İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2022/317 K.2024/1686

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/317 📋 K. 2024/1686 📅 17.10.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/317 Esas
KARAR NO: 2024/1686
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/04/2021
NUMARASI: 2019/443 E. - 2021/416 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı olarak davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinde takibe konu olan kambiyo senedi müvekkili tarafından 2013 tarihinde kardeşi ...'a miras ile ilgili borcundan dolayı teminat amaçlı sadece senedin altına imza atılarak herhangi bir bedel yazılmadan verildiğini, müvekkilinin İstanbul İli Çatalca ilçesinde minibüsçülük yaptığını, muris ...'tan mirasçılara intikal eden ... Plakalı,( ... Marka, 2012 Model, ... Şase Seri Nolu, ... Motor Seri Nolu, ... Tipli) minibüs cinsindeki ticari vasıtadaki miras paylarının tamamından Araçtaki Ticari Hat hisseleri dahil olmak üzere Çatalca ... Noterliği tarafından 06.08.2013 tarihinde düzenlenen feragatname ile diğer mirasçıların müvekkili ... lehine feragat ettiklerini, kendisine intikal eden ticari aracın bedeli ve mirasçıların hisselerine denk gelen miktarın teminatı için 2013 yılında diğer mirasçılar ..., ... ve ...'e teminat amaçlı boş senet imzalayan müvekkilinin daha sonra ... ve diğer mirasçılara borcunu ödediğini, borçların kapatılması sonucu alacak-borç ilişkisi bitmesine rağmen boş senet ... tarafından iade edilmediğini, daha sonra ... tarafından söz konusu senet davalı ...'e verildiğini ve davalı boş yerleri ... ile tamamlayarak hem ... hem de kefil olarak gözüken müvekkiline karşı icra yoluna başvurduğunu, ...'ın borçlu olarak görüldüğü senet 2013 tarihinde ... tarafından imza atılarak verildiğini, ... tarafından da borçlu ve kefil kısmı doldurulduğunu, fakat ... senedin alacaklı kısmı zannederek borçlu kısmına ...'ı, kefil kısmına da ...'ı yazdığını, aynı durum ... ve ...'e verilen senetlerde de olduğunu, dava konusu senet ile diğer senetler incelendiğinde 2013'te borçlu ve kefil kısmının ... tarafından hatalı olarak doldurulduğu, alacaklı kısmı ve diğer boş kısımların bu durumdan faydalanılarak, kötüniyetli olarak ... ve ... tarafından birlikte doldurulduğunu ortaya çıkacağını, icra takibine konu olan senette, senedin düzenleme tarihi 2017 diye belirtildiğini, ... ile ... bildikleri kadarıyla 2018 yılında tanıştıklarını, ...'ın servis şoförü olarak çalıştığını, yaptığı iş, kazandığı paranın belli olduğunu, ...'ın davalı ...'e mal kaçırma ihtimaline karşılık eşi ... tarafından Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nde 2018/450 Esas sayılı "evlilik birliğine hakimin müdahalesi" davası açıldığını, bu davada ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ...'ın hissesine ihtiyadi tedbir konulmasına karar verildiğini, eşinin ve ailesinin bu davranışlarından rahatsız olan ..., ... ile birlikte hareket ederek kardeşlerini ve ailesini zor durumda bırakmak ve dolandırmak amacıyla elindeki bu boş senedi yıllar sonra gerçeğe aykırı olarak doldurduğunu, müvekkilinin bono ile ilgili Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2018/3104 soruşturma numarası ile davalı ... ve kardeşi ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyasının durdurularak iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine ilişkin teminatsız olarak tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne karar verilmesine, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın icra takibine konu bonodan kaynaklandığını, usul gereği görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu senedin tüm kanuni şekil şartlarını taşıdığını ve senetteki imzanın kendisine ait olduğunun davacı tarafından da kabul edildiğini, davacının tüm iddialarının senedin düzenlenme sebebine yönelik olduğundan senedin geçerliliğine etki edecek nitelikte olmadığını, davacı tarafından ileri sürülen senedin teminat amaçlı verildiği ve sonradan doldurulduğuna yönelik iddialarını kabul etmediklerini, davacının senedin teminat amaçlı verildiğine ve sonradan doldurulduğuna yönelik iddialarını yazılı belge ile ispatı gerektiğini, ancak davacının bu iddialarını ispata yönelik hiç bir yazılı delil sunmadığını, T.T.K.'nın 680. Maddesi (778. maddenin atfıyla) gereği hamil sıfatı taşıyan müvekkiline karşı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası ileri sürülemeyeceğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulması hususunda tanık dinletilemeyeceği; yazılı delille ispat mecburiyeti bulunduğunu, müvekkili hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçlamasıyla davacı tarafından şikayette bulunulduğunu, müvekkiline ait ifade tutanağı müvekkilinin okumasına dahi imkan tanınmadan imzalattırıldığını ve gerçeği yansıtmadığını, esasen müvekkili senedi borçludan dolu vaziyette aldığını beyan ettiğini ve daha fazlasını bilmediğini ifade ettiğinden bahisle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; " İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz hükmü mevcut olup dava konusu senedin düzenleme ve vade tarihi, davalının resmi makamlardaki ikrarı, 04/12/2018 tarihli Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/3104 soruşturma sayılı dosyasındaki ifadesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulü" şeklindeki gerekçeleri ile; "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacının davalıya Çatalca İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu keşidecisinin ..., kefilin ..., lehdarın ... olduğu 05/01/2017 düzenleme tarihli 03/05/2017 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli senedin 1.950.000,00 TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 50.000,00 TL'lik kısım yönünden davanın reddine,2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 390.