itiraf ettiği anlaşılmıştır. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2020/303 Esas, 2021/362 karar sayılı dosyasında, sanık ...'ın özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, anılı kararın kesinleştiği, sanıkla aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden şirket yetkilileri hakkında aynı suç kapsamında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği görülmüştür. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen kararın dayanağını ise ... tarafından ...'dan yazması istenen CFT raporu olduğu belirtilmiştir. O halde hakem kararı ile Ankara 13.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.05.2021 tarihli kararı çelişmektedir. Hakem heyetinin yetkisi bulunduğu halde ve ...'ın yalan beyanda bulunduğunu bildirmesine rağmen çelişkileri giderir rapor aldırmadığı, keşif yapmadığı anlaşılmıştır. HMK'nun 375/1-e maddesinde ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması hali yargılamanın iadesi sebebi olarak sayılmıştır. Yabancı hakem kararının, Türk mahkemesince verilen bir kararla çelişmesi veya yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden birinin varlığı yabancı hakem kararının tenfizine engel bir durum teşkil eder. Türk mahkemesi tarafından verilen bir hükümle çelişen yabancı hakem kararı New York Konvansiyonu'nun V/1-b ve V 2-b uyarınca Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmasının yanı sıra MÖHUK 'un 54/1-c maddesi uyarınca yabancı hakem kararının yerine getirilmesine engel bir durum teşkil eder. Hukuk Genel Kurulu' nun 2022/11-800 esas, 2023/607 karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, aynı somut olay ve hukuksal durumda açılan davalarda birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması hukuk devleti ilkesinin unsurlarından olan hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecek dolayısıyla aynı somut olay için farklı sonuçlara ulaşılması Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlâl edilmesi sonucunu doğuracaktır (Hakan Altıncan, B. No: 2016/13021, 17.05.2018, §48.). Açıklanan nedenlerle, yabancı hakem kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması nedeniyle davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki uyuşmazlığı özetledikten sonra ilk derece mahkemesinin hatalı olarak hakem kararının tanınması ve tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı olacağı kanaatine vararak esasa girme yasağını (Revision AU FONDU) ihlal ettiğini kamu düzeni kavramının tanımlanmamış olmakla değişik yorumlara tabi tutulduğunu, yargıtay içtihadı birleştirme büyük genel kurulunun 2012 tarihinde verdiği karar ile bu kavramı geniş olarak izah ettiğini ve yabancı hakem kararlarının tenfizinde dikkat edecek hususları belirttiğini, ilk derece mahkemesinin hatalı değerlendirmeyle yetkisi olmamasına rağmen kararın esasına girdiğini, kamu düzenine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, yine ilk derece mahkemesinin yabancı hakem kararının Türk ceza mahkemesi kararı ile çeliştiğine yönelik gerekçesinin yerinde olmadığını, hakem kararının CFT raporuna dayanarak verilmediğini, diğer delillerinin de değerlendirildiğini, Ankara 13. Asliye ceza mahkemesince verilen kararın kesin ceza hükmü olmadığı, verilen kararın HAGB kararı olduğu, ilk derece mahkemesinin ...ın yazılı beyanının etkisine ve yalan tanıklık suç işleyip işlemediğine ilişkin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, bu şahsın verdiği ifadesinin yabancı hakem kararında herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu hususun hakem kararının zeyilnamesinde özellikle belirtildiğinin, davalılar tarafından yapılan ceza şikayetlerinin tamamen tenfizi önlemeye yönelik kötü niyetli girişimler olduğunu, hakem kararının tenfiz edilmemesinin anayasa ve avrupa insan hakları sözleşmesi uyarınca koruma altına alınan mülkiyet hakkının ihlal ettiğini, ilk derece mahkemesi kararının esaslı iddiaları yönünden yasal anlamda makul bir dilekçe içermediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının yabancı hakem kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hakem kararının tanınması ve tenfizinin Türk kamu düzenine açıkça ihlal edeceğine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunun, hakem kararını esas alınan CFT raporunun hazırlanmasında sahtecilik yapıldığının Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tespit edildiğini, hakem kararında CFT raporuna dayanıldığı, hakem kararının içeriğinde golder firmasından alınan raporun CFT raporundan alınan verilere dayanıldığı duruşma kayıtlarından anlaşıldığı, Türk mahkemesi kararı ile çelişen hukuka aykırı delile dayanarak verilen hakem kararınını tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğu, davacı tarafın Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen yargılamaya ilişkin ihlal iddialarının huzurdaki tenfiz yargılamasının konusu olmadığını, ilk derece mahkemesinin hakem kararının tenfizinin kamu düzenini ihlal ettiğini incelemesinin esasa ilişkin girme yasağına aykırı olmadığı, davalıların savunma haklarının ihlal bildiğini, mahkemenin Newyork Konveansiyonu ve möhuk uyarınca tenfiz koşullarını taşımadığı kararı verilmesi durumunda insan haklarının ihlal edileceği iddiasının yersiz olduğu belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar ..., ... AŞ ve ... İnşaat vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle ; davalılar ..., ..., vekillerinin istinaf dilekçelerini tekrar ederek CFT raporunun hazırlanmasında sahtecilik yapıldığının ceza mahkemesi tarafından tespit edildiğini, davacı iddiasının aksine hakem kararında CFT raporuna dayanıldığını, Türk mahkemesi kararı ile çelişen ve hukuka aykırı delile dayanarak verilen hakem kararının tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin hakem kararının tenfizinin kamu düzenini ihlal ettiğini incelemesinin esasa girme yasağına aykırı olmadığını, davalıların savunma haklarının ihlal edildiğini, ...ın yalan beyanda bulunduğunu ikrar ettiğini belirterek istinaf isteminin reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; az yukarıda özetlenen diğer davalı vekillerinin istinaf sebeplerini tekrar etmiş, CFT raporunun hazırlanmasında sahtecilik yapıldığının ceza mahkemesi tarafından tespit edildiğini, davacı iddiasının aksine hakem kararında CFT raporuna dayanıldığını, Türk mahkemesi kararı ile çelişen ve hukuka aykırı delile dayanarak verilen hakem kararının tenfizinin kamu düzenine aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin hakem kararının tenfizinin kamu düzenini ihlal ettiğini incelemesinin esasa girme yasağına aykırı olmadığını, davalıların savunma haklarının ihlal edildiğini, atıf yapılan kararlarda kamu düzenine aykırılık bakımından inceleme yapılmadığını belirterek istinaf talebinin reddini savunmuş ve dilekçesi ekinde bir kısım iştihak örnekleri sunmuş görülmüştür.
GEREKÇE: Dava, MÖHUK'un 50 vd. maddeleri ve New York Sözleşmesi uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, tenfizi talep edilen yabancı hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı, tüm hisselerine sahip olduğu ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile davalılar arasında akdedilen 09/03/2012 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi ile ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Nakliyat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin hisselerinin alımı konusunda anlaşma yapıldığını, davalıların hisse devir sürecinde diğer ihlallerinin yanı sıra hisse alım sözleşmesinde taahhüt edilen akdi kapasite güvencelerini ihlal ettiklerini, sözleşme hükmü gereği MTO divanına uyuşmazlığın taşındığını, MTO tahkim kuralları uyarınca teşekkül eden hakem heyetince ... dava numaralı 8 ocak 2018 tarihli karar ve 3 mayıs 2018 tarihli zeyilname ile davalıların HAS kapsamında verdikleri güvencelerin ihlali nedeniyle ...'ye borçlu olduklarına karar verildiğini, kararın iptali için başvurulan Paris istinaf mahkemesince iptal başvurusunun reddedildiğini, belirterek toplam 396.349.122,76 ABD doları tutarındaki hakem kararı ve zeyilnamenin tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini istemiş, davalı taraf ise davacını taraf sıfatının bulunmadığını, kararın Türkiye'de tenfizinin mümkün olmadığını, bir kısım ceza davaları açıldığını, yabancı hakem kararının kamu düzeninine aykırı olduğunu ileri sürerek tenfiz şartlarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Tenfiz talebine konu Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetinin 8 Ocak 2018 tarihli, MTO dosya no. ... numaralı kararı ve 3 Mayıs 2018 tarihli MTO dosya no. ... numaralı zeyilnameye konu uyuşmazlıkta davacı taraf Hisse Alım Sözleşmesinin davalıların hilesine dayanarak yapılığı ve sözleşmenin kapasite taahhütlerinin ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat isteminde bulunmuştur. Tahkim heyetince hile iddiası ve sözleşmenin ihlali iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiş, hileye dayalı iddialar sonucu sorumluluğun culpa in contrahedo sorumluluğu olduğu belirlenmiş, sözleşmenin ihlaline dayalı iddialar değerlendirilerek hakem heyeti kararının 168. Paragrafında davalıların kapasite güvencesinin ihlal ettikleri sonucuna ulaşılmış ve davacının talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller ile "Dava konusu somut olayda, CFT raporunu hazırlayan ...' ın gerçek dışı rapor düzenlediğini, tahkim yargılamasında vakıalar hakkında beyanda bulunan ...' ın ise yalan beyanda bulunduğunu itiraf ettiği anlaşılmıştır. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin 2020/303 Esas, 2021/362 karar sayılı dosyasında, sanık ...' ın özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, anılı kararın kesinleştiği, sanıkla aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden şirket yetkilileri hakkında aynı suç kapsamında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği görülmüştür. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi' nce verilen kararın dayanağını ise ... tarafından ...'dan yazması istenen CFT raporu olduğu belirtilmiştir. O halde hakem kararı ile Ankara 13.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.05.2021 tarihli kararı çelişmektedir. Hakem heyetinin yetkisi bulunduğu halde ve ...' ın yalan beyanda bulunduğunu bildirmesine rağmen çelişkileri giderir rapor aldırmadığı, keşif yapmadığı anlaşılmıştır. HMK' nun 375/1-e maddesinde ifadesi karara esas alınan tanığın karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması hali yargılamanın iadesi sebebi olarak sayılmıştır. Yabancı hakem kararının, Türk mahkemesince verilen bir kararla çelişmesi veya yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden birinin varlığı yabancı hakem kararının tenfizine engel bir durum teşkil eder. Türk mahkemesi tarafından verilen bir hükümle çelişen yabancı hakem kararı New York Konvansiyonu'nun V/1-b ve V 2-b uyarınca Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmasının yanı sıra MÖHUK 'un 54/1-c maddesi uyarınca yabancı hakem kararının yerine getirilmesine engel bir durum teşkil eder. Hukuk Genel Kurulu' nun 2022/11-800 esas, 2023/607 karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, aynı somut olay ve hukuksal durumda açılan davalarda birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması hukuk devleti ilkesinin unsurlarından olan hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecek dolayısıyla aynı somut olay için farklı sonuçlara ulaşılması Anayasa'nın 36 ıncı maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlâl edilmesi sonucunu doğuracaktır (Hakan Altıncan, B. No: 2016/13021, 17.05.2018, §48.). Açıklanan nedenlerle, yabancı hakem kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması" gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık temelde yabancı hakem kararının tenfizinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı noktasındadır. Yürürlükteki hukukumuzda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri 5718 Sayılı MÖHUK'te yer alan hükümler, diğeri de Türkiye Devletinin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere New York Konvansiyonu Türk Hukukunda sadece ticari uyuşmazlıklarda ve New York sözleşmesine taraf olan ülkeler bakımından uygulanacaktır.Tenfizi talep edilen hakem kararı Şirket Hisse Alım sözleşmesine ilişkin olup, NewYork Sözleşmesine taraf lan Fransa'da verilmiş, Fransız hukuk usulü muhakemeleri kanunu ve MTO kuralları uygulanmış olduğundan, (tenfizi istenen hakem kararı parağraf 71) uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır.5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ve New York Sözleşmesi'ne paralel olarak düzenlenmiştir.