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Reddedilen kısım yönünden yasal şartları oluşmadığından İİK 72/4 gereği tazminata hükmedilmesine yer olmadığına," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu senedin boş olarak sadece imza kısmı doldurularak müvekkili tarafından 2013 yılında kardeşi borçlu ...'a mirastan feragat dolayısıyla verildiğini, müvekkilinin mirastan feragat sözleşmesi gereğince diğer mirasçı kardeşlerine de aynı şekilde senet düzenleyip verdiğini ve bu kişilerin kendilerine 250.000,00 TL ödendikten sonra senetleri müvekkiline geri verdiklerini, fakat borçlu ...'ın senedi kaybettiğini söyleyip geri vermediğini, daha sonra borçlu ...'ın alacaklı ... (...) ile ilişkisinin ortaya çıktığını ve ...'ın eşini aldattığı bu kadına mal varlığını vereceğini ailesine söylediğini bunun üzerine ...'ın eşi ... tarafından Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2018/450 Esas sayılı dosyasında evlilik birliğine hakimin müdahalesi davası açıldığını, açılan bu dava sonrasında evine ihtiyadi tedbir konulan ...'ın elinde bulunan söz konusu senedin, senette alacaklı yazılı sevgilisi ... ile anlaşarak kötüniyetli olarak 2.000.000,00 TL bedelli olacak şekilde gerçeğe aykırı düzenlediklerini, keza hem davalı alacaklı Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde ve Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı'nda hem de borçlu Çatalca Polis Merkezi Amirliği'nde vermiş oldukları ifadelerinde gerçekte olmayan bir borç için senet düzenlemiş olduklarını ikrar ettiklerini, borçlu ...'ın bu takibe itiraz etmediğini, davalının savcılıkta vermiş olduğu ifadede; "06.08.2018 tarihinde kiracı (!) olarak oturduğu evin tadilat ücretini 65 cumhuriyet altınını bozarak verdiğini bu yüzden senet aldığını söylediğini" fakat senedi faiz işlensin diye vade tarihini 03.05.2017 olarak yazdıklarını, bu durumun bile alacaklının ve ...'ın kötüniyetle birlikte hareket ettiklerini ve senedin gerçek olmadığını gösterdiğini, davalının borçlu ...'a 50.000,00 TL verdiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde 65 cumhuriyet altınını bozdurarak diğer borçlu ...'a borç verdiğini söylese de, 2018 yılının Ağustos ayında diğer borçlu ...'ın evine kiracı olarak gelmiş olup cumhuriyet altının değerinin o zamanlarda yaklaşık 1.620,00 TL' olduğunu ve bu miktara göre hesap yapılırsa 100.000 TL'den fazla miktar ortaya çıktığını, aynı zamanda da kiracı(!) olduğunu iddia eden birinin evin tadilatı için ev sahibine borç para vermesi de hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının bu çelişkili beyanlarının bile davalı ile diğer borçlu ... arasında gerçek bir borç ilişkisi olmadığının göstergesi olduğunu, keza davalının diğer borçlu ... ile arasında bir borç ilişkisi olduğu kabul edilse dahi, söz konusu senedin sahteliği ispat edildiğinden müvekkili bakımından herhangi bir sorumluluk kalmadığını, müvekkili bakımından icra takibinin 50.000,00 TL olarak devamına karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu borç ilişkisinin davalı alacaklı ... ile diğer borçlu ... arasında olduğunu, bu bakımdan müvekkili hakkında icra takibinin tamamen iptaliyle beraber davaya konu kambiyo senedine ilişkin takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, Mahkemece 04/01/2022 tarihli kararı ile davalının istinaf başvurusunun HMK 344 madde gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı için inceleme yapılmamıştır.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça icra takibinin durdurulmasına ilişkin taleplerinin yazılı olduğu kısımda; ''Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu (davalı) müvekkili hakkında icra işlemlerine devam ettiğini, müvekkili bakımından hak kaybı olmaması nedeniyle icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zarureti doğmuştur.'' şeklinde talepte bulunulduğunu, ancak tehiri icra talebi o mahkemenin vermiş olduğu kararların icrasının durdurulması için borçlunun belirli bir teminat göstererek Yargıtay/İstinaf mahkemesinden alacağı icranın geri bırakılması kararı ile icra işleminin Yargıtay/İstinaf mahkemesindeki dosyanın sonuçlanmasına kadar durdurulması manasına geldiğini, davacı yanın tehiri icra talep ettiği icra dosyası Çatalca İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı icra emrine itiraz davasına (mahkeme kararı kesinleşmiştir) yönelik