İç hukuktaki kamu düzeni kavramı Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını koruyan, tarafların uymak zorunda olduğu kamu hukuku ve özel hukuka ilişkin emredici kurallar bütünüdür. Kamu düzenine aykırılık halleri, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklere, Türk kanunlarının ana ilkelerine, Türk adap ve ahlak anlayışına aykırılıklar olarak örneklenebilir. Kamu düzeni kavramı zamana, yere ve olayın özelliğine göre değişebilir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/1 e. 2012/1 K sayılı kararında kamu düzeni şu şekilde açıklanmıştır: "Niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tesbiti zor, her somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen “toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü” olarak tanım yapılabilir. Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır.Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkca ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykrı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir." Kamu düzeni kavramı her ülkenin hukuki ve ahlaki sınırları çerçevesinde farklılık arz edebilecektir. Kavram esas itibariyle somut uyuşmazlığa bakan hâkim tarafından yorumlanacaktır. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki iç hukukta kamu düzenine aykırı olarak kabul edilen bir durum, milletlerarası unsurlu ilişkiler bakımından kamu düzenine aykırı olarak görülmeyebilecektir. Söz konusu kavramın içeriği yer, zaman ve tartışılan konuya göre değişeceğinden her somut olay bakımından yeniden değerlendirilecek ve yorumlanacaktır. Ancak, kavramın ortaya konduğu yer ve zamandan bağımsız olarak ortak olan nokta şudur ki, kamu düzeninin ihlaline sebebiyet verecek haller emredici nitelikteki hükümlerin de ihlalini gündeme getirecektir. Diğer bir ifadeyle taraflar kamu düzeninin aksine hareket edemeyeceklerdir. Ancak her emredici hükmün kamu düzenine ilişkin olmadığı da belirtilmelidir. Örneğin, hakemlerin bağımsız ya da tarafsız olmaması veya adil yargılanmanın kısıtlanması, cezai tazminatların fahiş olarak belirlenmesi, ambargo ve ticari boykot gibi ulusal politik çıkarlar, kambiyo işlemleri, vergiye ilişkin uyuşmazlıklar, Covid-19 tedbirleri, kesinleşmiş ilamın varlığı kamu düzeninin kapsamında kabul edilebilecektir. Ayrıca Türk hukukunda yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilen sebepler aynı zamanda kamu düzeni nedeniyle tenfize engel sebepler olarak da kabul edilirler.Kamu düzenin bir diğer etkisi ise esasa girilme yasağının genişletilmesidir. Kural olarak yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi aşamasında mahkemeler uyuşmazlığın esasına girerek hakem kararının doğruluğunu esastan inceleyemezler fakat bazı hallerde kamu düzenine aykırılık itirazlarının değerlendirilebilmesi için uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekebilir. Nitekim bu husus Yargıtay Hukuk genel kurulunun 2011/13-568 esas, 2012/47 Karar sayılı ilamında "Bazı durumlarda kamu düzenine aykırılık itirazlarının değerlendirilebilmesi için, kısmen işin esasının da incelenmesi gerekli olabilir. Örneğin yabancı hakem kararına konu teşkil eden sözleşmenin, ülkenin gümrük ve vergi mevzuatına karşı bir hile ve muvazaa teşkil ettiği, dolayısıyla kamu düzenine aykırı olacağı ileri sürüldüğünde, mahkemenin itirazı değerlendirebilmesi için, kısmen işin esası ile ilgili inceleme ve araştırma yapması zorunludur. Aksi halde kamu düzenine aykırılık itirazını değerlendirmek mümkün değildir. Bu gibi durumlarda kamu düzenine aykırılık itirazlarının incelenebilmesi için, zorunlu olarak işin esası ile ilgili hususların araştırılması, teknik anlamda davanın esastan incelenmesi anlamında da değildir." şeklinde ifade edilmiştir. Sonuç olarak hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi, esasa ilişkin olarak yapılacak bir denetleme değildir. Taraflarca kamusal bir otorite olan devlet yargı sistemi yerine alternatif tahkim sisteminin seçilmiş olması nedeniyle, hakemlerin esasa ilişkin olarak verecekleri kararı baştan kabul etmiş sayılacaklardır.Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında: Tenfiz yargılamasını yapan ilk derece mahkemesinin kararına dayanak yaptığı Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/303 Esas 2021/362 Karar sayılı kararının hukuka uygun olup olmadığı, yargılama aşamasında bir ihlalin bulunup bulunmadığı konularında bir değerlendirme yapma ve varacağı kanaate göre bu kararların doğruluğunu veya yanlışlığını tartışma imkanı ve hakkı yoktur. Aynı şekilde istinaf ve istinafa cevap dilekçeslerinde üzerinde durulan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/67885 soruşturma sayılı dosyasının ve Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/411 Esas Sayılı dosyası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararların hukuka uygunluğunu denetlemek ilk derce mahkemesi ve dairemiz görev ve yetkisinde değilidir. Bu kararların doğruluğu veya hatalı olup olmadıığı hakkında bir kanaate varılarak hüküm tesis edilmesi mümkün değildir. Tenfiz istemine konu yabancı hakem kararının Türkiye dışındaki 6 ayrı ülkenin mahkemelerince tenfizine karar verilmiş olmasının, her ülkenin tenfiz şartlarının farklı olma ihtimali ve ülkemiz açısından kamu düzeni kavramının ifade ettiği az yukarıda açıklanan anlam dikkate alındığında eldeki uyuşmazlığın çözümünde nazara alınacak bir husus değildir.Davacının ilk derece mahkemesinin hakem kararının esasına girmek suretiyle esasa girme yasağını (revision au fond) ihlal ettiğine yönelik istinaf talebi: Kamu düzenini aykırılığın tespiti için yapılacak bir denetleme esasa ilişkin bir denetleme olarak kabul edilemeyeceğinden bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalıların; ceza şikayetleri hakem kararının tanınma ve tenfizine engel olmak için yapılan meşru olmayan girişimlerdir, gerekçesine dayalı istinaf sebebi yönünden: dosyada bu iddiayı doğrular mahiyette bir delil bulunmadığından istinaf sebebi yerinde görülmemeşir.Hakem kararının tenfiz edilmemesinin T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan mülkiyet hakkını ihlal ettiğine yönelik istinaf talebi yönünden; Türk mahkemelerinin yabancı hakem heyeti karrının kamu düzenine aykırı bulmaları halinde tenfiz talebinin reddine ilişkin vereceği kararın mülkiyet hakkının ihlaline yol açacağına yönelik istiaf sebebi kamu düzeninin az yukarda açıklanan anlamı ve etkisi dikkate lanıdğında yerinde görülmemeşitir. İlk derece mahkemesinin davacının iddiaları hakkında yeterli gerekçe göstermediği ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarının tartışmadığına yönelik istinaf sebepleri yönünden; bahsi geçen iddiaların ilk derece mahmemesince kararda taratışılımış ve nazara alınmış oludğundan istnaf sebepleri yerine görülemmişir. İlk derece mahkemesi ...'ın yazılı tanık beyanının hakem heyeti kararına hiçbir etkisi olmamasına ve yalan tanıklık suçu işlediği konusunda verilmiş bir hüküm bulunmamasına rağmen ret kararına gerekçe göstermesine yönelik istinaf istemi yönünden: tenfizi talep edilen Hakem kararından sonra yorumlama talebinde bulunulması üzerine hakem heyetince düzenlenen zeyilnamede "kararın davalılıarn sözleşmeye dayalı kapasite güvencesini ihlal etmesi nedeniyle verildği ve bukarın verilmesinde ...'