olarak başlatılan icra takibine ilişkin bir talep olduğundan mesnetsiz olan işbu talebin dikkate alınmamasını talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Çatalca İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı davalı tarafından borçlular ... ve ... aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu bonoda vade tarihinin 03/05/2017, keşide tarihinin 05/01/2017, borçlunun ..., kefilin ..., lehdarın ... olduğu görülmüştür. Davacı dava konusu senedi miras paylaşımı nedeni ile kardeşine imzalayarak boş olarak teminat amaçlı verildiğini miras payı nedeni ile borcunu ödediğini belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı ...'in 04/12/2018 tarihli Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/3104 soruşturma sayılı dosyasında alınan ifadesinde: "senette alacaklı gözüken ... benim ev sahibimdir. Kendisi bana 50.000,00 TL vermişti. Şuan benim oturmuş olduğum evi oturulur hale getirmek ve mutfak dolapları vb. gibi tadilat ihtiyaçlarını gidermek için kendisine bu parayı vermiştim. Bu parayı benim 65 tane cumhuriyet altınım vardı. Ben bu altınlarımı 6 Ağustos 2018 tarihinde bozarak ...'a verdim. ... ile kendisine kefil olan kardeşi ... arasında miras meselesi yüzünden husumet vardı. Dolayısı ile de ... bu senedi bana getirdiği zaman kendisi 2.000.000,00 TL olarak doldurdu ve bana teslim etti. İcra takibinde sen 50.000,00 TL ni aldıktan sonra geri kalanı bana verirsin dedi. Bu konu hakkına diyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Çatalca 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/370 Esas sayılı dosyasında davalı ve dava dışı ...' ın açığa atılan imzanın kötüye kullanılması sebebi ile cezalandırılmasına karar verilmiş, henüz kesinleşmemiştir. Çatalca İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/97 Esas 2019/21 Karar sayılı dosyasında davalı alacaklının Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu 04/12/2018 tarihli ifadesi yazılı delil kabul edilerek senedin hatır-teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ispat edildiğinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. İİK 72/5 borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın % 20'den aşağı olamaz. Somut olayda davacı tarafından takibe konu senedin kardeşi ...'a imzalı ancak miktar yazılmadan teminat amaçlı verildiğinin ileri sürüldüğü, bu iddianın yazılı belge yada kesin delillerle ispatlanması gerektiği, davalının Çatalca C. Başsavcılığının 2018/3104 soruşturma dosyasındaki ifadesinden senetteki miktar kısmının dava dışı ... tarafından doldurulduğunun ikrar edildiği, Çatalca 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/370 Esas sayılı dosyasında davalı ve dava dışı ...'ın açığa atılan imzanın kötüye kullanılması sebebi ile cezalandırılmasına karar verildiği, karar henüz kesinleşmemişse de, savcılık ve mahkeme ifade tutanaklarının ikrar mahiyetinde delil olarak değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Davacının senette kefil olup asıl borçlunun dava dışı kardeşi ... olduğu, davalının savcılıkta verdiği ifade de, senedi ...'ın getirerek kardeşi davacı ile aralarında miras meselesi nedeniyle husumet bulunduğundan, yanında 2.000.000 TL bedelli olarak düzenleyerek verdiğini, icra takibinde tahsil ettikten sonra 50.000 TL'yı kendisinin alabileceğini, kalan kısmı kendisine vermesini söylediğini, beyan ettiği, kefilin TTK 702/2 maddesi gereğince kural olarak şekle ait noksanlıktan başka sebepleri ileri süremeyeceği anlaşılıyorsa da; dosya kapsamına yansıyan ifadelerden senedin sonradan sahte olarak doldurulduğunun sabit olması karşısında, mahkemece davanın tümüyle kabulü yerine, kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkeme kararına karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de mahkemece HMK 344 maddeye göre istinaf talebinin reddine dair verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Davanın kabulüne davacının icra takibine konu 2.000.000 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davacı lehine %20 (tümü üzerinden) kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2021 tarih, 2019/443 E., 2021/416 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-DAVANIN KABULÜNE Davacının Çatalca İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında Takibe konu 03/05/2017 vade tarihli, 05/01/2017 keşide tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 4-Davacı lehine %20 oranında 400.000,00 TL kötü niyet tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 136.620‬,00 TL karar harcından peşin alınan 34.155,00 TL'nin mahsubu ile; 102.465‬,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 34.155,00 TL peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 141,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 34.345,6‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine, yer olmadığına, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 280.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 253,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 415,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024