ın beyanının herhangi bir etkisinin bulunmadığı'ifade edilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince bu hususun gerekçe olarak yer alması isabetli olmamıştır. İlk derece mahkemesinin hatalı olarak hakem kararının Türk ceza mahkemesi kararı ile çeliştiği sonucuna vardığına ve hatalı olarak kamu düzenine aykırılık tespitinde bulunduğuna yönelik istinaf sebebi yönünden; Davalıların Türkiye de yaptıkları suç duyuruları ve açılan ceza soruşturmaları sonucunda Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/303 Esas 2021/362 Karar sayılı ilamıyla CFT raporunu hazırlayan Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen 10 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ve tanık ... hakkında yalan tanıklık suçlaması ile açılan Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davaların kamu düzenini aykırılığa yol açıp açmayacağı husususun eldeki uyuşmazlıkta tartışılması gerekmektedir. İlk derece mahkemece Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/303 Esas 2021/362 Karar sayılı kararına dayanılarak hüküm oluşturulmuş ise de ceza mahkemesince ''hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına'' karar verilmiştir. Bu karar 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden değildir, dolayısıyla kesin bir mahkumiyet hükmü olarak hukuk hakimini bağlayıcı bir karar olarak değerlendirilemez. Aksi düşünüldüğü takdirde bu kararın sonucu olarak 5 yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak, şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan güveni ve saygıyı zedeleyecektir. Sonuç olarak maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir. (emsal Yargıtay 19 HD. 2014/13739 E., 2014/16321 K. Sayılı ilamı) Tanık ... hakkında Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davanın; tenfizi talep edilen Hakem kararından sonra yorumlama talebinde bulunulması üzerine hakem heyetince düzenlenen zeyilnamede "kararın davalıların sözleşmeye dayalı kapasite güvencesini ihlal etmesi nedeniyle verildiği ve bu kararın verilmesinde ...'ın beyanının herhangi bir etkisinin bulunmadığı'ifade edilmiştir. Ayrıca davalıların çalışan mühendisi olan ve tahkim yargılamasının ilk aşamasında yaptığı işlemler hakkında ayrıntılı beyanda bulunan tanığın, bilahare yaptığı tanıklığın yalan olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ı maddesinde yazılı, “Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması” nedeninin, ikinci davanın ceza davası olduğu, davacının ceza davasında taraf olmadığı, öte yandan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmiş ceza hükmü olmadığı, mahkûmiyet kararı olsa dâhi o karara dayalı olarak yargılamanın yenilenmesinin istenemeyeceği anlaşılmaktadır. (emsal Yargıtay 19 HD. 2017/85 e. 2018/5675 K. Sayılı ilamı) Yasanın aynı maddesi e) bendi "İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması." f) bendi " Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması." yargılamanın iadesi sebebi olarak öngörülmüştür. Yasa maddesinin 2. Fıkrası ise "(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." düzenlemesini içermektedir. Somut uyuşmazlıkta; Hakem heyeti kararının tek başına CFT raporuna dayanılarak verilmediği, ... ve ... firmaları tarafından düzenlenen raporlar ve diğer delillerinde kararda esas alındığı görülmektedir. (Hakem heyeti kararı paragraf 102 vd, 151 vd.) Tenfize konu hakem kararına karşı davalılarca Paris Temyiz Mahkemesine başvurulması üzerine bu mahkemece CFT raporu ile ilgili yapılan itirazlar değerlendirmiş ve "taraflar arasıda tartışılan, hakem heyeti tarfından değerlendirilen iddiaların aynısı olduğu" tespiti yapılarak istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. ( Paris Temyiz Mahkemesinin 32 nolu kararının 98-99 parafgrafları) Hakem heyeti yargılaması aşamasında ... tarafından üç ayrı maden danışmanlık firmasından alınan (..., ... VE ... ) maden sahasının kapasitesine ilişkin teknik uzman raporunun dosyaya sunulduğu, raporların sözleşme tarihinden sonra 2015 ve sonrası tarihlerde düzenlendiği, hakem heyeti kararının 159 ve 160 paragraflarında tanık ...'ın beyanları ve CFT raporu detaylı şekilde irdelendiği görülmektedir. Türkiye'deki ceza soruşturmalarına konu olan tüm iddialar hakem heyeti önünde tartışılmış ve ileri sürülmüş, hakem heyetince bu konu irdelenmiş ve bir kanaate varılarak hüküm tesis edilmiştir. Aynı iddialar Paris Temyiz Mahkemesinde de istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş, istinaf mahkemesince de bu hususların hakem heyeti kararında değerlendirildiği belirlenerek hakem heyeti kararının iptali istemi reddedilmiştir. Bu red kararı üzerine hakem kararı icra edilebilir hale gelmiştir. Bu durumda Türkiyede yapılan şikayet üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ceza yargılaması kararının; niteliği, deneme süresince suç işlenmemesi halinde verilen kararın hukuk dünyasında hiçbir etki doğurmayacak olması, deneme süreside suç işlenmesi halinde açıklanan hükmün istinafı / temyizi üzerine kaldırılması / bozulması ihtimalinde HAGB kararının mahkumiyet hükmü gibi kabul edilerek ve bu karara dayanılarak verilecek Tenfize ilişkin hukuk mahkemesi kararının yargılamanın iadesine konu olacak olması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sonuca etkisi olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca tanık ...'ın önce kendisinin rapor hazırlayıp raporunda ayrıntılı teknik verileri açıkladıktan sonra Türkiye'deki ceza ve infaz mevzuatı gereği etkili bir cezası ve müeyyidesi bulunmayan ceza soruşturmasında verilen HAGB kararına dayanarak tahkim aşamasında kendi hazırladığı ve imzaladığı raporun sahte olduğunu, bunun için davacı taraftan para aldığını beyan edip, sahte rapor hazırlamak için aldığı parayı dahi ispat etmeyen, kendi düzenlediği raporuyla tamamen çelişkili beyanlarda bulunan, ceza yargılamasındaki beyanlarında ise tahkim aşamasındaki vurgulu beyanlarının aksine yuvarlak beyanlarda bulunan, bu haliyle bir ifadesinin diğerine üstün tutulma imkanı bulunmayan tanık beyanlarına itibar edilerek tarafların özgür iradeleriyle yargılama yetkisi verdikleri hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu kabul etme imkanı bulunmamaktadır. Tanık ... hakkında Antalya 25. Asliye ceza mahkemesinde görülen davanın; tenfizi talep edilen Hakem kararından sonra yorumlama talebinde bulunulması üzerine hakem heyetince düzenlenen zeyilnamede "kararın davalıların sözleşmeye dayalı kapasite güvencesini ihlal etmesi nedeniyle verildiği ve bu kararın verilmesinde ...'ın beyanının herhangi bir etkisinin bulunmadığı'" açıklanmıştır. Bu durumda ismi geçen tanık beyanının tahkim yargılamasında hükme esas alınmadığı tahkim heyetince zeyilnamade açıkça belirtilmiş olmasına, bu şahıs hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunmamasına göre bahsi geçen ceza yargılamasının tahkime ilişkin kararın kamu düzenine aykırılığı sonucunu doğuracak bir etkiye sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda tahkim yargılamasında inceleme konusu yapılıp kesinleşen bir hususun Türkiye'deki ceza mahkemesinde verilen HAGB kararı ile çeliştiğini söyleme imkanı bulunmamaktadır. Aksinin kabulü halinde tenfiz istenen ülkede yapılacak yeni bir başvuru ile alınacak karar gerekçe gösterilerek irade serbesti ile imzalanan sözleşmelerdeki tahkim şartının etkisiz kılınmamsının yolu açılmış olacakdır. İlk derece mahkemesinin Ankara 13. Asilye Ceza Mahkemesi kararı ile hakem kararını çeliştiğine yönelik kabulden hareketle kamu düzenine aykırılık bulunduğuna ilişkin kabulü yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından HMK 353(1)b-2 m. uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE, 2- Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetinin 8 ocak 2018 tarihli, MTO dosya no. ... numaralı kararı ve 3 mayıs 2018 tarihli MTO dosya no. ... numaralı zeyilname kararının TENFİZİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından peşin olarak alınmış olan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar harcının davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan başvuru harcı 80,70 TL, peşin harç 80,70 TL ve posta ve tebligat masrafı 1.601,00 TL olmak üzere toplam 1.762,4 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 738,00 TL, posta ve tebligat gideri 650,00 TL olmak üzere toplam 1.388,00 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2024